Az önce...
Az önce Zeytinköyden geldim...
Evet,öğlen yazdıklarıma ek;her şehrin belli yerleri vardır,uyuşturucu satış ve temininin yoğunlaştığı,o nun mukabilin de illegalitenin,(hayat kadınları,uyuşturucu satıcıları,silah çalıntı mal ve benzeri...),bol miktarda bulunduğu ve yaşam tarzı haline geldiği!Hollanda da 'Red light street',Almanya'nın pek çok şehrindeki,'Hauptbahnhof':Ana tren garları,İstanbul da Taksim,Gaziosmanpaşa sarıgöl gibi,londra da picadelli line gibi!Antalyada ise bu Zeytinköy'dür.Burası,avrupada ki emsalleri ile kıyaslandığın da küçük,de olsa Türkiye ve özellikle Abntalya için oldukça büyük bir illegalite merkezidir.Eee tabii ki ben de oraya salamura sarma yaprağı alamaya gitmedim!Bu arada bu utanç verici eylemleri yazmamda ki amaç bundan gurur duyuyor olmam değil başta oğlum ve yiğenlerim olmak üzre beni okuyan,örnek alma ihtimali olan kişilere gerçekleri olabildiğinçe açık anlatmam ve insanların benim ve gayrı meşru hayatın gerçeklerini öğrenerek aynı saçamalıkları tekrarlayarak hayatlarınını mahvetmelerinin önüne bir nebze olsun geçebilmek...(umarım)!
evet,sanırım benim için artık çok geç,1993 te ters yola girdim...o tarihten beri savaşıyorum bazen çok yol alıp kazandığımı zannetmeme rağmen sanırım aslında sadece sonumu geciktirmişim!oysa bazen gerçekten kazanmak üzere olduğumu zannetmiştim.Ve bi türlü büyümeyi başaramadım çocuksuluğun masum ve iyi bi şey olduğunu zannederdim!Ama maalesef hayat safların ve çocukların dayanabileceği tarz bi oyun değil...Ben sadece basit bi hayat istedim 17 yaşından beri hayatı çabuk keşfettim ve anladım bu da beni üzdü...Ben çok para ve mal istemedim
annemi babamı
sizleri ve arkadaşlarımı özledim onlarla beraber olmak istedim.Sevdiğim şeyleri yemek ve içmek,seyretmek öğrenmek görmek istedim!Ama bana hep tersini dayattılar çevrem ve hayat...
Babam öldü ama kimse bana bunun aslın da normal bişi olduğunu ve çok kötü de birşey olduğunu anlatmadı...baban babaannen halan bunu bana anlatmadılar anlatamadılar...Kötü değillerdi sadece cahillerdi ve önyargılıydılar....
şim di,ben de bunu anlayamadığım ve de kabullenemediğim için üzülmeye başladım...
Ve bu arada dinlediğim müzik sayesinda ingilizce öğrenmeye baaşladım.ama bazen herşeyi bilmek insanı mutlu etmez hatta tam tersi rahatsız eder.Matrix filminin birincisinda morpheus keanu rieves a biri mavi biri kırmızı iki hap göserir ve mavinin gerçeği göstereceğini,kırmızının ise gerçekleri unuttururak sanal olan matrix dünyasında yaşamasını sağlayacağını söyler...O da tabii ki insanın en temel iç güdüsü olan merak ve gerçekleri öğrenme isteğiyle yanarak mavi hapı alır (yani hapı yutmıştur=)).Fakat gerçek hayat zor ve tadsızdır...İçinde bütün ihtiyacı olan mineral ve vitaminler olmasına rağmen yemekler bulamaç şeklinde tatsız kokusuzdur...elbiseler sadece sıcaktan ve soğuktan koruyacak şekkilde basit ve renksizdir...Bir süre sonra pişman olmaya başlar gibi olur morpheusa şikayet eder.Ama morpheus ona:Ben sana bül bahçesi vaad etmedim sadece gerçekleri vaad ettim der,;=)).İşte hayatta böyledir,bütün hayaatın boyunca gerçekleri ve bilinmeyini bilmek istersin ama öğrenince çoğu zaman hayal kırıklığına uğrarsın...Ve işte bu yüzden gerçeği öğrenen insanlar ne kadar zengin ve güçlü olsalarda,kurt cobaib,janis joplin,einstein,jimi hendrix,eminem,atatürk,soner tüter gibi,gilgeleştikçe ve gerçekleri öğrendikçe,alkole uyuşturucuya,yanlızlığa ve öüme yaklaşırlar.Çünkü hayat onlara artık heyecanlı ve zevkli gelemek yerine,kalanılması gereken bişey haline gelir.Hatta peygamberler filozoflar ve bilgeler dahi,sürekli ölüm isteğiyle yaşamaya başlarlar.çünkü asıl gerçek hayatın ölümden sonra geleceğini,herşeyin başladığı yere,hayatın ve insanın temeline,allah'a,nura sevgiye ulaşmak için ölmek gerektiği gerçeğine nail olmuş(ulaşmış ve anlamış)lardır...Mevlananın dediği gibi;'Her gün şölen her gün şarap,ne değeri var?değeri düşünde içtiğin su kadar.Bir gün uyanır(ölür)ve anlarsın susuzluğunu!Düşün de içtiğn suyun ne anlamı var'?
Yani gerçeği anlamaya başlamış insanlar,Atatatürk gibi,hacı Bektaşi veli gibi,Freud(froyt) gibiKurt cobain gibi,nice yazarlar sanatçılar bilgeler gbi,alkol ve uyuşturucuyu,acıyı ve yanlızlığı,zevk için değil hayata katlanmak için içerler.yine bu yüzden acı çekeceklerini bile bile kullnmaya devam eder ve miktarını arttırırlar.Yanlızlığa ve acı çekmeye devam ederler,uykusuzluk çekerler.bakınız,hz.muhammed,isa,budha vb.gerçeği anlayamayan insanlar ise(yada anlamamazlıktan gelenler ise),yine uyuşturucuların en güçlüsü olan paraya sekse ve güce bağımlı hale gelirler.Para onlar için artık harcayıp zevk alınacak halden çıkmış bir bağımlılık haline gelmiştir,hırslarının esiri haline gelirler...yedi sülalerine yeticek kadar paraları olmasına rağmen hep daha fazlasını isterler,insanları yönetmeye ve satın almaya çalışılar...eğer parasız kalırlarsa kimsenin onları istemeyeceklerini düşünürlerki haklıdırlar da!Ne acı değil mi?
oysa tamamen hayali,sanal bi dünyada yaşarlar.Parayla sahip oldukları kişiler onlara aslansın kaplansın,büyüksün derlerken içlerinden de,'ulan ne şerefsiz,soysuz,mına koduğum çocuğu,parası olmasa bi dakka yanında durmam,yüzüne bakmam derler!
bunlarda bunu bilirler ama yapacak bişeyleri de yoktur paraya ve güce daha da sıkı sarılırlar.Sekste böyledir,kadınları erkekleri onlarla para için yatar,o nunla seviirken başkasını düşünüp fantezi yaparlar...Bu yüzden ben iki senedir seks yapmıyorum çünkü öyle seks yapacağıma mastürbasyon yaparım,gerçekten sevdiğim ve sevildiğim insaları düşünerek!
8