8 Kasım 2007 Perşembe

bu yaz/2207/çalıştığım dalış merkezleri:Fethiye divers delight,mermaid dive center ve kiriş european divers





Lay beside me, tell me what they've done
Speak the words I wanna hear, to make my demons run
The door is locked now, but it's open if you're true
If you can understand the me, than I can understand the you

Lay beside me, under wicked sky
The black of day, dark of night, we share this paralyze
The door cracks open, but there's no sun shining through
Black hearts scarring darkness still, but there's no sun shining
through
No, there's no sun shining through
No, there's no sun shining

What I've felt, what I've known
Turn the pages, turn the stone
Behind the door
Should I open it for you?

Yeah, what I've felt, what I've known
Sick and tired, I stand alone
Could you be there, 'cause I'm the one who waits for you
Or are you unforgiven too?

Come lay beside me, this won't hurt, I swear
She loves me not, she loves me still, but she'll never love again
She lay beside me, but she'll be there when I'm gone
Black heart scarring darker steel, yes, she'll be there when I'm
gone
Yes, she'll be there when I'm gone
Dead sure she'll be there

What I've felt, what I've known
Turn the pages, turn the stone
Behind the door
Should I open it for you?

Yeah, what I've felt, what I've known
Sick and tired, I stand alone
Could you be there, 'cause I'm the one who waits for you
Or are you unforgiven too?

Lay beside me, tell me what I've done
The door is closed, so are your eyes
But now I see the sun, now I see the sun
Yes, now I see it

What I've felt, what I've known
Turn the pages, turn the stone
Behind the door
Should I open it for you?

Yeah, what I've felt, what I've known
So sick and tired, I stand alone
Could you be there, 'cause I'm the one who waits
The one who waits for you

Oh, what I've felt, what I've known
Turn the pages, turn the stone
Behind the door
Should I open it for you?
So I dub thee unforgiven

Oh, what I've felt
Oh, what I've known

I take this key
And I bury it in you
Because you're unforgiven too

Never free
Never me
'cause you're unforgiven too
Oh

25 Ekim 2007 Perşembe

24 ekim 2007 Antalya

Bazı şeyler asla değişmez.Hayat devam ediyor,evrimleşme sürecimiz de ama nereye kadar olayların artık bir noktaya bağanması gerekli öyle değil mi!Olayları pesimist bir çerçevedn görmek değil soru.sorun tamamen olayların kendisinde saklı.Ne abartıyorum nede Polyanna cılık oynayıp kendim kandırıyorum.Neyse o.Okuyun.

7 Mayıs 2007 Pazartesi

Lay beside me, tell me what they've done
Speak the words I wanna hear, to make my demons run
The door is locked now, but it's open if you're true
If you can understand the me, than I can understand the you

Lay beside me, under wicked sky
The black of day, dark of night, we share this paralyze
The door cracks open, but there's no sun shining through
Black hearts scarring darkness still, but there's no sun shining
through
No, there's no sun shining through
No, there's no sun shining

What I've felt, what I've known
Turn the pages, turn the stone
Behind the door
Should I open it for you?

Yeah, what I've felt, what I've known
Sick and tired, I stand alone
Could you be there, 'cause I'm the one who waits for you
Or are you unforgiven too?

Come lay beside me, this won't hurt, I swear
She loves me not, she loves me still, but she'll never love again
She lay beside me, but she'll be there when I'm gone
Black heart scarring darker steel, yes, she'll be there when I'm
gone
Yes, she'll be there when I'm gone
Dead sure she'll be there

What I've felt, what I've known
Turn the pages, turn the stone
Behind the door
Should I open it for you?

Yeah, what I've felt, what I've known
Sick and tired, I stand alone
Could you be there, 'cause I'm the one who waits for you
Or are you unforgiven too?

Lay beside me, tell me what I've done
The door is closed, so are your eyes
But now I see the sun, now I see the sun
Yes, now I see it

What I've felt, what I've known
Turn the pages, turn the stone
Behind the door
Should I open it for you?

Yeah, what I've felt, what I've known
So sick and tired, I stand alone
Could you be there, 'cause I'm the one who waits
The one who waits for you

Oh, what I've felt, what I've known
Turn the pages, turn the stone
Behind the door
Should I open it for you?
So I dub thee unforgiven

Oh, what I've felt
Oh, what I've known

I take this key
And I bury it in you
Because you're unforgiven too

Never free
Never me
'cause you're unforgiven too
Oh

24 Nisan 2007 Salı

the paradox of the fallowing events

düşünce gücünün su molekülleri üzerindeki etkilerini,insan merkezi sinirsistemi ve motorbeceriler üzerindeki pozitif ve negatif uyaranları.
daha önce su moleküllerinin fiziki olmıyan (düşünsel) etkilerini fiziksel kanıtlarını japon sanatcı emotonun resimlerinde görmüştük su moleküllerine pozitif düşünsel efekt uygulandıgında moleküllerin kıristalimsi güzel şekiller aldıgını, negatif efekt uygulandıgındaysa renk deformasyonuda dahil bicimsiz şekiller aldıklarını görürüz.Bu baglamda;yüzde 90 ı sudan oluşan insan vücudunun negatif ve pozitif düşünsel etkilerden nekadar cok etkilenicegini kolayca tahmin edebilirsin alman bilim adamı emanuel kant'a göre patalojik rahatsızlıkların yüzde yirmiyle yüzde seksen arasındaki boşlugu piskolojik ve pisikosomatik sebeplerle olur bu yüzden birbirini takip eden olayların paradoxu teorisine göre neden birbirini takip eden olayların celiştigini açıklaya bilir.
yaygın olan kanıyagöre olaylar birkez;yanlışgitmeye başladıktan sonra sürekli yanlış gider oysa teorimize göre olaylar üzerinde yüzde seksene varan oranlarda düşünsel etkimiz oldugunu biliyoruz bu muazzam birakam.oysa eski ve yaygın olan bikanıya göre:bizim dışımızda neredeyse hic etkimiz olmıyan bir gercekligi yaşıyoruz eger böyle olsaydı olayların paradoxsunu yaşamamız gerekirdi.yani olaylar birbirini takip eden karışık düzlemlerde hareket ederler. bir kötü olay bir iyi olayı takip ederdi fakat gördügümüz üzre kötü olaylar kötü olayları iyi olaylar iyi olayları takip ediyor.bunun sebebi vücudumuz üzerinde kurdugumuz düşünsel etkili baskı mekanizmasının sonucudur olayların birkez tersgitmesi sonucu oluşturdugumuz ve geliştirdigimiz negatif düşünce takip eden diger olaylarında ters gitmesine sebebiyet verir.Ta ki aşk,maddi durumda iyileşme,spor,düzenli sex gibi pozitif etkenlerin,beynimizdeki,MSS nöron ağlarını ateşlemesi sonucu ortaya çıkan,endorfin,seratonin,adrenalin,dopamin hormonlarının artmasına bağlı mutluluk ve ödüllendirme merkezindeki,Reseptör agonist antagonistlerini sitümüle etmesi ve reuptake inhibtörlerini reaktive etmesidir.bu yüzdendir ki,negatif düşündüğümüzde negatif,pozitif düşündüğümüzde ise pozitif olaylar husule gelmektedir.Bu etkiler kimi zaman patolojik olayları semptomik etkilerini bile gölgeleyebilmektedir.Ahmet VARLI.antalya,Nisan 2007(the paradox of the following events theory)

31 Mart 2007 Cumartesi

you failed!(kaybettin,yanıldın)

soner yazıları devamı....13/03/07 çarşamba.İğne otomatı'(spritzen automat) nedir?bilirmisiniz?Bende,günde yirmi tane iğne yapana kadar bilmiyordum!Şimdi resmini de bulamadım,ama neyse anlatmaya çalışayım;Şöyle bir olgu,ya aslında başından başlamam lazım.1995 sonları yada 96 başlarıydı!Tam olarak hatırlamamı beklemeyin,bunları yazabilmem bile mucize.Bir gün Reyhanla kavga ettim,nedenini de hatırlamıyorum,ama,büyük olasılıkla boktan bişeydi.Neyse,ablamı arayıp,bana Türkiye^ye bir bilet yollamasını söyledim.Zaten,Almanya'ya gitmemi de pek istememişlerdi.Reyhan telefonu kaptı,ve ağlayarak,sadece kavga ettiğimizi,önemli bişey olmadığını söyledi.Aslında,bende dönmek istemiyordum,O'nu çok seviyordum,bir sene boyunca rahip hayatı yaşamıştım,onun için.Neyse,telfonu kapattık,Reyhan,özür dileyip duruyordu,bende,Türkiyeye dönmekten vazgeçmiştim,ama kızgınlığım geçmemişti,eskiden çok kızgın bir adamdım-şimdi de öyleyim ama içime atıyorum-vede tehlikeli.Çok kavga eder,genelde döverdim,ama bazende dayak yediğim oluyordu.Reyhan a çok kızdım ve cezalandırmak için Yaptığı heykellerden,en sevdiğini kırdım,sonrada,en sevdiği çiçeği kestim.Ya heykelle çiçeğin ne suçu vardı?Evden çıktım.Doğru benim torbacıya sürdüm,Almanya da kaldığım dört sene boyunca,hep arabamız vardı,yada beleş tren bileti.Şehir içinde acele işim yoksa arabayı kullanmazdımTrafik bazı saatlerde felaket oluyordu.Arabayı kullanmaya bayılırdım,ama,Trafik beni,tiksindiriyordu.Torbacıyı bulmam zor olmadı,Almanya da, her köşe başında torbacı vardır,ve bazen alkol almak için harcadığınız zamanın yarısında,ihtiyacınız olan herşeye ulaşırsınız,ot,kokain,hap,eroin ne isterseniz.Bazen evlere servis bile yapar,torbacılar.Eve gelmeden önce bir eczaneye uğrayıp,onlu paket insülin şırıngası aldım.Kendime,eroin iğnesi yapacaktım.Ben miydim,küçükken eve gelen iğnecilerden kaçıp,koltuğun arkasına saklanan?Aslında bu korku bizi üç sene iğneden uzak tuttu!Ama şimdi,eroini döktüğüm ve içine(filmlerde gördüğüm gibi)limon suyu sıktığım eroinin,erimesini seyrediyordum.Aslında hiç bir fikrim yomku,iğne hakkında,junky leri hep aşağılamış ve uzak durmuştuk,Reyhanla beraber.Ama şimdi,hayatımdaki en büyük meydan okuyuşlardan birini yapmak üzereydim,yada salaklık!Ama er yada geç bu olacaktı,diyorsanız yanılıyorsunuz!Reyhan ve ben uyuşturucu için fazla taşşaklı çıkmıştık!Hasta olmayacak kadar kullanıyorduk,parasal sorunlar yaşamıyorduk,ikimizde üniversiteye gidiyorduk,ve yakın çevremizden kimse bunun farkında değildi.Oysa bataklığa daha çok gömülüyorduk.Kokaine de başlamıştık.Ama sadece burundan çekerek.Bu,insanın hayatında;kırılma noktası,denen durumlardan biriyidi.Ama kendime ve Reyhana,birbirimize,o kadar çok güveniyorduk ki;kimse ve hiçbirseş,bizi yenemez,birbirimizden ayıramazdı!Aslında,gerçekten de öyleydi.Sınır tanımazlığın ve kendine fazla güvenin,bizi nereye götüreceğini,tahmin edemiyorduk.Ayrıca önemi de yoktu,son nokta ölümse ve ölümden.kanundan,cennet ve cehennemden,korkmuyorsanız?Sizi ne durdurabilir?Amotörce kaynattığım eroini,zar zor şırıngaya çektim.Çok koyuydu!Sonrada koluma ittirdiğim iğnenin,pompasına bastım!İnanılmaz bir acıydı!Ve hiçte kafam olmamıştı.Aynı malı,uzun süredir yaptığımız gibi alümünyum folioyu,altına çakmak tutup ısıtarak,içtim.Mal iyiydi.Uygulamada bir hata vardı!Ve iğneyi yaptığım yer,kırmızı,mor arası bir renge dönüşmüş,sızlıyordu.Kesin birşeyler yanlıştı.Beş gramlık paketi kapıp,hemen evin önündeki,bağımlıların,iğne yaptığı,yemek yediği,sıçtığı(direkte evmizin önünüde,baştan kaybetmek diye buna derim.) ve uyudukları parka koştum.Orada,daha tedavi olmadığı her halinden belli,bir eroinmana takıldı gözlerim.Yanlızdı.Ona bana iğne yapmasını,bunun karşılığındada ona;bir gram age(eroin)vereceğimi söyledim.Birden o sönük gözleri alev aldı.Age in,ismini bile duymak,bir bağımlıyı canlandırmaya yeter.Ve bir gram onun için çok büyük bir miktardı!Bu miktar için,bütün gün tren istasyonunda mütşeri beklerdi.Ve üç babıl(0,3gramlık paket)sattığında,ona sadece bir babıl verirleridi,bu onu sadece tedavi ederdi.Kullanmayanlar bilmez,hasta hasta(krizde)saatlerce soğuğun altında beklemek,bir bağımlı için ölümden daha kötüdür.Ama başka yolu yoktur.Bu insanların çoğu sokakta yaşar(Almanya soğuk bir ülkedir).Sosyal yardım alamazlar,ve gittikçe artan doz yüzünden,daha çok paraya ihtiyaçları vardır.Sadakalar da yetmez.Çoğu zaman günde bir öğün ucuz birşeyler yer ve tuvaletten su içerler.Bir gram onun için iki gün dilenmeden,aşağılanmadan,tedavi olmak,karnını doyurmak demekti.O'na malı gösterdim.Bu insanlar,(zaten kendisi hasta olan)bir toplumun kanserli hücreleri olarak görüldükleri için,çoğu zaman mağzalara,iyi restaurantlara alınmaz.Hatta isviçrede bir parka toplandıklarını ve günlük uyuşturucunun devlet tarafından dağıtıldığını duymuştuk.Topluma karışmamaları,hırsızlık yapmamaları vesaire için.Kimseye de güvenmezler!Malı görünce,sordu;sağlammı olsun?Tamam nasıl hazırlanacağını bilmiyordum,ama iğnenin sizi on saniye içinde öldürebileceğinide biliyordum,-Evet dedim,sağlam olsun!aMA ÖLDÜRMEYECEK KADAR!Kıkırdadık.Sonra yarım gramdan fazla malı kaşığa koydu,sonra cebinden çıkardığı paketteki,beyaz,askorbik asidi de ekledi(c vitaminin toz hali!)Ve su ekledi.Bol miktarda,su!Sonra,iki iğneyede(iğneleri yanımda getirmiştim,temiz,HIV,sifils yada hepatit kapmak istemiyordum,ama bu hepatit c yi engellememiş sadece geciktirmişti!)Sonra kolumu,belinden çıkarttığı kemeriyle,üst tarafından iyice sıktı(bunu ben de yapmıştım ama...)Daha sonra.ufak olan iğnenin metal kısmını.iyice morarmış olan damarlarımdan birine soktu,azbişey canım yanmıştı.Ve sonra benim yapmadığım şekilde;pompayı geri çekerek,damarın içinde olup olmadığını kontrol etti(ben kan alınırken yada doktor iğne yaparken,başımı öbür yana çevirdiğim için,bunu hiç görmemmiştim)damarın içinde olduğunu anladı ve yarısı dolu olan şırıngayı,damarıma enjekte etti.Hakkaten sağlamdı.Vücudumu,daha önce olmadığı kadar hızlı bir şekilde,bir sıcaklık kapladı.Sıcaklık yavaşça,damarlarımı takip ederek,bütün vücuduma yayıldı.Ben de aynı miktarda,belkide fazla kullanıyordum,ama bu çok daha etkiliydi.Zaten,ilk seferin heyacanıyla,beynim,adrenalin pompalıyordu.Age in teskin edici etkisi,adrenalinin;uyarıcı,enerji verici etkisiyle birleşmişti.Sanırım,yüz metreden daha az olan eve,uçarak ulaştım.Reyhan evde yoktu,teybi açtım,manovar çalıyordu.Saatler sürdü etkisi.Reyhan eve geldiğinde,hergece olduğu gibi,sevişmek için Üstümdekileri çıkardığımda,kolumdaki kendi icadım,morluğu gördü.Geri çekildi ve yüksekle,bağırma aarsında bir ses tonuyla,bu ne?diye sordu.O'na,bütün olanları anlattım.Birlikte olduğumuz beş sene boyunca,bu inanılmaz,ama,doğru;birbirimize hiç yalan söylemedik!Bağırıp,çağırdı.Ve o gece beni,seks ile(bu benim için çok büyük bir cezadır.)cezalandırdı.Daha sonra konuştuk.Bana,nasıl bir his olduğunu sordu.Hep uzak durmuştuk,iğneden,ama,içten içede merak ediyorduk.Ben cesaretimi toplamış,denemiştim!Ama,cehaletimiz ile beraber;iğnenin,bizi götürebileceği noktaları da,tam olarak bilemesek bile,tahmin ediyorduk.-Aslında,dedim,o kadar da farklı değil.Aslında çok farklıydı!Aynı miktarda mal ile on kat,hemde farklı,bir kafaydı.Ama onu uzak tutmak istiyordum.O zamanlar,o nun hayatı,benimkinden önemliydi,ve bu onunda dayanamayacağı kadar kötü olabilirdi.Yanlız,birbirimize yalan söylemememizin bir sebebide;bir birimizi çok iyi tanıyor,ve yalan söylediğimizde anlıyor olmamızdı.Hemen anladı tabii.Söyle,dedi.Nasıldı?Daha fazla kaçamazdım.Tamam dedim,biraz farklı,yani biraz daha kuvvetli demek istiyorum!Nasıl?yani,dedi.Bu,gerçektende,hayatımızın kırılma noktalarından,belkide en şiddetli olanıydı.Ve tabiiki,denemek istediğini söyledi.Reyhan,benim kadar kuvvetli,benden çok daha güzel ve iradeliydi.Ben ne yaparsam,oda yapmalıydı!Hatta beni düzmek istediğini bile söylemiş,bende arkama bişey sokturmayacağımı,kesin bir dille,ifade etmiştim.Ama bu onu durdurmamış;araya yastık koyup,beni arkadan ittirir gibi yapmış,hatta orgazm bile olmuştu.Bazen,o nu ödüllendirmek istediğimde,buna izin veriyordumBazen benim bile hoşuma gidiyordu.İşte,şırnganın,hayatımıza,sonrada,kollarımıza,kasıklarımıza ve hatta boynumuza girmesi,böyle olmuştu.İğne otomatıyla tanışma ise daha geç cereyan etmişti.Yavaş yavaş,maddi zorluk çekmeyede başlamıştık.Dozaj,sürekli artıyordu.İlk başladığımızda,bir gram ikimize,bir hafta yetiyordu.Fakat Almanya dakı malların kalitesi(saflık oranı)düşüktü.Türkiye de kullandığımız mal,yüzde onlukken,Almanya da bu oran yüzde ikiye kadar düşüyordu.Hesaplı olsun diye,beş gramlık paketler almaya başlamıştık.Fakat,doyma hissi olmayan balıklar gibi kullanıyor,gözlerimiz kapanmadan(taklaya düşmeden)duramıyorduk.Zaten bir level atlamış,burundan çekmekten,alümünyum folyo ya geçmiştik. Ama buda yeterli değildi.Beş gramı,bir-iki günde bitiriyorduk.Buda;pakete ödediğimiz,ikiyüz marktan,ayda 4000-6000 mark arası birşey yapıyordu artı kokain.Ama giyim,kuşam,beslenme,okul masrafları,elektrik-su,ısınma gibi bir sürü önemsiz,ama yaşamak için gerekli,masraf demekti.Buna yasal yollarla para yetiştirmemizin imkanı yoktu.İğneye geçme.geçici bir rahatlama yaratmakla beraber,daha kötü sonuçlarada yol açabilirdi.Ve artık,kontrolümüzüde kaybetmiş,hasta olmaya başlamıştık.Aslında iyi bile dayanmıştık.Ama zaman gelmişti!Bırakmaya karar verdik.Ama bu sandığımız kadar kolay dlmayacaktı.Bende torba koymaya(ufak satıcılık)karar verdim.Her gün,öğrenci kartıyla trene binip Düsseldorf'a gidiyor,orada tanıştığım Bingöllülerin evinde 5 gramın yarısını,ufak paketler yapıyor ve orada satıyordum.İyi para kaldırıyordum.Kendi kullanacağımız;2,5-3gramı ayırdıktan sonra,geriye kalandan,on paket yapıyor,sekizini satıyor,ikisinide,ilk elamanım olan,Deniz'e veriyordum.Malın parasını çıkardığım gibi,kırk ila yüz mark ta artıyordu.Kendi paramızda cebimizde kalıyordu.Bir balayı dönemiydi.Uyuşturucuyla beraber.Deniz,Türk tü.Tam olarak nereli olduğunu bilmiyorum ama,şivesi düzgün,iyi bir çocuktu.İğne yapmazdı Deniz.Yani,en azından,eroini çakmıyordu!Folyodan içiyor,ama Kokaini,iğne yapıyordu.İşleri büyüttük!Günde on,onbeş gram alıyor,eğer iyice beklersek,günde(kendi kullandığımız hariç)500mark a kadar kazanıyorduk.Bu deli paraydı,o zamanlar(halada büyük para)!Deniz kendi payıyla,beyaz(kokain)alıyor,bense sadece bir iki fırt çekiyordum.Eğer ben kullanmışsam.kesin Reyhana da götürüyordum.O na yalan söyleyemezsiniz.Daha sonra(insan aç gözlüdür,ama artık düzeldim!Umarım.)Bu,kokain dünyasıyla içli dışlı olduk.Bizim Bingöllülerde beyaza başlamıştı.Ama sorun yine aynıydı;artan maliyetler!Bu arada,beyaz(kokain)işleri,genellikli zencilerin,kahverengi(EROİN)Türklerin(çoğu PKK için çalışan Kürt!)Afganların,iğranlıların elindeydi.Alman eroinmanlar acınası ama acımasız durumdaydılar.Bizim yada zenciler için komisyonculuk yaparlardı.Çoğunlukla.Bingöllüler iki kişiydiler.Almanyaya kaçak yollardan girmiş.Her nasılsa yakalnmadan,yanlarında,iki kiloda saf kahverengi getirmişlerdi.Bense,yasal olarak,bir seneyi aşkındır burada olduğum halde;çalışma izni bile alamıyordum.Aslında fiili olarak çalışıyordum ama biraz riskliydi,iş!Bu arada,aşıyı almış,kokainin hastası olmuştuk.Ama fiziksel bağımlılığı yoktu.Gerçi;çok fena bir psişik bağımlılığı vardı.Yani içtikçe içesin gelir cinsinden,ama esas tehlikenin farkında değildik;Kokain iğnesi!Bi gün bingöllülerden alışveriş yaparken,biraz yaşlı olanı girdi içeri.Para boldu lavukta.İki kilo saf,en az on kilo veya400.000(dörtyüzbin)demekti!Eroinde kullanmıyorlardı,iki üç ayda parayı buldular.Millete,özellikle kızlara,Jack DANIELS ve çukulata ısmarlıyor,.a. üstündü g,t zkiyorlardı.İki hafta önce beyaz a başlamışlardı.Ama dedim ya;para boldu.Ve herkes,kendine çok güvenir!Ben bağımlı olmam.istediğim zaman bırakırım!falan filan.Ve ben bıkmıştım,bu geyiklerden.Alkoliklerde,kendilerini ve etrafı aynı hikayelerle kandırır ve esrarkeşler,aşırı şişmanlar;yakında bırakıcam!Ama ben artık,bizim bağımlı olduğumuzu kabullenmiş,kendimize bir süre koymuştum.Ama bu hiçte kolay değildir.Bırakmak,uzaklaşmak,maddi manevi kayıplar,fiziki ve ruhsal acılar demektir.Neyse,lavuk üç dört gram koka yı masaya koydu.Ben acaba bi fırt da bize düşermi=diye beklerken,masanın altından bir paket çıkardı.İçinde;iğne amonyak,ufak birde çakı.Kendi kendime;bunlar,dedim,kopmuş.Ama ortada bir terslik vardı!Eğer iğne yapılacaksa,iğne nerdeydi?ve amonyak.Ne ilgisi vardı iğneyle?Daha önce görmüştüm,koka iğnesinin nasıl yapıldığını,soğuk suya döküyorlardı,kokaini,ve hiç ısıtmadan ve bişey karıştırmadan,iğnenin arkasıyla ertiyor ve filtrede süzüp;BOM,evet sadece bom,yani ben okadar biliyordum.Ama amcam,kokaini,daha önce amonyakla doldurduğu kaşıa boşalttı.Ve alttan çakmakla ısıttı,kaynayana dek!KOKAİN KAYBOLMUŞTU!YANİ GÖRÜNMÜYORDU!Sonra,çakının ucunu içeri soktu.Soğukla temas eden,yağ halindeki kokain,tekrar koyulaşıyor ve soğudukça beyazlaşıp,kristalleşiyordu.Az önce,patronum geldi ve;Harkes "Acı hayat^ı seyrediyor,sen seyretmyormusun?diye,sordu.Acı hayat ne be?Neyse,bu gün hastayım,son on yıldır,hastayım ya neyse.Keyfim yok,işimde yok,ama yazmak istemiyorum,o kadar.Az önce,mimar olduğunu söyleyen biri geldi.Neyse diyalogların hepsini aktarmayacağım,ama genel olarak,işçi işveren,ev sahibi,kiracı üzerine konuşuldu.Ve yine,ve her zamanki gibi insanların,ahlakı,hukuk u dini,nasıl kenidilerini yonttuğunu ve iğrençleşebildiklerini görüp,türüm hakkındaki tüm umutlarımı yitirmemde ne kada haklı olduğumu gördüm.iyi insanlarda var.Ama genel olarak iğrenç bir türüz,insanlar miğdemi kaldırıyor.
sokaktaki yazar ruhunun çükünü bir takım geri zekalılara emdiriyor, yazacak tek yer daktilonun başıdır, bir başınıza, sokağa karışma ihtiyacı duyan yazar sokağı tanımayan yazardır, yüz kişiye yüz hayat yetecek kadar fabrika, genelev, cezaevi, bar ve park hatibi gördüm. İSİM sahibi olduktan sonra sokağa çıkmak işin kolay yoludur -Thomas ile Be-han'ı HAYRANLIK'ları, viskileri, tapınmaları ve .mcıkları ile öldürdüler, bu yolla elli kadar kişinin daha hayatlarını söndürdüler.DAKTİLOYU TERKETMEK SİLAHINI TERKETMEKTİR, FARELER ETRAFINI SARIVERİR. Camus'nün kalemi akademilerde konferans vermeye başladıktan sonra sustu, vaaz vererek başlamamıştı ., tarihi bar helasında barbut oynayan ayyaşlar gibi harcadık, insan ırkından utanç duyuyorum, ama bu utanca katkıda bulunmanın da bir anlamı yok. elimden gelirse utancı azaltmak isterim.yanında evden kaçmış on altı yaşında bir kız, midende de başkasının birası varken devrimden söz etmek kolay, uluslararası ün sahibi üç kıçı kırık yazarın OOOOOMMMM tezgahına kapılıp parklarda dans ederek DEVRİM diye bağırmak kolay, ama devrimi başlatmak, devrimi gerçekleştirmek başka şeydir dostlar. Paris 1870-71, sokaklarda yirmi bin ölü. sokaklar kan seli, sıçanlar cesetleri kemiriyor ve insanlar aç ve aç insanlar fareleri cesetlerin üstünden alıp yiyorlar, ve nerededir Paris bu akşam? nedir Paris bu akşam? karşımda oturan genç ortalığı boka bulamak istiyor ve gülümsüyor, henüz yirmisinde, genellikle şiir okur. lavabonuzdaki bulaşık bezinden başka nedir ki şiir?ve esrar, devrimle esrar hep yanyana nedense? bir kere esrar sanıldığı kadar harikulade bir şey değil, tanrı aşkına, esrar içimi serbest bırakılsa içenlerin yarısı bırakır mereti, içki yasağı yüzünden alkolik olanların sayısı anneannemin siğillerinden fazladır, sadece yasak şeyleri yapmak ister insan, kim her akşam karısı ile yatmak ister ki? ya da haftada bir?ateşe vermek her şeyi çözer sanıyorlar, yeterince hızlı koşamazlarsa anneannelerini de yakar onlar, sonra da su arayacaklar, ya da apandisit ameliyatı yapabilecek bir doktor, ya da onları uykudayken gırtlaklarını kesecek gerçek delilerden koruyabilecek birilerini, sonra kentte yaşayan sıçanların farkına varacaklar, insan-sıçan değil, sıçan-sıçan. açlıktan en son ölen, en son boğulan, en son yanan canlılardır sıçanlar; suya ve besine ilk onlar ulaşırlar, kimsenin yardımı olmaksızın asırlardan beridir yapıyorlar bunu. sıçanlar gerçek devrimcilerdir içinde bulunduğun kalıp seni reddederse yapabileceğin tek şey yeni bir kalıp bulmaya çalışmak ya da çalışmaya başlamaktır, sonra yeni kalıbın da seni istemediğini farkedersen neden bir yenisi olmasın? herkesin mutlu olma biçimi farklıdır.
yine de şu kocarmş halime rağmen bu zamanda yaşamaktan memnunum. SOKAKTAKİ ADAM BOK YEMEKTEN USANDI ARTIK, bu her yerde hissediliyor. Prag, Watts, Macaristan, Viet-
nam. hükümet değil, hükümete karşı insan artık önemli olan. beyaz Noel, Bing Crosby ve paskalya yumurtası palavralarını yutmayan insanlar, televizyondaki görüntüleri sizi her an kusturabilecek Amerikan Başkanları'nı içlerine sindiremeyen insanlar.bir suikaste kurban gitmememin tek nedeni yeterince önemli olmamam, belli bir siyasi görüşüm yok. gözlemciyim, insanlık ruhundan başka hiçbir akımın yanlısı olmamkulağa yüzeysel geliyor biliyorum, ama bu aslında benim ruhum demek, yani sizin ruhunuz aynı zamanda, çünkü gerçek anlamda canlı değilsem sizi nasıl görebilirim ki?
sokaktaki her adamın ayağında sağlam bir çift kundura olsun, karnı doysun, arada sırada da iyi bir parça ile yatağa girsin isterim, tanrım, 2006'dan beri bir kadına dokunmadım, elime patlatıp duruyorum, hangi yöntemi denerseniz deneyin sihirli kutunun yerini tutmaz.hızlı hareket edersek, ölürüz, yeterince hızlı hareket etmezsek, ölürüz, onların destesi ile oynuyoruz.kıçında 2.000 yıllık Hıristiyan tıpası varken nasıl sıçacaksın?yazı biraz sonra,ateşini tam alır.Şu anda,çarşamba saat öğlen iki.Hala,hastayım.Ama artık,çaresini de biliyorum.İnsan,bu kadar çok şey yaşayıp,hala hayattaysa,acı çekmemek için,neler yapılacağını bilmeli.Bu dozlar benim için geçerlidir evde denemeyin!7 kutu'(7*20=140 tablet)lomotil,10 tabet geralgin K,15 adet a-ferin kapsül.Bunların kana karışması ortlama bir saat sürer,ondan sonra daha iyi hissedeceğim,sanırım(bunun karacigerimi mahvettiğinin farkındayım,ama zaten ben hepatit in en ölümcül türlerinden B ve C geçirdim).her yerde dünyanın duvarlarına tırmanmaya çalışırız ve akşamdan kalmalığımın en kötü saatlerinde bana değişik intihar yöntemleri öneren iki dostum geliyor aklıma, sevgi dolu bir dostluğun bundan iyi kanıtı olur mu? dostlarımdan birinin sol kolu baştan aşağı ji-let izleri ile kaplı, diğeri koca bir sakalla çevrelenmiş ağzına kovalar dolusu hap atıştırıyor, ikisi de şiir yazıyor, şiir yazmanın insanı uçurumun kenarına sürükleyen bir yanı var. üçümüz de doksanımızı görürüz yine de muhtemelen. M.S 2050 yılında düşünebiliyor musunuz dünyayı? bomba ile ne yapacaklarına bağlı her şey tabii ki. insanlar muhtemelen sabah kahvaltısında yumurta yemeyi sürdürecekler, cinsel sorunları yine olacak, şiir yazacaklar, intihar edecekler.bu garip bir akşamdan kalmalık olmaya başladı, ama intihar etmekten söz etmek intihara kalkışmaktan çok daha iyidir, ya da öyle midirdurun bakiyim," dedim, "Mart ın ortasındayız ve bu yıl siftahım yok henüz."
güldüler, gülünç olduğunu sanıyorlardı, bol bol düzüşen insanlar başkaları düzüşemediğinde bunu gülünç bulurlar.
sonra üç piliçle birlikte yaşayan sarışın genç ilahtan sözettiler. onlara o ilahın 33 yaşına geldiğinde iş bulmak zorunda kalacağını söyledim, hayli düz ve intikam kokan bir laf etmişim gibi oldu. biraları içip bombayı atmalarını beklemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu.
bir kağıt parçası alıp çaktırmadan şöyle yazdım:
aşk biraz anlam içeren bir yoldur; seks yeterince anlamlıdır.Midem bulanıyor.Ama ilaçlardan değil,gerçekten kötü üşütmüşüm bu sefer.Artık 31 yaşındayım ve herşey daha zor.Pasaj içinde bir dükkanda yatıyorum12 satta çılışıyorum(çoğunda yazıyorum)ama şanslı sayılırım,seneler önce ölmüş olam gerekirdi,belkide şanssızım.Bilmiyorum.gerçekten eminim," bir kadın gördüm. sonra döndü ve yürümeye başladı, o pembe parlaklığın altında çalkalanan kıçına baktım, benden uzakla-şıyordu ve bir allahın kulu yoktu etrafta, ne polis, ne insan, ne de bir kuş. benden uzaklaşan pembe ve genç kalçalar sadece, inleyemeye-cek kadar sarhoştum: yitirilen bir başka güzelliğin hüznü kemirdi içimi, doğru sözcükleri söyleyememiştim, doğru sözcükleri yanya-na getirememiştim, denememiştim bile. ütü masasına müstahaktım. adam sen de, sabahın altısında pembe külotu ile dolaşan bir kaçık işte.yanıma geldi, hâlâ kimsecikler yoktu etrafta, bazen delilik o denli gerçektir ki delilik olmaktan çıkar.yürü, bana gidiyoruz, evim hemen köşede, içecek bir şeyler alıp sokaktan çıkalım."
o darmadağın yüzü ile baktı bana.Tayland,pattaya, yüzünü vücudunun üstüne oturtmakta zorlanıyordum hâlâ. tek bir şey vardı aklımda, canavardan farkım yoktu, sonra, "pekala, gidelim," dedi.Tayland insanı yiyip bitirbilirdi. orospu çocuğunun teki. ama burda olduğum için mutlu değil misin?"
ütü masası düzmeye beş çekerdi, içkimi bitirip uzandım, yaşlı yüzünü kavradım ve vücudunu düşünerek öptüm onu, dilimi ağzına soktum, dili sonunda dilimi kavradı ve emmeye başladı, ben o genç naylon bacakları ve sihirli göğüsleri ellerken dilimi emdi. iyi biriydi kocası, hele horlarken.
biraz soluklanıp birer içki daha içtik, "n'aparsın?" diye sordu.
"iç dekorasyon," dedim.
"terbiyesizleşme," dedi.
"hey, çok zekisin."
"üniversiteye gittim."
hangi üniversiteye gittiğini sormadım, erbabı bu işleri bilir.
"sen üniversiteye gittin mi?"
"gittim sayılmaz."
"ellerin çok güzel, kadın eli gibi."
"çok fazla duydum bunu. bir kere daha söylersen dişlerini dökebilirim."
"nesin sen, ressam filan mı? kafan biraz karışık gibi. insanın gözlerine bakmadığını fark ettim. GÖZLERİME BAKAMA YAN insanlardan hoşlanmam, korkak mısın?EVET,öyleydim,ama bunu o na söyleyemezdim.

evet. gözler farklıdır ama. insanların gözlerinden hoşlanmam."
"ben senden hoşlandım ama."
uzanıp elini bacaklarımın arasına yerleştirdi, beklemiyordum; onu arabasına götürmeye hazırdım, ya da tek başına yollamaya.
iyiydi, elini bacaklarımın arasına koymasından söz ediyorum.
birer içki daha içtikten sonra onu yatak odasına götürdüm, ya da o beni yatak odasına götürdü, önemi yoktu, ilk posta gibisi yoktur, kim ne derse desin, çoraplarını ve topuklu ayakkabılarını çıkarma-masını söyledim, sapığın tekiyim, insana olduğu gibi katlanamam, aldatılmalıyım. psikiyatrların bu konuda söyleyecekleri vardır mutlaka, benim de onların hakkında söyleyeceklerim var.düzüşmek bisiklete binmek gibidir: seleye oturduğun anda denge ve sihir oradadır yine
Oh sincaplar evime geldiler."
"öyle mi?"
"evet."
"sincaplar?"
"sincaplar!"
"çok muydular?"
"çoktular."
"peki, ne oldu?"
"konuştular benimle."
"öyle mi?"
"evet, konuştular."
"ne dediler?"
"isteyip istemediğimi sordular..."
"neyi isteyip istemediğimi?"
"eroin çakmak isteyip istemediğimi."
"ne? ne dedin sen?"
"eroin çakmak isteyip istemediğimi sordular dedim."
"peki, sen onlara ne dedin?"
"hayır," dedim.
"sincaplar ne dediler?"
"'KEYFİN BİLİR!'dediler."
ŞİMDİ BİRAZ DAHA İYİYİYM.ama hala,biraz boğazım ağırıyor.Dedim ya bu sefer kötü üşütmüşüm,ama daha da kötüsü olabilirdi;karaciğerim nihayet teslim bayrağını çekebilirid.Herseferin de,haklı çıkmaktan nefret ediyorum,ama haklıyım!ŞİMDİDEN FARK ETMEMEM gerekirdi,hayatın yavanlığını,ve saçmalığını.Daha 31 yaşındayım.Hep haklı çıkıyorum.Bu kız sana göre değil,EVET,ama iyi sevişiyor.Bu iş sana göre değil,evet,ama paraya ihtiyecim var.Başarının,parayla ölçüldüğü bir dünyada yaşıyorum,ve başarısızım.Kendime göre başarılıyım aslında.Ama siktir et önemli olan senin ne hissetiğin!Ya tamam da,herşel için para gerek,içki için,kadın için,yemek içmek vesaire,ve hiçbir zaman,kazandığım para yetmiyor,yani yetiyor ama,birikim yapamıyorum,yada yapmıyorum.Ve işler ters gittiğin de,bir çuval bok gibi ortada kalıyorum ve bu çok kötü hissettiriyor.Yani o kadar da kötü değil,bir çıkış olduğunu bilmek,beni rahatlatıyor,kendi saçtiğim bir sefaleti yaşıyorum,İNTİHAR,evet,bu hakkımı saklı tutuyorum ki,rahatça sefalet çekebileyim.Yani karımın,karılarımın,oğlumun bu sefalete ortak olmasına gerek yok.Bu benim sefaletim.Sevgililerim,bazen arkadaşlarım,bana ortak olmak istiyorlar.Ama olmaz,o zaman motive olurum,onların durumuna üzülürüm,ve para kazanırım,benim için zor değil para kazanmak,iki dil biliyorum,eğitimim fena sayılmaz,bir sürü ülkede,şehirde çalıştım,bedenen de zayıf sayılmam,ama arada bir bu sefaleti yaşamam lazım.Anlamıyorlar,anlamıyorsunuz,anlamanızıda beklemiyorum,ama saygı duyun.Yada siktirip gidin,hayatım dan.Bazen size ihtiyaç duyuyorum,ama genelde yanlizlğimdan memnunum.Anlıyormusun?Zannetmiyorum,ama,umuyorum.Aslında,anlamaya çalışmık bile yeterli böyle bir durumda.yani anlayamayabilirsiniz,herkes aynı zeka kapasitesinde ve aynı karakterde olsaydı,rünya çekilmez bir yer olurudu ve şimdi bile çekilmez bir halde.YEMEK doluydu içerisi, ne sanat umurlarındaydı, ne öykü, ne de Plato.Saçma sapan dizileri seviyorlardı,müzisyenleri,seviyorlardı, ölüydüler ama bir şekilde benden daha sağduyuluydular, böceklerin ve vahşi köpeklerin duyarsız duyarlılığı, bir bok değildim, ben yapamıyordum.
odama döndüm, ertesi sabah gazete kenarlarını kullanarak ablama bir mektup yazdım, zarf ve pul satın alıp postaladım, açlıktan ölmek üzere olduğumu yazmış,Türkiyeye dönebilmem için para göndermesini istemiştim, öykünün canı cehenneme,dalışında,dünyayı dolaşmanında, demiştim, De-mass'a bak, frengi kaptı, kürek çekerken fıttırdı,bukowski parayı ellisinden sonra buldu,dünya dalış rekorteni(ki 300metreye dalmıştı)kırk metrede kayboldu,cesedini bile bulamadılar.karısı ve iki çocuğu parasız kaldı. para gönder.
beklerken sıçıp sıçmadığımı hatırlamıyorum, cevap geldi ama. email inzarfını açtım, sayfaları salladım,iyice okudum bi-iki sayfalık bir mektuptu, arkalı önlü. ama para çıkmadı içinden ve üstünden, ilk sözcükler: BENDEN BU KADAR!
...bana hâlâ iki yüz DOLAR borçlusun! benim canım burnumdan çıkıyor para kazanmak için. sen saçma sapan öykülerini yazarken,dünyanın öbür ucuna gidip,saçma sapan işler yaparken(rahmetli annemde aynı şeyi söylerdi,bir bar işletmiş,bir dalış okulunun ,ki bir milyon dolar yıllık cirosu vardı,müdürlüğünü yapmıştım,şimdide tayland taydım,ve genelde,hep kendi paramı kazanmış,biletlerimi kendim almış,pasaport ve vizelerimi kendim halletmiştim,ama onlara göre;hiç gerçek bir işte çalışmamıştım.Gerçek iş;asgari ücretle,bir bankada yada ofiste takım elbisa giyip çalışmaktı.) senin geçimini temin edecek değilim, ömründe bir kez olsun bir öykü SATMIŞ olsaydın, ya da EĞİTİM'inibitirmiş olsaydın, farklı olabilirdi,kaç yaşına geldin? ama yazdığın öyküleri okudum, ÇİRKİNLER, insanlar senin ÇİRKİNLİKLERİNİ okumak istemiyorlar. Mark Twain gibi,orhan pamuk gibi,yaşar kemal gibi, yazmalısın, büyük adamdı, insanları güldürürdü, senin öykülerinde kahramanlar ya kendilerini öldürüyorlar ya deliriyorlar ya da başkalarını öldürüyorlar,yada uyuşturucu bağımlısı,yada alkolikler, hayatın büyük kısmı sandığın gibi değil,(BEN KENDİMİ YAZIYORUM AMA) kendi-ne iyi bir iş bul, ADAM ol.
bu düzlemde sürüp gidiyordu mektup yada e mail,yada telefon konuşması,abimlede aynı dialoglar yaşanıyordu,sevgilimlede, bitiremedim. benim istediğim paraydı, bir daha salladım sayfaları,telefonları, soğuğu hissedemeyecek kadar hastaydım, o gün daha geç bir saatte yürürken bir ilan gördüm -eleman aranıyor. Pattayanın'nun batısında bir yerde dalış okulunda, çalışacak eleman arıyorlardı, formu imzaladım, diğer işçiler,eğitmenler, biraz canımı sıktılar, benden hoşlanmamışlardı. tekne yüz yaşında ve toz içindeydi, uyumaya çalışırken işçilerden biri koltuğumun altına girdi, diğerleri kıkırdarken yüzüme toz üfledi. BOK HERİFLER! Türkiye'de olmaktan iyiydi yine de. sonunda tepem attı, doğruldum, herif arkadaşlarının yanına gitti.
bu adam normal değil, dedi. yanıma gelirse bana yardım etmenizi istiyorum.
yanına gitmedim. Mark Twain müthiş kahkahalar çıkarırdı herhalde böyle bir öyküden, o bok heriflerle şişeyi paylaşıp şarkılar söylerdi, gerçek erkek. orhan pamuk,alişan,aynalı tahir yada herne boksa!. ben bir bok değildim, ama Türkiye'den çıkmıştım,birşekilde, hâlâ hayattaydım, harikulade ellerim ve gidecek uzun bir yolum vardı.
uçak bekliyordu!.Ameliyat yaralarım iyileşmemişti,bir beyin ameliyatı geçirmiştim.Omuzum çıkıktı,yanlış kaynamıştı,ve askıdaydı,dahada önemlisi;hala beynim yerine gelmiyordu.Odama girdim,pekte büyük sayılmazdı odam.Bir çift kişilik yatak(sevgilimle üstünde tepinirken kırmştık),ufk,boş bir dolap,ve içinde duşu olan bir tuvalet vardı.Hepsi bu.Ama bende,sevgilimde,ve kırım türkü,ukrayna vatandaşı tercümanımda çok sevmştik odayı,Pattaya nın mermezindeydi,ucuzdu da.Önce tercüman pes etti ve onu yolladık,sonra daha rahat tepiştiğimiz sevgilimi yolladım.Baya bir süre ayak diretti.Beni bu halde evimden(uzun zamandır evim yok)uzakta,beş parasız,ölmek üzere bırakamazdı(ölmek evet buydu esas istediğim)Ama daha öncede söyledim;sefaletimi kimseyle paylaşmam ben,hele ölümümü;ASLA.Ona iyilik mi ettim,kötülük mü bilmiyorum?Tekne de benim yerime yönetici olduğu halda,hala ablasının yanında bir sığınmacı olarak yaşıyor.Rahat,sıcak ve güvenlide olsa,zordur mültecilik.İstediğn gibi konuşamaz,susmak zorunda kalırsın,istediğin gibi davranamazsın.Taktığın maskelerin sayısı,sürekli artar.Ve bağımlılığın,her geçen an dahada arttığı için,kurtulman dahada zorlaşır,tıpkı bataklığa düşmüş biri gibi,yada örümcek ağındaki bir sinek.Benim durumumun daha iyi olduğunu iddaa etmiyorum,hatta daha da sefil olabilirim.Ama hiç değilse kendi seçtiğim bir sefalette yaşıyorum,kendi yarattığım cehennem de yanıyorum.bilemiyorum, kıç delikleri belki nedeni, belki de diğerleri, ya da onunla haftada yedi-sekiz veya on bir kez sevişmek zorunda kalmam ya da başka bir şey, ama bir zamanlar bir milyon doların varisi olan bir kadınla, bir kızla evliydim, birilerinin ölmesi gerekiyordu sadece, ama Almanya'ını,yada Polonya'nın o yöresinde hava kirliliği yok, iyi beslenir, kaliteli içki içerler ve bir yerleri çizilse ya da aksırsalar doktora giderler, hatun nemfomandı, boynuyla ilgili bir sorunu vardı, özetlemek gerekirse,parlak düşlerime,çılgın hayllerime,ve sanırım mesleğime,. çarpılmıştı, şiirlerimin ,düşlerimin,ama tarzım hayır ,sadece iyi olduğunu düşünüyordu, bazıları öyledir de. ya da başka bir şey. sürekli mektup yazıyordu. Kuzey pattaya Drive'da
bir odada oturuyordum,beyin ameliyatı,omuz çıkması ve elmacık kemiği kırılması ile yattığım hastaneden yeni çıkmıştım, hastanenin her yerine akıtmıştım kanımı, dokuz şişe,tayland da aids yada sifilis kapma olasılığım,piyangodan amorti çıkmasından on kat fazladır, kan ve glikoz verdikten sonra, "bir kadeh daha iç,yada eroin kullan, öldün," demişlerdi, intiharcı! birine böyle şey söylenmez, her gece boş ve dolu bira kutularının arasında şiir yazıyor, ucuz puro içiyordum,bukowski okuyordum,Rammstein ve megadeth ve eminem dinliyordum, solgun ve güçsüz, son duvarın çökmesini bekleyerek.bu arada yazıyordum, yanıtlıyordum, şiirlerimi ve güçlü bulduğunu belirttikten sonra planlarımı, kendi planlarının birkaçını yolluyordu (pek de kötü değillerdi) ve hep aynı şey: "kimse benimle evlenmez, boynum, boynumu çeviremiyorum." sürekli aynı şey. "kimse evlenmez benimle, kimse evlenmez, kimse evlenmez." sarhoş bir gecemde bir halt yedim: "tanrı aşkına, ferahla, ben evlenirim seninle!" diye yazdım ve mektubu postalayıp unuttum, ama o unutmadı, daha önce de fotoğraflarını yollamıştı, hiç de fena görünmüyordu, ama evlilik teklifimden sonra korkunç fotoğraflar gelmeye başladı, o fotoğraflara bakıp GERÇEKTEN sarhoş oluyordum, dehşet içinde halının ortasına diz çöküp konuşmaya başlıyordum, "bundan böyle kendimi feda ediyorum, bir insanı mutlu etmek bile yaşamın hakkını vermeye yeter." bir şekilde kendimi teselli etmek zorundaydım, fotoğraflara baktıkça ruhum haykırıp titremeye başlıyor, bir kutu birayı yada bir avuç hapı daha mideme indiriyordum.Hayalllerime ara vermek zorundaydım.Dalgıçlığada,ama üzerimdeki baskı çok artmıştı,askere gitmiş,onbeş aylık mecburi görevi,elli günde bitirmiştim(bunu başka bir yazıda anlatırım)Beni askere yollayan,sürekli içen,sağlam içen,"izmir'in,havasına ve kızına güvenmeyecksin"(o nu dinlemeliydim) izmirli sevgilim,ben askere gider gitmez,hiç beklemeksizin,Amerikalı bir NATO askeriyle nişanlanmıştı.Kahpe,hiç vakit kaybetmemişti!Ama onun üzerindede baskı vardı.Amerikalıyla evlenecek,parasızlık çekmeyecek,dünyayı gezecek,Amerikan vatandaşı olacak,dünya onun olacaktı.Ben ona sadece güzel hayller,iyi bir yatak performansı ve ucuz şarap,sağlayabilirdim.Ama her nasılsa!Sonunda;evlenen,parasızlık çekmeyen(uzun bir süre),düyayı(tamamını değil tabiki)gezen,ben olmuştum.O ise,hala İzmirde,hala içiyor,yurt dışına hiç çıkamadı.İronik bir hapishaneye hapis oldu.Bu beni sevindiriyor zannetmeyin,hatta buruklaşıyor içim,ama daha sonra da birlikte olduk.O nu affetmemiştim,asla afetmezler.Hatta o nu Tayland a bile götürecektim.Ama O,bana yaptıklarından hep pişman oldu,ve kırılan gururuyla ve boşa çıkan düşleriyle,yaşadığı şehre hapsoldu,en son üç ay kadar önce gördüm.Hala içiyor,kendini öldürmeye çalışıyor,ama çoğu zaman,başaramazsın!Benden sonra kimseyi sevemediğini söylüyor,seks tabi ki var.Veriyordur birilerine bir şekilde.Sürekli bir ilişkiden bahsediyorum,bağlılıktan.Ne demekse?Ama en son İzmir e gittiğimde,beş gece beraber yattık,aynı yatakta,ama içimden gelmedi,birlikte omadık.Annesinin,kokain içen bir sevgilisi var;o nun getirdiği,kokaini ve esrarı içtik,rakı içtik,ve ben,Alzheimer parkinson ve demans nastası anneannesinin,ilaçlarını içtim.sürekli kafam iyi,dört gün sonra,geri döndüm.Bir zamanlar o na verdiğim,müzik CD lerini ve kitaplarımı geri aldığım için,hırsız olduğumu söylemiş herkesi arayıp.Çokta zikimde!Ama onu hiç dövmedim daha önce,yakalarsam döveceğimi biliyor olmalı.Aslında şiddete karşıyım.Ama genelde,bir hatunla fazla yakınlaşırsanız,yada arkadaş olmaya kalkarsanız,bir tokatla biter sonu.Böyledir maalesef,kötü yanlış,biliyorum.Ama helede iki tarafta alkol,uyuşturucu alıyorsa,bu böyledir.Doğru demiyoru,iyi de değil tabiiki,ama böyledir.Neyse,şimdilik bu kadar.Yazdıklarımı,editlemem,yani düzeltmem,kendi sansürümü yapmam gerek.13/03/07 saat 18,00Şunu,kesinlikle söyleyebilirimk;şu anda hayattaysam,Eroin.kokain,alkol,aşk,sekspara ve benzeri şeylerih bağımlısı olup,kurtulabildiysem,ve hala hayattaysam,bunun en büyük sebebi;2000 yılında,dalgıçlığa başlamam,ve bunu bir iş haline getirebilmemdir!Tabi ki,pankreas kanserinden ölen annemin,çok sevdiğim ilk karım,Reyhan'ın,oğlumun annesi;AGNİESZKA'nın,sevgili sevgilim DİLEK'in,AİLEMİN,gerçek arkadaşlarımın,Doktorlarımın,patronlarımın,ve adını burada sayamayacağım daha pek çok kişinin,başta Megadeth,Rammstein,Eminem olmak üzere,dinlediğim müziğin,başta KUR'AN olmak üzere kitapların,başta;Bukowski olmak üzere yazarların ve yayınların da çok yardımı olmuştur,bunların arasında,uyuşturucuya başlamamın sebebleri de vardır,hatta hEPSİNİN,ama,hayattaysam;yine onların sayesindedir.Bunun,bir paradoks olduğunu,düşünenlerde olabilir.Ama hayat,zaten,çelişkilerin ve zıtlıkyarın paradoksun da bir düzlem,değilmidir?SİYAH olmasaydı,BEYAZ,olabilirmiydi?Yada kötülük olmasaydı,iyiliğin,"İYİ"olduğunu,nasıl anlayabilirdik?şu anda,yazıma ara vereceğim,fakat,Manchester United'ın,Roma antlaşmasının 50, yılı nedeniyle Avrupa karmasıyla yapacağı,bence mükemmel,bir spor olayını,seyredeceğim.Ama,meraklı patronum,paranoyak olduğu için.zaten ortalıkta yayınladığım,gizli olmayan,bu yazıları,sanki gizlibirşey yaptığımı sanıp,o'nun için kötü şeyler yazdığımı düşünmesinin,çalışmak yerine,bunları yazmamı,istemdiği için şimdi kapatacığım,belkide yarın devam ederim.O'nun için üzülüyorum,patronum için,herkesin,bende dahil,onun karşısında olduğunu,zarar vermeye çalıştığını,zannediyor,sanrılar görüyor.Ve ne yazık ki,parası olduğu için ve onun yanında çalıştığım için,bunları yüzüne söyleyemiyorum,ama gerçekten üzülüyorum,tedaviye ihtiyacı var.Hangimizin yok ki?Bunu bir kabul ekse,etsek,hepimiz mutlu olacağız,ama bu çok zor,çünkü,bizim gibi düşünmeyenleri sevmiyoru.Duymak istedikleri söyleyen,dalkavukları istiyoruz,etrafımız da,ne yazık,neyse,maç başladı!Ama hayır,futbol da olmuyor,basketbol daki gibi show olayı,futbolun yapısına ters,o yüzden,devam edelim.Beş aydır dalış yapıyorum,zengin züppeler,yada torpili,tanıdığı ve parası olanlar,bu sürede hoca bile olurken,ben daha bir yıldız(yani başlangıç sartifikası)dalgıç bile olamadım.Ama,böylesi daha iyi.2007/Şu anda yedi yıl oldu dalışa başladığım,ve eğer Agnieszka(Polonya'lı,oğlumun annesi)olmasaydı,yada ikinci evliliğim devam etse,ve Almanyada kasaydım,hoca bile olamayacaktım.Ama dedim ya;hayat,çelişkilerin çatıştığı,paradokssal bir düzlemden ibarettir.Yani hiç birşey,tesadüf deildir.Neyse 2000yılı ekim ayı.Ve,insanları daldırıyorum,ve hatta onlara,dalmayı öğretiyorum.Ama,benden çok daha tecrübesiz dalgıçların daldığı,kemer/ANTALYA'daki batığa,ilk defa dalacağım.aMA BU,HERŞEYİN BİR KİLİDİ ve her kilidin,bir sahibi olduğunu ilk defa anlamıyorum.Daha öncede,paranın.torpilin ve hayatın,haksızlıklarını şahit oldum.İlaçların etkisi geçti,ağrım tekrar başladı,yazamayacağım,yarın devam ederim.
Kötümserlik,içinde acı bir gerçekliği barındırmaktadır.maalesef.İşte böyle bir ortamda,iğne otomatını gördüm.Almanya'da pek çok şey beni şaşırtmıştı.Ama sanırım,iğne otomatı ençok şaşırtan şey olmuştu,beni.Şimdi şöyle açıklayabilirim,sigara otomatı,prezervatif otomatı gödmüşsnüzdr,yada park otomatı.Bu konuya nereden geldim?Sanırım 2001 yılıydı.Biz;eroini bırakmışlar arasında,bayram tabir edilen,bir seferlik,kullanımlar olur.Bayram,bir seferliktir.Eğer daha fazlası olursa bu,uyuşturucuya tekrar başlamak demektir,ve inanın bana hiçte zevkli değildir.Çünkü biri,morfin,eroin tipi bir ilaç bağımlılığına bulaşmışsa,sadece bir kullanım bile o'nu tekrar krize sokabilir.Bu bütün çabaların boşa gittiği,bırakmak için aynı acıların çekilmesi gerektiği anlamına gelir.Neyse,bayram yapmak üzere,İstanbul,küçükçekmece'deki torbacıdan yarım gram a yakın peynir(eroin)almıştık,Ayı'yla beraber.Ayı'nın ismi;Murat dı.Ama ben onu tanıdığımdan beri,ayı derdim.Sadece,yakın adkadaşları ona ayı diyebilr,çünkü;kendisi gerçekten ayıdır.Sizi öldürmez,ama sizinle işi bittiğinde,ölmeği yerlersiniz.Neyse,ben peynir'i iğne le kullanmaya karar verdim,bir yıl sonra,sağlam,tek seferlik bir vuruş.Genelde uyuşturucu bağımlıları,berduş gibi görünür,ki bir aralar bende öyle gözüküyordum.hatta hala öyle gözüküyor olabilrim.Ama bir senedir,temizdim.Eczaneye girdim ve,iki tane insülin şırıngası dedim.Eczacı yada kalfa,yada ikisi birden olan şahıs,hayır,dedi.Bu,genelde olur.Kendini üst tabakaya ait zanneden eczacılar,junky'lerle muhattap olmayı sevmez.Fakat ben,eroinman gibi gözükmüyordum.Daha sı eroinman değildim,yani iki senedir.Neyse bunu sorun yapmadım.Beş-altı tane eczane vardı,yanyana.Ama en sonuncusuna geldiğimde,çıldırmıştım.Hatta bir tanesi açıklama bile yapmıştı;"bu semtte(k.çekmece)çok eroinman olduğu için,dükkanlarımızda insülin iğnesi,dahası hiçbir tür,şırınga bulundurmuyoruz!Ulan,orası eczane.Yani;kasab'a giriyorsun,cevap;"et blundurmuyoruz!burada çok obez varda!?Çıldırmamla beraber,bak dostm dedim;eroinmanlara iğne satmazsan,onlarda buldukları eski yada kullanılmış şırıngaları kullanırlar.ve aids(HIV),Sifilis(frengi)hepatit-B,C(sarılık)bulaştırlar,kendilerine,hatta sizin değerli toplumunuz'a bile(benim başıma geldi;temiz diye,bana kendi kullandığı iğneyi vermişti,birisi,AİDS'LİYDİ,Neyseki,başka bir eroinman beni uyarmış,hayatımı kurtarmıştı!?)bulaştırabilir.Yani anlıyormusun dedim?İğne satmayarak,uyuşturucu kullanmasını engelleyemezsin birinin,bu obez birine kaşık vermemek gibi!Yok,dedi!Satmıyoruz!Küfürler edrek dükkandan çıktım.Nasılsa,herhangibir semtten alabilirdim,dahası;içebilir,burundan çekebilirdim,kolayca.Ayı beni sakinleştirdi.Bir araba kiralamıştık,ve sanırm Bakırköy'dü,BAŞKA BİR SEMTTEN İĞNEYİ ALIP YAPTIK.İşte buradan aklıma geldi,iğne otomatı.Almanya'da,bağımlılar etrafa ve kendilerine,virüs bulaştırmaması için,önce sabah sekizden,akşam yediye kadar açık,krise cafe,yada beratungs zentrum(danışma merkezidedikleri)isimli yerlerde,eski iğnelerinizi yenileriyle,ücretsiz,değiştirir.Bağımlının hayatı,hep sınırlardadır.O yüzden,maddeyi yada parayı nezaman bulacağı belli dğildir.İşte gavurlar,bunu da hasaplayarak,şehrin belli bölgelrine,İĞNE OTOMATI yerleştirirler.Otomat,demir,bir yada iki mark'la(şimdi euro'dur herhalde) çalışır.Parayı atıp,düğmeye bastığınızda,bir paket düşer.Paketin içinde,sadece şırınga yoktur,eroini çözmeye yarayan askorbik asit ve ıslak kolonyalı mendilde düşer.Ben genelde,otomatı kullanmazdım.Bir kaç çeşidi olmakla beraber,hiç insülin şırıngası olmazdı,otomatlarda.Ama,eski nesil hariç,bütün iğneciler insülin şırıngası kullanır.Bu şırınganın özelliği,iğnesinin çok daha küçük olmasıdır.Aslında,2'lik yada 5'lik denilen,büyük iğneler,damar açısından çok daha sağlklıdr.Fakat,küçük iğneli şırıngalarla damar bulmak,malzemeyi saklamak ve kasık,boyun,el gibi bölgeleri kullanmak daha kolaydır.Ben ilk iğnemi 1995 yılında yapmıştım.Ama aktif olarak iğne kullanmam,kokain'le başladı.Eroinden bir günde en fazla,dört yada beş iğne yaparsırınız.Kokainde ise,üst sınır yok gibidir.Paranız ve hayatta kalma şansınız ile ilgilidir,herşey.Bazen bir yada iki günde,hiç uyumadan,"yirmi ile otuz"arası,iğne yaparıdk,ilk karım,Reyhan'la beraber.Buna,söylediğim pekçok kişi inanmıyor,salldığımı düşünüyor.Ama bütün iğneciler,özellkle,"Almanya'dakiler biliyordur,atmadığımı.İlk defa,bize eroin bulan çocuk yapmıştı,gözümün önünde,kokain iğnesini.Daha sonrada,Düsseldorff'da benimle çalışan,Deniz.Deniz,ufak tefek bir çocuktu.En fazla"onbeş,onaltı"yaşındaydı!Ben eroin içiyordum.O ise kokaini iğnesini çakıyor,üstüne de,eroin içerdi.Eroin'i "çakmazdı"!Nedenini sorduğumda;eroin iğnesinin hastalığı(bağımlılık,kriz)çok daha kötüdür!Dostum,derdi.Ben daha önce eroin iğnesi yapmıştım.Reyhan da.Ama,üniversiteye gidiyorduk,ayrıca,bir süre sonra,iğne izlerini saklayamazsınız.Kaynanamlar,her haftasonu bize gelirlerdi,biz onlara giderdik.Burundan çekiyorsan,yada içiyorsan çok daha zordur,etrafındakilerin bunu anlaması.Ve bizim,sosyal bir hayatımız vardı.Üniversiteye gdiyorduk,araba kullanıyorduk.Sanırım,Reyha'nın ailesinin cehalitide buna yardımcı oluyordu.Kimse,kendi çocuğuna uyuşturucu bağımlılığını yakıştıramaz!Bu şekilde,üç sene,çoğu insan anlamadan,uyuşturucu kullanmayı sürdürdük.Deniz,Wuppertal'da bir doktordan bahsediyordu,ismini bilmiyordu ama,o bir kodein arzt idi,yani kodein tedavisi uygulayan bir doktor.Ama her gün kullanmaya başlamamıza rağmen,bırakmak istemiyorduk,henüz vakti gelmemişti!Zaten,daha öncede başarmıştık.İstediğikiz zaman bırakırdık!Hem iyide para kaldırıyordum.Her gün,Düsseldorf'a gidiyor,hem kendi kullandımız uyuşturucuya para vermiyor,hemde üstüne bir sürü para kazanıyordum.Bu böyle,birsüre daha devam etti.Bir gün,Essen-Düsseldorf treninden inmiş,adeta bir havaalanını andıran,Düsseldor ana tren garında(hauptbahnhof-Hbf)yürüyordum.Denizin yanına gidecektim.Paktleri evde hazırlıyor,satacağım ve kullanacağım paketleri yanıma alıyordum.Reyhan'a da kullanıcağını veriyordum.Paketleri,yakalanmamak için,çoğunun yaptığı gibi,agzımda taşıyordum.Paketleri,ustaca ağızdaki tükürük'den ıslanmayacak şekilde paketlemek gerekiyordu.Ben üç kat ince çöp poşeti kullanıyordum.Aslında,buda başka bir sorun yaratıyordu,ortalıkta,çok sayıda Abzicher(dolandırıcı)vardı.Ve benim de ilk seferimde tutulduğum gibi,içine kahve,sütlü kahve ve hatta kum koyanlar bile vardı.Parasız kalan bir eroinman,herşeyi yapabilir,hatta"öldürebilir bile"Ama,bizim müşterilerin çoğu tanıdıktı,ve enfazla kaçkez dolandırabilirsiniz,aynı yerde insanları?Ve o,dolandırdığınız insanlar,ki ben beni dolandırana yaptım,sizi dövebilir,bıçaklayabilir ve hatta öldürebilir!Amaçsız insanlardır eroinmanlar.Ve kaybedecek birşeyi olmayan insanlar,gerçekten en tehlikeli insanlardır!Ama yinede,ağızda taşımak,polisten korunmanın en iyi yoludur,ağızda taşımak.Hatta bir süre sonra,o kadar ustalaşırsınız ki;ağzınızda yirmi paket varken yemek yer,bişeyler içebilirsiniz.Ama bu konuda,Almanyada kendilerine binbo denen,zenciler bir numaradır.Ağızlarında,yüzden fazla paket varken konuşabilir,döner yiyebilir,kola içebilirler.Ben en fazla yirmi paket taşıyabiliyordum.Zencilerin çoğu,kürtler,kaçaklar,Almanyaya sırf bu amaçla geliyordu.Bir kaç senede parayı bulup,ülkelerine geri dönebilmek.Ama çoğu,kendi sattıklara bağımlı olur,ya sınırdışı edilir yada hapse girerdi.Ben ise karımla kendimin masrafları için satıyordum,ufak satıyordum.Ve şanslıydım,hapse girmeden,sınırdışı edilmeden,dahası ölmeden,dönebildim geriye!Deniz,çoğunlukla,garın önündeki,parkı andıran yerde olurdu.Ama orada değildi.Tekrar içeri girdim ve arka bahçeye doğru yürümeye başladım.Arkada,çimenlik,oldukça büyük bir park vardı.Bağımlılar burada iğnelerini yapardı.Polis,iğne yapan bağımlılara dokunmaz.Onlar zaten bitmiştir.Kurtulmaları için hiç yol kalmamıştır.toplumun ve polisin gözünde.Hapse atmaya bile gerek duymazlar.Çoğu parklarda dilenerek yaşar.Ve yine çoğu,Aids,HepatitB-C yada dalak büyümesi gibi,onları bir iki senede öldürecek hastalıklardan muzdariptir.Polis,satıcılarla uğraşır,büyük satıcılarla.Ve çoğu kendileri kullanmaz büyük satıcıların.Ben küçük bir dealer'dım(torbacı),ama sanırım iyi göründüğüm için,iki resmi giyimli polis beni durdurdu.İlk defa polisle muhattap oluyordum,ve yanımda pasaportum da yoktu."Ausweis"dedi,kadın olan.Tam olarak,ödüm bokuma karışmıştı.Ağzımda yirmi paket vardı.Nüfus cüzdanımı uzatırken,paketleri teker teker,yutmaya başladım.İkisi telsizle konuşurken,bana nereli olduğumu sordular.Bense yutkunmamı bitirmiştim,ve Essen dan geldiğimi söyledim.Türk olduğum,zaten kimlikte görünüyordu.Erkek olan,"bak";dedi,burada uyuşturucu bağımlıları takılır!Bilmiyormusun?""Hayır"dedim."Tamam"dedi,dikkat et,buralarda fazla dolaşma!Tamam dediğimde,benden uzaklaşıyorlardı.Lanet yirmi paketi,boşuna yutmuştum.Midemde yirmi tane eroin paketiyle kaldım.Tam üç gram.Ve neyapacağımı bilmiyordum,Denizi bulmalıydım,paketler,bir saat içinde patlayabilirdi ki buda,ölmem demekti.Sktiminin polisleri,beni durdurmuş,kimliğime bakıp bırakmıştı.Yutmam gereksizdi yani,ama çaylaktım,neyapacağımı bilmiyordum,Denizi bulmalıydım,hemen!On onbeş dakika sonra Deniz'i buldum.O'na heyecanlı ve cabuk bir şekilde olanları anlattım.Gülerek,sakin olmamı söyledi.Puşta bak,ben bir saat içinde öleceğim ve bana sakin ol!Diyor.Hemen,en yakındami ucuz marketler zinciri,Aldi'ye girdik.Bir buçuk litrelik su ve bir paket tuz alıp çıktık.Sote biryerde,çalıların arkasında(bu arada;sokakta,çalıların arasında ve portakal bahçelerinde sevişmeye bayılan bir sevgilim vardı,cinsel fantezi ufkumu çok açtığı bir gerçektir!)tuzu suyun içine döktü,iyice çalkalayıp,içmemi söyledi.Deniz benden ufaktı,bdenen ve yaş olarak.Ama sokaklarda yaşamak onu tecrübelendirmiş,güçlendirmiş ve sertleştirmişti.Beni sadece ortat olarak değil,bir abi olarak da görüyordu.Ama bir uyuşturucu bağımlısı ne kadar güvenilir olabilirdi?Tuzlu su,etkisini çabuk göstermişti.Aslında bunu daha önce de görmüştüm,halamın kızı intihara kalkıştığında.Ama onda,intahar edecek göt yoktu,o başka.Ya herneyse,tuzlu suyu içtim,ve dakikalar geçmediki,şidettli bir şekilde püskürmeye başladım.Paketler,teker teker çıkıyordu.Bütün pakketler çıktıktan sonra,hepsini bir güzel yıkadık ve sattık.Ölümle yarışıtan birkez daha galip çıkmıştım.Ama bu artık fazla oluyordu,ki daha yeni başladığımı bilmiyordum!Deniz,heryerde çakıyordu.Telefon kulbesinde,tren tuvaletlerinde.Bir gün,Deniz'le beraber,alüminyum folyo dan age içiyorduk,metro asansöründeydik.Her tarafı cam kaplıydı asansörün,ve biz gayet sakin,eroinimzi içiyorduk.Asansör,yerin üstüne çıktığında son fırtlarımızı içiyorduk.İki genç asansörü bekliyordu,muhtamelen.Asansör tamamen yukarı çıktı,cam kapı açıldı.Biz dışarı çıkmak için adımımızı atmıştıkki,gençler asansöre binmek yerine bize,kimliklerini gösterdiler,Polis.Ben,eroinin yarattığı kabızlık olmasaydı,altıma sıçabilirdim.Deniz ise çok sakindi.Almanya'da doğduğu için,almancası çok iyiydi.Polislerler yere attığımız alümünyum folyo yu alıp bize bu ne?diye sordular.Deniz yürütüyordu konuşmayı,ben anlıyordum muhabbeti,ama daha cevap verecek kadar almanca bilmiyordum.Üstümüzde hiç mal yoktu,o gün Denizin on beş yaşında olduğunu öğrendim!Bense daha on dokuz!Polisler,bidaha yapmayın falan filan bişeyler söyleyip,bizi bıraktılar.İnanamıyordum,bu Türkiye'de olsaydı?!Hayal bile etmek istemezsiniz!Günler böyle gelip geçiyordu,Deniz'i her iğne yaptığında,içimde biyerler inciniyor,kanıyordu sanki.Elimden gelse gerçekten onu kurtarmak isterdim.Ama önce kendimizi kurtarmalıydım,kurtarmalıydık.O zamanlar,kurtuluşun Deniz de olduğunu bilmiyordum.Deniz'in bahsettiği,Wuppertal'deki kodein doktorun bahsettim Reyhan'a.Fakat Reyhan,dşardan yardım almamıza sıcak bakmıyordu.Söylediğine göre;Doktor'a gidersek fişlenecektik.İkimiz de üniversiteye gidiyorduk,ve eğerfişlenirsek,iş bulamazdık,hatta sosyal yardım bile alamazdık.Ama denemelerimiz sürekli başarısız oluyordu.Önce kendi yaşadığımız olan şehirde,Essen de bir TÜRK kadın doktor a gittik.Benim türkçem daha iyi olduğu için,konuşmayı ben üstlendim.Kadına kısaca durumumuzu anlattım.Ve kadın yapabileceği tek şeyin,bize remidacin yazmak olduğunu söyledi.Remidacin her tablette 30mg kodein ihtiva ediyordu,bu hiç yoktan iyiydi.Başka bir doktordan Rhopynol,1mg,yazdırmıştı.Buda çok kuvvetli bir uyku ilacıydı,argo da tecavüz hapı olarak biliniyordu.Kara borsa da Fransız malı 2mg lık tabletleri de satılıyordu,tanesi bir mark,ama doktor a yazdırırsak bedava idi.
Plan şuydu;gündüzler iki tablet,60mg Remidacin,gece uyumak için 1mg Rhopynol.Plan fena görünmüyordu.Ama kodein fosfat'ın etkisi dört beş saatte geçiyordu.Kadın herbirimize iki paket,yani kırkar tablet yazmıştı.Oysa bizim günde on tablet kullanmamız gerekiyordu,yine çuvallamıştık.Buarada,Deniz hırsızlık'tan içeri girdi,çocuk hapishanesine.Ben de artık Düsseldorf'a gitmiyordum.Bir gün,Essen da Serhat'la tanıştım.Bu arada üniversiteye ya gitmiyor,yada kafam iyi gittiğim için,bi bok anlamıyordum.Reyhan devam ediyordu okula,hiç değilse birimiz kurtulmalıydı!Ben kendimi feda ettim.Serhat,Alten Essen denilen,daha çok Kürtlerin yaşadığı bir bölgede oturuyordu.Evi fena sayılmazdı.O da Kürtlerden yüz,ikiyüz gram alıyor,beş gramlık paketler yapıp satıyordu.Paketler hiçbir zaman beş gram olmaz,üç buçuk eğer iyi ise,dört gramdır.Serhat ile baya bi samimi olmuştuk.Genelde onun evinde takılıyorduk.Bir sevgilisi yoku,ve Reyhan la ben kalıyordum,yataka odasında.Fakat,Serhat biraz garipti.Sanırım akli dengesi bozuktu.Ama bunu sorun yapmıyorduk.Bize ucuz bazande veresiye mal veriyordu.İğne ve burundan çekmede,kullanım çok kısa sürer.Dakikalar içinde işiniz biter,ama eğer alümünyum folyodan içiyorsanız,ve mal dandikse,bazen saatler sürer içme işlemi.Serhatın mal'ı çok dandikti.Bize yüz Marka beş gram veriyordu.Ama herakşam saatlerce içiyorduk.Ama dedim ya,neredeyse beleşe geliyordu.Bir gün Serhat ile beraber oturmuş,eroin içiyorduk.Kapı çalındı,gelen,ismini tam hatırlamadağım bir İtalyan dı.Hastaydı,çok kötü görünüyordu.Serhat ona biraz mal verdi,ve geçen seferki borcunu hatırlattı,İtalyan cevap verdi.Tam olarak ne dediğini hatırlamıyorum ama,galiba falan filan deyip,işi unutturmaya çalışyordu,Serhat iyi bir çocuktu.Ama dedim ye,biraz garipti.İtalyan'a vurmaya başladı.Bu genelde olur,yani bu ortamlarda kavga sıkça olur,aldatmalar,sahtekarlıklar,iyi kafayla söylenen saçma sözler.KAVGA İÇİN YÜZLERCE NEDEN VARDIR.Ama ben kavgayı sevmem,ellerim de narindir.Serhat vurdukça vuruyordu.Onu banyo ya götürmüştü,benim yanımda kimseyi dövmesini istemiyordum.İtalyan içerden,"HILFE"yardım diye bağırıyor,O bağırdıkça,Serhat daha çok vuruyordu.Diğer komşular duyabilir di,buda hiç iyi olmazdı.Zaten bir satıcının evinde kalarak yeterince risk alıyordum.Kalkıp banyo ya gittiğmde,durum sandığımdan daha vahimdi.İtalyan'ın ağzı burnu kan içindeydi.Serhat vurdukça vuruyor,İtalyan karşılık bile veremeden,sadece elleriyle yüzünü kapatıyordu.İtalyan'ı elinden aldığımda,bırak!Dedi,sen karışma."Oğlum dedim;bütün mahlleyi buraya toplayacamsın,tabii,polisleride"!Serhat durdu.Parandeler atan yeşil gözleri,devinimlerini yavaşlattılar.Sonra da,durdular.İtalyan'a;"git elini yüzünü yıka"dedim.Serhat'ı da kolundan tutup salona götürdüm.İtalyan,tuvaletten geldi,dedim ya Serhat gerçekten de garipti.Hiç birşey gibi,italyan'a biraz eroin verdi ve"git"dedi.İtalyan malı aldı,ve kanayan yüzüne,açılan kaşına aldırmadan,banyo ya gitti.Ben şaşırmış bir şekilde bakarken,"İğrenç"dedi,bu adamlar bitmiş!İğnecilerden bahsediyordu."Biz sanki iyibir bok yiyoruz"dedim.BİR SÜRE KONUŞMADIK.
Serhat'tan çekinmeye başladım.Tren garın da,şehrin orta yerinde,millete bıçak çekiyor,insanları yumrukluyordu.Bana hiç bulaşmadı,birkere beni soyan"bir Afgan mülteciyi"nasıl dövdüğümü,görmüştü.Bana diş geçiremeyeceğini biliyordu!Ama ortalık yerde saçma sapan haraketler yapması,başımızı polisle derde sokabilirdi.Bunu onada söyledim,aynı zamanda da sabıkalıydı,içeride birkaç yıl geçirmişti.Anlayışla karşıladı,yavay yavaş arayı soğutmaya başladım.
Zordur,"normal"yada"iyi"birilerini bulmak,uyuşturucu dünyasında.Yani özünde,hrkesin,"iyilik"taşıdığına inanırım.Ama uyuşturucuyla yaşamak,çok zordur.O yüzden;zayıf,iradesiz insanların,bağımlı olduğu tezine katılmıyoru.Tamam,uyuşturucu,bu dünya'ya ve insanalar'ına,dayanma gücü veriyor,olayları,bir yere kadar kolaylaştırabilir,bunu kabul ediyorum.Ama,onunla yaşamak,ona para bulmak,sanıldığı kadar da kolay değildir.Şöyle de söylenebilir;intihar yada bırakmak,kolay olan yoldur.Bu ara açıklamayla sizi yormak istemiyorm,gerekli olduğunu düşünüyorum.Deniz,Serhat,ikiside bana hayalkırıklığı yaşatmıştı,bir ara kendi başıma çalışmaya karar verdim.Bu çok daha zordur.Deniz de,Serhat'da,bana oldukça yardım etmişlerdi,ama çok da zararları olmuşlardı.Yanlız çalıştığım dönemde,Almanya'ya kaçak yollarla gelmiş,bir mülteciyle tanıştım,Diyarbakır'lı Kürt bir mülteci.O zamanlarda,o'nun gibi onlarcasıyla tanışmıştım.Almanya'ya,kaçak yollarla gelmiş,uyuşturucu satıp,para biriktiren,"KÜRTLER"Bu insanlar,PKK'nın yardımyla Almanya'ya kaçak olarak gelirlerdi,iş bulmaları imkansızdır.Değişik eyaletlere,genellikle de,benim de yaşadaığım,North Rhein Westfalen'e,gelirlerdi.Ben,Almanya'nın 6ıncı en büyük şehri olan;Essen da oturuyordum,ama bu eyaletin başkenti,Düsseldor,en büyük şehri ise,Köln'dür.
bu eyalette de,Bochum,Gelsenkirschen,Duisburg,Krefeld,Wuppertal,Leverkusen,gibi diğer büyük ve Türk'lrin ve Kürt'lerin yoğun yaşadığı şehirlerdi.Ben nerdeyse,bütün bu şehirleri dolaşıyordum,ama ençok,Düsseldorf,Duisburg ve kendi yaşadığım,aynı zamanda üniversitesine gittiğim,Essen'da.Ve kodein saft almak için gittiğim;Wuppertal.Almanya da,araba plakaları,şehrin büyüklüğüne göre;tek harf yada iki yada üç harf olurdu,yani ismi;"E"ile başlayan en büyük şehir olduğu için,"Essen'in plakası;E ile başlar,iki üç harf ve iki rakamla biter.Benim arabalarımdan,Mazda 626 model olanı,"E RS 655"idi,diğer arabmız,Citroen VİSA model olanı,Reyhanın annelerinin yaşadığı şehir olan;Wesel şehrine kayıtlıydı,Ve plakası,WES AZ 98'idi.Bir diğer kullandığım araç95 model bir Mercedes 500SEL olanı,Düssedorf'a kayıtlydı,ve plakası;"D GH 099'du.Biaralar da,güzel bir,BMW'im varıdı,plakası;HH EE 568,Honnover'e,kayıtlıydı.Aslında,Hannover oldukça büyktür.Ama,"Hamburg daha büyktür,bu yüzden,Hannover;HH'idi.Teork olarak;Hennover'in,"HA",olması gerekir,fakat,"HH";Hansastadt Hannover'in kısaltmasıdır.Benim de yaşadığım şehir olan,NRW'de'(kuzey Ren Westfalen)pekçok büyük şehir vardır,bunlar görece olarak,yüzölçümüyle değil,nüfuslarına göre büyüktür,yine bu eyalette,şehirler,neredeyse birbirine girmiştr.Pek çok zaman,tren'le yada otoban'da,arbayla ilerlerken,bir şehir biter,aynı yarden diğer şehir başlar.Yüzölçümü olarak,Konya şehri kadar bir alanda,Düsseldorf,Essen;Duisbrg,Bochum,Oberhausen;Krefeld;Botrop;Leverkusen,Gelsenkircen(Schalke),Rattingen,Wesel,Nuess gibi,şehirler birbirlerine geçmiştir.Herbiri,bir şehir büyüklüğündeki,devasa endüstriyel ve sanayi kuruluşları,bir şehirde başlar,diğerinde biter.Ve bu şehirlerin bulunduğu,"Rhein Rhur(Almanya'nın en büyük iki akarsuyu)Bölgesin de;dünyanın ve Almanya'nın en büyük kömür madenleri de bulunur.Aynı zaman da,yine;Almanya'nın ve dünyanın en büyük,demir çelik,İlaç vebenzeri sanayi firmalarının fabrikaları da bulunur.Bunlar arasında;"Bayer,neredeyse dünyanın bütün asansör ve yürüyen merdivenlerini üreten,"Babcock ile Thyssen'i sayabilirim.Bunlar gerçekten,daha önce Türkiye'de benzerini bile görmediğim,devasa fabrikalr da üretim yapıyorlardı.Bu şehirler,bazen"altı çift rayla"birbirine bağlanan tren yolları,ve isimleri;A-3,A-52,A-42,A-40 olan,binlerce kilometre asfalt,otobanla birbirine bağlıydı.Şu an bile,2007 yılında;Trkiye'nin,toplam tren ray'ı uzunluğunun,2000km'yi,otoban uzunluğu'nun ise,1000km'yi geçmediğini,anlattığım yıllar olan,"1994-1998 arasın da"sadece,Essen ile Köln arasındaki,toplam ray uzunluğunun;4000'den ve toplam otoban uzunluğunun;10.000(on bin)'den,fazla olduğunu söylersem,sanırım ne demek istediğimi anlarsınız!Bir başka olay ise,benim Almanya'ya gittiğim"1994 yılnda,Türkiye'nin toplam araç sayısı;beş milyon adet çivarındayken,Almanya'da,trafiğe kayıtlı araç sayısının;35(otuzbeş)milyon'dan fazla olduğudur,ki bu;iki Almanyanın birlşmesinden önceydi!
İşte,bu büyük sanayi toplumunun ve kapitalizminin doğal sonucu,"milyonlarca insanın,eroin,alkol,esrar,kokain,vallium(diazem,rhopynol),bağımlılığıdır.Maalesef,zenginleşme ve modernizm,sadece alım gücünün arması,refah toplumunu değil,apartman sakinlerinin birbirini tanımaması,komşuluk ilişkilerinin kaybolması,madde ve alkol bağımlılığının patlaması,depressyon ve stressten kaynaklanan;psikiatrik hastalıkların da,tavan yapmasına neden olmuştur.
Almanya,bir yandan beni büyülüyordu.Neredeyse herkesin,sağlık sigortası ve sosyal hakları vardı,ama sokakta yaşayan bir evsize araba çarptığın da kimse bakmaz.Oysaki,herhangi birisi"ambulans çağırsa beş dakikada gelirdi!Ama bir yanda,zenginlik ve işin adresiydi orası,ama aynı zamanda da;bağımlılar,çocuk parklarında yaşıyor,ama maddi olarak çok iyi durum da ve önemli görevlerdeki insanlar bile"asker,polis,doktor,savcı,avukat,politikacı,sanatçı",uyuşturucu yada alkol'ün esiri oluyordu.İnsanlar sistemden ve düzenden sıkılyor,kendine ve diğerlerine yabancılaşan insan,alkol ve madde'ye tutuluyordu.Olayın birde"diğer"boyutu vardı!Sanayi devrimi ile beraber,"cinsel devrim"de olmuştu,insanlar sekse kolayca ulaşıyordu.Cinsellik br tabu olmaktan çıkmıştı,ulusal televizyonlar,porno-grafik sayılacak,şeyleri yayınlıyordu.Seks müzeleri vardı!porno filmler ve yayınlar,normal video'ların yanı da satılıyordu.Ama buna rağmen,cinsel suç ve sapkınlıklar artmış,Cinsellik,alınıp satılan bir sermaya'ye dönüşmüş,yollar ve parklar"uyşturucu kullanan hayat kadınları,onları pazarlayan ve uyuşturucu da satıp kullanan"insanlarla dolmuştu.Maalesef,daha önce şahit olduğum olaylar,Türkiye'nin de gelişmesiyle!Tam"on yıl önce şahit olduğum"gibi tekrar yaşanmaya başladı,günümüz de!İşte,kapitalizm'in,parayı;"tanrılaştırmanın sonucu!!!
Bu toplum ve ülke(Almanya)beni sıkmaya başlamıştı.Bir erkeğin isteyeceği herşeye,neredeys,sahiptim.İyi bir arasbam,bolca param ve çok güzel bir kadın!Ama,birşeyler tersti!Neden sürekli uyuşturucuya yada alkole ihtiyaç duyuyordum?Eğer bu maddi olgular,bir erkeğin isteyebileceği"herşey"idiyse,neden,sürekli uyuşturucu,alkol ve nikotin'e ihtiyaç duyuyordum?
***1997 Mart ayıydı.Semra,Reyhan'ın iyi arkadaşlarından birisi,neşeli ve hoş bir hatun'du,kısacası;beni rahatsız etmiyordu!O'nu da,Klaudia ve Aykut'u uyurdığım gibi uyarmış,bizden,uyuşturucudan,uzak durmasını söylemiştim!Fakat,Semra da cahil cesareti vardı,sanırım.Her şeye rağmen,sürekli bize geliyor,sürekli para getirip,uyuşturucu almak istiyordu.Yani yaptığı,bir çeşit "ötenazi"yada intihardı!
"Benim için hava hoş"dedim,kendini öldürmek istiyorsan,tamam!Semra,bizim ilk zamanlarımza benziyordu;cahil,cesaretli,kendine çok güvenen!Beni asıl rahtsız eden,Reyhan'ın kardeşi"Canan'dı"henüz onaltı yaşındaydı,ve bizimle beraber,eroin kullanmak istiyor,o'na izin vermezsek,bizi anne babasına şkayet etmek'le tehdit ediyordu,benim için hava hoş,dedim,ama Reyhan korkuyordu ve"ver,ne hali varsa görsün"dedi.Reyhan'la sürekli olarak,Canan yüzünden tartışyorduk.ARTIK NERDEYSE,SÜREKLİ BİZDE KALIYORDU.Zaten,bizim yanımız da içki ve sigara içiyor,bazen de,takıldığı"Punk"lardan aldığı kubarı getiriyor,yanımızda esrar içiyordu.Ben,uzunca bir süre izin vermedim,eroin ve kokain kullanmasına!
Bir sabah,Reyhan'ın üniversite'ye gittiği bir sabah,odama geldi.Ben kesinlikle odama kapım çalınmadan girilmesine çok sinirlenirim.Ama,Reyhan gittikten sonra,kapıyı kilitlememem den yararlanan Canan,yatak odama geldi!Orası,benim hem çalışma,hem de yatak odamdı.Resim,heykel yapıyor,resm çiziyor,uyuşturucu paketlerini.düzeniklerini,kullanımını,aynı odada yapıyorduk.Orası,bizim gizli yerimiz,kirli çamaşırlarımızla doluydu!Yatak'da doğruldum,altımda sadece bokser külotum vardı.Afyonum patlamamış,tam uyanamamış bir şekilde,sakarca sordum"ne istiyorun"?Aslın da,nu severdim,o da beni.Cevap vermeden yanıma uzandı.O'nun da altında bir şort,üzerinde de,sütyensiz göğüslerini ortaya çıkaran,askılı bir penye vardı!Görüntü,çok tahrik ediciydi,ama ben de zokayı yutmak için fazla ayık,fazla akıllıydım.Reyhan'ı,beş sene süren birlikteliğimiz de.sadece birkez,o'nun bilgisi,dahilin de aldatmıştm.Canan,ateş gibi yanan diri vücudunu,benimkine değdirdiğin de"eyvah"dedim,kendi kendime.Ne istediğini tabiki anlamıştım,benimle beraber eroin ve kokain kullanmak istiyor,karşılığın da ise bakir ve yanan vücudunu,
bana sunuyordu!"Bak"dedim,eğer gerçekten benden hoşlansaydın,bunu sorun yapmazdım,ama,"kendini uyuşturucu için bana sunman"adil ve doru değil!Yani,etik,ahlak,kork falan değil,"seni seviyorum"bu yüzden de san bunları vermiyorum"
çok genç ve güzelsin,kendini mahvetmek mi istiyorn?"Eğer"dedi,bu kadar kötü birşeyse,neden sen ve ablam kullanıyorunz?Bak dedim,"yavrucuğum,bırakmaya çalışyoruz!Görmüyormusun?Bu kadar çabuk olayı anlamam,o'nu reddetmem,sanırım,o'nu etkilemişti."Bırk deneyeyim"dedi,bunun kötü olduğunu kendim yaşayarak öğrenmeliyim!O'nu anlayabiliyordum,ama sevdiğim birinin,hemde"on altı"yaşında birinin,bu acılar çekmsin istmiyordum.Fakat nladım ki,kararlıydı,başka biryerden de bulabilir,gerçekten zarar görebilir,para için vücudunu pazarlayabilr,dah da kötüsü;"ölebilirdi""tamam"dedimyatığın altına zulaladığım paketi çıkardım,şerit halinde kestiğim,alümnüyum folyoları da!O'na ufak bir çizgi kokteyl(eroin-kokain,karışımı)yaptım,bende iri bir çzgi çektim ve sigaramı yakarak,yatağa gömüldüm.
Sigara bitene kadar konuşmadık bir daha,o da bir sigara yaktı.Yanıma uzandığın da,hayatlar film şeritleri'ydi artık,kendi yok oluşuma üzülmek ile,Reyhan ve Canan'ın yok oluşna üzülmek arasın da kararsız,"film kareleri".Canan,elini kamışıma attığın da,"Reflekssel olarak;doğruldum".Ne...
Sonra da gazete küpürleri gördüm;"on dokuz yaşındaki karısının,on altı yaşındaki kız kardeşiyle yatan,Yirmi yaşında ki,uyuşturucu bağımlısı ve satıcısı genç,intihar etti"
Kulağa pekte hoş gelmyiordu,enterasan?Belki!!Yatak'dan çıkıp,duş almaya gittim.Ev'den çıktığım da saat;14;30'u gösteriyordu,Tekrar bir koşuşturmacanın içine girmek için,Altenessen'a doğru giden,metroda'ydım.Suçluluk?Olabilir,ama kesinlikle,Canan'la yattığım için değil di!Başka birşey vardı,ben tam olarak adlandıramadım.birşey vardı!
İsmini hatırlamadığım,insan isimleriyle sorunlarım var,hatırlayamıyorum,"kaçak KÜRT"satıcıyla bulştum.Yürümeye başladık,iyi bir olduğu kanaatinde olduğum şahıs,sürekli olarak,o'nun Almany'da yasal olarak kalmasına yarayacak bir Alman ile evlenmek istiyordu!Fakat,yüzne söyleyemesem de pet yakışıklı değildi,Almanca bilmyordu,kimse nunla sahip olduğu"bir kaç kilo eroin"için evlenmezdi!Bun o'na söylemiştim,ısrarla hergün soruyordu;!benim'le evlenecek birni bulabilirmisin?"hayır"dedim,bu günde yok!Bir saat kadar sonra,beraber şehir merkezine geldik.Yarın satacağı malları,beşer gram halinde(tplam 200gram)bir çocuk parknın içine,çiçeklerin dibine,zulalamıştı,bana çok güveniyordu.Günlerdir beraberdik,ben,bana yanlış yapılmadığı sürece,"güvenilir"biriyim!Merkez tren garındaki gazeteciden,bir"Hürriyet"gazetesi alıp eve döndüm,iki tanede"beş gramlık"eroin paketi almıştım.Fakat,yolda konuştuğumuz bir konu,aklımı karıştırmıştı,eve dönerken de,Almanya'daki Kürtler'in,büyük bir demostrasyon(gösteri)
Yaptığını görmüştüm.Satıcıya sormuştum,"nasıl geldin Almanya'ya?"PKK"dedi,onlar ayarladı,kamyon kasasın da,krayolu ile üç günde geldik,aç!Sadece kuru ekmek ve su vermişlerdi,üç gün!Aynı zamanda'da,ya"4000 Alman markı ödersin yada bizim için eroin satarsın"Şeklinde"bir antlaşma"yapılmıştı!gazeteyi açtım,lk haber,büyük puntolarla,"PKK güneydoğuda,OTUZ ASKERİ ÖLDÜRDÜ",devamın da haberin ayrıntıları varıdı.Terör örgütü PKK,Güneydoğudan izne gelen içinde otuz askerin bulunduğu otobüsü durdurdu,kısa saçlarından ve kimliklerinden,"Asker olduğu anlaşılan"otuz genci,kurşuna dizerek ketlitti.Geçen hafta da,batıdan gelen ikisi kadın,ikisi erkek"dört öğretmeni"katleden PKK,devletin yolladığı işmakinaları ve dozerleri de kundaklamıştı!Büyük bir hışımla yerimden kalktım,Reyhan'la anlaşmadığımız"birkaç"konudan birisi de;Kürtlerin durumu,Güneydoğu daki sosyal durumdu.Reyhan'ın,Almanya da hukuk okumuş,Avukat olmuş bir arkadaşı vardı.Ben"sosyalızm'e"sempati duymakla beraber,"Apolitik"birisiyimdir.Fakat,bu son olaylar,beni bile çileden çıkarmıştı,Bunu Reyhan'a göstermeliydim,O'o.rspu çocuğu avukata da!O kadar sinirlenmiştim ki;Reyhan'ın gelmesini bekleyemezdim,birşeyler yapılmalıydı,hemen!
Öfkeden deliye döndüğüm zamanlar,gözüm hiç birşey'i görmez,kontrolümü kaybetmiştim,ama hastaydım,gönüllü olarak Türk ordusu'na katılmak istemiş,geri çevrilmiştim.Yaptığım saçmalıktı,her zaman savaşa karşıydım,Anarşizm'e inanırdım,"birey olarak kurtulmalısın"yoksa,toplumsal devrim,Komünizm hikayeleri,aç karnımı ve boş damarlarımı doyurmuyordu!Romantik devrimcilerden sıkılmış,karımın"Reşit olmayan kızkardşini becermiştim!"Taksi'ye atlamış,Altenessen'a doğru demiştim,bireysel birşeyler yapılmalı!Aklıma,kendime göre bir çözüm bulmuştum,bu satıcı belki suçsuzdu,belki olaylardan bile habersizdi,ama"o bir KÜRT'tü ve PKK için çalışıyordu!Bunu kendisi itiraf etmişti,belki yaşamak için,mecburdu,belki hayatta kalmak için"ÖLDÜRÜYORDU"ne olursa olsun,çok öfkelenmiştim.Taksici'yi,torbacının zulasına elli metre kala durdurdum,kalan yolu yürüdüm,çalıların arasına,acemice zulalanmış,200 gramlık paketi aldım,çevrede kimse yoktu!İlk geçen taksiyi durdurdum,"Essen Zenturum,LAZERETT strasse"dedim.İkiyüz gram,
Tam kırk paket(8000Deutsche Merk)benimdi artık,bir şekil de,PKK'yı da cezalandırmıştım.
Ertesi gün,hiç birşey olmamış gibi,satıcının yanına gittim,aksi,şüphelenmelerine,hatta ben cezalandırmak için"Öldürmelerine"neden olurdu.Torbacı,bana da on gram vereceği zulasıne eğildi,Doğrulduğun da yüzünde,"Dördüz doğrmuş"bir kadının ifades vardı"Bittim ben"dedi.Mallar,"ne olmuş?Dedim,mallara!"Gitmiş"dedi,"hepsi gitmiş"ekledi;"beni bitirecekler".Sakin br ifadeyle"bak dostum"dedim,"anlıyorum ama,fena halde mala ihtiyacım var".Suratının rengi,kırmızıdan sarıya,maviden yeşile dönüşyordu!Ve bu o kadar çabuk oluyordu ki;neredeyse O'na acımıştım."gel"dedim,"Bn şahitim!Bizi takip edn bir junky yürütmüştür,bu bazen olur,patronuna,kısaca PKK,açıklayabiliriz.Bir daha,"O'nu"görmedim,hayatıma girip çıkan yüzlerce yüz gibi,yavaşça silinip gitti!
26 Mart pazartezxsi saat 11:35
Günlerdir yazamıyorum!Ne yapayım,ölmem mi gerek?Gündem çok yoğun!üç kıtada,her türlü din'le yönetilen bir sürü ülke gördüm.Fakat Türkiye bana dumur üzerine dumur yaşatıyor,ne diyeceğimi,ne lazacağımı şaşırmış bir haldeliyim.Ölsem bile bu da bir kaç gün için de gündeme meze olup,unutulur!Yani çıkar yol yok,dostlarım!
Bütün köşeleri tuttum,ama lanet olasıca bir çembermiş!Anlıyorsun değilmi?Benim yaşadıklarımın şaşırtıcılığı bile,Türkiye'nin,hava durumundan daha sık değişen ağır gündeminin yanın da fos kalır.Neyse,tekrar klavyenin başında olmak güzel,hayat'ın sonun da olmak is garip!Yani bazı durumlar vardır;çok şey bildiğinizi zannedip,hayatın ve insanların,siz artık pek şaşırtamayacağını düşünürsünüz,ama yanılırsınız!Daha çok öğrendikçe,tecrübelendikçe,aslın da ne kadar az şey bildiğinizi anlıyorsunuz!Aslında bu,eğer yetrince akıllıysanız,sizi takdir edilecek bir alçakgönüllülük sağlar!
Bu gün erken geldim.Bu bana ekstradan bir ik saat kazandırır,yazmak içn.Uyuşturucunun,anlık(semptomik)yan etkilerinin yanın da,bir de aylar hatta yıllar sonra,ortaya çıkan ve çoğu ölümcül olan yan etkileri vardır.Bir kısmı da dişle alakalı olanlarıdır,zaten,diş fırçalama alışkanlığı olmadığı için,sorun katlnarak büyür.Tıpkı,dahdan aşığıya yuvarlanan bir kartopu gibi,bir süre sonra önün de duramazsınz.Aslında hala bir şansım var.Tıp ilerliyor,ama kapitalizm de öyle!Ben de ise hiçbir zaman,kendime ayıracak para olmamıştır!Yani,aslında,bütün paramı kendime ayırırım,ama,zevk-ü sefa için de yaşamak,yada kızlarla alem yapmak için!
Bu arada şu 4-1'lik atine zaferi de hiç fena olmadı.Uzun süredir(istiklal savaşından beri)Savaş yaşamayan bir toplum,zamanla birbirine yabancılaşır,böyle durumlar,nispeten o toplumu,bütün etnik ve sosyal sınıflarıyla birbirine bağalar,fakat bunun,kısı vadeli olduğunu,unutmamamız gerekli!Çözülmeyi bekleyen,milyonlarsa,sosyal,ekonomik ve siyasi sorun bizi bekliyor.
Uyuşturucu bağımlılığı,bana şunu öğretti;çözülmeyen ve"yarına"bırakılan her sorun,bırakın kaybolmayı,tepeden yuvarlanan bir çığ misali,ertesi günlerde artarak büyüyerek karşınıza çıkar!Bir olayı(tedavi,görüşme,ödeme olabir)ertelemek,onu çözmediği gibi,bir süre sonra"çözülmesi imkansız bir şekilde"karşınıza çıkar!Neyse,şuraya bakın,ayakkabımı bağlamaktan bile acizim ama size fetva veriyoru(allah'tan büyük basın da yazar falan değilimi!)Evet asıl konumuza dönelim!
Evet,biraz şans faktörü de olsada,kollarımız kesilmekten kurtulmuş, fakat yeni ve daha büyük sorunlar,bahar'ın kışa dönmesiyle beraber,su üstüne çıkmaya başlamışlarıdı!Bakın dedi doktor;"genel ve belirsiz zamanlar da,kan ve idrar tahlilleri yapacağım"."Eğer bu tetkikler sırasın da,kanınız da yada idrarınız da,eroin çıkarsa!Programdan atılacaksınız!Bu,ilk başlar da bizi rahatsız etmemişti,tıpkı,Hepatit C gibi,kokain gibi,diğerleri gibi!Tetkikler devam etti.Bense,"Hey dostum"dedim doktor'a,bize"Temiz" gelmemizi söyledin!Biz de,geldik!Ve şu anda acı çekiyoruz,"Ne zaman vereceksin şu lanet olasıca Methadon'u?""merak etme"dedi,az birşey kaldı,sonra Metadon'unuzu alacaksınız!Sıkılsak ve ağrımız başlasa da,şu lanet muayenenin,bitmesini beklemek zorundaydık.Bizimle beraber,yada bizden önce,yada sonra yada aynı zaman da,bekleyen"yüzler vardı".Kadınlı erkekli,yüzler!Ama genelde,Doktor'u bekleyen insanlar arasında,"Sizin neyiniz var?ben de aynı hastılığı geçirmiştim,kolay bir operasyon,kızınız için mi gelmiştinizi?Gibi,kanıksanmış geyikler,burada dönmüyordu!Yüzler,bakan ve bakılan"Yüzler"Sadece bu.Bilmiyorum,belki başka sebeplerden-baş ağrısı,soğuk alınlıı gibi-burada olanlar da vardı.Ama çoğunluğun,uyuşturucu kullanan tipler olduğunu,daha ilk bakışta anlıyordunuz.Benim hayatım da gördüğüm,ilk metadon doktoruydu!Ama o yaptığı işi kanıksamıştı,sürekli bağımlılarla uğraşıyordu.Pek kibar olduğu söylenemezdi,pek iyi bir Doktor olduğunu da zannettmiyordum,yapacak birşey yoktu,günlük uyuşuturucu masrafımız,300 Alman mark'ını geçmiş ve fazla risk almaya başlamıştık.Kodein artık"kesmiyor"ve çevrede sadece bu herif"Metadon"veriyordu.Bir başka avantajımız daha verdi;300 yerine günde on'ar mark'dan,sadece20 mark ödeyecektik.Ve de ödemeleri peşin yaptığımız için,"Fişlenmeyecektik!"Metadon,metil dietil morfin'dir,yani;devlet eliyle ve kontrol altında,uyuşturucu kullanacak,iğne yapmak zorunda kalmayacak,yasadışı işlerden(torbacılık,kapkaç.aracılık gibi)uzak duracak aynı zamanda da,vergi ödeyerek,kayıtdışı milyarlarca Alman markının,kayıt altına alınmasını ve vergilendirilmesini,sağlayacaktık!Ve eğer yapabilirsek,zamanla metadon'u azaltacak,bir süre sonra da"NORMELLEŞECEKTİK"Yani hem acı çekmeden,hemde illagalite'den uzaklaşarak,sisteme adepte olacak,"iyileşecektik!".
Yüzler,bize bakıyordu!Yüzlerine bakmak istemiyordum.Ama arada sırada,insanlığın"tedavisi imkansız"hastalığı,MERAK'a yenik düşüyor,diğer yüzlere,kaçamak bakışlar atıyordum.Yüzlerin de,aşağılama ile karışık bir,kıskançlık ifadesi vardı,yüzlerin.Böyle bir sorunum var,çoğu insanın neler düşündüğünü,birkaç saniye bakarak anlıyabiliyorum!(gerçi bu dalgıçlık mesleğimin zirvesine tırmanmamda çok etkili oldu)Yüzler'deki ifade basit ve netti!"Sefalete hoş geldiniz!Oysa,orası benim için kurtuluş demekti."Daha sonraları,bu"yüz"lerin,ne demek istediğini anlamış,ve düşündüklereden,Yüz de yüz,haklı olduğumu anlamıştım!genellikle,Metadon terapisine gelenler,maddi ve manevi olarak!Tamammen bitmiş"insanlardı.Ya parasız kalıyor yada damarları bitip,kangren olduklarında gelyiorlardı.Bu bizi aşağılamalarını açıklıyordu,peki neden bizden"Nefret"ediyorlardı?Bunu da daha sonra anladım.Biz son noktaya gelmemiştik,gelmek üzereydik ama,bu işlerde bazen bir saat"HaYATINIZ"demektir.Biz,biraz-belki şans,belki akıl,belki inanç!-farklıydık.Bir arabamız vardı,bir evimiz vardı,ve paramız...Daha bitmemiştik!
Bir doktor'a,enfazla "20"kişiye metadon verme yetkisi verilmişti.Bizim dışımız daki,diğer onsekiz'i,o on mark'ı bile ödeyemeyecek yada ödemek istemeyecek,durumdaydı!Onlar için metadon(yada Polimedon)sadece,eroin'i beleşe getirmek için di!Kimisi yıllardır,kimisi aylardır terapideydi,ve daha 10 miligram bile azaltamamışlardı.Biz hepsinden iyi durumdaydık ve daha iyi görünüyorduk.Doktor"ne kadar kullanıyorsunuz?"diye sordu."Beş"diye cevap verdi,Reyhan."ikiniz toplam mı?"diye revam etti doktor."Hayır"dedim,herbirimiz!Doktor,şaşırmış görünüyordu"diğer Junnky'ler ortalama,günde bir ile iki gram,arasın da kullanıyorlar!"dedi,doktor."Nasıl,bu kadar iyi görünüyorsunuz?"Diye devam etti,doktor bize bakan diğer Junky'lerin düşündüklürini,açıkça-soruyordu-!.Kan ve idrar tahlillerimzin,ultrason ve röntgenlerimizin sonuçlarına bakıyor,kafasını anlamsızca bir sağa,bir sola çevirip duruyordu.Sonuçlara göre biz;"TOKSİMAN'dık,yani,hertürlü maddeyi kullanan kimse!Metadon terapisi.sadece eroinmanlara yöneliktir,ama bağımlıların çoğu,birden fazla maddeye bağımlıdır(kokain,esrar,hap,alkol vb.)"Ne zamandır Eroin kullanıyorsunuz?""beş sene"Dedi,Reyhan."Ne zamandır iğne yapıyorsunuz"?Diye devam ettietti.Sanırım,olduğumuzdan daha iyi görünüyorduk!Yada olmamız gerektiğinden!
"Size"dedi."maksimum teraphy dozuyla başlayacağız,ama zor olacak"Ve"diye ekledi,"Unutmayın,dikkatli olun ve"TEMİZ"kalın!
İlk test'lere göre,karaciğer de siroz yada kanser'e rastlanmamıştı,ama Dalak'ta,normal olmayan"ÜÇ"santimlik bir büyüme var!Ve buna kokain sebep oluyordu,eğer devam edersek,karaciğere baskı artacak,sonuçta da siroz yada karaciğer kanseri kaçınılmaz olacaktı!Sonra da bize,hemşirenin getirdiği,100miligramlık,iki tane tüp getirdi.Ufak sayılırlardı.İçmemizi söyledi.Metadon terapisi başlamıştı.Ve ekledi,"unutmayın!kanınız da yada ürenizde(idrar tahlili)Eroin çıkarsa!"uyarılmadan,ATILACAKSINIZ" terapiden ve bir daha en az bir sene Metadon alamzsınız!Bu,ölüm demekti,yada daha fenası,yaşayan ölü olmak!
Hemşire'nin getirdiği tüplerdeki matadon,bir içimlik,portakal renk'li bir sıvıydı,daha acı şeyler de içmiştim.İçine,iğne yapılmasını engellemek için,bol miktarda şeker ve su konulmuştu.Bir şırıngaya sığmyacak kadar çok!Ve şekerli!
Dışarı çıktığımız da,ne hissettiğimi,tam olarak bilemeyecek bir haldeydim,Reyhan da öyle.Birbirimizle konuşmadan on dakika kadar yürüdük.Saat öğlene geliyor,Almanya kışının son ikramları olan güneş,titrek ve soğuk bir şekil de parıldıyordu,en büyük nehirlerden biri olan,"RUHR'un"üzerinde.İlk konuşan,ben oldum;"Baksana,şurada bir İtalyan lokantası var,ben biraz acıktım,hem bişeyler içer hemde laflarız biraz"Camlarından,Ruhr'un üzerinden geçen,ufak gemilerin göründüğü,"LA VİTTA'ya"girdik,sessiz bir mutabakatla!İçerisi boş sayılırdı,en dipteki ufak,yuvarlak masaya oturduk.Ufak tefek İtalyan garson kız,o kendine has İtalyan aksanlı Almanca'sıyla,sordu.Ne ikram edebilirim?Reyhan'ın da birkaç parça yiyeceğini düşünerek,ortaboy bir deniz ürünlü pizza,bana bir Konig bira,Reyan'ada bir sprita sipariş ettim."Ne düşünüyorsun?"Diye sordum,Reyhan'a.Uzunca bir süre çalıştıktan sonra,Reyhan'ı profesyonel yardım alma konusun da ikna etmiştim.Fakat,bu gün yaşadıklarımız,geç bile kaldığımızı gösteriyordu,"zarar'ın neresinden dönersen kardır"dedi Reyhan!Peşin ödeme yaptığımız için,kayıt altına da alınmayacak,fişlenmeyecektik.Bu,Reyhan'ı ikna etmeme yardım etmişti,ama bütün diğer"O"şeyler!Endişeli bir ses tonuyla,"sanırım"dedi,"doğru olanı yaptık".Sesin deki kırgınlıkta ve endişede,Metadon'un henüz etkisini göstermemiş olmasının da payı vardı.Uzunca bir süredir,sabah kalkar kalkmaz,eroin kullanmaya alışmıştık.Fakat o gün,Doktor'un talimatı doğrultusun da,"Temiz"gelmiştik,çoktan ağrı ve krizlerimiz başlamıştı!Miğdem kaynıyor,tüylerim diken diken oluyordu.Bir üşüyor,bir yanıyordum,kramplar giriyordu heryerime,miğdem bulanıyordu.Bütün eklem ve kaslarım şiddetli bir şekil de ağırıyordu.Sabah kalktığımız 'dan beri,"üç"saat geçmişti ve yoksunluk belirtileri gittikçe artıyordu.Reyhan'a sordum"nasılsın,bir gelişme varmı?"
Kafasını,hayır anlamında iki yana salladı!İlacı içtiğimiz,kırk dakika civarın da olmuştu,korkmaya başladım.Aslında,mide bağırsak yoluyla,ağızdan alınan ilaçlar,normalde,yirmi dakika ile,bir buçuk saat üzerin de etki etmeye başlar ve etkisi giderek artarak,üç ile altı-sekiz saat arasın da maksimum plazma pik seviyesine ulaşırlar,daha sonra bir çan eğrisi şeklin de,etkileri zayıflamaya başlar.Fakat Metadon,Gün de tek kullanımlık dozuyla,geç etki edip,etkisi geç biten bir ilaçtır,bunu biliyordum.Bu yüzden de,aslında panik yapılacak bir durum yoktu.Ama yıllardır ilaçların,saniyeler için de etki eden burundan,akciğer yada damardan direkt olarak kana karışmasına alıştığımız için,süre bize uzun gelmiş,dakikalar,saatler gibi geçmeye başlamıştı.
Siparişler geldiğinde,aşağı yukarı,eş zamanlı olarak,Metadon kana karışmış ve etkisini göstermeye başlamıştı.Bunu,Reyhan'ın yüzündeki,acı çektiğini belli eden mimiklerin azalmasıyla fark ettim.Benim de içime bir sıcaklık yayılıyor,ağrılarım,burun akıntım ve üşümelerim(içerisi zaten sıcaktı)kayboluyordu.Hatta,morfin(eroin=metil morfin)tipi ilaç bağımlılığının en büyük sebebi olan,bırakmaya kalktığınız da aylarca sizi depresyon'a sokan,öfori(euphoria=sebesiz mutluluk durumu)bile geri geliyordu.Bu,inanılmaz'dı!Metadon,tahmin ettiğimden çok daha etkili ve kodein+benzodiazepin karışımından,pozitif olarak çok daha farklıydı."İnanılmaz"dedi,Reyhan."bu gerçekten inanılmaz"diye devam etti.Biz,sadece ağrılarımızı keseceğini ama sürekli tekrar başlamamıza sebep olan öfori yapacağını(kafa yapmakta denilebilir) tahmin etmemiştik!Doktor'dan,metadon'un yanında diazepam istediğim zaman,"bak evladım,bunu içtiğinde,başka birşeye ihtiyacın kalmayacak"Deyişini hatırladım.O zaman ona içimden"hepsi aynı bok,sahtekar,paragöz herif"deyişimi hatırladım.Gerçi gözüm de hala paragöz bir bok!O ayrı konu,aslında ben genel olarak doktor'lardan ve hastanelerden nefret ederim,özellikle;Cerrahlaradan,kendilerin bir bok zannederler ve gerçekten de,bokturlar!Pizzayı reyhan'la paylaştık.İçeceklerimizi bitirip,otopark'a ğittik.O gün iyi geçti...
Bir süre sonra,ikmizin içninde de var olar,sıkntı hissi had safhaya ulaşmıştı!Yani,hasta olmuyorduk.Maddi olarak çok iy durumdaydık.Ama birşeyler eksikti,ne?Şimdi,o zamanlar tam olarak göremediğim gerçekleri,daha iyi görebiliyorum.Olay sadece uyuşturuc bağımlılığı değildi ve hiç olmamıştı!Eroin,morfin tipi ilaç bağımlılığın da,yokzunluk semptomları(belirtileri)en fazla içnde yok oluyor.Sorun bu olsaydı,milyonlarca Metadon kullanıcısı,yada her türlü,uyuşturucu'yu bırakabilen insanlar,tekrar tekrar uyşturucu kullanmaya başlamazlardı.Doktorlar ve Psikiyatristler,bunu bir sürü karmaşık terimle,yıllardır açıklamaya çalışıyor,ortalık hipotez ve teoriden geçilmiyordu!Gerçekten de,neden bu insanlar,onca acıyı çektikten sonra,tekrar uyuşturucu kullanmaya başlıyordu?Cevap yalın ve basitti!Birinci sebep çevresel;Bizim gibi,özellikle yıllar süren bir bağımlılık söz konusuysa,mesele sadece kafayı bulmak yada maddenin fiziksel bağımlılığı değildir.Bunun tabiki,yadsınmayacak,küçümsenmeyecek bir etkisi var.Fakat esas sorun,bunun bir hayat tarzı olmasıydı.Metadon kullanımıyla beraber,age yada kokain bulmak için,bunlara para yetiştirmek için,polise yakalanmamak için koşturmanıza gerek kalmıyordu.Ne o eski alışkanlıklar(tren garında diğer junky'lerle kakılmak,şehir şehir dolaşmak)nede o eski insanları istemiyorsunuz çevrenizde.O zaman dinlediğiniz müzik,yemek bile tad vermiyor artık.İlk başlarda,kendimz için zaman ayırmak,daha çok konuşmak,daha çok sevişmek,hoşumuza gitmişiti.Kollarımız,damarlarımız iyişleşmeye başlamıştı.
Fakat,ortada bir sorun vardı!Eroin ve kokain'in,sadece verdiği zevk değil,bütün o süreç bağımlılığı oluşturur.Yani maddeyi vücuda enjekte etmek,ağız yoluyla almak yada içmek,başlıbaşına bir süreçti.Bazen saatlerimizi alıyordu.Maddeyi almak için gerekli parayı bulmak,daha sonra satıcıyı bulmak ve nihai noktada,malı kaynatmak,şırıngaları hazırlamak,gittikçe kıkırdaklaşan damarlardan,yeni bir kan yolu bulmak ve maddeyi,damarı patlatmadan,damardan dışarı çıkarmadan vücuda enjekte etmek!Sanırım,en stressli ve zorlu olan'ı,bu son noktaydı.İki sebepten dolayı;birincisi,her damar enjeksiyonu bir rus ruletidir.Malın kalitesini(saflık derecesini)içine konan katkı maddelerini,herhangi bir opioid diğer ilaçlarla(kodein,mtadon,etorpin ki,eronden 100 ila 2000 kez daha güçlüdür)karışmadığını bilemezsiniz ve doz fazlaysa,ölüm kaçınılmazdır!(Hakeza,fentanil)sonuçta,maddenin karıştırılıp karıştırılmadığını anlmak,neredeyse imkansızdı.Her şırınga,ölümle dans demek'di,ve eğer günde"yirmi-yirmibeş iğne yapıyorsanız"söylecek laf bulamıyorum,anlatılamaz bir heyecan ve korku seliy'di.İkincisi,Reyhan şırınga enjeksiyonunu bilmiyordu!O'na da benim iğne yapmam gerekiyordu,buda,sevdiğiniz kişinin de her an eliniz de can vermesi demek'di!Ve inanın bana tabiki ölmek istemiyorduk!Ama beni asıl korkutan şey,o'nun başına birşey gelmesiydi ve geldi de!
Sonuç olarak.Metadon gerçekten de,beklediğimden iyi çıkmıştı.Neredeyse,eroine ve kokaine hiç bir fiziksel istek duymuyorduk,tek doz,şurup halinde,24 saat yetiyordu.Para ve mal bulma derdine son!Sorun da böyle bir zaman da başladı.Çünkü metadon kullanmak,yolu hesap etmezsek,beş dakikalık bir işlem'di.Artı,uyuşturcudan iyice uzaklaşmak,bir daha adını bile anmamak için,torba koymayı da bırakmış,bütün çevremizi değiştrmiştik.Semra dışın da!Sürekli bize eroin ve kokaini hatırlatıyor,diazepam,Rhopynol gibi ilaçlar getiriyordu.O'nunla da ilişkimizi yavaş yavaş kestik.İlk birkaç ay inanılmaz pozitifti.100miligram'la başladığımız metadonu,50 miligram'a indirmiştik.Doktor bile şaşkın'dı!Giyimimiz,konuşmamız iyileşmiş,topluma hızla entegre olmuştuk.Fakat,lanet olasıca biryer de oturuyorduk.Evimiz,bütün işlerin döndüğü"Hauptbahnhof'a(ana tren garı)yürüyerek beş dakika mesafedeydi ve lanet olasıca metro'yu ve tramvayı kullanmak zorundaydık.Ayrıca,iyi havalar da evin önündeki çocuk parkı,kötü havalarda ise hemen önümüz deki"Hirschland platz"metro çukuru junky'lerle doluyordu.Dile kolay,tam"üç yıl"bu ortamlar da bu insanlarla tkılmıştık,aksine ısrarla söylememize rağmen,bütün bu insansılar,bizi tekrar batağa çekmk için inanılmaz bir hırsla çalışyordu!Eski dönemler de,paramız olmadığın da,bize bir doz bile uyuşturucu vermeyen torbacılar(en iyi müşterilerini kaybetme korkusuyla olsa gerek)bize sürekli,"kıyak yapmak"istediklerin söylüyordu,fakat gerçekten iyileşiyorduk,hatta bunu doktor şöyle itiraf etti"on beş senedir metadon veriyorum,ilk defa iki hastamın bu kadar çabuk ve önemli derece de düzeldiğini gördüm!"Yani herşey dört dörtlüktü!Ama güzel kadınlar ve güzen anlar,çok uzun sürmez"idi!
Dozu 40 miligram'a kadar düşürdük.Tekrar üniversiteye başlamıştık.Derslere devam ediyorduk.Ben de çalışmaya başladım-normal bir işte-,çok sevdiğim,sürekli müşteri olarak takıldığımız bir Rock bar da,DJ ve barmen olarak çalşyordum.Almancam da baya bi gelişmişti.Artık rahat ve akıcı bir şekilde komünikasyon kurabiliyordum,"normal yada yarı normal,Alman gençleriyle"İşimi seviyordum,her zaman,obsessiyon derecesin de sevdiğim,iki şey olmuştu;Müzik ve deniz,okyanus,değişik kültürler tanımak ve ülkeler görmek.Müziğin,bir şekil de içinde olmak,beni inanılmaz tatmin ediyordu.Gitar da çalmıştm,ama sabırlı biri değildim,maymun iştahlıydım,o fazla yürümedi.Reyhan da hala aynı piyasa araştırma şirketin de-gfk markt forschung-çalışmaya devam ediyordu,o da memnun du,birçeşit terfi almıştı,artık sokaklarda anketörlük yapmıyor,dfiste çalışıyordu.Bu o'nun için iyiydi,yüzlerce tüketen yüz görmüyor,işini telfonda hallediyordu.Bu arada uyuşuturucu masrafımız da ortadan kalktığı için,parasal olarak da sıkıntı çekmiyorduk.Hatta bir Mısır tatilinin planlarını yapmaya başlamıştık.Taki"O"sabaha dek!Psikolojik yoksunluk semptomları da yavaş yavaş kayboluyordu.Ama hala garanti de sayılmazdık.En ufak bir hata bile,bizi başladığımız noktaya,hatta daha kötüsüne getirmeye neden olabilrdi!
"İşte O sabah,kapının tekmelenmesiyle uyandık!Zil çalıyor,çelik kapı ayakla ve yumrukla dövülüyordu.Yatağımdan şiddetle fırladım!Ortada bir polisiye olay yoktu,zaten polisler bu şekil de gelmez!Ama mutfaktan,kasap bıçağını alıp dış kapıya gelmem saniyeler sürmştü.Reyhan beni,belki de benden iyi tanıyordu.Çok enderde olsa,böyle büyük öfke ataklarına kapıldığım zaman,ne Reyhan,nede"pankreas kanserinden 2005'te ölen"canım annem beni durduramaz'dı.Saniyelerden daha az bir zaman dilimin de,elimde boğaları boğazlmaya yarayan kasap bıcağıyla kapının önündeydim.Reyhan'ın beni çok sevdiğne hala eminim,son bir yalvarışla yanıma geldi ve"Lütfen"dedi,"bıçağı sakla,neredeyse bitmek üzere""Bir kaç aptal için hapise girmeye ve BENDEN uzak kalmaya değermi?"Sihirl szcüğü söylemişti,mantığım devreye girdi,hiçbirşey "Ondan bir saniye bile ayrı kalmaya değmezdi!O'nun için,gözümü kırpmadan ölür,öldürürdüm.Reyhan benim"VATANIMDI"Kim o?diye sordum."ben dedi,"SALİH"."Allahım"dedim,bu gerizekalının bu saate burada ne işi var?Delikten baktım,Serhat'dı,yanında tanımadığım birkişi daha,ve havlamasını duyduğum bir Pittbull vardı!Kasap bıçağını belime soktum,kapıyı açtım.Amacım,apartmana deşifre olmak değil di,zaten yeternce adımız çıkmıştı,ne olacaksa olsun içeride halledebilirdim,haneye tecav olduğu için,ve onlar sabıkalı olduğu için,polisle hiç işi olmayan ben yırtardım,bütün apartman da şahitti!Kapıyı açtım,içeri buyur ettim,salon'a geçtik."Ne içersiniz?"Dedim.Alman olan yanında bira getirmişti,ben de aldım bir kutu,Reyhan toparlanmış,kahve yapıyordu,Serhat ve kendisi için.Salon daki koltutklara oturduk,evimiz son bir yılın aksine tertemizdi.Serhet deliydi ama iyi bir gözlemciydi,ve aslın da fena biri sayılmazdı,bu davranışı beni şok etti.
Evet dedim,bu"NE DEMEK OLUYOR?"Alman olan,pittbull köpeği olan,"tahsilata çıktık"dedi!"NE"dedim,n tahsilatı?Diyalog Almanca gerçeklşiyordu.Salih lafa girdi,o deliydi ama ben de pek normal sayılmam!Yanın'daki,yandan yemiş çek senet mafyası bozması,şaşırdı!"Bunların sana borcu yok mu?"diye sordu."Hayır"dedi Serhat,"onlar beim dostlarım!"Olayı kısa bir sürede kavradım.Serhat'ın gerçekten de,piyasadan yüklü miktar alacağı vardı.Ve bu çam yarmasıyla ve Pttbull'larıyla,gerçekten korkutucu gözüküyorlardı,geldikleri ilk ev benim ki değildi."neyse dedim,devam et"
Serhat önce özür diledi,iyidir özür dilemek.Sonra başladı anlatmaya;Soner dedi,görüyorum ki haliniz baya iyileşmiş."Evet"dedim,Metadon terapsine başladık,ÜÇ ay oyuyor"o yüzden de,piyasa da dolaşmıyorum""Helal olsun"dedi Salih,ben de terapideyim,çok faydasını gördüm""oğlum"dedim,"niye kapıyı adam gibi çalmadınız,seni hiç kapıda mı bıraktık"?"Ya kanka" dedi,Türkçe olarak;bu yanımdaki deyyus'u,bodyguard olarak kullanıyorum,ama genç ve heyecanlı,daha dur!bi dakka demeden kapıyı tekmelemyee başladı"."Biliyorsun değil mi?"dedim,canınızı almak beni üzerdi!Ama yapılan her hareket karşılığını bulur,oldukça keskin kasap bıçağını masanın üstüne attım,Alman panik yaptı,salih o'na sakin olmasını işaret etti.Bana bi sürü banknot gösterdi,on bin alman markından fazla vardı.Eee dedim,"baya bi işe yaramış""sorma"dedi,"hiç yoktan iyidir,ama hala 45000 mark alacağım var!Neyse,dediğim gib;hiç yoktan iyidir.Salih büyük oynuyordu,onun da hesap vermesi gereken büyük abiler vardı!Son derece"İYİ" ve"GÜVENİLİR"biriydi,belki aktörlükte çok daha başarılı olurdu.Ama,parçalanmış aile,genç yaşta kodes tecrübeleri onu iyice fıttırtmıştı.Bu arada Pittbul terrier bize alışmış,evin için de bir kedi gibi dolanıyordu.O'na sadece biraz yemek vermiş ve oynamıştım.Bütün canlılar sevgi ve ilgiye muhtaçtır,bir kaç istisna dışın da,insanlar'da özünde iyidir!kod kelimeler lütfen,rica ederim ve sebebsiz gülümseme,selamlaşma,en kötü insanları bile,yumuşatır.Hırs'ın,açgözlülüğün,kibrin,merhametsizliğin sınırı yoktur!Bunlar, insanı için için kemiren kanser hücreleridir.bu hücreler hepimiz de"maalesef"doğal olarak bulunmaktadır.Önemli olan,insan'ın bunları erken yaşta fark edip,nefsini,arzu ve şehvetlerini kontrol altına almak,nefisi terbiye etmek'dir!Biliyorum,inanması zor.Daha 31 yaşındayım,ama kendimi 50-60 gibi hissediyorum.Para ikişekileride sorun'dur,ya çok az yada çok fazla olduğun da.Ben de ikis de yok,hiçsib zaman şan,şöhret,zenginlik peşinde koşmadım!Tek istediğim;kimseye muhtaç olmadan,zaten az kalan süremi doldurmak!Kitap alabilecek,karnımı doyuracak,rahatça yazabilecek bir ortam,belki basit bir araba,,,yani gerçekten,Cadillac'lara,Mercedeslere,ultra büyük havuzlu evlere istek duymuyorum.Yaratılışımın bir parçası olarak,cinselliğe ihtiyaç duyuyorum,ama bir şeftali için,kendim olmaktan vazgeçmeyeceğim.İstesem bi sürü insandan çok daha fazla para kazanabilirim.Ama para,araba,ev bunlar'ı kaybedbilirsiniz,ama kendi kişiliğinizi sattığınız zaman.bir daha asla geri dönüşü yoktur!Anlamadıkları;ben kendi seçtiğim bir sefaleti yaşıyorum,ölüm kaçınılmaz!Biliyorum.Tek bir derdim var,kendim olma arzusu,bu herşeyin üstünde,anlayamadıkları da bu!Bu!Onlar benden de,klasik,olması gereken şeyleri bekliyorlar!İyi eğitim gördüm,iki yabancı dil biliyorum,dünya da su brikntisi olan heryer de,tüplü dalış kursu ve ilk yardım kursu verebilirim.Ama benim istediğim tekşey,bir kütüphane,hızlı br internet(bilgiye ulaşmanın en kolay yolu)ve bir labaratuvar,çalışmak,öğrenmek,insanlığa küçük de olsa yardım etmet,onların faydasına birşeyler bulabilmek!Şaşırtıcı olabilir,ahmakça olabilir,ama istediğim şey bu!Vücudum da oluşan spermleri,dışarı akıtmam lazım.Bu insan bedenin de,insan toplumun da yaşamaya uygun bir vücudum var.Ama beni"çapkın"zannediyorlar,
Aslın da tek eşlilik bana yeter,zaten.ilişkilerimn en kısası bir yıl sürüyor.Yani gözüm dışarlarda falan değil!Ama bu toplum için normal olmayan,hatta biraz kaçık fikirlerimi dillendirdim mi,bana delicesine aşık olan kadınlar,beni çok sevdiğini söyleyen hatunlar.beni terk ediyor.Sanırım,toplumun dayattığı ideal eş kavramına uymadığım için,"çalış,delicesine,para biriktir,delicesine ev araba al!Bunlar bana uygun değil dediğim zaman,kendim olmaya çalıştığım zaman"sen asla büyümeyeceksin,hala çocuk gibi davranıyorsun diyerek benden uzaklaşıyorlar!Ama çocuk kalarak da iyi bir eş,iyibir baba olabilirim.Çocuğumu benden uzak tutmaya çalışıyorlar.Bu bir insana yapılabilecek en ağır işkencelerden biri,tamam,sen beni artık istemeyebilirsin,saygı duyarım.Ama oğlumu yada zaten ömüş olan annemin bababım ve bir daha asla yaşanamayacak anların fotoğraflarını almak da ne oluyor.Şirlirimi almak 'te ne oluyor?Tamam ben size zaralı olabilirim,ama sizi aldatmadım ki!Ne olduğumu daha ilişki başlamadan önce,kadınlı erkekli,tanıştığım herkese anlatıyorum(yada anlatmaya).ne olduğmu ve ne olacağımı açık açık söylüyorum.Bence dişilerin sorunu"bu çocuk iyi.ama sen O'nu eğitebilirim"Ben,kimseden beni eğitmesini.korumasını,düzeltmesini istemedim,istemyorum,istemeyeceğim!Halimden mennunum.Bunu anlamak neden bukadar zor,anlakıyorum?
Salih'in yanın'daki,Alman,yanın da getirdiği şırıngayı çıkardı.Olayı çözmüştüm,Salıh yanın'daki denyo'ya bir miktar kokain verdi.Tabii bana da!aslında,bir çeşit teşekkür olarak verdiği bu kokain,bizim sonumuz olmuştu.
Evet,sonumuz olmuştu,Salih'in bize,özür yada kıyak amacıyla bıraktığı 2 gram civarın da kokain!Herşey son derece iyi gidiyordu,nerdeyse bitmet üzereydu.Bi ara,Salihin braktığı beyazı tuvalet dökmeyi düşündüm,ama değeri 200 mark olan bu tozu,satabilirdim de!Ama biliyorsunuz,kırılma noktaları vardır hayatta!Bu da onlardan birisiydi."O"tadı biliyorduk,önümüz de duruyordu.Salıh ve adamı,gitmişlerdi.Şimdi içinde beyaz,kristalize bir toz olan paket,önümz de duruyordu.Birdn,O son zamanlarmızı düşündüm,ne sefaletti!Tabii ki tekrar yaşamak istemiyorduk,aynı şeyleri!Ama o paket,tuvalete atılamaycak kadar değerliydi.İkimiz de pakete bakıyorduk,seneler geçmiş,acılar neredeyse untulmuştu ama birşey de vardı,bu durum da;Gücümüzü test etmek,"Hayır"diyebilmek,sanıldığı kadar kolay değildir!"ne düşünüyorsun?"diye sordum Reyhan'a.Güçlüydüm,ama onun yardımına ihtiyaç duyuyordum,"dök"demesini bekliyordum.Ama beni şaşırttı,"bence birer tane sağlam çakalım"dedi!Bu,beklediğim cevap değildi,ama bende inanılmaz bir istek duyuyordum,demekki sandığım kadar güçlü değildik,ve bu"bir kereden birşey olmaz"tribinden sıkılmıştım,bilyordum,sağlam yada değil,biliyordum,lanet olsun biliyordum,kötü birşeyler olacağını.Ama o'da ok verince,iğne almak için eczaneye gittim.Geri geldiğim de,Reyhan heycanlı bir şekildi mala bakıyordu.
Ve tabii ki,herzaman olduğu gibi,benim hazırlamam gerekecekti!Kokain'in dört'te birini,yaklaşık yarım gram kadar,kaşığın içine boşalttım,üserine az bir miktar su ekledim,karıştırdım ve filtreden enjektöre çektim."Tanrım"diye düşündüm,"ne kadar aptalız!"İki iğneye de eşit miktarda çektim,on beş cc kadar.Damarlarımız iyileşmek üzereydi ve biz onları tekrar delecektik,"bu ne bitmez bir işkence"diye düşündüm.Megadeth çalıyordu,"I tought i knew at all".Önce Reyhan'a yapacaktım iğneyi,sonra da kendime.Kolları iyileşmişte olsa,Reyhan hala çok zayıftı,kolları çok inceydi.Fazla zorlanmadan buldum bir tane uygun damar!Uzun,kestane saçlarını geriye attı,gzlerini kapayıp arkaya yaslandı,mal iyiydi anlaşılan!Daha sonra da,kendime,sol bileğimin üstünde.daha önce yüzlerce kez kullandığım,sadık bir damara.kendi payımı enjekte ettim.Mal iyiydi,ama içimi de bir pişmanlık duygusu kaplamıştı.Sadec bir kaç dakika süren"Kick"i yaşamak için,ben de gözlerimi kapadım ve arkama yaslandım.Kendime geldiğim de,ikinci şırıngaları hazırlıyordum.Ve üç ve dört,mal bittiğinde akşam olmşutu,Reyhan biraz daha alalım dedi.İşte böyle bir boktur kokain,içmeye başladın mı,uyuyana kadara bitmez!Tanıdığım bir torbacı vardı,Lübnan'lı,O'nu aradım,arabaya atladım,sürdüm...Önce tren garına uğrayıp,diazepam ve Rhopynol alrım,çünkü bilyordum,bu alacağım da yetmeyecek,asla yetmez!Bir saat sonra evdeydim.500 mark'lık kokain(yaklaşık yedi gram iyi kalite),ve sakinleştirici haplar.Bir büyükşişe gorbatchov votka ve zencefili gazoz.Ben,kokain kullandığımız dönemde de,hep içki yada sakinleştirci hap alırdım.Çünkü,kokain bitince,paranoya,şizofreni,yerlerde olmayan mal'ı arama,halüsünasyonlar görme gibi iğrenç yan etkiler başlıyordu.Reyhan içki içemiyordu,ve eğer hapta yoksa,çok fena etkilere maruz kalıyordu.Mesela,Bir keresin de kavga ederken o'nu ortada bulunan cam masanın üzerine atmıştım,yada düşmüştü(yada biraz attım,biraz düştü!)...Ama bu aylar önce olmuş,8mm kalınlığındaki cam dakikalarca için için,çıtır çıtır kırılmaya devam etmişti.Ve hiç bir yeri kesilmemesine rağmen,Reyhan her kokain kullandığımız da,derisine camlar girdiğini ve kokain'in onları dışarı çıkardığını iddaa ediyor,cımbız yada tırnak makasıyla saatlerce kendini deşiyor,bazen kanatıyordu!Bir ara ben de bu tribe girdim ve kendimi deştim,fakat içki içince yada sakinleştirici kullanınca,halüsünasyon gördüğümü fark ediyor,kendimi deşmeyi bırakıyordum.Fakat Reyhan içki içmediği için,deli gibi kendini deşiyor,inanılmaz bir dehşet sahneliyordu.Bazen bırak,kes artık dediğim de"görmüyormusun?gel bak burada cam parçaları"diyordu,tabiiki cam parçası falan yoktu,çok üzüyordu beni ama O'nu engelleyemiyordum...Vücudu'nun heryerini deşiyor,kanatıyordu.Kokainden nefret ediyordum.Bazen O'nu durdurmak için,tokatlıyordum,cımbızı elnden alıyordum ama buda O'nu durdurmuyor,kesici bir alet alıp,kendini yatak odasına kilitliyordu.O yüzden önce Hbf'ye gidip,güçlü sakinlştiriciler aldım.Hapları,kokain iğnelerinden önce içmeliydik ki,tam zamanın da patlasın!Tahminen,On'ar tane daha iğne yaptık ve ikişer tane Rhopynol,On'ar tane de diazepam içtik,ben votka içiyordum,Reyhan içmiyordu ama,sakinleştiricilerin etkisiyle gözleri kapanıyordu.Ertesi gün haftasonuydu.Hafta sonları,Doktor'un muayenehanesi kapaı olduğu için,hem iğnelerimizi değiştrdiğimiz,hem de sokak'ta yaşayan bağımlılara ucuz ve bol kahve ve çörek veren"Krise Cafe"de metadon dağıtılıyordu.Ama sadece sabah,08:00 dan10:00'a kadar!Eğer geç kalırsanız,haftasonunu hasta geçireceksiniz demekti bu.Eroin'de alamazdık çünkü eğer kanımız da eroin çıkarsa,terapiden atılacaktık!Perşembe günü başladığımız kokain'e,yaklaşık beş bin mark verdikten sonra,cuma sabaha karşı uyuduk!Uyandığımızda kiliselerin çanları çalıyordu,hava aydınlıktı ve bu hiç'te iyi birşey değildi,sadece pazar günlüri bu kadar çalar!Daha sonraları iki küçük paket için verdiğim,iki bin marklık,Swatch satime baktım,"lanet olsun"dedim!Reyhan da uyanmıştı.Yerimden fırlayıp,kotumu üzerime çekiştirmeye başladım,o sırada Reyhan da saat'i görmüştü;09:50!O'da bir ok gib yerinden fırladı...Daha önceleri de,haftasonları geç kaldığımız olmuştu,ama herseferin'de son dakikalar da yetişirdik.Bu kez işimiz zordu,Cuma ve cumartesi'yi zaten kaçrmıştık,bu gün,yani Pazar gününü'de kaçırırsak,yarın sabah 09:00'a kadar hasta kalacaktık,hemde üç günün hastılığı!Evden bir-iki dakika içinde çıktık,koşuyorduk,ben önde,Reyhan arkamda,hasta hasta.Krise cafe şehrin öbür tarafınday'dı,ve pekte yakın sayılmazdı!
Cafe'nin önüne vardığımız da,saat 10:05'idi,lanet Alman dakikliği!Doktorlar gitmiş,dağıtım bitmişti!Kan ter için de,nefes nefese,çevredeki birkaç junky'ye ümitsizce sorduk,"dağıtım bitti mi"?"Ooo"dedi,"çoktan bitti"."Ama sugar(eroin)lazımsa,ayarlayabilirim"."Sağol"dedim,istemez.G.tümüze baka baka eve döndük.Hastaydık,çok hastaydık.Metadon bulmamız gerekiyordu,ama nasıl?Birçok kez hastalığa ve krise dayanmıştık.fakat bu sefer üç günlük,yani en kötü,krizleri çekecektik.uzun zamandır,hastalığı unutmuştuk.Bir kaç saat sonra Reyhan,"dayanamıyorum"dedi.Ben de çok kötü durumdaydım.İşin kötüsü,bütün parayı harcadığımız için,ne uyku hapı,ne de kokain alabilirdik.Saat öğlen 14:45 de,"artık yeter"dedi,Reyhan!Ben de çıldırmak üzerydim.Salih'e gidersem,yarına kadar tedavilik bulabilirdim.Bunu O'da biliyordu."Git al lüten"dedi,"bunu Doktora açıklayabiliriz"."Ne'yi açıklayacaksın?"dedim."Bütün haftasonu,hatta perşembeden beri,Kokain içiyoruz ve uyuya kaldığmız için,metadon alamadık,biz de eroin aldık mı?diyeceksin"Yüzüme anlamsızca baktı.O da biliyordu,böyle bir nedenden gidersek,doktor anın da bizi terapiden çıkarırdı.
O sırada,aklıma bir fikir geldi.Üst katımız da,eroin ve kokain satan,ama kullanmayan bir Afgan vardı...Yukarı çıktım.Daha önce de birkaç kez alışveriş yapmıştık.Kapıyı çaldım,açtığın da,üzerin de pijaması vardı."Hey"dedi,"birşey mi lazım"."Evet"dedim,"biraz sidik ve biraz kokain ve biraz da eroin".Yüzü,şurup içmiş bir çocuğun ki gibi,renk değiştirdi.Birkaç dakika konuşamadı ve sordu"NE,sidik mi?"..."Evet"dedim,içeri girmemi söyledi.Koltuğa oturmuş,hastalık'tan titriyordum.
"Bak"dedim,"biliyorsun,metadon Terapisin'deyiz".Devam ettim,"yarın idrar testi var",eğer idrar testlermiz pozitif çıkarsa...""Tamam"dedi,"anlıyorum galiba"."Benim idrarımı vereceksiniz,kendinizinki'nin yerine"."Evet"dedim."Bu arada bir miktarda eroin ve kokain alıcam,ama veresiye"."bankalar açılınca öderim"."Sorun değil"dedi."Komşuyuz,birbirimize yardım etmeliyiz değil mi?",sırıttı.Ondan nefret ediyordum.Ama bu uyuşturucu'nun,bana ilk kazığı değil'di.Ondan almıyordum,çünkü çok pahalı satardı.Ama şimdi o'na mecburdum!Az sonra döndü.Elin de,yarısı sidikle dolu bir şişe vardı,ve birer gram'lık iki paket.O'na iki yüz mark borçlandım.Normalde,bunları yüz marka alabilirdim!Arkamdan bağır'dı,"bu kıyağımı unutma"Siktir git pis o.pu çocuğu diye geçirirken içimden,"tamam"dedim,"unutmam".Aşağı indiğim de,Reyhan yerde kıvranıyordu."Hey"dedim,"hallettim".Önce,eroin ile kokain'i karıştırıp,kokteyl iğnesi yaptık.Sonra da,eroini çaktık,uyuyabilmek için!Sabah,saat 09:00'da,doktor da idik."Ne oldu?"diye sordu,cuma gelmediniz!Reyhan konuşuyordu genellikle,"Denedik"dedi,"acaba dayanabiliyormuyuz diye"."Evet"dedi doktor,"dayanabildiniz mi?""Şey"dedi,Reyhan."Zor oluyor tabii,ama sanırım oluyor.""İyi"dedi doktor,hemşireye işaret etti.Hemşire az sonra,elinde iki adet idrar test kabıyla geri geldi.Tuvalete girdik,ayrı ayrı.Gerçeği gibi ılık olması için,apışaram'da sakladığım,meyvesuyu şişesin den bir mikter idrar'ı,test kabının içine koydum.kapları,hemşireye verdik.Metadon'umuzu içtik ve eve dönmek üzere çıktık
Bu arada,tekrar kokain'e dönmüştük.İki gün sonra doktora gittiğimiz de,"kokain kullanmışsınz"dedi,"ama benim için önemli olan eroinri,idrarıanız temiz"'dedi.Eoini bırakmalısınız".Lanet"Afgan"komşumuz da kokain kullanıyordu,anlaşılan.Uzunca bir sür daha devam ettik,Metadon terapisine.20 miligrama kadar düşürmüştük ama kokain kullanmaya devam ediyorduk.Eroin bitmişti,fakat kokain daha sinsi daha güçlü bir düşman'dı.Ve ben kararımı verdim.Reyhan'a da söyledim bunu;"En az bir altı ay,ortam dan uzaklaşmamız lazım"dedim."Nasıl?"dedi Reyhan."İki yolu var"dedim,"ya başka bir şehre taşınacağız,yada!"Yada ne?"dedi."Yada dedim,Türkiye'ya gideceğiz".Reyhan,Türkiye'ye gitmek istemidiğini söyledi.Şimdilik,bu konu bitmişti.Reyhan,başka bir şehre taşınmayı uygun buluyordu,Ama Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyordu.Bende ondan ayrılmak istemiyordum,Düsseldorf yada Köln olabilir di yeni taşınacağımız yer.Fakat,ünivesiteyi bırakmak istemiyorduk,ayrıca orada iş bulmamız da zor olacaktı.Bu arada bir kaç ay daha geçti.Kokain tama gaz devam ediyordu.Kollarımızı,mümkün olduğunca kullanmıyor,kasığımızdan yada boynumuzdan iğne yapıyorduk,bu çok daha etkilydi,bir o kadar da ölümcül!Ölüm bize ince ince mesajlar yolluyordu.
Artık yorulmuştum,uzunca bir süredir,inanılmaz riskler alıyor,ölümle dans ediyorduk.
Reyhan benim,ben de Reyhan'ın ruhunu taşıyordum.İkimiz de çok yorulmuştuk,uyuşturucu artık bir alışkanlık olmuştu.Zevk aldığımız falan da yoktu.Zaten patlamak üzereydim.Bunun üstüne birde vize sorunu eklenmişti.Almanlar vize konusun da sorun çıkarmıyordu,ama Türk konsolosluğu,pasaportumun süresini uzatmıyor,sürekli ayak diryordu.En son eğitim ateşesine gittim.Üniversiteden aldığım,Almanca belgeleri,Türkçe'ye tercüme ettirmişitm.Yeminli tercümanın imzaladığı belgeler de,Essen üniversitesin de,Bilgisayar mühendisliği ve İktisat okuduğum,açıkça yazıyordu.Başka bir kırılma noktası daha.Fakat,Askeri ateşe,Yoklama kaçağı olduğumu,bu belgeleri Türkiye ye dönüp,bağlı bulunduğum askerilik şubesine imzalatmam gerektiğini söylemişti.İşte bu,zaten pekte sağlam olmayan sinirlerimi hoplatmıştı.Türkiye'ye gitmye karar verdim.Reyhan ağlayıp bağırarak,Türkiye'ye gitmemem gerektiğini söylüyordu.Abimi askerlik şubesine yolladım,ama malesef herzamanki gibi başarısız olmuştu.Eğer Almanya'da,bu sorunu hallatmeden,kalırsam.kaçak duruma düşecek,beltide sınırdışı edilecektim.Türkiye'ye dönmeye kesin olarak karar verdim.Reyhan buna çok üzülmüş ve tepki göstermişti.Sensin başaramam,beni burada yanlız bırakamazsın diyordu.O zaman sen de gel dediğim de,"ben orada yaşayamam"diyordu.O'na anlatmaya çalıştım.Sürekli değil,birkaç ay kalacağız dediğim de hayır olmaz,yapamam diyordu.Bense,kesin kararımı vermiştim.türkiye'ye gidecektim.Ama metadon doktromuz sadece günlük veriyordu.Tekrar,Wupperta'e gittim. braz kodein ve vallium işimi görür dü.