BİRİLERİ BENDE ÖNCE SÖYLEMİŞ,,,
sokaktaki yazar ruhunun çükünü bir takım geri zekalılara emdiriyor, yazacak tek yer daktilonun başıdır, bir başınıza, sokağa karışma ihtiyacı duyan yazar sokağı tanımayan yazardır, yüz kişiye yüz hayat yetecek kadar fabrika, genelev, cezaevi, bar ve park hatibi gördüm. İSİM sahibi olduktan sonra sokağa çıkmak işin kolay yoludur -Thomas ile Be-han'ı HAYRANLIK'ları, viskileri, tapınmaları ve .mcıkları ile öldürdüler, bu yolla elli kadar kişinin daha hayatlarını söndürdüler.DAKTİLOYU TERKETMEK SİLAHINI TERKETMEKTİR, FARELER ETRAFINI SARIVERİR. Camus'nün kalemi akademilerde konferans vermeye başladıktan sonra sustu, vaaz vererek başlamamıştı ., tarihi bar helasında barbut oynayan ayyaşlar gibi harcadık, insan ırkından utanç duyuyorum, ama bu utanca katkıda bulunmanın da bir anlamı yok. elimden gelirse utancı azaltmak isterim.yanında evden kaçmış on altı yaşında bir kız, midende de başkasının birası varken devrimden söz etmek kolay, uluslararası ün sahibi üç kıçı kırık yazarın OOOOOMMMM tezgahına kapılıp parklarda dans ederek DEVRİM diye bağırmak kolay, ama devrimi başlatmak, devrimi gerçekleştirmek başka şeydir dostlar. Paris 1870-71, sokaklarda yirmi bin ölü. sokaklar kan seli, sıçanlar cesetleri kemiriyor ve insanlar aç ve aç insanlar fareleri cesetlerin üstünden alıp yiyorlar, ve nerededir Paris bu akşam? nedir Paris bu akşam? karşımda oturan genç ortalığı boka bulamak istiyor ve gülümsüyor, henüz yirmisinde, genellikle şiir okur. lavabonuzdaki bulaşık bezinden başka nedir ki şiir?ve esrar, devrimle esrar hep yanyana nedense? bir kere esrar sanıldığı kadar harikulade bir şey değil, tanrı aşkına, esrar içimi serbest bırakılsa içenlerin yarısı bırakır mereti, içki yasağı yüzünden alkolik olanların sayısı anneannemin siğillerinden fazladır, sadece yasak şeyleri yapmak ister insan, kim her akşam karısı ile yatmak ister ki? ya da haftada bir?ateşe vermek her şeyi çözer sanıyorlar, yeterince hızlı koşamazlarsa anneannelerini de yakar onlar, sonra da su arayacaklar, ya da apandisit ameliyatı yapabilecek bir doktor, ya da onları uykudayken gırtlaklarını kesecek gerçek delilerden koruyabilecek birilerini, sonra kentte yaşayan sıçanların farkına varacaklar, insan-sıçan değil, sıçan-sıçan. açlıktan en son ölen, en son boğulan, en son yanan canlılardır sıçanlar; suya ve besine ilk onlar ulaşırlar, kimsenin yardımı olmaksızın asırlardan beridir yapıyorlar bunu. sıçanlar gerçek devrimcilerdir içinde bulunduğun kalıp seni reddederse yapabileceğin tek şey yeni bir kalıp bulmaya çalışmak ya da çalışmaya başlamaktır, sonra yeni kalıbın da seni istemediğini farkedersen neden bir yenisi olmasın? herkesin mutlu olma biçimi farklıdır.
yine de şu kocarmş halime rağmen bu zamanda yaşamaktan memnunum. SOKAKTAKİ ADAM BOK YEMEKTEN USANDI ARTIK, bu her yerde hissediliyor. Prag, Watts, Macaristan, Viet-
nam. hükümet değil, hükümete karşı insan artık önemli olan. beyaz Noel, Bing Crosby ve paskalya yumurtası palavralarını yutmayan insanlar, televizyondaki görüntüleri sizi her an kusturabilecek Amerikan Başkanları'nı içlerine sindiremeyen insanlar.bir suikaste kurban gitmememin tek nedeni yeterince önemli olmamam, belli bir siyasi görüşüm yok. gözlemciyim, insanlık ruhundan başka hiçbir akımın yanlısı olmamkulağa yüzeysel geliyor biliyorum, ama bu aslında benim ruhum demek, yani sizin ruhunuz aynı zamanda, çünkü gerçek anlamda canlı değilsem sizi nasıl görebilirim ki?
sokaktaki her adamın ayağında sağlam bir çift kundura olsun, karnı doysun, arada sırada da iyi bir parça ile yatağa girsin isterim, tanrım, 2006'dan beri bir kadına dokunmadım, elime patlatıp duruyorum, hangi yöntemi denerseniz deneyin sihirli kutunun yerini tutmaz.hızlı hareket edersek, ölürüz, yeterince hızlı hareket etmezsek, ölürüz, onların destesi ile oynuyoruz.kıçında 2.000 yıllık Hıristiyan tıpası varken nasıl sıçacaksın?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder