8 Mart 2007 Perşembe

günler ve düşünceler+Bukowski ve kofüçyus okuyarak delirmeler.

Sanırm,günlerdir oturmakdan(çalışıyorum,ama çoğu zaman ekran başıdayım,yazıyorum)okumaktan,ve dün gece ersin e olayları anlatmaya çalışmaktan,yoruldum.Ve mimyasallardan dolayı çok yoruldum.(Tanrım,ben miyim?masabaşı işi istemediğim için,üniversiteli bırakıp,Almanya daki rahat hayatımı bırakıp,oca zahmete ve mesrafa girip ve dalış eğitmeni olan?)İnsanlar beni yoruyor,ne kadar kaçmaya çalışsam da izlediğim televizyon,beni yoruyor!Sanırım 2001 yazıydı,günde yedi,sekiz,gurup daldırıyordum,asistanımla birlikte.Ki bu da ortalama;beş kişidin oluşan guruplarla bereber.35-45 kişi demekti.Bazen 60 kişi daldırdığım da oluyordu,derin olmamakla beraber,günde 17 dalışa çıktığım oluyordu.Ama bu kadar yorulmuyordum!Belki de yaşlanıyorum,ötuzbir yaşında mı?Kalkamıyorum,yorgan üsütüme,bir karabasan gibi çöküyor.Aç ölen,bütün o yazarlar gibi,ressamlar gibi,ölmek istemiyorum.Yada istiyorum,skimde değil,sadece acı çekmek istemiyor.Fziksel acı değil,bahsettiğim.Ruhani acı,allah kimseye vermesin!FİZİKSEL ACI YA BİR ŞEKİL DE KATLANIYdR!Ama heneüz,ruhani ağrı kesiciler preparat haline getirlemedi.EE aslında,birkaç bira içmek,bir cigaraklık tüttürmek,yada uzun saçlı,tatlı yüzlü bir hatun götürmek vb.ruhani azapları bir süreliğine erteleyebilir.Ama insanlar gerçeği,saf gerçği,anlamaya başladıkça,artık bunlarda işe yaramıyor ve insan varlığının belki de,sonuçlarını ve nedenlerini gösterecek,Ölüme,tanrıya,daha çok özlem duyuyor.Aslında fena halde kadına ihtiyaç duyuyorum bu aralar.Bir sürü karım,kız arkadaşım olmasına rağmen,ara ara kendime izin veririm,penisimi nadas a bırakmam,ama,ruhumu ve beynimi dinlendiririm.Güzel bir film seyretsem,yada iyi müzik dinlesem belki biraz dinlenirim.Dün Ersin,benimle yaşamaya katlanamayacağın,çok asosyal olduğumu söyledi.Haklı sayılabilir,ama insanlar beni yoruyor,gerçekten çok yoruyor,aptallar,benciller,narsistler ve egoistler.Sçıyorlar,işiyorlar,kusuyorlar,hem etoburlar hem otoburlar,yani nasıl olurda beni iğrendinmesinler yada yormasınlar?Neysa aptal kutusuna bakıyorum bir süre daha....Neyse,bu yazdıklarımı okumayacak birilerini bulurum nasılsa,buda,o parayı bulacak birilerini bulmam anlamına geliyor.Yani az bişey daha dayanırsam,madagaskara gidecek parayı bulurum.Bu yazdıklarım çok okunursa,o zaman kendimi kiralamama da gerek kalmaz!2004,Pattaya,Tayland.Kaç gün oldu,tam olarak emin değilim!Little court,isimli ucuz,motel tarzı biryerde,zıbarıyorum.Ana rahmine dönme sendromunu aştım.Pankreas kanser'i olan,annemin,ölüm haberini bekliyorum,hayatım da ilk defa geldiğim,Tayland da,br yandan,kendi ölümümü dilerken!Herşey bu kadar karmaşık olmak zorundamıy dı?Ya da altı ay sonra tanışacağım,sevgilimin dediği gibi;"ben miydim bütün bunlara sebep"Teorik olarak,yada,doğal olarak;her an doğum yapması muhtemel,papaz nikahlı üçüncü karım.Doğumda,onun yanında,Polonya da,olmam gerektiğini,düşnürken.Bana çok kırgın olduğuna emindim.Bunun bedelini,bana bir şekil de ödeteceğinden de!Son paramla,Tayland'a,çalışmaya değil,Plonya ya,onun yanına gitmem gerektiğini düşünüyordu.Eğer,Umman da,çışrken STFA yı inanılmaz bir manevrayla tokatlayıp,biriktirdiğim 4000 dolları,Sultanahmette çalıştığım barın sahibi Ahmet'e(hayır sultan Ahmet,değil.Tokat'lı,tokatçı Ahmet)Kaptırmasaydım.Kemer de biriktirdiğim parayı da ekleyerek,bir kışı rahatlıkla,Polanyada,hiç çalışmadan geçirebilirdim.Ama,durum değişmişti.Evet,son paramla Polonya ya gidebilir,ve hiç çalışmadan rahatlıkla bir kışı orada geçirebilirdim.Ama bu,özgürlüğümü satmak olurdu ki,bunun yerine ölmeyi yeğlerdim,ve neredeyse dileğim,gerçekleşmek üzereydi!Şimdi olayın kanmaşıklığı,beni bile şaşırttığı için,beş ay öncesine,ağustos ayına dönelim.Antalya,Kemer de,Atlantis dalış okulu'nun müdürlüğünü yapıyorum,Agnieszka ile bereber yaşıyoruz.Agnieszka,beş aylık hamile,ve cinseyetini öğrenmek istemiyor,bebeğin.Yani baba olacağım,ama,kızmı?erkek mi bilmiyorum.Ahmet'e borç verdiğim,beş ay oldu.Ve bu ay ödeyecek,aslın da,haziran da ödeyecek di.Ama sorun değil.İyi para kazanıyorum.Agnieszka da çalışıyor,ve oda fena para almıyor.Annem ziyaretimize geldi.Ölümüne az bir süre kaldığının,farkında.O nun için çok üzülüyorum.Ama öleciği için değil sadece.Kısa bir süre sonra öleceğini bildiği ve çok acı çekeceği için üzülyorum.Annemin en korktuğu şeydi,kanser olmak.Ama en kötüsünü olmuştu.Pankreas kanseri,en ölümcül ve en acı verici türüdür,kanserin.Kemoterapiye başlamıştık,ama sadece ömrünü altı ay kadar uzutacak dı.Normalde,teşhis den sonra,altı yada yedi ay sürer ölmeniz.Metastaz(kanserli hücrelerin diğer organlra atlaması)olşmasından üç,dört ay sonra acı verici bir şekil de gelir,ölüm.Önce,10-12santimetrelik bir organ olan pankreas,ameliyat edilemez,ve henüz nakli de yokdur.Daha sonra,safra kesesi,karaciğer,dalak ve hatta beyine kadar,ilerleyebilir.Hem de çok kısa bir süre içinde!O'nun kısabir süre sonra,bize veda edeceğini bilmek,beni de,Agnieszkayı da çok üzüyordu.Ama yapacak birşey,yoktu ve bu beni çıldırtıyordu.Ahmet,borcunu ödemiyor,bu da doğumu Türkiye de yaptırmamızı,imkansız hale getiriyordu.Doğum yaklaşıyordu,ölümle yarışarak.Ve ben çalışıyordum,ama sezonun bitmesine çok az kalmış dı.Bütün planlar tekrar gözden geçirilmek zorunday dı,ama hayatta öncelikler vardır!Annem,yanımız daydı,tek yapabileceğim,o'na iyi vakit geçirtebilmekti!Bu arada,annesi kendini asmış,babasıyla sorunlu,kendi,şizofren bir patronum vardı.Ve şimdiki patronum da dahil,bütün patronlarım'ın,irili ufaklı,psikolojik sorunları vardı.Yanım da çalışan,kaptan dahil,14 kişinin,ishal olmaları,kız arkadaşlarıyla yaşadıkları,sapkınlıkları dahil,bir sürü problemle de ilgilenmem gerekiyordu.160santimlik,hiç yabancı di bilmeyen,Mersinli kaptan(tanıdığım bütün kaptanlar,Mersinlidir,ve bütün midyeciler de,denizi olmayan,Mardin den!)her gün,Rus bir hatuna asılıyordu,ve teknenin müdürü olarak benim,bunu engellemem,yada,acentaların duymasını,engellemem,gerkiyordu.Sıf kptan olsa iyi!Aşçısından,tüp basan çocuğa kadar,herkes,birlerine sarkıyordu,annem ölüyordu,ve Polonyalı üçüncü karım doğurmayı beklerken,Ahmet,bütün hayatımı değiştirecek olan o parayı ısrarla ödemiyor,daha da kötüsü,çok kötü yalan söylüyordu.Yani,birşeyler yapmam,gerekiyordu,ama,oldukça zeki ve sağlam psikolojili olmama rağmen(dört sene eroin ve kokain kullanıp,bırakmıştım,ama beynim ve bedenip tükenmişti!)İşte böyle bir durum da,uyuşturucuyu bıraktıktan sonra,stepne(yedek lastik)olarak kullandığım,en azından uyumamı,sağlayan,alkol de yetmiyordu!Ve bir gün,geçen kışki fırtınada,karaya oturmuş bir israil gemisi olan TOR3'ün etrafında dalış yaparken,teknede çalışan,eski bir sabıkalı yanıma geldi.Sahil güvenlik tarafından yasaklanmış olmasına rağmen,etrafın da dalış yaptığımız,batık geminin,su üsünde olan,kaptan köşküne girdiğini,içerde.büyük boy üç tan oksijen tüpü olduğunu,çaktırmadan çıkarıp,hurdacıya,çok iyi paraya satabilirdik.Bütün işi o yapacaktı,benden sadece izin istyordu.Önce ben bir dalıp bakayım diye cevap verdim.On dakika sonra,kaptan köşkündeydim.İçerde,nların değerini bmedikleri,ama tüplerden,belki on kat daha değerli,panama,süveyş kanalları dahil,dünyanın bütün denizleri ve kanallarının,derinlik haritaları vardı.Ve eğer bir açık deniz kaptanıysanız,yada benim gibi,tüplü dalış eitmeni ve düyayı tekneyle dolaşmak en büyük hedefinizse(benim hayallerim yotur,hedeflerim vardır ve imkansız kelimesi dağarcığımda yoktur),ne demek istediğimi anlarsınıs.Serkan'a,tekneye tekneye dönüp,çöp poşeti getirmesini söyledim,o tüpleri alabilirdi,ben ise sadece,haritaları ıslatmadan karay çıkarmayı düşnüyordum!kaptan köşkünden çıkarken,yan tarafta bulunan doktor odası dikkatımı çekti.Seçici algım,tıbbi alakam bin flash gibi çaktı gözümde,serkan,tekneye yüzerken,bende,muayenehane'ye süzüldüm.İçerisi bir hazineydi,sonradan öğrendiğime göre,kaptan,fırtınadan kaçarkn,sığlıkta çapa atmış fakat çapa taramış ve gemi karaya oturmuştu.Personel,helikopterle tahliye edilmişti.Su üstünde kalan kaptan köşkü ve kamaralara,diz hizzasına kadar su dolmuştu ve sigorta şirketi,işlemleri tamamlamadığı için,hiçbirşeye dokunulmamıştı!İçerisi,benim için paha biçilmez,tıp kitapları ve ilaçlar,stetoskop,mikroskop vb.şylerle doluydu.Serkan a bağırarak,daha fazla çöp poşeti getirmesini söyledim.Az sonra,çoğunluğu Rus,altmış müşterinin önünde gemiyi soyuyorduk.Aslında tam olarak soymak sayılmaz.Çünkü gemi sigortalıydı,içerdekiler,çürüyecek,ilaçların son kullanma tarihi geçecekti.Az bir maaşla ve sigortasız çalışan personelim,tüpleri hurdaya verip,biraz harçlık çıkaracak,bende ihtiyacım olan,harita,miroskop ve bir kaç ilacı alıp,geriye kalanları,hastane ve yardım kuruluşlarına hibe edecektim.İlaçlara bakmadan torbalara doldurduk,harita ve diğer eşyalarıda,aslında denizci olarak,yaptığımız,yağma sayılmaz dı!Blki biraz korsanlık,ama suç paylaşıldıkça sevki de artar.Yağmalanan malın,mali değerinden çok,yağmanın kendisdir amaç.Bir kersinde,bir kumarbaz arkadaşım(hayır dostoyevski değil!)"kazanmak yada kaybetmek umurumda değil,tek istediğim oynamak"demişti.Bağımlılğın gelişimindeki en önemli evrede,maddeyi ve gereken parayı temin etmek için gerekli süreç ve maddenin tatbikindeki zevk dir.Amancada buna,"eisen bock"denir.Tam olarak çevirilememekle beraber,demir,yani şırınga ucu zevki,diyebiliriz!Neyse,konuyu dağıtmayalım!Benim bu kadar çok şey bilip,günde 15 liraya tuvalet temizleyip,kömür taşımam da ayrı bir konudur!Teknenin sintinesinden,ganimeti,güya,kimseye çaktırmadan gemiye yükledik.Akşam,çöp poşetlerin deki hazinenin dökümünü yaparken,çocuklarda,iyi bir paraya hurdacıya"kaktır"dıkları,oksijen tüplerinin geliriyle bira içtiklerini söylemek için aradılar ve beni de davet ettiler.Genel de herakşam,Kemer,liman caddesindeki reis cafe de oturur,bira içerdik.Ve ben,pratik dalışları çok iyi olan bu çocuklara,teorik,dalış,İngilizce,Almanca,ileri ilk yardım teknikleri konusun da ders verirdim.Derslerden para almaz(normal de anlattığım be kursları teknede,100dollar EFR,370dollar OPEN WATER,250dollar ADVANCED OPEN WATER,800dollar DIVE MASTER,ve herbiri180dollar olan SPECİALITY(WRECK DIVE-BATIK DALIŞI,NIGHT DIVE-GECE DLIŞI,NAVIGATION DIVE-YÖN BULMA,DRİFT DİVE-AKINTI DALIŞI+Almnca,İngilizce,vesaireye,toplam da2000 dollarasatıyorduk,ve dalış okulunun sahibi,onlara bu kursları vermemi istemiyordu,çünkü o zaman,onları aynı paraya çalıştıramayacaktı!Ben,bu yüzden;hepsinden iyi olmama rağmen,üç sene sigortasız(hala sigotam yok!)ve çok ucuza çlışmış,tüp basmış,aşçılık,miçoluk gibi nispeten,daha az eğitim gerektiren ve daha az işleride yapmak zorunda kalmıştım!Sonunda da,ikibin dollardan fazla para ve 2000 den fazla dalışım varken eğitmen oldum!Ama maalesef,her işte olduğu gibi,bu iştede;eğer tanıdığınız,paranız yada yarığınız(feministlerle,homofobik ibneler hemen karşı çıkacaktır,söylediklerime,ama onlarada,aptal insan gürühlarının,dünyevi uğraşlarınada;skime kadar-bu beni hep aç ve abazan bıraksada!-)varsa,İngilizlerin dediği gibi;"from zero to hero"sıfırdan kahraman,olabilnsiniz.Çevrem,bunun bisürrü örneğiyle dolu olduğu için,önce barmenlik ve DJ'liği,şimdide dalgıçlığı bırakacağım,ve aç kalacağımı bilsem de,yazmaya,kömür taşımaya ve tuvalet temizlemeye devam edeceğim!(Bu arada,hem tanıdığı,hem parası,hem yarığı olupta,üstün azim,çalışma ve yetnekyeriyle,birçok işi kıvıranlar,alınmasınlar!sözüm meclisten dışarı,yatağına girebilecek kadar yakındır,yılan.Ama seni zehirleyemez;soksa bile arkandan!Neyse,ilaçların için den,MORFİN,DİAZEPAM,AKİNETON,NALORFİN,NALOKSAN,XANAX,gibi kırmızı reçeteli,ve arayıp ta bulamayacağın,ilaçlarla doluydu.Ama bu ruh halinde,çok tehlikeli de olabilirlerdi!Şu anda saat00,08ve patronum geldi dolayısıyla benim de yazıyı burada bağlamam gerekiyor.yarın kaldığım yerden devam etmek için,son olarak TOR-3 gemisinin,israil bandıralı,70 metre uzunluğunda ve derinliği 8 metreden 18 metreye değişen bir bölgede karaya oturduğunu,ve geminin kaptan köşkünden,Tayland'a tsunami ye ve oradan da Berlin'den H5N1(kuş girib virüsüne!Geçeceğimizi hatırlatırım,yorumlarınız ve bağlantı için slimsoner@hotmail.com sonertuter@eminem.com sonertuter@superposta.com darksouloffly@icqmail.com darksouloffly@youtube.com http://stuter.blogspot.com www.sonertuter.spaces.live.com dan ulaşabilirsiniz.Yorumlarınız,zkimde bile olmamakla beraber,belki ilginçbirşeyler yazarsanız ilgilenirim!DEVAMI...Evet,normalde bile çok tehlikeli olan,kötüye kullanılması(ne demekse)çok mümkün olan bütün o ilaçlar benim,kötü,ellerimdiyri.İlaçlar bittikten sonra,yoksunluk sendromu başamaştı ve benim bir günüm bile yoktu,dinlemek için,tedavi olmak için.Tek çare vardı;eroin bulmak,azaltarak,diazem ve xanax ın yardımıyla,biraz da kodein le,ki bunu reçetesiz elde edebilirdim,bunu yapabilirdim.Daha önce yapmıştım!Acı verici bir dönem olacağını biliyordum.Ama başka çarem yokto.Aneem,böyle tötü bir durumdayken,tekrar eroin kullandığımı hissettirmek felaket olur,onun zaten az kalan zamanını,daha da kısaltırdım.Bir plan yaptım,mükemmel değimdi(hiçbiri değildir!)Ama,fleksibıl,heran değişebilecek bir plandı.Burda (Antalyada)kalam,madi olarak daha kazançlı olsada,eroinden kurtulmamı ve doğumu çok daha zorlaştıracaktı.Aldığım,sualtı kamerasını,dalış okuluna sattım,Agnieszkanın patronunu biraz hırpalamak zorunda kaldım.Agnieszka,vahşi yüzümü ilk defa görmüş,ve çok şaşırmıştı.Adamı döverek öldürebilirdim.O günler çok geri de kaldı zannediyordum,ama hayat birkez daha beni,şiddet uygulamak zorunda bırakmıştı.Adamdan bir miktar para daha kurtardıktan sonra,son maaşımı ve kameranın parasını da alark,istanbula doğru yola çıktık.Bu eroinden de daha kolal kurtulmama yardımcı olacaktı.Önce otobüsle Ankara ya geldik.Bura da Agnieszka'konsoloslukta bir tanıdığının yardımıyla,nonmalde haftalar sürecek,birsürü bürokratik işlem gerektiren vizeyi bir günde aldık.Antalya nın sıcağından ankaraya geldiğimizde hava buz gibiydi,yerde kar vardı.Birsürü çantamızı(Çoğu Agni nin)Kargoyla istanbula yolladık.Ankarada işmizi bitirp,akşam,boğaz içi ekspresiyle,İstanbul'a doğru yola çıktık.Trende,bir sergiden aldığım,alkolikmisiniz?isimli kitabı okuyordum!Kitapta bir test vardı,sanırım otuz soru vardı,ve sadece üç soruya evet demeniz halinde,alkolik olduğunuzu söylüyordu.Bense neredeyse hepsine evet cevabı vermiştim!Yani alkoliktim!Ne diyorum ben?Eroini bırakmaya çalışıyordum!Tren Eskişehirdeyken,Agnieszka uyuyordu.Bu ulaşık olmadığı tempo macera,sorunlar yumağı ve şiddet hiç alışık olmadığı şeylerdi.Belliki onu çok yormuştu.Eskişehir garında durduğumuzda,bense bu istasyondan defalarca,indiğimi,bindiğimi,aşık olduğumu ve Eskişehirde bir seneden azbir zaman da,ne kadar çok macera yaşadığım aklıma gelmişti.Evet,hareketi seviyordum,ama bu kadar kaos u bende istememiştim.Tren hareket ettiğinde,kitabı bitirmiş,üç gazete okumuştum,ama canım sıkılıyorudu.Agnyi kaldırdım,yemekli vagona geçtik,ben bira o ise,kahve içiyordu.Tren,sakarya nehrini takip ediyordu,harika bir manzara vardı.Konuşuyorduk,ikimizde endişeliydik.Şimdi düşünüyorumda;benimle birlikte olmak gerçekten çok zor.Tamam,hiçbir zaman canınız sıkılma,yatak hikayeleri de fena değildir,derin muhabbetler geçer.Ama herzeman başıma inanılmaz belalar açıyor,ve otomatikman,birlikte olduğum kadınlarda buna ortak oluyorum.Ve sonunda dayanamıyorlar ve hikaye de böyle bitiyor.Neyse tren,sapancayı da geçmiş ve istanbula yaklaşmıştık.Neler olacağını ikimizde bilmiyorduk.Plana göre,toplayabildiğimiz kadar parayı toplayacak ve beraber polonyaya gidecektik.Bu arada bende,bodruma gdecek ve dalış eğitmenliği sınavına girecektim.Bu arada,Polonyaya giderken,berlin e gidecek,oradan da,trenle Polonyaya gidecektit.Aneem ise ölmeyi bekliyordu...Sultanahmete geldiğimizde,Ahmetin işleri iyi görünüyordu ki buda;parayı kurtarabileceğimizi gösteriyordu.Bu keyfimi biraz yerine getiriyordu.Ablamın,İstanbul acıbadem deki evine geçmiştik.Eşyalarımız,kargoyla,bizden önce gelmişti.Alman konsolsluğunu gittiğimizde,önü herzamanki gibi kalabalıktı.Yüzlerce umutsuz,yorgun,bıkkın yüz,Avrupaya gidebilmek,kaçabilmek,yeni ve daha iyibir hayata başlamak için bekliylordu.Daha önce iki kez bende burada sıraya girmiş,aynı ümitleri paylaşmıştım.Ama iki seferde,Osmanlının viyana seferleri gibi başarısızlıkla bitmişti.Ama lanet olası Almanyada,sadece birkaç saat kalacaktım,sonrada trene binip,Poznan,Polonyaya gidecektim.Ama lanet olasıca birkaç saat için bile vizeye ihtiyacım vardı.Gerçi,bir sene süresi olan oturma iznimin süresi geçmemişti ama altı aydan fazla giriş çıkış yapmazsan,vizen yanar efsanesine kapılıp,acaba tekrar vize almam gerekirmi?Diye sormak üzere,sürekli yüzleri değişen,ama,o kibirli,seni aşağılayacı bakışları ve konuşmaları,hiç değişmeyen,Türk veya Türkçe bilen Almanlardan.oluşan görevlilerin beklediği,giriş kapısına geldiğim de.YÜZÜNÜ ASLA UNUTMADIĞIM VE ASLA UNUTAMAYACAĞIM,o yaşlı Alman orospusu oradaydı.Ohh dedi;neden yedi aydır giriş çıkış yamadın?O'na Almanyadan hoşlanmadığımı,Almanyanın beni,en derin depsessyonlara sürükleyip,uyuşturucu ve alkolsüz yaşayamayacak hale getirdiğini anlatmak gibi bir mecburiyetim,yoktu!Sadece Almanca olarak,soruma cevap vermesini istedim.Almanca konuşmam,sarışın olamam,yanımdaki sarışının da Alman gibi gözükmesi;o'nu yumuşatmış(ırkçı orospu,kormuştu!),ama cevabı olumsuz olmuştu.Tekrar vize almam gerektiğini söyleyip,bizi içeri aldı.Karakaşlı karagözlü,çoğunluğun, eğitimsiz,zavallı güruh,eminim ki saatlerdir,oradaydılar,hayrançlıkla kıskançlık ve nefret dolu bakışları arasında içeri aldı.Pasaportum yanımdaydı.Normlde saatler süren bu bekleyiş sırasında,dışarıda,yağmurun,karın veya güneşin altında ayakta beklersiniz.Dışarıda,Türkiyeye özgü okarışıklık varken,içeride;tam bir alman disiplini hakimdir,sessizce,üstü kapalı bir mekanda oturarak beklersiniz.İstanbul konsolosluğu sadece istanbul'a değil,içinde benim doğum yerim Sakarya da olan yirmini üzerinde eyalete bakıyordu.Gümüşsuyundan Taksime çıkan yoldaki konsolosluğun önü sabah04:00 dan akşam üstü17:00 kadar sürekli kalabalıktır.Ortalık,aslında türkçe kısmıda bulunan,iki sayfalik vize formunu doldurmak için,tercüman ihtiyacı olduğunu sanan bir sürü zavallının,bir sürü parasını almaya çalışan,çok sayıda çığırtkanla doludur.Herneyse,sıra bana geldiğinde,çeriye girdim.İçeride,pasaportumu,sorunumu anlattıktan sonra,güzel trnk görevli kıza verdim.Kız,meslek bölümündeki"dalgıç"hanesini görmüş olacak ki;ayy ne güzel,bende dalıyorum,hurgada^da kaldınızmı?falan filan diye canımı sıktıktan sonra,ikigün sonra pasaporutumu alabileceğimi söyledi,ama ben o zaman sınav için,iki günlüğüne Bodrum da olacağım için,başkasının alıp alamayacağını sordum.Ablamın alabileceğini söyledi!İki gün sonra,sınav dan çıkmış,kankam;Yılmaz la beraser kutluyorduk,ucuz bir birahanede.Ablam telefon etti.Ablam okulda almanca okumuştu ve az bişey anlıyordu.Bana galibe bir borun olduğunu söyledi!Vizenin üzerinde(flughafen transit)havalanı transit yazıyordu!Oysa durumu açıklamış,Polonyaya,trenle gideceğimizi,Türk olan görevli kıza gayet açık anlatmıştım.Kutlama bitmişti!İlk otobüse atlayıp,İstanbul a döndüm,Agnieszkayıda alıp,sinirden delirerek(Az önca çalıştığım ve şu anda yazılarımı yazdığım otelin resepsiyonunde,kapıda "BOŞ ODA YOK"yazdığı halde,dördüncü kişi geldi ve oda yok mu!?diye sordu,elektrikli şofbeni kullanamayanlar,tuvaleti kullanıp sifonu çekmeyenler.Bu yüzden yazıyı kesip delirmemek için TV seredeceğim)içeri girdik.Saat11,05 bu gün işe erken geldim böyle bir olayı var(bu arada telefonda konuşmeyı bilmeyen biri aradı,saddam olduğunu söyledi!o'nu asmamışlarmıldı?)meprobamatın,önce birgün çok derin,rahat uyuyor,erkenden,dinlenmiş olarak kalıkıyorsunuZ.Ama ertesi gün akşama kadar kalkamıyorsunuz.Bu arada dün odama'(pasaj içinde ufak bir dükkan da yatağım var)giderken taksiciye selam vermek için kapıyı açtım,ve tak sivri ucu,piercingimin hemen altıra,gözümün,yadım santim üstüne çarptı,neredeyse daha öncede birkaç kez olduğu gibi,kör oluyordum!Bu arada amma sigara içiyorum,dün gece yatmaya giderken aldığım paketten üç tane kalmıştı,sabah uyandığımda!Yada,odayı-dükkanı-göremediğim-varlıklarla paylaşıyorum!O zaman kirayada ortak olsunlar.Pek keyfim yok.Son beş altı aydır keyfim yok zaten,parasızlıktan,sokaklarda yattım,iki gün doğru düzgün yemek yemedim,ama biraz sonra,difenoksilat,kodein,atropin ve kafein den oluşan karışım kanımda,plazma pik seviyesine ulaşacak ve kendimi daha iyi hissedeceğim.Aslında alkol ü tercih ederdim.Alkol,sigara,azbişey yemek bana yeter!Arada bir bir yarığa da ihtiyaç duymuyor değil insan,ama çık çaba sarf etmem,bi kızlla konuşmam,flört yapmamam gerkecek.Bu beni çok yorar,onun yerine,mastürbasyon yapıp,kimyasallara abanırm.Bu beni daha çabuk öldürebilirYa evet aslında bukowskinin dediği gibi,sözcüklerde kaybolmamak için yazmak lazım,ve aslında geceleri yazmak lazım ama maalesef geceleri bilgisayarımdan uzakta,pasajın içindeki bir dükkan da yatmam gerekiyor.Yo yo aslında bakın bir dükkan da yatıyorum,ne kadar acıklı demek istemiyorum çünkü aslında son bir senede yada daha önceleri yattığım yerlerle kıyaslandığında lüks bile sayılır.Yoksa bangkok havaalanı daha mı lüks tü?Yada Berlin zoologicsher garten hauptbahnhof mu?Ama sanırım galiba kaldığım en lüks yerler,agnieszka'nın poznan polonya daki evi ile dileğin ablasının ulustaki ev idi.Peki ben neden tatmin olamıyorum?Neden en mutlu olmam gereken zamanlarda derin bir bunalımın içine düşüyorum ve alkole yada uyuşturucuya sarılmıyorum da adeta saldırıyorum?Sorun ne?Hayatı yada başkalarını suçlamak kolay,ama artık ben bile sıkıldım başkalarını yada hayatı suçlamak dan ve orgulamak tan.Böyle işte hayat böyle insanlar böyle,gerçekten ben bütün bu tızları çok sevdim ve hep arkalarından acı çektim,Ve onlar ve aileleri ve arkadaşları bana hep anlayışı oldular ben saçmaladıkça saçmaladım,kafayı buldukça anlattım,dinledilir,öğrendiler,ilgilendiler,saygı duydular ama ben doymadım asla doymadım,18 yaşımdayım,yakışıklı ve akıllı sayılırım olmam gereken den daha olgunum bunda babamı erken kaybetmemin,annemin bir iyilk meleği kadar saf,abimin ve ablamın ekstrem salak olmasının da payı olabilir tabiiki.Çevrem de bana örnek olabilecek akıl verebilecek akli melekelere sahip kimse yok aklım da binler ce soru dolaşıyor,kişiliğim oturmaya çalışıyor ama çevremde sorularıma bırakın cevap verecek,anlayacak kimse yok!Ben neden bahsediyorum?Neyse cevap yok ve ben yurt dışına açılmaya karar veriyorum!Tepkiler...bu gün yaptığım çalışmalar sonucunda,yeni bir deneye başladım bağımlılık yapmayan bir opium alkoloidi olan dekstrometorfan ve bir anti depressan olan meptobamatn,insan mizacı,motor beceriler ve ruhsal durum üzerindeki etkilerini deniyorum,burda sorun bu maddeleri kendi üzerimde denediğim için ki;freud ta böyle yapmıştı,sağda solda hapçı yada junkie olarak tanınmama ama artık insanların ne dediği hiç umurumda değil tek istediğim bilgiye ulaşmak onun aydınlık ışığında yürümek ve bilginin nuruyla yanmak,tanrıya ulaşmanın tek yolunun bilgiden geçtiğini anlamak için çok ağır bedeller ödedim,ağır fiziksel acılar,travmalar yaşadım,sevdiklerim den ayrıldım ve her ayrılık tarifi imkansız manevei acılar çekmeme,asabi bir ruh hali husule gelmesine sebep oldu amarım bir gün ki,ben hayatta olmasam da önemli değil,bir nebze olsada anlaşılabilmiş olmaktır,yani bir takım insanlar alkol ve droglara neden daha kolay tölerans gösteriyor yada daha kolay dependence oluyorya,nasıl anlatıyım,doğada bulunan,maddelerin drug özelliklerini araştıran bir bilim
soner:yani bide beyinde bulunan mü,alfa delta MDMA NDMA deseptörlerinin bağımlılık euphoria ve analjezi.disfori atkilerini araştırıyorum,umarım araştırmalarım günün birinde insanlığın gelişimine bir nebzedeYa evet aslında bukowskinin dediği gibi,sözcüklerde kaybolmamak için yazmak lazım,ve aslında geceleri yazmak lazım ama maalesef geceleri bilgisayarımdan uzakta,pasajın içindeki bir dükkan da yatmam gerekiyor.Yo yo aslında bakın bir dükkan da yatıyorum,ne kadar acıklı demek istemiyorum çünkü aslında son bir senede yada daha önceleri yattığım yerlerle kıyaslandığında lüks bile sayılır.Yoksa bangkok havaalanı daha mı lüks tü?Yada Berlin zoologicsher garten hauptbahnhof mu?Ama sanırım galiba kaldığım en lüks yerler,agnieszka'nın poznan polonya daki evi ile dileğin ablasının ulustaki ev idi.Peki ben neden tatmin olamıyorum?Neden en mutlu olmam gereken zamanlarda derin bir bunalımın içine düşüyorum ve alkole yada uyuşturucuya sarılmıyorum da adeta saldırıyorum?Sorun ne?Hayatı yada başkalarını suçlamak kolay,ama artık ben bile sıkıldım başkalarını yada hayatı suçlamak dan ve orgulamak tan.Böyle işte hayat böyle insanlar böyle,gerçekten ben bütün bu tızları çok sevdim ve hep arkalarından acı çektim,Ve onlar ve aileleri ve arkadaşları bana hep anlayışı oldular ben saçmaladıkça saçmaladım,kafayı buldukça anlattım,dinledilir,öğrendiler,ilgilendiler,saygı duydular ama ben doymadım asla doymadım,18 yaşımdayım,yakışıklı ve akıllı sayılırım olmam gereken den daha olgunum bunda babamı erken kaybetmemin,annemin bir iyilk meleği kadar saf,abimin ve ablamın ekstrem salak olmasının da payı olabilir tabiiki.Çevrem de bana örnek olabilecek akıl verebilecek akli melekelere sahip kimse yok aklım da binler ce soru dolaşıyor,kişiliğim oturmaya çalışıyor ama çevremde sorularıma bırakın cevap verecek,anlayacak kimse yok!Ben neden bahsediyorum?Neyse cevap yok ve ben yurt dışına açılmaya karar veriyorum!Tepkiler...Tabiki her zaman normal olmayan bir plan yada olasılık belirse,sizi yolunuzdan çevirmeye çalışan,yaptıınızın saçmalık olduğunu söyleyen insanlar belirir,niye böyle yaparlar onuda bilemiyorum ama herneyse,sanırım sizin birşeyler başarmanızdan korkarlar onlara muhtaç bir kaybeden olmanızı isterler ki kendi kapana sıkılmış,götlerinden korkarlar ve yerlerde sürünen egolarını sizin üstünüzde tamin etmeye çalışıralr,ve sizin hayatınızın bir başarısızlık öyküsü olduğuna sizi inandırmaya çalışırlar,ve maalasef bazen başarırlarda ve en fenası budur,çünkü inançsızlık en güçlü zehrdir,sizi hayal kunmaktan yeni planlar yapmaktan alıkoyar sürekli güçsüz ve tükenmiş hissedersinz kendinizive bu çok fenadır kaybetmenin kendisinden bile daha fenadır,çünkü hasarsız zafer olmaz ve cephelerden bir yada bir kaçında kaybetmek onlarca belkide yüzlerce savaştan oluşan genel bir muharebeyi kaybetmek değildir savaş yılllarca sürer cepheler bir çok kez el değiştirir ve sürekli yeni mevziler açılır,ve bu gerizekalılar grubu nedensiz birşekilde sizi kendilerine düşman olarak seçerler oysa siz sadece olmak istediğiniz gibi olmanın değerini anlamş biraz farklı olanlarsınızdır,sacınız kıyafetiniz yada tavırlarınz ve hatta hedef plan ve düşünceleriniz normalden farklıysa siz toplum için faşist gerizekalılar için potansiyel düşmansınızdır ve kesinlikle yok edilmeniz veyahutta nötürleşmeniz gerekmektedir,buda normallişme ve tektipleşme ile olur ve çoğumuz er yada geç bu tuzağa düşüriz ve yok oluruz...sadece bazı şanslı olanlarımız erken ölür yada sonsuza kadar mücadelesini sürdürür.2/pac shakur D12 den pr**f ve charles b*kowski van g*gh,da vinci bazı özel ve değerli kişiliklere örnektir saldırılara karşı koymanın en güzel yolları sanat la uğraşmak veya sıkça ve anlamsızca seyahat etmektir benim gibi pek yetenekli olmayan kişiler genellikle kaçar ki ben biryerde alkı aydan fazla işte bu sebeple kalamam ve herhangi bir şekildeki bu çoğu zaman bir kadın ve aşk şeklinde tezahür eder,bir yerde altı aydan fazla kalırsam çok ağır bir tempoda alkol ve uy*şt*rucuya takılırım.ki buda çoğu zaman en ağır ve adını hiç duymadığınız kimyasallarla alkolün yüksek prozentlisinin ölümcül bin kokteylidir,şimdi almanyada dört yıl kaldığımı hatırlattıktan sonra ki sanırım anlamışsınızdır başlıyorum;

Hiç yorum yok: