sefalet üzerine
YEMEK doluydu içerisi, ne sanat umurlarındaydı, ne öykü, ne de Plato.Saçma sapan dizileri seviyorlardı,müzisyenleri,seviyorlardı, ölüydüler ama bir şekilde benden daha sağduyuluydular, böceklerin ve vahşi köpeklerin duyarsız duyarlılığı, bir bok değildim, ben yapamıyordum.
odama döndüm, ertesi sabah gazete kenarlarını kullanarak ablama bir mektup yazdım, zarf ve pul satın alıp postaladım, açlıktan ölmek üzere olduğumu yazmış,Türkiyeye dönebilmem için para göndermesini istemiştim, öykünün canı cehenneme,dalışında,dünyayı dolaşmanında, demiştim, De-mass'a bak, frengi kaptı, kürek çekerken fıttırdı,bukowski parayı ellisinden sonra buldu,dünya dalış rekorteni(ki 300metreye dalmıştı)kırk metrede kayboldu,cesedini bile bulamadılar.karısı ve iki çocuğu parasız kaldı. para gönder.
beklerken sıçıp sıçmadığımı hatırlamıyorum, cevap geldi ama. email inzarfını açtım, sayfaları salladım,iyice okudum bi-iki sayfalık bir mektuptu, arkalı önlü. ama para çıkmadı içinden ve üstünden, ilk sözcükler: BENDEN BU KADAR!
...bana hâlâ iki yüz DOLAR borçlusun! benim canım burnumdan çıkıyor para kazanmak için. sen saçma sapan öykülerini yazarken,dünyanın öbür ucuna gidip,saçma sapan işler yaparken(rahmetli annemde aynı şeyi söylerdi,bir bar işletmiş,bir dalış okulunun ,ki bir milyon dolar yıllık cirosu vardı,müdürlüğünü yapmıştım,şimdide tayland taydım,ve genelde,hep kendi paramı kazanmış,biletlerimi kendim almış,pasaport ve vizelerimi kendim halletmiştim,ama onlara göre;hiç gerçek bir işte çalışmamıştım.Gerçek iş;asgari ücretle,bir bankada yada ofiste takım elbisa giyip çalışmaktı.) senin geçimini temin edecek değilim, ömründe bir kez olsun bir öykü SATMIŞ olsaydın, ya da EĞİTİM'inibitirmiş olsaydın, farklı olabilirdi,kaç yaşına geldin? ama yazdığın öyküleri okudum, ÇİRKİNLER, insanlar senin ÇİRKİNLİKLERİNİ okumak istemiyorlar. Mark Twain gibi,orhan pamuk gibi,yaşar kemal gibi, yazmalısın, büyük adamdı, insanları güldürürdü, senin öykülerinde kahramanlar ya kendilerini öldürüyorlar ya deliriyorlar ya da başkalarını öldürüyorlar,yada uyuşturucu bağımlısı,yada alkolikler, hayatın büyük kısmı sandığın gibi değil,(BEN KENDİMİ YAZIYORUM AMA) kendi-ne iyi bir iş bul, ADAM ol.
bu düzlemde sürüp gidiyordu mektup yada e mail,yada telefon konuşması,abimlede aynı dialoglar yaşanıyordu,sevgilimlede, bitiremedim. benim istediğim paraydı, bir daha salladım sayfaları,telefonları, soğuğu hissedemeyecek kadar hastaydım, o gün daha geç bir saatte yürürken bir ilan gördüm -eleman aranıyor. Pattayanın'nun batısında bir yerde dalış okulunda, çalışacak eleman arıyorlardı, formu imzaladım, diğer işçiler,eğitmenler, biraz canımı sıktılar, benden hoşlanmamışlardı. tekne yüz yaşında ve toz içindeydi, uyumaya çalışırken işçilerden biri koltuğumun altına girdi, diğerleri kıkırdarken yüzüme toz üfledi. BOK HERİFLER! Türkiye'de olmaktan iyiydi yine de. sonunda tepem attı, doğruldum, herif arkadaşlarının yanına gitti.
bu adam normal değil, dedi. yanıma gelirse bana yardım etmenizi istiyorum.
yanına gitmedim. Mark Twain müthiş kahkahalar çıkarırdı herhalde böyle bir öyküden, o bok heriflerle şişeyi paylaşıp şarkılar söylerdi, gerçek erkek. orhan pamuk,alişan,aynalı tahir yada herne boksa!. ben bir bok değildim, ama Türkiye'den çıkmıştım,birşekilde, hâlâ hayattaydım, harikulade ellerim ve gidecek uzun bir yolum vardı.
uçak bekliyordu!.Ameliyat yaralarım iyileşmemişti,bir beyin ameliyatı geçirmiştim.Omuzum çıkıktı,yanlış kaynamıştı,ve askıdaydı,dahada önemlisi;hala beynim yerine gelmiyordu.Odama girdim,pekte büyük sayılmazdı odam.Bir çift kişilik yatak(sevgilimle üstünde tepinirken kırmştık),ufk,boş bir dolap,ve içinde duşu olan bir tuvalet vardı.Hepsi bu.Ama bende,sevgilimde,ve kırım türkü,ukrayna vatandaşı tercümanımda çok sevmştik odayı,Pattaya nın mermezindeydi,ucuzdu da.Önce tercüman pes etti ve onu yolladık,sonra daha rahat tepiştiğimiz sevgilimi yolladım.Baya bir süre ayak diretti.Beni bu halde evimden(uzun zamandır evim yok)uzakta,beş parasız,ölmek üzere bırakamazdı(ölmek evet buydu esas istediğim)Ama daha öncede söyledim;sefaletimi kimseyle paylaşmam ben,hele ölümümü;ASLA.Ona iyilik mi ettim,kötülük mü bilmiyorum?Tekne de benim yerime yönetici olduğu halda,hala ablasının yanında bir sığınmacı olarak yaşıyor.Rahat,sıcak ve güvenlide olsa,zordur mültecilik.İstediğn gibi konuşamaz,susmak zorunda kalırsın,istediğin gibi davranamazsın.Taktığın maskelerin sayısı,sürekli artar.Ve bağımlılığın,her geçen an dahada arttığı için,kurtulman dahada zorlaşır,tıpkı bataklığa düşmüş biri gibi,yada örümcek ağındaki bir sinek.Benim durumumun daha iyi olduğunu iddaa etmiyorum,hatta daha da sefil olabilirim.Ama hiç değilse kendi seçtiğim bir sefalette yaşıyorum,kendi yarattığım cehennem de yanıyorum.bilemiyorum, kıç delikleri belki nedeni, belki de diğerleri, ya da onunla haftada yedi-sekiz veya on bir kez sevişmek zorunda kalmam ya da başka bir şey, ama bir zamanlar bir milyon doların varisi olan bir kadınla, bir kızla evliydim, birilerinin ölmesi gerekiyordu sadece, ama Almanya'ını,yada Polonya'nın o yöresinde hava kirliliği yok, iyi beslenir, kaliteli içki içerler ve bir yerleri çizilse ya da aksırsalar doktora giderler, hatun nemfomandı, boynuyla ilgili bir sorunu vardı, özetlemek gerekirse,parlak düşlerime,çılgın hayllerime,ve sanırım mesleğime,. çarpılmıştı, şiirlerimin ,düşlerimin,ama tarzım hayır ,sadece iyi olduğunu düşünüyordu, bazıları öyledir de. ya da başka bir şey. sürekli mektup yazıyordu. Kuzey pattaya Drive'da
bir odada oturuyordum,beyin ameliyatı,omuz çıkması ve elmacık kemiği kırılması ile yattığım hastaneden yeni çıkmıştım, hastanenin her yerine akıtmıştım kanımı, dokuz şişe,tayland da aids yada sifilis kapma olasılığım,piyangodan amorti çıkmasından on kat fazladır, kan ve glikoz verdikten sonra, "bir kadeh daha iç,yada eroin kullan, öldün," demişlerdi, intiharcı! birine böyle şey söylenmez, her gece boş ve dolu bira kutularının arasında şiir yazıyor, ucuz puro içiyordum,bukowski okuyordum,Rammstein ve megadeth ve eminem dinliyordum, solgun ve güçsüz, son duvarın çökmesini bekleyerek.bu arada yazıyordum, yanıtlıyordum, şiirlerimi ve güçlü bulduğunu belirttikten sonra planlarımı, kendi planlarının birkaçını yolluyordu (pek de kötü değillerdi) ve hep aynı şey: "kimse benimle evlenmez, boynum, boynumu çeviremiyorum." sürekli aynı şey. "kimse evlenmez benimle, kimse evlenmez, kimse evlenmez." sarhoş bir gecemde bir halt yedim: "tanrı aşkına, ferahla, ben evlenirim seninle!" diye yazdım ve mektubu postalayıp unuttum, ama o unutmadı, daha önce de fotoğraflarını yollamıştı, hiç de fena görünmüyordu, ama evlilik teklifimden sonra korkunç fotoğraflar gelmeye başladı, o fotoğraflara bakıp GERÇEKTEN sarhoş oluyordum, dehşet içinde halının ortasına diz çöküp konuşmaya başlıyordum, "bundan böyle kendimi feda ediyorum, bir insanı mutlu etmek bile yaşamın hakkını vermeye yeter." bir şekilde kendimi teselli etmek zorundaydım, fotoğraflara baktıkça ruhum haykırıp titremeye başlıyor, bir kutu birayı yada bir avuç hapı daha mideme indiriyordum.Hayalllerime ara vermek zorundaydım.Dalgıçlığada,ama üzerimdeki baskı çok artmıştı,askere gitmiş,onbeş aylık mecburi görevi,elli günde bitirmiştim(bunu başka bir yazıda anlatırım)Beni askere yollayan,sürekli içen,sağlam içen,"izmir'in,havasına ve kızına güvenmeyecksin"(o nu dinlemeliydim) izmirli sevgilim,ben askere gider gitmez,hiç beklemeksizin,Amerikalı bir NATO askeriyle nişanlanmıştı.Kahpe,hiç vakit kaybetmemişti!Ama onun üzerindede baskı vardı.Amerikalıyla evlenecek,parasızlık çekmeyecek,dünyayı gezecek,Amerikan vatandaşı olacak,dünya onun olacaktı.Ben ona sadece güzel hayller,iyi bir yatak performansı ve ucuz şarap,sağlayabilirdim.Ama her nasılsa!Sonunda;evlenen,parasızlık çekmeyen(uzun bir süre),düyayı(tamamını değil tabiki)gezen,ben olmuştum.O ise,hala İzmirde,hala içiyor,yurt dışına hiç çıkamadı.İronik bir hapishaneye hapis oldu.Bu beni sevindiriyor zannetmeyin,hatta buruklaşıyor içim,ama daha sonra da birlikte olduk.O nu affetmemiştim,asla afetmezler.Hatta o nu Tayland a bile götürecektim.Ama O,bana yaptıklarından hep pişman oldu,ve kırılan gururuyla ve boşa çıkan düşleriyle,yaşadığı şehre hapsoldu,en son üç ay kadar önce gördüm.Hala içiyor,kendini öldürmeye çalışıyor,ama çoğu zaman,başaramazsın!Benden sonra kimseyi sevemediğini söylüyor,seks tabi ki var.Veriyordur birilerine bir şekilde.Sürekli bir ilişkiden bahsediyorum,bağlılıktan.Ne demekse?Ama en son İzmir e gittiğimde,beş gece beraber yattık,aynı yatakta,ama içimden gelmedi,birlikte omadık.Annesinin,kokain içen bir sevgilisi var;o nun getirdiği,kokaini ve esrarı içtik,rakı içtik,ve ben,Alzheimer parkinson ve demans nastası anneannesinin,ilaçlarını içtim.sürekli kafam iyi,dört gün sonra,geri döndüm.Bir zamanlar o na verdiğim,müzik CD lerini ve kitaplarımı geri aldığım için,hırsız olduğumu söylemiş herkesi arayıp.Çokta zikimde!Ama onu hiç dövmedim daha önce,yakalarsam döveceğimi biliyor olmalı.Aslında şiddete karşıyım.Ama genelde,bir hatunla fazla yakınlaşırsanız,yada arkadaş olmaya kalkarsanız,bir tokatla biter sonu.Böyledir maalesef,kötü yanlış,biliyorum.Ama helede iki tarafta alkol,uyuşturucu alıyorsa,bu böyledir.Doğru demiyoru,iyi de değil tabiiki,ama böyledir.Neyse,şimdilik bu kadar.Yazdıklarımı,editlemem,yani düzeltmem,kendi sansürümü yapmam gerek.13/03/07 saat 18,00
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder