18 Haziran 2011 Cumartesi

ooo hanidir yoktum

öldüm zannnettim!harbi uzun zaman yazmak istemedim.Öldüğümü düşündüm ölmek istedim tekrar eroine düştüm cezaevine düştüm araba çarptı kolum kırıldı falan işte ölüden beterdim.sonuçta yazmak istemedim ama insanların 1001 halini gördüm seni sokakta yaşıyor görüp sıcak evlerine götürmek istiyorlar,kedi kuduzda çıkabilir?neyse tekrar döndüm siktiminin gündemine dair kısa yorumlarla haha ne demnekse döndüm ilk yorumum bülentersoy heterofilimiydi
?

13 Nisan 2009 Pazartesi

NO APOLOGİES

Evet moronlar evet salaklar!Ölmemi beklediğinizi hatta çok istediğinizi biliyorum ama olmadı yine 'i cant die dead enough'!Uyuşturucuyu bıraktım 6 kilo aldım ve yine yeterince ölü ölemedim!hayattayım sağlıklıyım hayatatayım ve hatta iş bile buldum.Eeee hayat böyle Allahın dedediği oluyor siz salakların DİLEKleri değil Dilek seni hala çok seviyorum Agnieszka Ernest ide öyle!Aynı anda iki kadına birden aşık olabiliyor insan saçma ama öyle.

13 Mart 2009 Cuma

intihara ara verdim????


ok hatyat o kadar güzel değil ama öbür taraf hakkında da ksin bilgilerimiz yok

dünyanın en güzel günbatı

pattaya

oradaydım ve tekrar gideceğim

Manisa ve Uşak


Tedaviden sonra hastanede tanıştığım hakan abinin yanında kalıyorum sezon kadar sabretmeye çalışıyoruz herkese çok selam sezon sonunda gördüğünüz yerlerde olacaz inşallah

tedaviden sonra

uşak hatırası

13 Şubat 2009 Cuma

hakan abi ve ben


hakan abi ve ben oturup resimleere bakıyoruz biraz sonra welinin ytanına uğrearız

7 Aralık 2008 Pazar

Bu sanırım sonum!!!

Şimdiye kadar pek çok inanılmaz hatta mucizevi olay yaşadım aslında yaşamam bile allahın bi hediyesi 2000 yılbaşını göreyim başka birşey istemez diyordum!1996 da tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandım 1999 a kadar süre vermişti doktorlar...1999 da Adapazarı depremine yakalandım,bi kaçtane ağır trafik kazası bir beyin ameliyatı vesaire geçirdim ama sanırım buraya kadarmış!Allahıma sitem etmiyorum,şükürler olsun,o kadar çok kere o kadar zor olaydan kurtardiki beni artık bişey isteyecek yüzüm yok gerçi, ondan başka kime güvenebilir yada ümit besleyebilirsin ki?Beşere mi ki çoğu seni bi kaşık su da boğmak için fırsat kollarlar...Kadınlara gelince:Tayland ta geçirdiğim beyin ameliyatından sonra dilek ki o nu hala deli gibi seviyorum hayatımıkurtardı ve Agnieszka,onuda hala seviyorum,çocuğumun annesi,ikiside benden uzaklaştı.Hayat şartları,maddi sorunlar operasyondan sonra yan etkilerden dolayı dolayı benim baya bi garipleşmem ve tekrar eden uyuşturucu sorunum!sonuç olarak ikiside beni terk etti sevgili annemde vefatından dolayı beni bırakmak zorunda kaldı.Bunlardan sonra artık hiç bi kadına yaklaşamıyorum normal sohbet bile edemiyorum çnkü korkuyorum,aşık olup tekrar aynı acıları yaşamaktan korkuyorum.O yüzden iki seneyi aşkın bir zamandır hayatımdaki tek kadınlar ablam ve kızı,onlarıda bir seneden faZLADIR GÖREMİYORUM.SIRF KADINLAR DA DEĞİL ERKEKLERELEDE SAĞLIKI İLİŞKİLER KURAMIYORUM GÜVENSİZLİK ALDATILMA VE KULLANILMA KORKUSUNDA ARKADAŞ BİLE EDEİNEMİYORUM.BUNUN SONUCU OLARAKTA HER ÇEŞİDİNDEN,uyuşturucu tek dostum ve sevgili oldu.Aslında bırakmak sorundeğil defalarca bıraktım şimdi çok daha tecrübeli olduğum için krize bile girmeden bi kaç günde bırakabiliyorum.Ama sorun,yerine ne koyacağım?Sevgili yada flört?Nerdeyse imkansız!arkadaş denedim son iki denememde madden ve manen bi güzel mikildim!Aile?Annem ve babam aramızdan ayrıldı bim ve karısı.ablamın kocası benden nefret ediyor ve herkese diğer akrabalara ablama ve yiğenlerime ne kadar berbat ölmeyi hakkedeN(nükte yapmıyorum abim bunU yüzümede söyledİ:'ÖLMEYİ BİLE BECEREMİYORSUN!Şimdiye kadar pek çok inanılmaz hatta mucizevi olay yaşadım aslında yaşamam bile allahın bi hediyesi 2000 yılbaşını göreyim başka birşey istemez diyordum!1996 da tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandım 1999 a kadar süre vermişti doktorlar...1999 da Adapazarı depremine yakalandım,bi kaçtane ağır trafik kazası bir beyin ameliyatı vesaire geçirdim ama sanırım buraya kadarmış!Allahıma sitem etmiyorum,şükürler olsun,o kadar çok kere o kadar zor olaydan kurtardiki beni artık bişey isteyecek yüzüm yok gerçi, ondan başka kime güvenebilir yada ümit besleyebilirsin ki?Beşere mi ki çoğu seni bi kaşık su da boğmak için fırsat kollarlar...Kadınlara gelince:Tayland ta geçirdiğim beyin ameliyatından sonra dilek ki o nu hala deli gibi seviyorum hayatımıkurtardı ve Agnieszka,onuda hala seviyorum,çocuğumun annesi,ikiside benden uzaklaştı.Hayat şartları,maddi sorunlar operasyondan sonra yan etkilerden dolayı dolayı benim baya bi garipleşmem ve tekrar eden uyuşturucu sorunum!sonuç olarak ikiside beni terk etti sevgili annemde vefatından dolayı beni bırakmak zorunda kaldı.Bunlardan sonra artık hiç bi kadına yaklaşamıyorum normal sohbet bile edemiyorum çnkü korkuyorum,aşık olup tekrar aynı acıları yaşamaktan korkuyorum.su döküp tedavi etti gardiyanlar beni su küfür ve cop yaklaşık yarım saat işkence sudöküp copla vurduktan ve küfür ettiklerini duyduktan sonra bayılmışım.Ayıldığımda başka bir hücredeydim.Beni yanında kimsenin olmadığı,sigara,yedek çamaşır,kazak vermesinler diye,başka bi hücreye koymuşlardı!Yatak ve battaniyede yoktu.Tamamen ıslanmış olan elbiselerimi çıkarttım ve o zaman bacaklarım,kalçalarım ve sırtımın şeritler halende mosmor olduğunu gördüm.Ama acı değil sadece nefretti hissettiğim,soğuğu bile hissetmiyordum sabah karşı battaniye verdiler!10 gün boyunca yataksız,betonun üstünde yedim,içtim,sıçtım ve uyudum...Daha sonra d16 koğuşuna verdiler beni.15 ranza vardı ama tam 29 kişiydik ranzaların bir kısmında iki kişi yatarken,15 kişi yerde yatıyorduk.Sadece bir tuvalet vardı ve tuvalet sırasında geçiyordu vaktinizin önemli bölümü.Ziyaretçisi ve parası olanlar yatakta yatıp,gelen yemeğin iyisini yerken,kantinden alışveriş yapıp rahatça kahve vesaire içierken,sıcak su geldiğinde ilk banyoya girerken,benim gibi ziyaretçisi ve parası olmayanlar,en son yemek yer yıkanır ve uyurdu...ayrıca diğerlerinin çamaşırını yıkamak,bulaşık ve temizlikte bizim işimizdi...Bir ay sonra apar topar mahkemeye çıktım.Samimi ikrar,polis ve savcılıkla işbirliği gibi hafifletici sebelerle ve etkin pişmanlığımdan dolayı önce 6 yıl 8 ay sonra 4 yıl 6 ay en sonundada allah razı olsun üç (3) yıl hapis cazsı aldım ve cezamı daha sonra yatmak üzere salıverildim.4 gündür dışardayım gidecek yerim yok.param yok arkadaşım yok!Karnım aç hala üşüyorum o suları döktüklerinden beri üşüyorum,ne giyersem giyeyim ve öksürüyorum,doktora gitmem lazım ama nasıl ne sigorta ne para var.Bu arada benden 2 gün önce başka bir mahkemeye çıktı.Gece camı kırarak eve girip 280 ytl para ve 2 cep telefonu almıştı.konut dokunulmazlığını ihlal kilit kırma mal zararı ve gece gibi cezayı arttıran şartlara rağmen 11 ay aldı ve cazsı beş yıl ertelendi işte adalet.ey beni hala seven arkadaşım yada akrabamvarsa;ölüyorum gerçekten maf oldum yalvarırırm yardım edin!!!S.O.S

2 Ekim 2008 Perşembe

ıçtık ne bitmez çileymiş

Soner:
moruk kusura bakma yanlış anladın galiba?ben sana ağlamıyorum!sana ve söyledikjlerine inanarak-biz arkadaşatan öte artk kardeşiz!-içinde bulunduğum durumu,yaşadıklarımı ve hissettiklerimi,bi dostuma,hayat ortaklığı yaptığım bir kardeşime yazdım!seden bişey istemedim ki dostluğundan başka!sana ;bana söz verdin!neden para yollamıyorsun?yada senin yüzünden!diye bişey mi söyledimn;!?söylemedim ve
Soner:
söylemeyede hakkım yok!sen içinden geldi allah razı olsun,teklif ettin ama terslik bu olabilir ve heleki söz konusu olan bensem olmasa şaşırırdım haha.ben sadece ablama söylemiş bulunbmama üzüldüm,çünkü sanki ona yalan söyleyip para almaya çalışıyormuşum gibi oldu bunun senle alakası yok.hele olan diğer şeylerin seninle hiç alakası yok ben zaten sana güvenerek yola çıkmammıştım.dediğin gibi salak
Soner:
lığımın insanlaera güvenmemin cezasını çekiyorum 33 yaşına giricem hala akıllanmadım.sana serzenişte bulunmak bir yana minettarım tam intihara karar verdiğim yok olm anın eşiğinde olduğum bir durumda kapını çaldım ve sen ailemden bile fazla sorumluluk alarak bana sahip çıktın,oysa be tam bir yavşak gibi davranarak(-ama dostum inan bana uzun süren uyuşturucu nkullanımı,çentik difüzyonu,agnhieszkan
Soner:
ın terk etmesi annemin vefatı,ernestin özlemi,yoksulluk,yolsuzluk,kimsesizlik,ümitsizlik vb.sebeplerden sanırım çünkü nasıl yaptığımı hatırlamıyorum)önce üçbeş kuruş bozukluk için seni rezil ettim ve dayak yedim,sonra katil bi torbacının evine girerek dalga çaldım sana içirttim kendimi öldürtmeye kalktım sonra süper bi gazeteci oldum ama en yavşak patronu buldum(ama intikamımı aldım nen can derdin
Soner:
deyim ipne hap derdinde nben açım diyom bu hap bul hep bul tamam dedim geçen gel antalyaya geldi ver edim alayım 5 tane aldım parayı yürüdüm dedim yunuslar geldi attım hapları ama hakketti walla)sonra istesem bana vereceği halde gittim hallandalıdan çaldım yine dayak!sonra sen yokken grip oldumdemir ilaç çay falan aldı:bu sefer anlamadım niye ama yine dayak!elimi kaldıramıyom,kafama vurma diyom be
Soner:
ni yumruk manyaaa yaptın!polislere sığınarak kafamda ikinci bi delik açmanı engelledim gittin beni polislere gammazladın:'abi buna dikkat edin eli uzundur diye'!Dedim kışlık bi iş buluyım gittim kredi kartı çıkardım adıma telefon internet bağlattım:beş kuruş almadan 1200 ytl de dükkana harcayıp dövmeci açtım herif beni dolanırdı,isviçreden buna benim adıma 500 euro geldi gittim eline saydım,fatura
Soner:
ları kartı ödiycem dedi ödemedi!kavga ettik gittim parkata yattım gece freebag i kesip üç kuruş paramı telefonu kimlikleri çaldırdım,iyce uyuşturucuya verdim kendimi dedimn gidiyim teslim olup tedavi olayım!Doktor sevkı raporu verdi hakim beni tutkladı bu sefer dayak yoktu farklı olarak.Neyse girdim paşalar gibi yattım!(ne paşası rezil oldum amına koyiim!12 gün katiller gibi hücreye attılar bırak
Soner:
tedaviyi aspirin bile veermedilşeer!yemek kapının altından,tuz yok şeker yok 45 derece soğuk su yok içmeyetuvaleti içerde 2.5 metrekare hücrede tahtanın üstünde attım aynı yerde yedim içtim sıçtım yattım ama yine dayak yok!çünkü sen yoktun dostum benim!Allahatan hapse girmen önce hastanenin yoğun bakım ünitesinde intihar ettiğim için yatarken yaşlı bi teyze kuran vermişti omu okuyup namaz kılmaya
Soner:
başladımda kafayı yemekten kurtuldum.sonrasını biliyosun:40 gün yatıp çıktım ama slaklığın sınırı yok bu seferde encati diye allahın adını ağzından düşürmeyen birine güvendim daha doğrusu inandım,ihtiyacım vardı dostum:agnieszkadan sonra dilek te beni terk etti sonrada ailem annem ablam abim ve sen hayatımda değer verdiğim kim varsa sevdiğim kim varsa benim yaptığım saçama sapan ama benimde anlaya
Soner:
madığım utanç verici davranışları yüzünden birer birer veya toplu halde beni hayatlarından çıkarttılar hiç birinize kızmıyorum ve anlıyorumda ma bunu pisikiyatriste sordum çünkü bu ben değildim enelerce süren uyuştucu ile müğcadele ki bu bir hastalık ve inan bana çok zor bi hastalık sen bi tek otla mücadele ediyorsun ve hastalığı oladığı halde krizi olmadığı halde ne kadar zor olduğunu biliyorsun,
Soner:
sonra yine kalp yada beyin ameliyatı geçienlerde çok biyik değişiklikler olduğunu biliyorsun.Ve Annemi kaybetmem,oğlumu görememem,ayrılıklar,deprem ve tsunamiler 96 dan beri çektiğim hepatit c ve b,almanyada trafik kazası trvmalar,yıllardır 1993 ten beri evimimin olmaması,hiçbiryere ait olamama duygusu bir sürü ülke bir sürü şehir,uzaktan davulun sesi hoş geliyor ama adapazrında hatta bir köyde
Soner:
bile ufak bi evimin ve bir ailemin olması için neler verirdim!sonra en güvendiğim hayattaki tek ailem abim ve ablamın,annemin ölüm döşeğindeki vasietine rağmen üç kuruş için beni ortalıkta bırakmaları...birilerine ihtiyacım vardı ostum uyuşturucunun içimdeki o büyük boşluğu ele geçirmemesi için birilerine bişeylere ihtiyacım vardı!tarikatları deneim,bilgiyi okumayıu denedim...zannediyomusunki ben
Soner:
kötü biri olmayı ve kötü şeyler yapmayı istiyeyim?ama hırsızlık yapayım,yalan söyleyeyim,uyuşturucu kullanıyım,iş bulduğum halde çalışmayayım!insanları kendimden soğutayım nefret ettiyeim!dostum çok örselenim!kenime bile itiraf edemiyorum ama bedenen ve sinir sistemi olarak çok zayıfım moruk!eskisi gib ağır bedensel işlerde çalışamıyorum artık!kendimede itiraf edemiyordum ama rtık kendimi bile kan
Soner:
dıramıyorum...!moruk askıerden boşuna çürük almadım 1993 ten beri eroin,kokain esrar hap ve alkol dahil onlarca madde...taşa döksen un ufak lurdu!Senden biliyorsun ablamda abimde karılarımda biliyor alkolizm,nasıl içiyordum?senelerce boynum kasıklarım dahil damar kalmayıncaya kadar iğne!1996 da hepatit-C ve B!yaşamam mucize...2000 yılını göreyim başk bi ey istemem diyordum!yine 97 de Almanyada
Soner:
trafik kazası 4 gün koma!annemnim üzüntüsü üstüne epilepsi nöbeti geçiriş beyin kanamsı kalbim durdu elektro şok ile çalıştı yine koma 12.000 dolar lazım,ilek abimi ablamı ve anlata anlata bitiremediğm uğruna ölüme giderim dediğim kişileri arıyor!Ve beni daha çok yaralayan şey oluyor:Eniştem muhteşem ingilizcesiyle cerrahıma e mail yazarak gerçektende ameliyat olup olmadığımı soruyor?!ve onun onay
Soner:
yı ile ameliyattan üç hafta sonra yollanan tam ÜÇYÜZ dolar hayatımı karartıyor...Dilek parayı kendi ablasından bulup hayatımı kurtardığına pişman oluyor çünkü bunları duyunca o na bağırıp çağırıyorum:ailem ve arkadaşlarım böyle birşey yapmaz bıraksaydın da ölseydim diyorum!ama o iki ay önce tanıştığı birini ölüme bırakmayacak kadar kötü bir insabn!Bu arada ben hastanede verilen morfinler yüzünden-
Soner:
ki aslında gerek yoktu,aspirin yeterdi!-tekrar bağımlı oluyorum...İstanbula dönüyorum bir şekilde 10 gün havaalanında yattıktan sonra!Ama beyin ameliyatı olacakm kadar kötü bir insan olduğum ve böyle ufak bir operasyonu b,üyüttüğüm için havaalanına beni almaya bile kimse gelmiyor,cebimde taksi parası olmadığı için ve bir gün insanlar yılbaşı kutlaması yaptığı için:çıkık omzum 76 dikişli kafam ve
Soner:
morfin krizlerimle kar içinde bata çıka ve kör olması gerekirken olmayan gözümle,sayemde bar ve otel sahibi olan ve bana hala 1000 dolardan fazla borcu olan Ahmetin yanına gidiyorum ve Ahmet büyük bir fedakarlıla bana 50 ytl uzatyor...Ablamın yanına gidiyorum ama evleri çok küçük ve ben çok büyük olduğum için onlarda klamaıyorum....ve esenler textil kentin 120 metrelik kulesinde askeri ücretle
Soner:
çalışmaya başlıyorum ama yine bunun gib lanet bir bayram giriyor araya!?...ve ben ayağımdaki spor ayakkabılarla karın içinde çalışmaktan yatak döşek yatıyorum,yani kendime dikkat etmiyorum,tembellik ve salaklık yüzünden yatak döşek herkes memleketine gittiği için yanlız esenlerde ısıtııcısı ve yemeği olmayan zamin katta bir işçi lojmanında 6 gün yanlız başıma morfiğn krizler
Soner:
ile geçiriyorum ve içimdeki şimdi doruğa ulaşmış olan intihar ağacı filizlenmeya başlıyor...
Soner:
.....Ve şimdi:iki gündür açım ve bir haftadır da eroin kullanıyorum...12 gece terk edilmiş bir evde yattık ama iki gece önce psikopatlardan ve eroinden kurtulmak için evden kaçıp karakola gittim...ama tatil oluğunu beni cuadan önce manisaya sevk edemeyeceklerini ama itersem tutuklayabileceklerini söylediler ama cumaya kadar ilaç yemek sigara ve hatta su dahi temin edemeyeceklerini söylediler ve
bulent:
soner
Soner:
cumaya kadar idare etmemi

bulent size bir titreşim gönderdi.

Soner:
cuma tekar gelmemi ve beni manisaya yollayacaklarını bunun karşılığında onlara i satıcının isim ve adresini vermem gerektiğini söylediler bende kabul ettim
bulent:
git olum
bulent:
soyle
bulent:
tedavi mi olucan ne olucan
Soner:
yarın gidicem ve tslim olucam u anda krizdeyim bu gün hastanenin önünde dilendim beş milyon kazanım bi öiki poğaça aldım ve internete gelim işte ben buyum inanını dostum savaşıyorum inananın:=)
bulent:
sana yapabilecegim yardim
bulent:
ancak hastaneye git derim
Soner:
sağol moruk yaptıkların yeter
Soner:
dostum benim ailemden bile iyi davrandın bana
bulent:
aradim ablani
bulent:
bugun
bulent:
cok ta erdemli davranmadi
bulent:
bana ona is bul dedi
bulent:
bende dedim sen nasil bir kardesmissin dedim
bulent:
adamin kimligi bile yok dedim
bulent:
senin vicdanini sikeyim dedim
Soner:
ablamamı9
bulent:
kocasi seni istemiyormus
Soner:
hehehe
bulent:
bagimli oldugun icin
Soner:
harbi aradınmı
bulent:
yapabilecegim bir sey yok diyo
bulent:
evet aradim soner
bulent:
sana nasil yardimci olayim
bulent:
senin once tedavi olman gerek
bulent:
senin ihtiyacin olan sey temizlenmek
bulent:
evraklarini tekrar temin etmek
bulent:
sonra sana gercekten yardim ci olucam
bulent:
gondericem seni taylanta
bulent:
ama su an tedavi olman gerek
bulent:
gercekten bunu istemen gerek
bulent:
antalyanin amina koyim
bulent:
kime faydasi olmuski
bulent:
git manisaya
Soner:
ya moruk bi hafta öncesine kadar iyiydim ama yazdıklarımı okumaınmı artık ne için yaşayacağımı bilmiyorum niye tedavi olayım ki niye yaşayayım çıkınca napıcam üç hafta sonra çıkıcam para yok pul yok nereye gidicem nerde kalacam kış geliyo moruk allahıma dua ediyorum canımı al diye
bulent:
valla 3 hafta ne olursa
bulent:
dostum sen sunu anlamiyosun
bulent:
calisip yolunu bulman gerek
bulent:
farkli bir yerden basla
Soner:
gerçekten bırakmak istiyorum ve yapabilirim hapiste ilaçız terapisiz bıraktım ama olmuyor bu bir hastalık tedavi edilmesi gerek
bulent:
seni herkes taniyo orda
bulent:
gidicen artik
Soner:
iradesilik yada karaktersizlik değilki
bulent:
orasini bilmem soner
Soner:
moruk siz anlamıyorsunuz kimliksiz telefonsuz beş kuruşsuz nasıl iş bulucam nasıl?
bulent:
senin icin 100 lira 200 lira simdi cebinde olmus hic farketmez
bulent:
olum bilmem artik
bulent:
git ablani soy
Soner:
şimdi değil çıkınca
bulent:
abini soy
bulent:
madem seni iplemiyolar
Soner:
100 lira iki yüz lira çpok fark eder
bulent:
kapi acmiyolar
Soner:
moruk hastanede tıraş bıçağı
bulent:
evet direk uyusturucuya
bulent:
vericeksin
Soner:
şampuan iç çamaşırı sigara vermiyorlar
bulent:
olmasin amina koyim
bulent:
sigarani sikim
bulent:
icme
bulent:
yarrak
bulent:
daha iyi
bulent:
icme
bulent:
32 yasinda acizlik yapma
bulent:
bir yerden baslarsin
bulent:
amcik beni sikerken iyiydin
Soner:
moruk hala anlamıyorsun dimi bunları niye yazayım o zaman yalan yazıp pğara isterdim alamıyormusun bunları yazarsam kimsenin para vermiyeceğini biliyorum anlasana artık
bulent:
gene bir sey demiyoruz
Soner:
ya bari sen anla
bulent:
anlamam soner
bulent:
senin bazi seyleri anlaman lazim
Soner:
kimseden bi bok istemiyorum sadece anlamaya çalışmanızı istiyorum bu kadar zor mu
bulent:
once
Soner:
ya yazdıklarımı okumadınmı hiç bişey anlatamıyormuyum ben
bulent:
bana kimse yardim ediyo mu
bulent:
aksine biz yardim ediyoruz
bulent:
daha gotumuzde donumuz yok
Soner:
moruk hiç bi sikim istemiyorum taylanda gitmekte istemiyorum
bulent:
yarrak kac aydir
Soner:
ya sadece anlaşılmak istiyorum
bulent:
colde hapisteyiz
Soner:
tuytturmuşsunuz bi para sende ablam gibisin
bulent:
hergun ceza evi ortami yasiyoruz
bulent:
iyi parasiz bir sey oluyo mu yarrak
Soner:
para mı yardım demek ulan arkadaşa aileye ihtiyacım var diyorum
Soner:
siz parada para ablamda para yollayarak yardım ettiğini sanıyor
bulent:
dost aci soyler soner
bulent:
sana kapi actik aile dedik adinada
bulent:
amcik agizli
Soner:
ben para istemiyorum ki ailemi oğlumu kuzenlrimi ablamı seni aoğlumu istiyorum allah allah
bulent:
istersin tabi
bulent:
bende istiyorum hayatimi
bulent:
burda amcik gibi omrumu yemek istemiyorum
bulent:
ama sonu guzel olcaksa cekiceksin zorluk
bulent:
yok ole
bulent:
seni anliyorum ama bos konusuyosun
bulent:
ne yaptin onlar icin
bulent:
amcik her firsatta vucudunu sikmek teydin
bulent:
ne yaptin
bulent:
ve ne yapicaksin
bulent:
karar ver
bulent:
hala ben icicem
bulent:
diyosan buyur kamyonla takil
bulent:
32 yasinda bu duruma getirir mi insan kendini
bulent:
benim ailem varda ne oluyo
Soner:
ya yazdıklarımı okumamışsın sen ben bişey yaptım onlar bana ihanet ettimi diyorum tama işlte demek ki ölmeyi hakediyorum moruk bu saatten sonra birşeyi değiştiremem uyuşturucuyu bırakmak değil ameliyatla kdın olsamda artık bi şey değiştiremem
bulent:
hani kim yanimda
bulent:
senden tek farkim
bulent:
kendimi kollamak
bulent:
soner bir sey diyemem
bulent:
olmek kolay bir sey
bulent:
ama secim senin
bulent:
ol yada savas
bulent:
savasmak senin tarzin degil iste
bulent:
zora gelemiyosun
bulent:
her seyin kolayina alismissin
bulent:
zora geldim patlat ilaci
bulent:
sevindin patlat ilaci
bulent:
yarrak kafali
bulent:
iki gun sekil yapiyosun
bulent:
ucuncu gun mr hayt oluyosun
bulent:
adam gibi durmuyosun ki
bulent:
yerinde
Soner:
olm ne diyosun lan sen sen benim kaç gündür neler yaşadığımı biliyomusun zora gelemiyomuşum ulan kolaymı zannediyosun sen aç biçar sokaklarda yatmayı eroin krizleri çekip pislik içinde kimsesiz umutsuz dolaşmayı ne biçim adamsın zora gelemiyomuşum sen götü boklu esrarı içmeden duramıyodun sinirin beni döverek çıkarıyodun
Soner:
kendin edin yardım edicem para yolluycam şimide artilik yapıyon götümde donum yok dye sizden bi sik istiyen mi oldu be siktirin gidin hayatımdam
Soner:
hem yardım edicez hem seni seviyoz diyip sikik akıl veriyonuz ondan sonra sen şimdi mala verirsin parayı diyip yan çiziyonuz bimde öyle aldı herşeyimi agnieszkaylada o ayırdı sonra bunalıma girip maddeye başlayınca benim suçum ulan siz dostmusunuz düşmanmı walla ablam abim dahil en iyisi siz tamamen hayatımdam çıkartmak siz beni çoktan çıkartmışınınz ölmemi bekliyorsunuz abim bari dürüsttü en son
Soner:
adapazarında lmayi bile beceremiyosun git bi köşede kendi kendine kimseyi rahatsız etmeden geber demişti bari içinden geleni söyledi hepiniz aynısını düşünüyorsunuz ama ağzınız bnaşkasını söylüyor vekil olarak abana allah yetrer bu gün krizden sürünüyuordum biraz dilendim kapkaç y7apacaktım tam birden karşıma önce cerrahabi çıktı çıkarttı on lira verdi sonra emel abi çıktı karşıma elli lire verdi
Soner:
sonra ece çıktı sigara aldı karnımı doyurdu...gittim iki paket eroin aldım yarına kadara yeter zaten poılşise gidiyom yarın akşam manisadayım bi karton sigara aldım bi ufak radyo iki kitap şimdi bide ablam biraz yollarsa çorap terlik traş bıçagıu deodorant falan alıp doğru manisaya

bitmeyen macera

demreli deli onerullah:=))
Soner:

Soner:
HEPİMİZ ELİYİZ HAPİMİZ DEBRELİYİZ WATANININI SEVEN ÖGÜN SAMAST LAYLA ZNAZAYI DA VURSUN HASİP KAPLAN İLE AHMET TÜRKÜ HADIM ETSİN SONRA KAÇ ÇOCUĞUN VAR*DİYE SORSUN TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİMİJN HAKKINI YİYENLERİ KÖSELEŞTİRSİN SONRA TEK BIÇAKLI PASLANMIŞ CİLETLEN GÜNDE ÜÇ ÖĞÜN TOK KARNA ETEK TIRŞI YAPSIN,YAPSIN Kİ MİKİNDE GÜLLER AÇSIN...BABA BEN ABAZANLIKTAN AĞAÇLARA ÇIKMAK İSTİYORUM AMA KOCA GÖTÜMÜ KALDIRA
Soner:
MADIĞIM VE ASPORTİF BİR FÜCUDA SAHİP OLDUĞUM İÇİNDİ Kİ UMARIM ÖYLE OLUR TABİ TABİİ OLMAK DA İCAP EDER EDTMEZSE MİLLET NE DER?DER Kİ koca soner ül abdi ibrahim ül adapazar-ı sakarya bil mükellefün verg-i yi ssk...derler meğer koftiden evlenir gib yapmış ernestide üç aylık embiriyonken evlad edin miş!derler mi demezler mi?ben ce dmezler ben paronayakça hezeyanlarımıkuruntu haline getirip bu mübarek
Soner:
bayram gününde yanlızlık tan sıkıntıdan parasızlıktan ve ümitsizlikten dilirdiğim için sizoid manik depresivve endojen paranoid hezeyanlar yaşayıp kendimi napolyonla satranç oynayan bir deli gibi hissediyor olabilirim...ya da -şimdi sıkı dur-:hapisten tanıdığım necati isimli şahısla ki tam da alanyaya giderken karşılaşmamve yin içerden tanıdığım bekir isimli 20 yaşında okuma yazma bilmeyen bir
Soner:
urfalının bunu equrisi olması bu adamalr içerde bir efendiydiki anlatamam necati kasa soyguncusu almancı geniş bir ailedendi?bekiri geç:05365 i bile okuyamıyor!necatiyle beraber namaz kılıyor dini sohbetler eyliyorduk dediğne göre kasadan 150 bin usdoları çıkmıştı ve suç arkadaşı olan kardeşi kıprısa gitmişti beldibinmde evi kemer de falan bi sürü iş bulabileceği tanıdıkları vardı aileside almanya
Soner:
dan her an bi iki bin avro yollayabilirdi velakin kasa soygununa dair bir ışık gelmediği gibi evi falanda yoktu benim para bitince,kalacak yer olarak kaleiçinde terk eilmiş bir evde kalmaya başladık bunlarda marketten günde 5 ila on kilo arasında kaşar payniri çalarak sahibi emekli polis olan bir bakkala satmaya ve bu parayala eroin!!!! almaya başladılar ve adam obsesif pisikopat çıktı onercim b
Soner:
bundan sonra beraberiz sen nereye biz oraya falan!bi yere yanlız yoıllamıyorlar uzun sürdümü işim nerde kaldın merak ettik,seni çok seviyoruz bundan sonra yanlız bir yere gitmek yok falan ben nereye onlar oraya internette bile rahat yok bende salı günü gece bunlar uyurken gizlice terk edilmiş evden kaçarak hastahaneya ve polise sığındim ve yol parası bulur bulmaz burdan çok uzaklara gidicem neresi
Soner:
olduğunu öyleyemem sizide riske atmak istemiyorum ayrıce interneti takip ediyor olabilirler çok fena çıktılar allahım lanetlendim galiba kurşun döktürücem bunlar nasıl ve neden benim başıma geliyor hala gerçek olduğuna inanamıyorum,sanki birisi çıkıcak ve herşey kamera şakasıydı diyecek çünkü gerçek olamayacak kadar absürd ama maalesef gerçöek
Soner:
iki gündür aç ve sigarasısızım hastanenin vbekleme salonunda uyuyorum ve gacalari üşüyorum ama onlardan kurtuluğum için(umarım beni bulamazlar bütün şehirde beni aradıklarını karakolları hastanelieri arayıp otogarlara ve süt şişelerinin üstüne resmimi yapıştırdıklaına eminim)çok mutluym hakkınızı helal edin sizi seviyorum,allahım senin bi biliğin vardır ama bunları hakkedecek kadar büyük bir günah
Soner:
işlediğmi bilmiyordum acaba bilmeyerek birilerinimi öldürdüm?!beni affedin lütfen:=(((

1 Ağustos 2008 Cuma

bir masal

Zamamnın birinde bi genç varmış...göçmen bi ailenin son erkek çocuğu olarak gelişmiş bi islam ülkesinin batısında doğmuş.karlı ve soğuk bi kış günü.12 yaşındayken ölümle yakından tanışmış,saplılı görünen babası kalbine yenik düşmüş.sonra hiçbir şley eskisi gibi olmamış.genç geleceğe ve hayata olan inancını kaybetmiş!Ölüm aklından gitmez olmuş.Dinlediği müziktem okuduklarına kadar herşey ölüm üzerineymiş...Ama ailesinin kalan fertleri ve aşk için yaşamaya devam etniş.ama bir kere sihir bozulmuş,uyku sorunları ve duygusal dalgalanmalar başlamış.alkol ilk arkadaşı olmuş.Ama aşk denilen bulaşıcı hastalıktan o da kurtulamamış...Daha 17 iken hayatının aşkını bulduğunu düşünürek hayatının sonuna kadar onunla birlikte olmak istemiş.Bunu kızda istiyormuş ama bi sorun varmış...Kızın yaşı ondan sadece bir yıl fazlaymış ve aynı doğum gününü paylaşıyorlarmış!Bütün maddi ve manevi zorluklara meydan okuyarak evlenmişler ve Almanya ya taşınmışlar...Oyaştakiler için oldukça fazla şeyleri ve paraları varmış.Para,ev,araba,üniversite eğitimi veasire fakat ikiside çok meraklı ve kendine güvenen tiplermiş ki bu ölümcül olabilir bazen.sonuç olarak dünyanın kısa bir rüya olduğunu erken farkedip,dünya da ne varsa tatmaya denemeye karar vermişler.sınırsız seks değişik tadlar ve tabiiki uyuşturucu!Dört yıl süren macera da böyle başlamış.eroin kokain esrar hap aklınıza ne gelirse damardan,burundan,içerek hatta fitil olarak bile denemişler.Ama olaylar kontrolden çıkmış...genç erkek çok sevmesine rağmen yaşaması için diğer yarısını Almanyada bırakarak bi çantayla eve dönmüş...Ama hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağını unutmuş,acı ve sefaletle geçen mücadele yıllarından sonra,ve büyük depremden sonra şehr-i istanbul da arkadaşının baında çalışmaya başlamış.İşler iyi herşey yolundaymış.Fakat genç ilk aşkını ve o nu kaybetmesine nden olan uyuşturucuyu hiç unutamamış!nefret ile aşk birbirine girmiş...fakat teselliyi alkolde ve bara gelen bayanların teninde arayan genç hiç iyileşememiş,aksine zaman acılarının ve özlemlerinin artmasına neden olmuş.Genç değişikliğin iyi geleceğini düşünerek,deniz kenarındaki meşhur tatil şehrine göçmüş.Ve alakasız bir şekilde bir dalış merkezinde tercüman olarak çalışmaya başlamış.Ve denediği dalışı çok severek meslek haline getirmiş.Fakat bir yerde tıkanmış...askerlik yapması gerekiyormuş aynı zamndada işini geliştirmesi için eğitmen olması bunun içinde para bulması lazımmış.Lakin barda tanıştığı ve yaşça ondan oldukça büyük olan bir bayanla evlenerek tekrar Almanya ya gitmiş.orada çalışmak istemiş fakat izin verilmemiş,başta ısrarla söylediği ve bu konuda söz aldığı eşi tarafından içkiyi hemenbırakması,sigarayı azaltması,'erkek',gibi giyinmesi konusunda baskı görmeye başlamış.Fark etmişki aslında buraya gelmesinin sebebi ilk aşkına duyduğu özlemmiş!Fakat bir türlü o nu bulamamış.Bu arada baskılar artınca ve aşkını gerçekten sonsuza kadar kaybettiğini anlayınca yeniden uyuşturucu kullanmaya başlamış.Alkol gibi kokmadığı,gereken parayı kendi bulduğu için de karısı bunu anlayamamış!Fakat genç bunca mücadeleyi niye yaptığını hatırlayınca,geri dönmeye karar vermiş ve evliliğini de bitirmiş.geri dönünce sevdiği mesleğine geri dönmüş alkol,sigara ve deniz o nu hayatta tutmaya yardım ediyormuş.uzunca bir süre ilişki aşk istemediği halde baltık ülkesinden gelen bir kadın o nun aklını başından almış.O2nu olduğu gibi kabul etmiş hatta eğitmenlik kursu için gereken parayı sağlamış.Genç tekrar umutlanmış,bir daha denemeye karar vermiş beraber yaşamaya başlamaışlar her şey yolunda giderken bir telefon gelmiş ablası annesinin pankreas kanserine yakalandığını ve maalesef çok az ömrü kaldığını söylemiş!Genç bababsından sonra annesinide erkenden kaybedecek olmasının şokuna girmiş!Alkole sevgiye,sekse(ki endorfin,dopamin,adrenalin gibi iç uyuşturucuları salglılatır),abanmış.günün birinde keşif içim çıktığı yarısı sular altında bulunan bir geminin doktor odasında bol miktarda;morfin,diazepam,akineton gibi bol miktarda uyuşturucu bulmuş.Ve hikaye yeniden başlamış...Morfinler bitince krize girmiş.Çalışmak zorunda olduğu için de tekrar eroine başlamış.Sezon bitmiş genç çalışmak için su altı zenginliği ve seks truzmi ile meşhur uzakdoğu ülkesine gitmiş...tam herşey yoluna girmişken tsunami ve deprem olmuş...Aynı zamanda annesinin durumuda ağırlaşmış...Genç ülkesine dönmüş.Bi kaç gün sonra da annesi ölmüş.Genç baltık ülkesine sevgilisinin yanına gitmiş...Bu arada anne babasının bıraktığı mirastan kol saati almış!Arap ülkesine çalışmaya gitmiş para kazanmış arkadaşına borç vermiş o da o nu dolandırmış!Yine baltık ülkesi sevgilisi ondan hamile kalmış...yine dalışa dönmüş.Slav sevgilisini uzakdoğuya götürmek istemiş ama o gelmek istememiş!O da bir kadına aşık olmuş ve o nu götürmüş,sonra tanrı onu cezalandırmış:Kaza geçirmiş,beyin ameliyatı olmış.Ailesi o na yardım etmemiş,çocuğunun annesi o na çok kızmış o na sadece sevgilisi yardım etmişl!Sonra o nun da kafasını doldurup genci tamamen yanlız bırakmış!O günden itibaren ölüm yine tek düşüncesi olmuş oğlunu 3 senedir görememiş,borç ödemekten iyice fakirleşmiş!Ve herkes o na arkasını dönmüş,şu anda yaşam mücadelesi veriyormuş...Tanıdık mı geldi?O sadece bir kurgu bir masal kahramanı.O yok!

ULAN GÜNLÜK +90 534 796 55 10

Yaw şaka gibi geçen sene yine bu zamanlarda çanta gittiydi,bu sene de uyurken çantamı ki belimdeydi !Ameliyat edip içinden telefonu kimlikleri falan aldılar!?yuh diyrum.galiba Tayland!ta beynimden parça çaldılar.Neyse sokaklarda kimliksiz ve kimsesiz yatarak 'HİÇ'olmayı öğrendim.Yani top yere vurmadan zıplamaz değil mi?

25 Temmuz 2008 Cuma

Az önce...

Az önce Zeytinköyden geldim...
Evet,öğlen yazdıklarıma ek;her şehrin belli yerleri vardır,uyuşturucu satış ve temininin yoğunlaştığı,o nun mukabilin de illegalitenin,(hayat kadınları,uyuşturucu satıcıları,silah çalıntı mal ve benzeri...),bol miktarda bulunduğu ve yaşam tarzı haline geldiği!Hollanda da 'Red light street',Almanya'nın pek çok şehrindeki,'Hauptbahnhof':Ana tren garları,İstanbul da Taksim,Gaziosmanpaşa sarıgöl gibi,londra da picadelli line gibi!Antalyada ise bu Zeytinköy'dür.Burası,avrupada ki emsalleri ile kıyaslandığın da küçük,de olsa Türkiye ve özellikle Abntalya için oldukça büyük bir illegalite merkezidir.Eee tabii ki ben de oraya salamura sarma yaprağı alamaya gitmedim!Bu arada bu utanç verici eylemleri yazmamda ki amaç bundan gurur duyuyor olmam değil başta oğlum ve yiğenlerim olmak üzre beni okuyan,örnek alma ihtimali olan kişilere gerçekleri olabildiğinçe açık anlatmam ve insanların benim ve gayrı meşru hayatın gerçeklerini öğrenerek aynı saçamalıkları tekrarlayarak hayatlarınını mahvetmelerinin önüne bir nebze olsun geçebilmek...(umarım)!
evet,sanırım benim için artık çok geç,1993 te ters yola girdim...o tarihten beri savaşıyorum bazen çok yol alıp kazandığımı zannetmeme rağmen sanırım aslında sadece sonumu geciktirmişim!oysa bazen gerçekten kazanmak üzere olduğumu zannetmiştim.Ve bi türlü büyümeyi başaramadım çocuksuluğun masum ve iyi bi şey olduğunu zannederdim!Ama maalesef hayat safların ve çocukların dayanabileceği tarz bi oyun değil...Ben sadece basit bi hayat istedim 17 yaşından beri hayatı çabuk keşfettim ve anladım bu da beni üzdü...Ben çok para ve mal istemedim
annemi babamı
sizleri ve arkadaşlarımı özledim onlarla beraber olmak istedim.Sevdiğim şeyleri yemek ve içmek,seyretmek öğrenmek görmek istedim!Ama bana hep tersini dayattılar çevrem ve hayat...
Babam öldü ama kimse bana bunun aslın da normal bişi olduğunu ve çok kötü de birşey olduğunu anlatmadı...baban babaannen halan bunu bana anlatmadılar anlatamadılar...Kötü değillerdi sadece cahillerdi ve önyargılıydılar....
şim di,ben de bunu anlayamadığım ve de kabullenemediğim için üzülmeye başladım...
Ve bu arada dinlediğim müzik sayesinda ingilizce öğrenmeye baaşladım.ama bazen herşeyi bilmek insanı mutlu etmez hatta tam tersi rahatsız eder.Matrix filminin birincisinda morpheus keanu rieves a biri mavi biri kırmızı iki hap göserir ve mavinin gerçeği göstereceğini,kırmızının ise gerçekleri unuttururak sanal olan matrix dünyasında yaşamasını sağlayacağını söyler...O da tabii ki insanın en temel iç güdüsü olan merak ve gerçekleri öğrenme isteğiyle yanarak mavi hapı alır (yani hapı yutmıştur=)).Fakat gerçek hayat zor ve tadsızdır...İçinde bütün ihtiyacı olan mineral ve vitaminler olmasına rağmen yemekler bulamaç şeklinde tatsız kokusuzdur...elbiseler sadece sıcaktan ve soğuktan koruyacak şekkilde basit ve renksizdir...Bir süre sonra pişman olmaya başlar gibi olur morpheusa şikayet eder.Ama morpheus ona:Ben sana bül bahçesi vaad etmedim sadece gerçekleri vaad ettim der,;=)).İşte hayatta böyledir,bütün hayaatın boyunca gerçekleri ve bilinmeyini bilmek istersin ama öğrenince çoğu zaman hayal kırıklığına uğrarsın...Ve işte bu yüzden gerçeği öğrenen insanlar ne kadar zengin ve güçlü olsalarda,kurt cobaib,janis joplin,einstein,jimi hendrix,eminem,atatürk,soner tüter gibi,gilgeleştikçe ve gerçekleri öğrendikçe,alkole uyuşturucuya,yanlızlığa ve öüme yaklaşırlar.Çünkü hayat onlara artık heyecanlı ve zevkli gelemek yerine,kalanılması gereken bişey haline gelir.Hatta peygamberler filozoflar ve bilgeler dahi,sürekli ölüm isteğiyle yaşamaya başlarlar.çünkü asıl gerçek hayatın ölümden sonra geleceğini,herşeyin başladığı yere,hayatın ve insanın temeline,allah'a,nura sevgiye ulaşmak için ölmek gerektiği gerçeğine nail olmuş(ulaşmış ve anlamış)lardır...Mevlananın dediği gibi;'Her gün şölen her gün şarap,ne değeri var?değeri düşünde içtiğin su kadar.Bir gün uyanır(ölür)ve anlarsın susuzluğunu!Düşün de içtiğn suyun ne anlamı var'?
Yani gerçeği anlamaya başlamış insanlar,Atatatürk gibi,hacı Bektaşi veli gibi,Freud(froyt) gibiKurt cobain gibi,nice yazarlar sanatçılar bilgeler gbi,alkol ve uyuşturucuyu,acıyı ve yanlızlığı,zevk için değil hayata katlanmak için içerler.yine bu yüzden acı çekeceklerini bile bile kullnmaya devam eder ve miktarını arttırırlar.Yanlızlığa ve acı çekmeye devam ederler,uykusuzluk çekerler.bakınız,hz.muhammed,isa,budha vb.gerçeği anlayamayan insanlar ise(yada anlamamazlıktan gelenler ise),yine uyuşturucuların en güçlüsü olan paraya sekse ve güce bağımlı hale gelirler.Para onlar için artık harcayıp zevk alınacak halden çıkmış bir bağımlılık haline gelmiştir,hırslarının esiri haline gelirler...yedi sülalerine yeticek kadar paraları olmasına rağmen hep daha fazlasını isterler,insanları yönetmeye ve satın almaya çalışılar...eğer parasız kalırlarsa kimsenin onları istemeyeceklerini düşünürlerki haklıdırlar da!Ne acı değil mi?
oysa tamamen hayali,sanal bi dünyada yaşarlar.Parayla sahip oldukları kişiler onlara aslansın kaplansın,büyüksün derlerken içlerinden de,'ulan ne şerefsiz,soysuz,mına koduğum çocuğu,parası olmasa bi dakka yanında durmam,yüzüne bakmam derler!
bunlarda bunu bilirler ama yapacak bişeyleri de yoktur paraya ve güce daha da sıkı sarılırlar.Sekste böyledir,kadınları erkekleri onlarla para için yatar,o nunla seviirken başkasını düşünüp fantezi yaparlar...Bu yüzden ben iki senedir seks yapmıyorum çünkü öyle seks yapacağıma mastürbasyon yaparım,gerçekten sevdiğim ve sevildiğim insaları düşünerek!














8

Diasetil Morfine dönüş ve ölüm!

17 yaşındayken öğrendim,sırtımda bıçak yaraları vardı.Kimseye güvenme!Niyeki?Diye soracak kadar aptalım!Neyse sonunda öğrendim:'İnsan ihanet eder sonunda'
Tamam aziz değilim,melek te değil.Ama hiç istemedim ki bunları olmayı.İnsan olmak bu kadar zormu?!7 yaşında Diasetil morfin,iki kere asit anhidrit ile asetile edilmiş morfin,'Eroin',kullanmaya başlamam sadece benim hatam yada zayıf kişiliğimin sonumuydu...sanmıyorum seneler sonra WHO bağımlılığın bir hastalık olduğunu ilan ettiğine ve heryerde tedavi merkezleri kurulduğuna göre...Hayır hayırkimseyi suçlamıyorum!Ne erken yaşlarda ölüm evlilik gibi 'Ciddi' kavramlarla tanışmam ne dinlediğim heavy metal müziğin depresif alt yapısı nede üniversitede istemediğim bölümde okumak zorunda bırakılışım nede bi bilge büyüğün etrafımda olmayışı ve hayatla ilgili sorularıma cevap veremeyişi!Sadece önüme çıktı ve denedim ve lanet şey hoşuma gitti!Zaten beş yaşından beri aile toplantılarında sulu rakı içmem sonucu alt yapı da oluşmuştu!Teyzem ile annem (ikisinide çok severim) fiskos masasının başında tüttürdükleri çorap kokulu maltepe sigarasının sonunu içmeme izin vererek alt yapıyı hazırlamışlardı!Bilmeden tabiiki cehalet herzaman insanın sonunu hazırlar...Neyse,18 yaşında evlenmek,daha sonra tekrar ve tekrar evlenmek ki eroin den bile ölümcüldür!Benim hata tekrarlamak konusunda bir ekol olduğumu gösterir...
sonuç olarak hatalarımdan ders almayı bilmiyorum,tekrar ve tekrar deniyorum.Bi umut belki busefer iyi olur diye ama olmuyor!O yüzden cidden kendimi bu dünyadan ayırmaya karar verdim...Ama cidden baya bi para gerekiyor domuz gibiyim...Yükseklik korkumm yüzünden falezlerden atlama seçeneğini geçiyorum...En az 100 ytl lik diasetil morfini damardan çakıp,tabii damar bulabilirsem,üzerinede 180 tane hap içmem gerekiyor.Çünkü zaten 13 yıldır alkol,eroin,metadon,subutex,diazepam,alprozalam,meprobamat,difenoksilat,codein vb.den oluşan ölümcül kombinasyonları kullanıyorum bırakın ölmeyi midem bile bulanmıyor.bu arada trafik kazaları ve beyin ameliyatlarını,tsunami ve depremleri saymıyorum.Ama sabreden derviş muradına ermiş bende sanırım bu aralar kendimi öldürmeyi başaracağım aslında ernesti ve sevgili ailemi bir daha göremeyecek olmam bu kararı almamda etkili oldu!Aslında silahla ölümde makul ama hem pahalı hem organ bağışında bulunmak istiyorum o açıdan ama ne yapayım yine başaramazsam son çare bi 14 lü nyadabi 44'lük!

18 Temmuz 2008 Cuma

İnanamıyorum

Evet,yine biriyilik yapma denememin üzerinden üç yıl geçti o zaman 2000 dolar kaptırmıştım şimdi ki miktar daha küçük ama yıkıcı etkisi daha büyük oldu!
fikir aşaması dahil,isim bulma finansal yardım dahil her aşamasında kurucu olarak yeraldığım bir projede daha çırak çıkarılıp tek başıma kaldım!sanırım oğlum ernesrt'in annesi Agnieszka'nın beddualarının etkisi yada 'Karma' nın vücud buluşu!Kesinlikle hatalıydım!ama ben miyim sadece hatalı olan?evet kesinlikle O'na vurmamam gerekiyordu!Ama aklım başımdan gitmişti ve bu !gidiş'in' tek sorumlusu ben değildim'!
Olayları baştan 1 kez daka katırlayalım:Ben Tayland tayım,telefonum çalıyor...ve Tsunami olayını öğreniyorum.Türkiye^ye dönüyorum.Annem pankreas kanserinin terminal döneminde metastaz gerçekleşmiş,kanser bütün vucuda yayılmış ölüm bekleniyor...:Ben,eroin bağımlısı olarak gittiğim Tayland'tan tramadol(bir opium-afyon-alkoloidi) bağımlısı olarak dönüyorum.agnieszka doğum yaptı,oğlum Ernest üç aylık,baba oldum,oğlumu resimlerden görüyorum,annem ölmek üzere,param yok.Eve girmemi bile istemeyen bir abim ve yengem,benden nefret eden bir ablam ve eniştem,bana kızgın bir karım ve ailesi ve yine benden pek hazetmeyen bir dileğim var!Yani iyice boka battım:Evde annemin dayanılmaz acılarını azaltamaya çalışan,sentetik morfin aldolan.uyku ve depresyon ilacı remeron var.Bi kaç ampulü alıp kendime kalçadan yapıyorum.-pek tavsiye etmem beliniz tutlabilir-benim de manevi acılarım var ve biraz iyi geliyor.Bir kaç gün sonra ramazan bayramının üçüncü günü annem beden terki yapıyor.Abimden 40,000 dolarlık eve karşı 1000 dolar alıp evi ona veriyorum tek amacım oğlumu görmek ve karımın yanında olmak!Polonyaya gidiyorum ama daha yeni başlıyor...Son yaptığım morfin iğnesini iki kere kullandığım için apse yapan kalçama anestezisiz bir operasyonla 6cm delik açılıyor./param yok anestezi için)bir ay böyle geçiyor...Sonra dişim ağrıyor parasızlıktan çektiriyorum ama yanlış diş çekiliyor...Tekrar çekiliyor ce 1000 ytl lik proez köprü dişimi kaybediyorum!Manevi acılar fizksel acılarla birleşiyor harmanlanıyor...Acılarımı dindirmek için reçetesiz kodeinli preparatlaarı interneten öğreniyorum...efferalgan kodein deki 30 mg kodein yeersiz...10 15 tablet alıyorum anca ama parasızlıktan onlarada ulaşamıyorum..eşimin ruh hastası annesine verilen imnovane isimli ilaçları aşırıyorum insomni de kullanılan bu ilaçlar uyumama yardım ediyor bu arada annesinse tramadol damla da olduğunu öğreniyorum...Bunlarda tükeniyor günlerim bütün aileye yemek yaparak,oğluma part time bakarak alını değişirerek ve radyo dinleyip ingilizce kitap okuyarak geçiyor! Hava soğuk kar yerden hiç kalkmıyor...Alışverişten artan bozukluklarla vodka ülkesinde 100ml lik vodka alarak uyumaya ve depresyona dayanmaya çalışıyorum ve spor yapıyorum...bir gün yemek için baharat ararken annesinden kaldığını tahmin etiğim okzazepam tabletleri buluyorum.İçkiyle karışırınce konrolümü kaybediyorum...Ve alakasız bir şekilde Agnieszka'ya yumruk atıyorum...Aile birbirne giriyor!Kısa bir süre sonra Türkiye'ye dönüyorum...Bir dilek tutuyorum dileğim gerçekleşiyor...Beraber Tayland'a gidiyoruz rusça tercümanım Narvin de orada sahaya ülkeye giremiyor büyük trajedi...Merdivenlerden düşüyorum...Beyin ameliyatı,omzum çıkıyor...Narvin kaçıyor Dilek yanımda bir aydan fazla hastanede yatıyorum,orada verilen narkotik ağrı kesiciler yüzünden bağımlılığım nüksediyor...Sonuç:binlerce dolar borç,çıkık bir omuz ortadan kaarpuz gibi ikiye ayrılan kafa tası,beni silen bir hatta üç kadın,Saf acı...kalıyor!Annem karım,oğlum ailem ve param yok!
tekrar baştan başlıyorum...uyuşturucu ile mücadelem,ailemle mücadelem,parasızlıkla mücadelem...Ve dış görünüşüm ve farklı düşünsel yapımın doğal sonucu olarak topumla mücadelem tekrar başlıyor...Eee ne oldu şimdi?1993 ten beri devam eden ki /(o zaman 17 yaşındaydım ilk eroin ve ilk aşk!).yani hiç mesafe alamadım...Şimdi paramı kaptırdığım kişi tarafından sokağa atıldığım için internet parasıda yok gitmem lazım parkta yattım dün gece telefonum kimlğim çalındı karakola gidip haber vereyimde daha da köü şeyler olmasın!hwehehe delirdim ben!...

30 Haziran 2008 Pazartesi


soner got a new tattoo its first work of sinan but pretty ok


soner got a new tattoo its first work of sinan but pretty ok




23 Haziran 2008 Pazartesi


we dont make just tatoo and piercing we also still dont give a fuck and try to change your life

no command


19 Haziran 2008 Perşembe

we ve got also fortuneteler from coffee(mokko) or cards or tarot or hand fotun.. we ve got more on the studio in kaleici pasa camii sokak 18 a tuzcula


just please your attention


we have with english german and turkish speakind professional artists and guide.From hire a house flat or buy anything like real estate or something else our e mail is:sonertuter@superposta.com mobile phone:+90 535 814 68 67 BY:SHAMN TATTOO SİNAN,HALDUN AND SUNNY

SHAMAN TATTOO KALEİCİ ANTALYA +90535 8146867


SHAMN TATTOO AND BODY ART KALEİCİ ANTALYA



SHAMAN TATO PIERCING AND BUDY ARTS

shaman tattoo kaleici


7 Mart 2008 Cuma

AL İŞTE GERÇEKLER

Ya bu neyama çelişkidir ben kedimi uxak tutmaya çaılitıkça renkli haplar ve yeşil otlardan kurtulamıyorum!Galiba bende olduğum için çevremde hep illegal işler yapanlar,ama nereye kadar tek istediğim ailemle berabar sakin bir hayat sürmek ve takrar normal insanların arasına karışmak umarım olur ama olmazsada çok önemli değil son zamanlarım olduğunu biliyorum ve gönlümce yaşamak istiyorum hepsi bu.Yetti ama.Kendimi anlatamamaktan muzdaribim ve bu yazdılarımı herkes bir gün okuyacak ve çoğu gerçek olduğunu bilecek!Çünkü içine girecekler içinde kendileri olacak!Evet,onlar olacak:Beyin ameliyatından çıktıktan beş gün sonra hastane tuvaletinde seviştiklerim.17 yaşında beni eroine alıştırıp yada yönlendirip yıllarca süren acılar çekmeme sebep olup her zaman beni suçlayanlar da olacak.Çoğu zaman midesi bulanarak çoğu zaman inanamayarak okuyacaklar.ama gerçek olduğunu bilecekler!Çünkü içinde kendileri olacak,arkadaşlarım ailem patronlarım aşklarım öğretmenlerim,hayatıma öyle yada böyle giren herkes.Bir bok bilmeyen doktorlar,hiç bi sikimden anlamayan eczacılar,avukatlar sosyal danışmanlar,katolikler,müslümanlar budistler,dinsizler,şizofrenler,tarikatlar,hastanede nasıl altıma sıçtığımda olacak beyaz çarşafa nasıl kan kustuğum da.Yüzümü 15 yerinden nasıl kırdığımda daha 20 yaşındaydım.Beynimi ve kafatsımı nasıl ikiye ayıdılar daha otuzumdaydım.Annemi nasıl gömdürdüler de 28 imde sonra üç aylık oğlumu kucağıma verdiler.Polonya idi ve martdı.Babamı çok severdim,ama daha ne bilrdim 12 yaşında,hemde kalp kirizinden gittiğinde daha 46 yaşındaydı.Hızlı yaşamalıydım.Bunu erken anladım hayata bir kez geliyorsak ki tartışılır,yine de haırlamıyorsam sokayım reenkarnasyona!
Bu arada erken anlayınca ölümü:başladım dört nala koşmaya.Nasıl da aşık oldum ablama,anama,yiğenlerime ve ilk karım Reyhan a!Off ne büyük aşktı bizimksi dillere destandı.Ama sevgiye o kadar açtım ve dünyada ki saçmalıklar o kadar çok canımı yakıyordiki bir kere eroin denemem yetti!işte dedim mutluluk bu.Demek ki neymiş mutluluk parayla satın alınabiliyormuş!Dört yıl,herşey yolunda gitti eroin,Almanya,okul aşk ve evlilik.Herkes beni çok seviyordu acayip pozitif bir adamdım,param evim ve arabam vardı.Ta ki....Kokain ve eroini karıştırıp,kasıklarım ve boynum dahil damar kalmayıncaya ve elli kilo kalıncaya kadar...
Yalan yok,var ama daha ziyade bana söylenenler.Tabiiki bende söyledim ne yani rahibe teressa falanmıyım,siktir sadece benim,tanrı olmaya çalışmıyorum.Melek desen işim olmaz ben sadece soner tüter.
Ama araya para girince,götler sıkışınca..bilirim:nasıl da en büyük aşklar ve arkadaşlıklar yalan olur.bir de götüyle içenler ve uyuşturucuyu kaldıramayanlar yüzünden tiksindim.Sanırım yaratılan en acımasız,iki yüzlü,gereksiz varlık insan.Birinin bunu söylemesi gerek.Daha çok nefret edemezler ki benden.Hali hazırda ölmemi dileyen bir sürü kişi var,yada ölmem gerektiğni düşünen,en azından bu dünyada yaşamamam gerektiğini güşünen!Ama kararı onlar veremiyor,evren veriyor ve ölene kadar belki sonra da lanet çenemi kapamayacağım.Nasıl bir ahlak anlayıışınız var,siz yapınca doğru olan herşey başkası yapınca,ayıp,günah saçma...sokarım ben böyle aşka.Sen iç piç..sen fokları çivili sopayla öldür,çitaları katlet,penisin kalksın diye dünyanın en güzel hayvanlarını öldür,otellerde insanları senim gibi düşünmüyor diye yak,engizisyon,şeriat,var mı farkları?.Çevrenin mına koy.Sonra da biraz sadaka ver,camiye kilseye git,cennet senin olsun ohh ne güzel.ölüm cezasına karşı çık,sonrada git çoluk çocuğu kitle imha silahlarıyla yok et.Ya bir tek benmiyim bunları gören ve uyuz olan?Zannetmiyorum ama Hala kimseye neden uyuşturucu kullnadığımı anlatamadım!Bu dünya bana ayık kafayla acı veriyor ve bir şekilde uyuşmadan katlanamıyorum.Hem size ne abi nenim ne yediğimden içtiğimden.Uyuşturucu yasaksa,obeziteye sebep olan gıdalar da yasaklansın.Bunun kararını kim ve necüretle veriyor;Tanrıcılık oynamak insanın en büyük hobisi olmuş.Paris Hiltom çatır çatır zikişriken güya gizli kameraya al sat hatun daha da zengin olsun saygı görsün,Ben yaptım oldu!O zaman ben de yaptım oldu oğlum,bende yaptım oldu ziktirin gidin.Ahlak budalası bütün sevgililerimi arkadan becerdim!Kimse de şikayetçi olmadı.Tek yalan:'Sadece seninle yaptım!Abla gevşemiş anüs kaslarından anladığım kadarıyla:Ya bileğim gibi sıçıyorsun yada herkese arkadan variyorsun!Ama bu yalan,erkeklerinde hoşuna gidiyor doğrusu,kendini önemli hissettiriyor.Ben de yedim zamanın da...Haa bir kaç harbi hatun hariç bunlardan biride,şu anda Hindistanda yoga kursunda olan biricik aşkım Wishmaster!O nunla özellikle,scuba ekipmanları üzerimizdeyken ve henüz birkaç dalışı varken on metre su altında sevişmemizdir.Ayrıca hatunlarımın bazılarının da çocuk taklidi yapması,açık havada sevişme arzuları ve beraber porno film seyretmelerimizde beni hala heyacanlandırıyor.5 yaşında tecavüze uğramama rağmen homolardan da nefret etmiyorum.İlgimi çekmiyor ama takılsınlar kim,kime vermek istiyorsa versin.Bu arada benden özür bekleyenlere yada hatalı olduğumu düşünenlere bir çift sözüm var:'Eroin krizinde ve kusarken bana oral seks yapan ve spermlerimi yutan bir kız vardı,ondan beter olsunlar!
En azından,aynı yatakta yatan ama sevişmekten iğrenen evlilerden daha dürüsttü.Kokain için kendini satan bir sevgilim vardı ona da saygı duyuyorum ve hala seviyorum.tanıdığım,cinsel hayatı olmayan pek çok hatundan daha gurulu ve taşşaklı,helal olsun.Ne zannediyorsunuz,kendini satmak kolay mı?Ben de bir kez yaptım:İkinci evliliğimdi,sevmediğim halde,parasızlık canıma tak dedi diye benden 8 yaş büyük biriyle evlendim.Ne oldu,söz vermişti birama ve sigarama karışmayacaktı.Dakika bir gol bir,Almanyaya gelir gelmez içme demeye başladı.Kendisi iki erkekle aynıanda yattığını itiraf ettiği alkol ve esrar içtiği halde bana bulaştı,içme falan filan.İçkileri saklamalar ve benim bulmalarım.Ne oldu?Tekrar eroine ve kokaine başladım,iki ay sonrada resmen Türkiyeye kaçtım.Üç ay sürdü.Oysa alkolüme ve sigarama ses çıkarmasaydı şu anda hala beraber olacaktık!Ha iyi mi olurdu tartışılır,hayatta hiç birşey tesadüf değildir.Herşey bir sebepten husule gelir,sorun sebebi bulmak.Yaa ne biliyormusunuz ne?Ben madde bağımlılarını,alkolikleri ve fahişeleri seviyorum ve onları kendime daha yakın hissediyorum.Belki onlardan biri olduğum içindir!Ölmem ve susmam gerektiğini söyleyenler artık bunu yapsınlar.Ölmek sikim de değil,aynı gün içinde dururp dururken nsadece bana kimlik soran ve aynı gün extacy için para buluyorsun da niye benim paramı vermiyorsun diye sorunca:aynı şek
ilde tehdit ettiler beni seni buraya gömerim!Sanırım bu Kemer de meşhur bir tehtid,ama bunu dan (ölmekden korkmadığımımı) hatta inanılmaz bir istekle beklediğimi anlayınca apışıyorlar!,tek şansım o,'Ölmek'.Bu dünyadan bir sik olmayacağını anlamış bulunmaktayım,bubu gerçekten anlayınca apışıyorlar çünkü,kaybedecek birşeyi olamayan birini gördükleri zamaan afallıyorlar!çünkü kaybedecek birşeyi olmayan birini basıl korkutabilirsin ki,haha çok komik oluyo halleri hadi yapsana dey
ince,kal geliyor ne yapacaklarını bilemeyip ne istersen veriyorlar!bir beni durdursun!siz hiç gurup seksi,ters ilşkiyi eroini merak etmediniz mi,yoksa götünüz mü yemedi?
Ernest,oğlum,biliyorum...sedece annenin ve senin yanında olmamı istiyorsun.Bak oğlum,baba biraz deli ve sorunlu senin ve annenin hakkında rüyalar görüyor ama gelemiyor.Sadece şunu bil baba uyuyamıyor,bir hap daha alıyor belki de seni bir daha göremeyecek ama ben sadece gideceğim,hayatın kuralı bu üzülma ve sadece beni hatırladığında gül.Baban yalanlar söylüyor,yanına gelemiyor,üç yıldır seni görmüyor.Ama seni üç aylıkken kucağına aldı,üç ay yanında kaldı.ama ananen deli,alkolik deden ve annen sana benden daha iyi bakabilir,benim acıma ve sefaletime ortak olmanızı istemiyorum.Çektiğiniz acının ana kaynağı olmak istemiyorum,bir şekilde biryerlerde birlikte olacağız.ama benden özür dilememi bekleme,yapamam,sizi sevdiğim için yapamam...Umarım büyüynce anlarsın.eminim benim oğlum olduğun için anlayacaksın.Babanın canı yanıyor uyuyamıyor,bir kaç yüz hap daha alıp yatacak ve yarına umutla bakacak eğer yarın olursa (aslında olmasada olaur!).Ama umut yoksa ölüsün demektir seni anneni ve inanması zorda olsa hepinizi çok seviyorum...Şimdi uyu bebeğim,baba bir gün gelecek ve annenide görecek....Belki bu da yalan ama en azından inanarak ve isteyerek söylüyorum!Sanırım sorunu anlıYORUM,'İNSANLAR KENDİ ÇİRKİNLİKLERİNİ SESLENDİRİĞNCE',yani yüzleşmek zorunda kalınca seni sevmiyorlar ve yol sayarak,deve kuşu gibi kafayı gömerek,sorundan kurtulmak istiyorlar en azından umuyorlar.Bunun içinde beni gbi tiplerin mümkün olduğunca yok edilmesi yada çenelerinin kıaptılması gerekiyor.şöyle ixah ediyorum ben yok olunca sorunlarıda yok olacak zannediyorlar!ama sorun şu erkeklerin hepsi oral seksi sever ve ağızda oaptlayıp o kekremsi sıviyi kadının gırtlağına 6yada yüzüne boşaltmak ister ama bunu onların ailesindeki herhangi bir kadının değil yapmasına bunu düşünmekten bile nefret ederler,iyide bütün kadınlar bazılarının kadınları oluyorsa bu isteklerine nasıl nail olurlar?İşte bu tabudur bını onlara söyleyemezsin!Çünkü bunun değil duymaya imasına bile tahammül edemezler.Şöyleki:toplumumuz,asla,çalmayan,yalan söylemeyen,rüşvet almayan ve vermeyen,organ ve kan bağışlayan,ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşan,vergisini kaçırmak için maliyecilere oara ödemeyen,yazıp okuyan,dünya ve insanlık sorunlarına duyarlı,çocuğunu karısını dövmeyen,diğer inanç ve ırklara sevgi ve saygı besleyen,önemli olanın insanlık ve ruh güzelliği olduğunu söyleyen insanlarla doludur.Üçüncü sayfada cinnet geçirip çıoluğpa çocuğa tecavüz edip öldürülen,anlı bombalarla,yeteriz organ bağışı ve sağlık yetersizlikleriyle öeln insanlar başka bir ülkede hatta kıtada ve hatta hatta gezegende yaşayan ve yaşanan istisnai durumlardır!Bu yüzden haber değeri taşıyıp sık sık tv kanalları ve gazetelere konu olmaktadır.köy kahvesi modundaki parlementolar da başka ülke ve şehirleri yönetmekte olup bu8nlar bize yine ibret abidesi olsun diye tv ve gazetelerde yayınlanmaktasdır.Sadete gelirsek:benim gbi anarşist ruhlu ve hata yaptığını kabul etmemekte direnip hala kılıf bulmaya çalışılan kişiler mümkünse öncelikle kendi kendilerine ölmeleri beklenip ölmemekte direnirlerse,toplum tarafından kınanıp dışlanmalı,işsiz bırakılarak burun sürtme yöntemiyle etkisiz hale getirilmeli.Yine de işe yaramaz ise okudukları,!Turan Dursun,karl marks,Charles Bukowski,Bekir Çoşkun gibi kafayı yemiş yazarlar ile,bilimum protest dergiler,karikatür dergileri yasaklanmalı,eminem,metallica,megadeth gibi guruplar,yayınlanmayarak engellenmeli yada,geç saatlerde yayınlanmalı,marjinal ilan edilmeli.Halk özellikle gençlik,futbol,talkshow,desti izdvaç yada hiçbir bilgi değeri olmnayan yarışmalar,televole futbol ve din yoluyla nötralize edilmeli,çalışmanın özellikle,sanat ve beceri gerektiren kollarda çalışmanın önü sgortasız çalışılarak engellenmel yada tamamen yok edilmeli alkol gibi sorgulamaya ve eleştirmeye neden olan maddeler yoğun vergi altına alınnmalı,kolay yoldan şöhret ve paraya kavuşturan ama aynı zaman da insanları tembelliğe ve suça iten şeylerin önü alabildiğine açılmalı,popstar,halkstar,büyücülük programlarına,gerekirse katılımı arttırmak içim kolaylaştırıcı tedbirler alınmalı,bu tür programlara ve futbol maçlarına,çoğulcu sistem ve statüko devamına yönelik partilerin toplantılarına bedava otobüs kaldırılırken,öğrenciye,işçiye emekliye yönelik yıldırıcı tedbirlere hızla alınarak insanlar ikiliğe üçlüğe ve hatta nmümkünse mitoz bölünmeye teşvik edilerek,halk apolitize edilmelidir.Bu satırların yazarı gibi kişiler çeşitli yöntemlerle (toplum dışı,işsiz,parasız)bırakılmalı.böylece halk8ın uyanmasına izin verilmeyerek,yaratılan sahte cennette asgari üçretle açlık sınırının altında yaşamaları yada yaşayamamaları sağlanarak sistemi eleştirmemeleri mümkün kılınmalıdır.Bütün bu işlemler başarısız olursa bu satırların yazarı olduğu yere gömülmelidir.

3 Şubat 2008 Pazar

Ben sadece bir insanım,hatalar yaptım,farkındayım,düzeltmeye çelışıyorum,ya siz?

BİR ÖLÜM DİLEĞİ

1.Bölüm

Olaylar,yerler ve zamanlar tamamen doğrudur.Sadece bazı isimler,şahısların,Kendi istekleri doğrultusun da değiştirilmiştir.Hayatta olmayan kişilerin isimleri de,izinlerini almama artık imkan olmadığı için değiştirilmiştir.
2002 kasım.Zoologischergarten Hbf. (Beriln’in iki büyük tren istasyon’un dan biri)
Almanya’ya girerken hiçbir zorluk yaşamadığımıza inanamıyorum.Haklı çıkmaktan
Nefret ediyorum,ama yine haklı çıktım.İnsanlar kendi yarattıkları cehennemlerine seni
De atıp yakmak için büyük bir çaba sarf ediyorlar.Niye?Sanırım cevap basit;yalnızlık korkusu!Aslın da gerçekten korktuğumuz cezalandırılmak değil,yalnız kalmak.İşte o
Yüz den suçu paylaşmak çok zevkli,işte o yüz den suç örgütleri,polis teşkilatları ve ordular var.Daha üç aylık vizem olmasına rağmen bana,”Almanya ya bu vize ile girmen mümkün değil,yeni bir vize almalısın”dememişmiydi,İstanbul konsolosluğun daki kadın?Hatta ben de o’nu dinleyip yeni bir vize için pasaportumu konsolosluğa bırakmıştım.Ama teslim almaya gidememiştim,Bodrum da sınava girmem gerekti,tüplü.Dalış eğitmeni olmak için!Çok mu karıştı?-O zaman bir dakika bekleyin,baştan alalım.
Evet,Berlin deyiz.Ben ve Agnieszka.Sadece ikimiz.Bu sefer yeni bir başlangıç olacak!
Bunu kaçıncı kez söylüyorum,kaç kez daha söyleyeceğim?Ama hayat devam ediyor,de- ğil mi?Adım,Soner.Hikayemi anlatmak istiyorum çünkü ölüyorum,bir oğlum var ve hikayeyi benim ağzım dan dinlemesini istiyorum.
Christiane F.’in şu meşhur “Eroin” isimli kitabın da bahsettiği yerdeyim.İronik bir şe-
Kil de benim hikayemde de eroin var!Ama sadece “O” değil,Kokain de var.Ve bir düzi-
Ne kadar madde :Methadon,Esrar,ekstacy,alkol,diazepam,rhopynol,LSD,kodein,
Pehidine,Morfin,difenoksilat(lomotil),tramadol,oxazepam,medazepam,fentanil,magic mashroom (zehirli mantar),vs.
Beni çeşitli şekiller de adlandıracaklardır.alkolik,yalancı,kötü evlat,iyi sevgili,kötü koca,iyi dalgıç,iyi barmen,akıllı biri,geri zekalı,hasta,anormal,vesaire!Ama benim enSevdiğim adlandırmayı en son kız arkadaşım yaptı;”hayal taciri”!Evet bu doğru,ben
Kullanamadığınız hayellerinizi alırım ve size yenilerini satarım.Ama artık fazla zaman-
Im kalamdı.Gerçi bunu tam olarak 1996 yılın dan beri düşünüyorum,ve şu an da saat 11:00 ve tarih 22 ocak 2008!Hala yaşıyorum.Ama beni tanıyanlara sorarsanız çoktan
Ölmüş olmam gerektiğini söyleyeceklerdir,aslın da haksız da sayılmazlar.Tekrar Berlin’e dönelim,eski Doğu Almanya daki merkez tren istasyonun da,Polonya’nın
Poznan şehrine gidecek treni bekliyoruz.Ben ve üçüncü eşim,oğlum Ernest’in annesi
Agnieszka.Çok stresli günler geçirdik,gerçekten çok gerildik,şu anda Berlin’deyiz,trenin
Gelmesine dört saten fazla bir zaman var.Yanımızda bir dolu bavul vardı.Onları tren
Garın da kiraladığımız bir kasa ya bıraktık ve biraz dolaşmaya çıktık.Almanya’ya ilk
Kez 1994 yılın da gelmiştim,yaklaşık dört sene kaldım,Ama daha önce hiç Berlin’e gelmemiştim,bu fırsattan istifade edip Berlin’i dolaşmaya cıktık.Ama son günlerde ru-
Hen ve bedenen o kadar yorulmuştuk ki fazla dolaşamadık,istasyonun yakının da ki,Beate Uhse sex müzesini gezdik,ve ikinci dünya savaşın da yarısı yıkılmış bir katedral’i.Katedral’in yıkıntılarına dokunmadan çok modern bir tarz da inşa edilmiş
Bir binaydı,cam yüzeyi ve ışıklandırması ile bir uzay çağı mimarisini andırıyordu ve Al-
Man ırkının bir ifadesi gibiydi,büyük yıkım dan sonra kendisini müthiş bir şekil de ge-
Liştiren ve zenginleştiren bir ırkın anıtıydı bu yarısı klasik yarısı modern katedral!
Ama seks müzesi daha enterasandı,Sanırım dünya üzerin deki bütün seks oyuncakları
Vardı demek abartı olmaz.Peluşla kaplı kelepçeler den sado mazo lateks kıyafetlere,her tür pornografik film ve dergiden geciktirici damlalara,şişme kadınların ve dildoların her renk ve çeşidine rastlamak mümkün dü.Ama bana en ilginç gelen şey,insanların
Kız kıza yada çoluk çocuk bu müzeyi gezmesi ve kimsenin kimseyi bırakın yadırgamayı
Yan gözle bile bakmamasıydı!Sanırım Avrupalılarsanayi devrimiyle beraber,cinsel devrimi de başarıyla tamamlamış,cinselliği bir sektör haline getirerek önemli bir ihracat
Kalemi daha kazanmışlar dı,sadece otomobil ve beyaz eşya değil,seks ürünleri de satıyorlardı. ve en büyük müşterilerin den biri de biz Türkler idik,bunu anlamk için 70’li kuşak Türk gençlerinin bildiği Almancanın ohh,yaa,şön wayter(devam et) ile sınırlı
Olduğunu görmek yeterliydi.
Müzeden çıktığımız da trenin gelmesine daha iki saat vardı ve yorulmuştuk.İstasyon
Daki bir cafe’ye girip birer kahve içmeye karar verdik.Uykusuzluk ve stres bizi öldürmek üzereydi.Tekrar Almanya da olmak,hele de,bir tren istasyonun da olmak bana tek bir şeyi hatırlatıyordu,”Uyuşturucu”!Evet o defteri kapatmıştım,yada en azın-
Dan ben öyle sanıyordum.Alkol’le başlayan,Eroin,kokain ve birçok maddeyle devam eden müptezelleğim bitmiş,tekrar alkol’e eski dostuma dönmüştüm.Arada bir eski sev-
Gililerimle beraber,”Bayram”,adını verdiğim küçük kaçamaklarım oluyor ama bunlar
Uzun sürmüyordu.Agnieszka’ya telefon etmem gerektiğini söyleyerek cafe’den çıktım.
Siparişlerimizi vermiştik,o yüzden o’nu orada kalmaya ikna ettim.Daha önce Almanya-da kaldığım dört sene zarfın da hayatım neredeyse tren istasyonların da geçti demek,a-
Bartı sayılmaz dı.Almanya daki bütün uyuşturucu hikayesi tren istasyonların da geçer.
Bende bir müptela olarak oraların gediklisiydim.Daha önce hiç Berlin de bulunmamış
Ve kimseyi tanımıyor olmama rağmen istediğime ulaşmak zor olmayacaktı.Tren garı
Oldukça büyüktü,etrafın da hızlı bir tur attım,bir junky bulmam yeterliydi ki burada
Onlarcasının olduğuna emindim.Fakat kimseye rastlayamadım.Sanırım Berlin polisi
İyi çalışıyordu.Tam cafe’ye geri dönmek üzereydim ki,aklıma bir den burada hiç torba-
Cı yada bağımlı olmamasının imkansız olduğu geldi.Daha önce Almanya da yaşarken
Kaldığım yer Essen isimli bir şehir di,nüfusu 1 milyon civarındaydı,Duesseldorf da çok
Takılmıştım,orası da aşağı yukarı aynı büyüklükte olmasına rağmen,ikisinin toplamı
Berlin’in yarısı kadar etmezdi.Bu da demek oluyordu ki,yanlış yere bakıyordum.birden
U-bahn (metro) girişini gördüm,ve yer altına doğru ilerleyen yürüyen merdivene atlayarak aşağı doğru inmeye başladım.Son bir iki basamak kala O’nu gördüm,iyice
Küçülmüş gözlerinden ve berbat halde ki giysilerinden,eroin’in etkisi altın daki bir Junky olduğnu anladım.O da beni görmüştü.Uzun zamandır temizdim,üstüm başım da
Düzgün dü,fakat böyle bir şey vardır,müptezeller birbirlerini heryerde tanır!”hacı hacı’yı Mekke de,hoca hoca’yı tekke de tanırmış”,hesabı.Direkt olarak yanına gittim ve
“hallo,hast du was?”(bir şeylerin varmı?)diye sordum.Normal insanlar bu soruya,”ne demek istiyorsun”diye cevap verir ama bu,bizim aramız da adeta bir parola gibidir.
Bana “was brauchst du?”(neye ihtiyacın var)diye cevap verdi.Bu benim istediğim cevap
Tı.Henüz aramaya başlayalı on dakika bile olmamıştı,ve aradığıma ulaşmak üzereydim.
O’na;Sugar,Braunes (Şeker,kahverengi) diye cevap verdim.Almancam oldukça iyi olma
Sına rağmen,diyalektiğim vardı,yabancı olduğum belli oluyordu,ama sarışın olduğum için kimse Türk olduğumu tahmin edemiyordu.Ve kulaklarım daki beş tane küpe ile döv
Melerimin de bunda etkisi vardı.O’na fazla zamanım olmadığını,acele etmemiz gerektiği
Ni söyledim.”Fazla sürmez”dedi.Metro ile sadece bir istasyon gidecek,malı alıp dönecek-
Tik.”Bir istasyon”bu sorun olmazdı.Metro ya bindik,ben bilet almak istemiştim.Ama o,
Buna gerek olmadığını söyledi.Almanya da kaldığım seneler boyunca,defalarca,”sch-
Wartz fahren”(biletsiz yasa dışı yolculuk),yapmış hatta bir iki kere de yakalanmıştım,
Ama bu eskiden di.Burada bileti kendiniz alır ve trenin içindeki otomatlar da,saat ve
Tarihini damgalattırırsınız.Ender olarak yapılan genel kontrollerde sivil memurlar her-
Kesin biletlerini kontrol eder.Ve eğer geçerli bir biletiniz yoksa 60 euro ceza ödersiniz
Eğer iki seferden fazla yakalanırsanız,aleyhinize kamu davası açılır ki,bu genelde kaybe
Decekleri hiçbirşeyleri kalamayan eroinmanların pek de umurun da değildir.Bir istas-
Yon,bu çok kısa bir mesafeydi,yakalanmamız neredeyse imkansız dı.Ama gene de zaten
Gizli ve yasadışı bir şey yapıyordum ve son bir ayım inanılmaz sorunlu geçmişti.Üç daki
Kalık yolculuk bana bir ömür gibi gelmişti.Trenden indik,biraz yürüdük.Torbacı orday-
Dı.O da bir yabancıydı.Büyük ihtimalle Rus,yada Arnavut olmalıy dı.Almanya’ya yasa-
Dışı yada yasal yollardan gelen mülteciler,Toplama kamplarını andıran,”yabancı barı-
Naklarında”kalır,çok cüzi bir maddi yardımla hayatta kalmaya çalışır.Çok uzun bir sü-
Re yasal olarak çalışma imkanı bulamayan mülteciler,uyuşturucu satarak kısa bir zaman da parayı bulup,ülkelerine dönmeye çalışırlar.Fakat neredeyse tamamı ya kendi-
Leride kullanmaya başlar yada yakalanıp hapis yattık dan sonra bir daha Almanya’ya
Girememek üzere sınır dışı edilirler.Burası sönük hayellerin zaman da kaybolmuş ışık-
Larıyla aydınlanan bir tiyatro sahnesidir.Bütün bunları düşündükten sonra saate baktım.Cafe’den ayrılalı 15 dakika olmuştu geri dönmem de on dakika sürecekti toplam da yarım saati bulacak bir uluslar arası telefon görüşmesi yapmayacağımı bilen agniesz-
Ka’ya iyi bir yalan uydurmam gerekecekti.Ama ben yalan söylemeyi pek beceremem.
Beni buraya getiren Alman gence,acelem olduğunu hatırlattım.Kaç paket istediğimi sordu.En son,geçen sene Bonn’dan paketi on euro’ya almıştım.Paketler genel de 0,2gr.
Oluyordu ve bu sürekli kullanan biri için bir tek kullanımlık anlamına geliyordu.Bense
Uzun zamandır temizdim,ama en son 1998 yılın da gün de 5 (beş) gram kullandığımı ve
Almanya’daki malın kalitesinin pek iyi olmadığı hatırlayınca biraz fazla alamaya karar
Vedim.Beş paket almaya karar verdim.Torbacı ağzın da zulaladığı paketleri avucunun
İçine boşalttı ve beş kahverengi paketi ayır dı.Bu arada ağzından çıkarttığı paketler arasın da beyaz olanları da vardı ki bunlar da kokain paketleriydi.Bir den onlardan da
Almaya karar verdim.Toplam da 100 euroluk alışverişin ardın dan tekrar metro’ya atladım,Agnieszka beni merak etmiş olmalıydı.Az sonra Cafe geldim,tahmin ettiğim gibi
Beni oldukça merak etmişti,çünkü ondan hiçbirşeyi ve geçmişimi gizlemiyordum.O’na biraz dolaştığımı söyleyerek tuvalete gittim.Aldığım paketlerin gerçek mal olduğun dan bile emin değildim,pek cok kez kazıklanmıştım.Paketlerin içinden,sütlü kahve,c vitamini ve hatta florasant kırığı bile çıktığı oluyordu.Paketleri tuvalette açtım evet mal gerçekti.
Kredi kartının ucuyla bir miktar eroin ve kokaini klozet kapağının üstüne döktüm,kart
La iyice ezdiğim malı rulo yaptığım bir elli euro ile burnuma çektim.Şimdi tek yapmam
Gereken bir sigara yakıp beklemekti,sigara bitmeden iki maddenin de kafası gelecekti.
Agnieszka nın yanına döndüm ve çoktan gelmiş olan kahvem den bir yudum alıp bir sigara yaktım.bir iki dakika için de günlerce süren stresin tamamı üzerimden gitmişti,
Bu iki madde gerçekten de dünyanın en etkili uyuşturucularıdır.Hele ki ikisini karıştırıp kullanmak ki biz buna kokteyl deriz yaşayabileceğin en yüksek kafadır,bilinen hiçbir
Madde,bu ikisinin beraber kullanılmasının yaptığı etkiye yapamaz.
Bu düşünceler içerisindeyken,tren Poznan’a ulaştı.Gar gösterişten uzak bir kasaba is-
Tasyonunu andırıyordu.Almanya’dan 3 saatlik bir yolculuk sanki zaman da yapılan bir
Yolculuktu Polonya çoktan Avrupa birliğine girmiş olmasına rağmen Türkiye’nin 80 lerde ki halini andırıyordu,bu bana AB’nin Türkiye’nin üyeliğini oyaladığını düşündü-
Ğüm de ne kadar haklı olduğumu gösteriyordu.Bizi otogardan karşılamaya babası deawoo marka küçük arabasıyla gelmişti.Almanca biliyordu konuşarak eve doğru yola çıktık.Heyecanlıydım,ama eroin ve kokain kokteyli bana ihtiyacım olan rahatlığı sağlamıştı.Eve vardığımız da ise tam bir şok yaşadım!Gerçi Agnieszka bana ailesinin şe-
Hirdeki en güzel bahçe yarışmasını kazandığını söylemişti ama evin içi de en az bahçesi kadar güzel ve genişti.Ama bu kadarını beklemiyordum ev hem çok geniş hem de çok güzeldi.VE de çok lüks,O’na ailesinin durumu bu kadar iyi iken neden Türkiye de hemde ayda 400 $ karşılığın da çalışmaya geldiğini sordum.Gerçi bunu anlamam çok
Da uzun sürmemişti!Aile yapıları biz Türklerinkinden çok farklıydı.
Eşyalarımızı odalarımıza koyduktan sonra alt kata yemeğe geçtik.Sanırım Türk ve
Müslüman olduğum için domuzsuz bir menü hazırlamışlardı.Yemek sırasın da Agnieszka’nın tercümanlığıyla biraz sohbet ettik.Biraz şarap içtik,ama hala kafam çok güzeldi ve odalarımıza çekildik.Fakat sabaha kadar uyuyamadım.Birkaç günlük malım
Vardı.Bu da alışmam için gerekli süreyi bana verirdi.
2.bölüm:Türkiye de neler oldu?
Evet neler oldu?Ekim ayanda;PADI profesyonel balık adam eğitmenliği sınavlarına
Girmiştim.Su sınavın da pratikten geçmiş ama teoriden,çok az bir farkla çakmıştım.
İkibin dolar boşa gitmek üzereydi ki,Muğla,Bodrum da bir sınav daha olduğunu öğrendim üstelik sadece teoriden girebilecektim.Derhal kankam Yılmaz ile beraber bodrum’a gittik sınav iki saatti,ve geçtik artık ikimizde PADİ eğitmeni olmuştuk ki bu
İyi bir şey di.O yüzden Pasaportumu Alman konsolosluğundan almaya ablam gitti.Bu-
Raya kadar her şey iyi gidiyordu!Ta ki ablam arayıp pasaportta ki vizenin “Flughafen
Transfer”olduğunu söyleyene kadar.Bu şu anlama geliyordu;”Almanya’ya gelebilirsiniz ama hava alanından başka bir uçağa geçmeniz gerekir”ama bizim havaalanından çıkıp Polonya ya gitmek üzere trene binmemiz gerekiyordu! Bunu orada
Çalışan hem de Türk çalışana özellikle söylemiştim,ve biletimizi de almıştık.Bayan’ın teorisine göre yeni bir vize başvurusu yapmam gerekiyordu.Ama hem zamanımız yoktu
Hem de biletin ücretini ödemiştim!İnanılmaz bir öfke duydum,zaten hali hazırda süresinin dolmasına üç aydan fazla olan bir vizem vardı.Riski alarak ertesi gün gitmeye karar verdik.Bu çok riskliydi,beni havaalanın dan geri yollama riski vardı.İnanılmaz öfke ve stress tek hissettiğim buydu.Yine de gitmeye karar verdim ve hatta Agnieszka ile tartıştık.Uçak sabah altı da kalkacaktı yani 04:00 da orada olmamız gerekiyordu.Birde
Agnieszka’nın vize problemi vardı.Şerefsiz patronunun verdiği sözlere güvenerek Tür-
Yi de kalma süresini üç ay kadar uzatmıştık,buda bize havaalanın da sorun çıkartacaktı.
Stres inanılmaz boyuttaydı resmen kumar oynuyorduk.Biraz sakinleşmek için,Sultanah-
Met semtinde daha önce çalıştığım Cheers bar’a gittik.Orada sabahlayacak sabaha karşı gelecek servisle de havaalanına gidecektik.Ama geçmiş insanın yakasını hiçbir
Zaman bırakmaz,alkol zaten vardı.Elemanlardan biri gelip çok stresli göründüğümüzü
Rahatlamak için bir şey isteyip istemediğimizi sordu.Neyin var dediğim de güzel Hollanda extacy olduğunu söyledi iki tane kendim için bir tane de Agni için aldım.Uyuş-
Turucularla arası pek iyi değildir.Ama başının çok ağrıdığını söyleyince O’na da bir
Tane verdim.Bir saat kadar sonra mavi ve büyük olan gözbebekleri inanılmaz büyüdü,
Bana ne verdin demeye başladı.Panik halindeydi.O’nu kuytu bir köşeye çekerek ex verdiğimi yanında olduğumu ve korkacak bir şey olmadığını söyledim.Biraz sonra olay-
In zevkini hissetmeye başladı ve bana;”sevişmek istiyorum”dedi fakat bulunduğumuz yer hiçte sevişmeye müsait değildi.Biraz sonra o da masadaki diğer altı kişi gibi olayın
Keyfine vardı.Servis gelene kadar,hep beraber içki ve muhabbete devam ettik ve ina-
Nılmaz ayık bir şekil de havaalanına ulaştık,ilk problemi çıkışta yaşadık,polisler Agni-
Eszka için yüklü bir tazminat istediler,ama onlara hiç paramız olmadığını isterlerse bi-
Zi tutuklayabileceklerini söyledim.Tabi ki sonuç olarak hiç bir şey alamadıkları gibi son anda da olsa Berlin uçağına bindik ama daha her şey bitmemişti.Bir da Almanya ya girememe ihtimalim vardı.Uçak indi gayet sakin bir şekil de pasaportlarımızı görevli
Polise uzattık ve hiç ama hiçbir sorun yaşamadan havaalanından çıktık.Konsolosluktaki
Görevli kadına inansaydık yeni bir bilet ve vize almam gerekecek tiki;bu bize çok para ve zamana mal olacaktı.Sonuç olarak bir sorun yaşamadık ama görevli kadının yalanı
Yüzünden inanılmaz stresli günler geçirdik.Ama yine haklı çıkmış ve Polonya ya sağ
Sağlim ulaşmıştım.Orada yaklaşık bir ay kaldım,bu arada aldığım bir e-mail Umman da
Bir sanayi işi olduğunu söylüyordu ve acilen Türkiye’ye dönmem gerekiyordu,yalnız olarak.Agnieszka’yı orada bırakarak tekrar trene bindim ve Berlin’e geldim,yine bir sorun çıkmadı.Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kreutzberg semtine giderek Öger tur
Dan İstanbul’a bir bilet aldım,her şey tıkır tıkır yürüdü.Ama uçağın kalkmasına tam 14
Saat vardı ve benim param sınırlıydı.Tekrar Zoologishergarten ana tren istasyonuna
Geldim ve inanması çok güç ama daha önce malı aldığım çocuk oradaydı!Beni hemen
Tanıdı.Bu sefer acelem de yoktu beraber trene atladık ve aynı torbacıyı bulduk.Tekrar
Beş paket Eroin ve beş paket kokain alıp uçak saatini beklemem gerekiyordu.fakat havaalanı saat 24:00 da kapanıyordu ve benim uçağım sabaha karşıydı.Bu yüzden yanı-
Ma yiyecek içecek bir şeyler alıp havaalanına gittim.VE tabiî ki mallar da yanımdaydı
Bunları alana sokmak kolaydı.Yiyecek bir şeyler,okuyacak bir şeyler,eroin ve koks .bunlar burada günlerce yaşamama yeterliydi.Ayrıca hava alanı sıcak ve sakindi.Tuva-
Lete gidip güzel bir eroin-kokain kokteyli yapıp burnuma çektim.İğne yapmayalı tam 5
Sene oluyordu,ve yapmayı da düşünmüyordum hata kokainin bir kısmını satmayı düşü-
Nüyordum.Türkiyede buradakinin iki katı ederdi.Ama bir süre sonra canım sıkıldı ve
Berlin gecelerine akmak üzere metroyla şehre gittim.Bu eroin kokain karışımı gerçekten
Çok acayip bir şeydi,eski Yunancadan geldiği söylenirdi eroin isminin (heroin) içerideki
Kahraman yada eroini ilk sentezleyen Bayer çalışanı profesörün eroini denedikten sonra
“I feel like e hero”kendimi kahraman gibi hissediyorum dediği de iddaa edilir.Hatta Bayer şirketi eroin’in yan etkileri yüzünden,aynı bilim adamı tarafından bulunan Aspirin’in piyasaya sürümünü yaklaşık yirmi yıl ertelemiştir.Her şekilde de bu maddeler hele de birlikte kullanılırsa,insanın kendini Süpermen gibi hissetmesine sebep
Oluyordu.Ağrı,acı,yorgunluk hissetmez.Umutsuzluk,depresyon utanma gibi hislerin anlamlarını unuturdunuz.Geceyi şehir de geçirdim,Berlin gerçekten de gördüğüm şehirler içinde Amsterdam ile beraber en ilginçlerindendi.ama Bangkok ve Pattaya’nın da hakkını yememek lazım.Kreutzberg Türklerin yoğun olarak yaşadığı istanbul’un 70’li yıllardaki halini hatırlatırken eski doğu Berlin batıya adapte olmaya çalışıyordu.
Berlin gecesin den ayrılıp birkaç saat uyumak üzere Tegel havaalanına döndüm.
Sabah uçağa binerek İstanbul’a döndüm.Pasaport işlemlerini hallederek birkaç
Gün sonra Tekrar uçağa atlayarak STFA nın Umman’ın Sohar kentinde (aslında köy)
Yaptığı devasa liman inşaatın da dalgıç olarak çalışmak üzere yola çıktım.Yanım da Kemer de beraber çalıştığımız Volkan da vardı.Bu onun ilk yurt dışına çıkışıydı.Hava-
Alanın da,bizden yurt dışı çıkış harcı olarak 50 USD almak istediler fakat ben mevzua-
Ta hakim olduğum için,işçilerden bu parayı almaya hakları olmadığını biliyordum.Şir-
Ket bize bu parayı vermişti,böylece ellişer dolarımız cebimiz de kalmıştı.Bu arada Gulf
Air’e ait uçak Bahreyn aktarmalı gidecekti.Bu iki ülkede şeriat ile yönetildiği için Alkol
Tamamen yasaktı,uçakta son olarak kafayı çektim.Toplam sekiz saat sonra Umman’a
İndik havaalanın da bizi karşılamak üzere Suriyeli birini yollamışlardı.Saatte 180km
Hızla giderek tam üç saate şantiyeye ulaştık burada dalışa beraber başladığım Tim,yine
Kemer de beraber çalıştığımız Yılmaz ve Yakup ta çalışıyordu.Şantiye Sohar isimli kasabaya 38 km uzaklıktaydı.Haftanın üç günü servis vardı yada taksi çağırmanız ge-
Rekiyordu.Sudan daha ucuz olan benzin fiyatları yüzün den 38 km’lik mesafe 7-8 $ tutu
Yordu.Şantiyede konteynırlarda kalıyorduk.Kış olmasına rağmen gündüzleri hava çok
Sıcaktı geceler ise çok soğuk oluyordu.Okyanus sıcaklığı ise 30 dereceyi buluyordu.tam
Çölün ortasın da kalıyorduk,bazen kum fırtınaları çıkıyordu.Şantiyede kara da çalışan
Çok sayıda Pakistanlı ve Hintli işçide vardı ve çok düşük ücretler alıyorlardı.Aslın da biz de yaptığımız işe nazaran çok düşük ücretler alıyorduk.Bizimle aynı işi yapan İtalyan ve İngiliz dalgıçlar bizim 7 katımız fazla para alıyordu.Irkçılık ve kölelik devam
Ediyordu ne zaman sona ermiştiki?Yapılan işler,daha önce üç metre derinliğinde olan
Ve özel bir gemiyle 21 metre kazılan fakat med cezir zamanların da 18 metreye düşen
Okyanus suyunun dibini düzeltmek,daha sonra yukardan atılan kaya parçalarını mastarlayarak (düzeltme,hata payımız 6mm idi),üzerine altmış ton ağırlığındaki beton
Blockları yerleştirmek.Daha sonra önüne halıfleks gibi bir madde olan goroteks yerleş-
Tirmek,üzerine de devasa kayalar koymaktı.Bunun sebebi;limana yanaşacak devasa tankerlerin pervanelerinin blokların altındaki mıcırla çekip limanı çökertmesini engellemekti.Günde iki dalış yapıyorduk,ama tam on iki saat çalışıyorduk.aramız da
Vurgun yiyenler,gece gündüz arasındaki sıcaklık farkından dolayı sık sık hastalananlar
Oluyordu.İngilizce bilen personel olmadığından yada uğraşmak istemediklerinden,hasta
Neye gidenlere genelde ben tercümanlık yapıyordum.İzin günlerimizi (15 günde bir) Sohar daki internet cafelerde geçiriyorduk.internet hızı o kadar yavaştiki bir saatteanca
Birkaç mailinizi kontrol edebiliyordunuz.bir de şeriata rağmen,beş yıldızlı birkaç otelin
Barı vardı.Buralar da içki içebiliyordunuz.Fakat burada içen homoseksüel Arapların tacizine uğrardınız,birde içeride şarkı söyleyen bet sesli Filipinli yada Hintli kızları dinlemek ve oturuş pozisyonları nedeniyle Arapların cinsel organlarını izlemek zorun da
Kalırdınız.Ama yine de burada yapılabilecek tek aktivite olduğu için fahiş fiyatlı bu barlara sıkça giderdik.Bir gece,Kemerde de beraber çalıştığımız arkadaşım Yılmaz’la beraber içmeye gittik oldukça fazla içtikten sonra,şantiye ye dönmek için taksi ye bindik
Takside uyuya kaldık.uyandığımız da Dubai sınırına gelmiştik yani ters yöne.Taksiciyle
Tartıştık ve tekrar geri döndük.Alkollü olduğumuz için tartışmaya devam ettik.Ve en son un da,karakolluk olduk.ama bir şeyi unutmuştuk,nüfus cüzdanımızın din hanesinde
İslam yazıyordu,Müslüman sanız ve şeriatla yönetilen bir ülke de,alkollü yakalanırsanız
Cezanız;kırk değnek yada kırk kırbaçtır.Ben karakolda alman olduğumu söyledim.Yılmaz da esmer olduğu için İtalyan olduğunu söyledi.Karakoldan kaçtık ama başka arkadaşımız bizim kadar şanslı değil di ve kırk değnek cezasına çarptırıldı,bir ay hastane de yattıktan sonra Türkiye ye geri yollandı.Ben iki ay daha çalıştım,ama artık şeriatla yönetilen Umman dan bıkmıştım geri dönmek istiyordum.Agnieszka ise paraya ihtiyacımız olduğunu,daha fazla çalışmam gerektiğini söylüyordu.o ana kadar yaklaşık 1800 $ kazanmıştım,yaz sezonu başlamak üzereydi,Türkiye de çalışmaya devam edebilirdim ama Agnieszka’nın başka planları vardı!Evlenmek ve çocuk yapmak gibi.Bense çocuk yapmak istemiyordum.!996 yılın da Hepatit C ve B geçirmiş,buna rağmen yıllarca Hemde hergece Hektolitrelerce alkol içmeye devam etmiştim.Ayrıca tam dört sene damar içi eroin ve kokain kullanmış,yıllarca ağzıma kovalar dolusu hap atmıştım.Doktorlara göre 1998 yılın da ölmüş olmam gerekiyordu.Hepatit ten mucizevi
Bir şekil de kurtulmuş olmama rağmen büyük ihtimalle çocuğum beyin yada fizik hasarıyla yada ikisiyle birden doğacaktı.Buna rağmen Agnieszka gizlice çocuk yapma planını uygulamaya koymuştu.Bunları düşünürken,bir gün viziteye çıkan işçilere tercümanlık yapmak üzere hastaneye gittim.Tek tek herkesin rahatsızlıklarını Ürdünlü doktora İngilizce olarak anlattıktan sonra,doktor bana;”peki senin ne şikayetin var diye sordu?”.aslın da psikolojik şikayetim dışında hiçbir sorunum yoktu,domuz gibiydim!a-
Ma birden aklıma 1999 yılında İstanbul Sultanahmet’te Cheers bar da çalışırken kızlara
Hava atmak için taşıdığım 60 kiloluk bira fıçıları yüzünden fıtık olduğum geldi.Belki birkaç gün izin alırım umuduyla,kasığım da ağrı olduğunu söyledim.Beni sedyeye ya-
Tırdı,öksürmemi söyledi kasığıma bastırıp ağrım olup olmadığını sordu,evet,diye cevap
Verdim.Bilgisayarın başına geçerek,bir rapor hazırladı!”sol kasığım da fıtık olduğu,acil
Olarak,pazartesi günü ameliyat olmam gerektiği” yazıyordu!Günlerden cumaydı!Geri döndük,muhasebeci Ziya beyin yanına gidip doktorun verdiği resmi belgeyi uzattım.Gözleri büyüdü.ikimiz de o belgenin resmi olduğunu ve ne anlama geldiğini çok iyi biliyorduk!Ameliyat en az 5000$ tutacaktı ve de iki ay yatarak maaş alacaktım yani
STFA’ya maliyetim 7000 $’ı bulacaktı.Muhasebeci bana;”Arap doktorlarına ameliyat olmayı düşünmüyorsun değil mi dedi!”Tabiî ki hayır ama Türkiye de hangi parayla ameliyat olacağım,üstelik en az üç ay çalışamam ve bana bakacak kimsem de yok” dedim.Ziya bey,”Tabii ki sana yardımcı olacağız”,diyerek,pazarlığı başlattı.Ama beni
Çok salak sanıyor olmalıydı,Pazarlığı 1000 $ dan başlattı,fakat ben buna hayır deyip,burada ameliyat olacağımı söyleyerek sonunda 3900 dolara Türkiye7ye dönmeyi
Kabul ettim bir de,1800 $ çalıştığım para vardı.5700 $ Canlı parayı yüzlük Banjamin
Franklin likler halinde elime saydı.Pazartesi ameliyata değil Türkiye’ye dönüyordum
Orada bir sene çalışanlardan daha fazla bir parayı iki buçuk ayda cebime koymuştum.
Agnieszka’yı arayarak bir iki hafta için de Polonya da olacağımı ona söyledim ama para
Mevzusundan bahsetmedim.Sesinden oldukça bozulduğunu anlamıştım bu beni çok üz-
Dü.O’da herkes gibi Dolar tanrısına ve Euro peygamberine inanıyordu,O çok iyi bir insandı gerçekten çok iyi bir insandı.O’nu çok seviyordum ama sonun da bir insandı, işte.Ve çoğu insan gibi O’da bunun yani bir insan olduğunun farkında değil di ve çoğu insan gibi kendisini mükemmel,benim gibi insan olduğunun ve zaafları olabileceğinin farkın da olan ve bunu kabul edenleri ise zayıf görüyordu.Peki ama neden benden çocuk yapmak istiyordu?Birden aklıma Olayların ilk başladığı yer olan Almanya ve halyatımda gördüğüm en ilginç şeylerden biri olan iğne otomatı geldi gelin oraya dönelim.
.İğne otomatı’(spritzen automat) nedir?Bilir misiniz?Bende,günde yirmi tane iğne yapana kadar bilmiyordum!Şimdi resmini de bulamadım,ama neyse anlatmaya çalışayım;Şöyle bir olgu,ya aslında başından başlamam lazım.1995 sonları yada 96 başlarıydı!Tam olarak hatırlamamı beklemeyin,bunları yazabilmem bile mucize.Bir gün Reyhan’la(ilk eşim) kavga ettim,nedenini de hatırlamıyorum,ama,büyük olasılıkla boktan bir şeydi.Neyse,ablamı arayıp,bana Türkiye’ye bir bilet yollamasını söyledim.Zaten,Almanya’ya gitmemi de pek istememişlerdi.Reyhan telefonu kaptı,ve ağlayarak,sadece kavga ettiğimizi,önemli bir şey olmadığını söyledi.Aslında,bende dönmek istemiyordum,O’nu çok seviyordum,bir sene boyunca rahip hayatı yaşamıştım,onun için.Neyse,telefonu kapattık,Reyhan,özür dileyip duruyordu,bende,Türkiye’ye dönmekten vazgeçmiştim,ama kızgınlığım geçmemişti,eskiden çok kızgın bir adamdım-şimdi de öyleyim ama içime atıyorum-ve de tehlikeli.Çok kavga eder,genelde döverdim,ama bazen de dayak yediğim oluyordu.Reyhan’a çok kızdım ve cezalandırmak için Yaptığı heykellerden,en sevdiğini kırdım,sonrada,en sevdiği çiçeği kestim.Ya heykelle çiçeğin ne suçu vardı?Evden çıktım.Doğru benim torbacıya sürdüm,Almanya da kaldığım dört sene boyunca,hep arabamız vardı,yada beleş tren bileti.Şehir içinde acele işim yoksa arabayı kullanmazdım.Trafik bazı saatlerde felaket oluyordu.Arabayı kullanmaya bayılırdım,ama,Trafik beni,tiksindiriyordu.Torbacıyı bulmam zor olmadı,Almanya’da da, her köşe başında torbacı vardır,ve bazen alkol almak için harcadığınız zamanın yarısında,ihtiyacınız olan her şeye ulaşırsınız,ot,kokain,hap,eroin ne isterseniz.Bazen evlere servis bile yapar,torbacılar.Eve gelmeden önce bir eczaneye uğrayıp,onlu paket insülin şırıngası aldım.Kendime,eroin iğnesi yapacaktım.Ben miydim,küçükken eve gelen iğnecilerden kaçıp,koltuğun arkasına saklanan?Aslında bu korku bizi üç sene iğneden uzak tuttu!Ama şimdi,eroini döktüğüm ve içine(filmlerde gördüğüm gibi)limon suyu sıktığım eroinin,erimesini seyrediyordum Aslında hiç bir fikrim yoktu,iğne hakkında,junky’leri hep aşağılamış ve uzak durmuştuk,Reyhan’la beraber.Ama şimdi,hayatımdaki en büyük meydan okuyuşlardan birini yapmak üzereydim,yada salaklık!Ama er yada geç bu olacaktı,diyorsanız yanılıyorsunuz!Reyhan ve ben uyuşturucu için fazla taşşaklı çıkmıştık!Hasta olmayacak kadar kullanıyorduk,parasal sorunlar yaşamıyorduk,ikimizde üniversiteye gidiyorduk,ve yakın çevremizden kimse bunun farkında değildi.Oysa bataklığa daha çok gömülüyorduk.Kokaine de başlamıştık.Ama sadece burundan çekerek.Bu,insanın hayatında;kırılma noktası,denen durumlardan birisiydi.Ama kendime ve Reyhan’a,birbirimize,o kadar çok güveniyorduk ki;kimse ve hiçbir şey bizi yenemez,birbirimizden ayıramazdı!Aslında,gerçekten de öyleydi.Sınır tanımazlığın ve kendine fazla güvenin,bizi nereye götüreceğini,tahmin edemiyorduk.Ayrıca önemi de yoktu,son nokta ölümse ve ölümden.kanundan,cennet ve cehennemden,korkmuyorsanız?Sizi ne durdurabilir?Amotörce kaynattığım eroini,zar zor şırıngaya çektim.Çok koyuydu!Sonrada koluma ittirdiğim iğnenin,pompasına bastım!İnanılmaz bir acıydı!Ve hiçte kafam olmamıştı.Aynı malı,uzun süredir yaptığımız gibi alümünyum folioyu,altına çakmak tutup ısıtarak,içtim.Mal iyiydi.Uygulamada bir hata vardı!Ve iğneyi yaptığım yer,kırmızı,mor arası bir renge dönüşmüş,sızlıyordu.Kesin birşeyler yanlıştı.Beş gramlık paketi kapıp,hemen evin önündeki,bağımlıların,iğne yaptığı,yemek yediği,sıçtığı(direkte evmizin önünüde,baştan kaybetmek diye buna derim.) ve uyudukları parka koştum.Orada,daha tedavi olmadığı her halinden belli,bir eroinmana takıldı gözlerim.Yanlızdı.Ona bana iğne yapmasını,bunun karşılığındada ona;bir gram age(eroin)vereceğimi söyledim.Birden o sönük gözleri alev aldı.Age in,ismini bile duymak,bir bağımlıyı canlandırmaya yeter.Ve bir gram onun için çok büyük bir miktardı!Bu miktar için,bütün gün tren istasyonunda mütşeri beklerdi.Ve üç babıl(0,3gramlık paket)sattığında,ona sadece bir babıl verirleridi,bu onu sadece tedavi ederdi.Kullanmayanlar bilmez,hasta hasta(krizde)saatlerce soğuğun altında beklemek,bir bağımlı için ölümden daha kötüdür.Ama başka yolu yoktur.Bu insanların çoğu sokakta yaşar(Almanya soğuk bir ülkedir).Sosyal yardım alamazlar,ve gittikçe artan doz yüzünden,daha çok paraya ihtiyaçları vardır.Sadakalar da yetmez.Çoğu zaman günde bir öğün ucuz birşeyler yer ve tuvaletten su içerler.Bir gram onun için iki gün dilenmeden,aşağılanmadan,tedavi olmak,karnını doyurmak demekti.O’na malı gösterdim.Bu insanlar,(zaten kendisi hasta olan)bir toplumun kanserli hücreleri olarak görüldükleri için,çoğu zaman mağzalara,iyi restaurantlara alınmaz.Hatta isviçrede bir parka toplandıklarını ve günlük uyuşturucunun devlet tarafından dağıtıldığını duymuştuk.Topluma karışmamaları,hırsızlık yapmamaları vesaire için.Kimseye de güvenmezler!Malı görünce,sordu;sağlammı olsun?Tamam nasıl hazırlanacağını bilmiyordum,ama iğnenin sizi on saniye içinde öldürebileceğinide biliyordum,-Evet dedim,sağlam olsun!AMA ÖLDÜRMEYECEK KADAR!Kıkırdadık.Sonra yarım gramdan fazla malı kaşığa koydu,sonra cebinden çıkardığı paketteki,beyaz,askorbik asidi de ekledi(c vitaminin toz hali!)Ve su ekledi.Bol miktarda,su!Sonra,iki iğneyede(iğneleri yanımda getirmiştim,temiz,HIV,sifils yada hepatit kapmak istemiyordum,ama bu hepatit c yi engellememiş sadece geciktirmişti!)Sonra kolumu,belinden çıkarttığı kemeriyle,üst tarafından iyice sıktı(bunu ben de yapmıştım ama...)Daha sonra.ufak olan iğnenin metal kısmını.iyice morarmış olan damarlarımdan birine soktu,azbişey canım yanmıştı.Ve sonra benim yapmadığım şekilde;pompayı geri çekerek,damarın içinde olup olmadığını kontrol etti(ben kan alınırken yada doktor iğne yaparken,başımı öbür yana çevirdiğim için,bunu hiç görmemmiştim)damarın içinde olduğunu anladı ve yarısı dolu olan şırıngayı,damarıma enjekte etti.Hakkaten sağlamdı.Vücudumu,daha önce olmadığı kadar hızlı bir şekilde,bir sıcaklık kapladı.Sıcaklık yavaşça,damarlarımı takip ederek,bütün vücuduma yayıldı.Ben de aynı miktarda,belkide fazla kullanıyordum,ama bu çok daha etkiliydi.Zaten,ilk seferin heyacanıyla,beynim,adrenalin pompalıyordu.Age in teskin edici etkisi,adrenalinin;uyarıcı,enerji verici etkisiyle birleşmişti.Sanırım,yüz metreden daha az olan eve,uçarak ulaştım.Reyhan evde yoktu,teybi açtım,manovar çalıyordu.Saatler sürdü etkisi.Reyhan eve geldiğinde,hergece olduğu gibi,sevişmek için Üstümdekileri çıkardığımda,kolumdaki kendi icadım,morluğu gördü.Geri çekildi ve yüksekle,bağırma aarsında bir ses tonuyla,bu ne?diye sordu.O’na,bütün olanları anlattım.Birlikte olduğumuz beş sene boyunca,bu inanılmaz,ama,doğru;birbirimize hiç yalan söylemedik!Bağırıp,çağırdı.Ve o gece beni,seks ile(bu benim için çok büyük bir cezadır.)cezalandırdı.Daha sonra konuştuk.Bana,nasıl bir his olduğunu sordu.Hep uzak durmuştuk,iğneden,ama,içten içede merak ediyorduk.Ben cesaretimi toplamış,denemiştim!Ama,cehaletimiz ile beraber;iğnenin,bizi götürebileceği noktaları da,tam olarak bilemesek bile,tahmin ediyorduk.-Aslında,dedim,o kadar da farklı değil.Aslında çok farklıydı!Aynı miktarda mal ile on kat,hemde farklı,bir kafaydı.Ama onu uzak tutmak istiyordum.O zamanlar,o nun hayatı,benimkinden önemliydi,ve bu onunda dayanamayacağı kadar kötü olabilirdi.Yanlız,birbirimize yalan söylemememizin bir sebebide;bir birimizi çok iyi tanıyor,ve yalan söylediğimizde anlıyor olmamızdı.Hemen anladı tabii.Söyle,dedi.Nasıldı?Daha fazla kaçamazdım.Tamam dedim,biraz farklı,yani biraz daha kuvvetli demek istiyorum!Nasıl?yani,dedi.Bu,gerçektende,hayatımızın kırılma noktalarından,belkide en şiddetli olanıydı.Ve tabiiki,denemek istediğini söyledi.Reyhan,benim kadar kuvvetli,benden çok daha güzel ve iradeliydi.Ben ne yaparsam,oda yapmalıydı!Hatta beni düzmek istediğini bile söylemiş,bende arkama bişey sokturmayacağımı,kesin bir dille,ifade etmiştim.Ama bu onu durdurmamış;araya yastık koyup,beni arkadan ittirir gibi yapmış,hatta orgazm bile olmuştu.Bazen,o nu ödüllendirmek istediğimde,buna izin veriyordumBazen benim bile hoşuma gidiyordu.İşte,şırnganın,hayatımıza,sonrada,kollarımıza,kasıklarımıza ve hatta boynumuza girmesi,böyle olmuştu.İğne otomatıyla tanışma ise daha geç cereyan etmişti.Yavaş yavaş,maddi zorluk çekmeyede başlamıştık.Dozaj,sürekli artıyordu.İlk başladığımızda,bir gram ikimize,bir hafta yetiyordu.Fakat Almanya dakı malların kalitesi(saflık oranı)düşüktü.Türkiye de kullandığımız mal,yüzde onlukken,Almanya da bu oran yüzde ikiye kadar düşüyordu.Hesaplı olsun diye,beş gramlık paketler almaya başlamıştık.Fakat,doyma hissi olmayan balıklar gibi kullanıyor,gözlerimiz kapanmadan(taklaya düşmeden)duramıyorduk.Zaten bir level atlamış,burundan çekmekten,alümünyum folyo ya geçmiştik. Ama buda yeterli değildi.Beş gramı,bir-iki günde bitiriyorduk.Buda;pakete ödediğimiz,ikiyüz marktan,ayda 4000-6000 mark arası birşey yapıyordu artı kokain.Ama giyim,kuşam,beslenme,okul masrafları,elektrik-su,ısınma gibi bir sürü önemsiz,ama yaşamak için gerekli,masraf demekti.Buna yasal yollarla para yetiştirmemizin imkanı yoktu.İğneye geçme.geçici bir rahatlama yaratmakla beraber,daha kötü sonuçlarada yol açabilirdi.Ve artık,kontrolümüzüde kaybetmiş,hasta olmaya başlamıştık.Aslında iyi bile dayanmıştık.Ama zaman gelmişti!Bırakmaya karar verdik.Ama bu sandığımız kadar kolay dlmayacaktı.Bende torba koymaya(ufak satıcılık)karar verdim.Her gün,öğrenci kartıyla trene binip Düsseldorf’a gidiyor,orada tanıştığım Bingöllülerin evinde 5 gramın yarısını,ufak paketler yapıyor ve orada satıyordum.İyi para kaldırıyordum.Kendi kullanacağımız;2,5-3gramı ayırdıktan sonra,geriye kalandan,on paket yapıyor,sekizini satıyor,ikisinide,ilk elamanım olan,Deniz’e veriyordum.Malın parasını çıkardığım gibi,kırk ila yüz mark ta artıyordu.Kendi paramızda cebimizde kalıyordu.Bir balayı dönemiydi.Uyuşturucuyla beraber.Deniz,Türk tü.Tam olarak nereli olduğunu bilmiyorum ama,şivesi düzgün,iyi bir çocuktu.İğne yapmazdı Deniz.Yani,en azından,eroini çakmıyordu!Folyodan içiyor,ama Kokaini,iğne yapıyordu.İşleri büyüttük!Günde on,onbeş gram alıyor,eğer iyice beklersek,günde(kendi kullandığımız hariç)500mark a kadar kazanıyorduk.Bu deli paraydı,o zamanlar(halada büyük para)!Deniz kendi payıyla,beyaz(kokain)alıyor,bense sadece bir iki fırt çekiyordum.Eğer ben kullanmışsam.kesin Reyhana da götürüyordum.O na yalan söyleyemezsiniz.Daha sonra(insan aç gözlüdür,ama artık düzeldim!Umarım.)Bu,kokain dünyasıyla içli dışlı olduk.Bizim Bingöllülerde beyaza başlamıştı.Ama sorun yine aynıydı;artan maliyetler!Bu arada,beyaz(kokain)işleri,genellikli zencilerin,kahverengi(EROİN)Türklerin(çoğu PKK için çalışan Kürt!)Afganların,iğranlıların elindeydi.Alman eroinmanlar acınası ama acımasız durumdaydılar.Bizim yada zenciler için komisyonculuk yaparlardı.Çoğunlukla.Bingöllüler iki kişiydiler.Almanyaya kaçak yollardan girmiş.Her nasılsa yakalanmadan,yanlarında,iki kiloda saf kahverengi getirmişlerdi.Bense,yasal olarak,bir seneyi aşkındır burada olduğum halde;çalışma izni bile alamıyordum.Aslında fiili olarak çalışıyordum ama biraz riskliydi,iş!Bu arada,aşıyı almış,kokainin hastası olmuştuk.Ama fiziksel bağımlılığı yoktu.Gerçi;çok fena bir psişik bağımlılığı vardı.Yani içtikçe içesin gelir cinsinden,ama esas tehlikenin farkında değildik;Kokain iğnesi!Bi gün bingöllülerden alışveriş yaparken,biraz yaşlı olanı girdi içeri.Para boldu lavukta.İki kilo saf,en az on kilo veya400.000(dörtyüzbin)demekti!Eroinde kullanmıyorlardı,iki üç ayda parayı buldular.Millete,özellikle kızlara,Jack DANIELS ve çukulata ısmarlıyor,.a. üstündü g,t zkiyorlardı.İki hafta önce beyaz a başlamışlardı.Ama dedim ya;para boldu.Ve herkes,kendine çok güvenir!Ben bağımlı olmam.istediğim zaman bırakırım!falan filan.Ve ben bıkmıştım,bu geyiklerden.Alkoliklerde,kendilerini ve etrafı aynı hikayelerle kandırır ve esrarkeşler,aşırı şişmanlar;yakında bırakıcam!Ama ben artık,bizim bağımlı olduğumuzu kabullenmiş,kendimize bir süre koymuştum.Ama bu hiçte kolay değildir.Bırakmak,uzaklaşmak,maddi manevi kayıplar,fiziki ve ruhsal acılar demektir.Neyse,lavuk üç dört gram koka yı masaya koydu.Ben acaba bi fırt da bize düşermi=diye beklerken,masanın altından bir paket çıkardı.İçinde;iğne amonyak,ufak birde çakı.Kendi kendime;bunlar,dedim,kopmuş.Ama ortada bir terslik vardı!Eğer iğne yapılacaksa,iğne nerdeydi?ve amonyak.Ne ilgisi vardı iğneyle?Daha önce görmüştüm,koka iğnesinin nasıl yapıldığını,soğuk suya döküyorlardı,kokaini,ve hiç ısıtmadan ve bişey karıştırmadan,iğnenin arkasıyla ertiyor ve filtrede süzüp;BOM,evet sadece bom,yani ben okadar biliyordum.Ama amcam,kokaini,daha önce amonyakla doldurduğu kaşıa boşalttı.Ve alttan çakmakla ısıttı,kaynayana dek!KOKAİN KAYBOLMUŞTU!YANİ GÖRÜNMÜYORDU!Sonra,çakının ucunu içeri soktu.Soğukla temas eden,yağ halindeki kokain,tekrar koyulaşıyor ve soğudukça beyazlaşıp,kristalleşiyordu.Az önce,patronum geldi ve;Harkes “Acı hayat^ı seyrediyor,sen seyretmyormusun?diye,sordu.Acı hayat ne be?Neyse,bu gün hastayım,son on yıldır,hastayım ya neyse.Keyfim yok,işimde yok,ama yazmak istemiyorum,o kadar.Az önce,mimar olduğunu söyleyen biri geldi.Neyse diyalogların hepsini aktarmayacağım,ama genel olarak,işçi işveren,ev sahibi,kiracı üzerine konuşuldu.Ve yine,ve her zamanki gibi insanların,ahlakı,hukuk u dini,nasıl kenidilerini yonttuğunu ve iğrençleşebildiklerini görüp,türüm hakkındaki tüm umutlarımı yitirmemde ne kada haklı olduğumu gördüm.iyi insanlarda var.Ama genel olarak iğrenç bir türüz,insanlar miğdemi kaldırıyor.
sokaktaki yazar ruhunun çükünü bir takım geri zekalılara emdiriyor, yazacak tek yer daktilonun başıdır, bir başınıza, sokağa karışma ihtiyacı duyan yazar sokağı tanımayan yazardır, yüz kişiye yüz hayat yetecek kadar fabrika, genelev, cezaevi, bar ve park hatibi gördüm. İSİM sahibi olduktan sonra sokağa çıkmak işin kolay yoludur -Thomas ile Be-han’ı HAYRANLIK’ları, viskileri, tapınmaları ve .mcıkları ile öldürdüler, bu yolla elli kadar kişinin daha hayatlarını söndürdüler.DAKTİLOYU TERKETMEK SİLAHINI TERKETMEKTİR, FARELER ETRAFINI SARIVERİR. Camus’nün kalemi akademilerde konferans vermeye başladıktan sonra sustu, vaaz vererek başlamamıştı ., tarihi bar helasında barbut oynayan ayyaşlar gibi harcadık, insan ırkından utanç duyuyorum, ama bu utanca katkıda bulunmanın da bir anlamı yok. elimden gelirse utancı azaltmak isterim.yanında evden kaçmış on altı yaşında bir kız, midende de başkasının birası varken devrimden söz etmek kolay, uluslararası ün sahibi üç kıçı kırık yazarın OOOOOMMMM tezgahına kapılıp parklarda dans ederek DEVRİM diye bağırmak kolay, ama devrimi başlatmak, devrimi gerçekleştirmek başka şeydir dostlar. Paris 1870-71, sokaklarda yirmi bin ölü. sokaklar kan seli, sıçanlar cesetleri kemiriyor ve insanlar aç ve aç insanlar fareleri cesetlerin üstünden alıp yiyorlar, ve nerededir Paris bu akşam? nedir Paris bu akşam? karşımda oturan genç ortalığı boka bulamak istiyor ve gülümsüyor, henüz yirmisinde, genellikle şiir okur. lavabonuzdaki bulaşık bezinden başka nedir ki şiir?ve esrar, devrimle esrar hep yanyana nedense? bir kere esrar sanıldığı kadar harikulade bir şey değil, tanrı aşkına, esrar içimi serbest bırakılsa içenlerin yarısı bırakır mereti, içki yasağı yüzünden alkolik olanların sayısı anneannemin siğillerinden fazladır, sadece yasak şeyleri yapmak ister insan, kim her akşam karısı ile yatmak ister ki? ya da haftada bir?ateşe vermek her şeyi çözer sanıyorlar, yeterince hızlı koşamazlarsa anneannelerini de yakar onlar, sonra da su arayacaklar, ya da apandisit ameliyatı yapabilecek bir doktor, ya da onları uykudayken gırtlaklarını kesecek gerçek delilerden koruyabilecek birilerini, sonra kentte yaşayan sıçanların farkına varacaklar, insan-sıçan değil, sıçan-sıçan. açlıktan en son ölen, en son boğulan, en son yanan canlılardır sıçanlar; suya ve besine ilk onlar ulaşırlar, kimsenin yardımı olmaksızın asırlardan beridir yapıyorlar bunu. sıçanlar gerçek devrimcilerdir içinde bulunduğun kalıp seni reddederse yapabileceğin tek şey yeni bir kalıp bulmaya çalışmak ya da çalışmaya başlamaktır, sonra yeni kalıbın da seni istemediğini farkedersen neden bir yenisi olmasın? herkesin mutlu olma biçimi farklıdır.
yine de şu kocarmş halime rağmen bu zamanda yaşamaktan memnunum. SOKAKTAKİ ADAM BOK YEMEKTEN USANDI ARTIK, bu her yerde hissediliyor. Prag, Watts, Macaristan, Viet-
nam. hükümet değil, hükümete karşı insan artık önemli olan. beyaz Noel, Bing Crosby ve paskalya yumurtası palavralarını yutmayan insanlar, televizyondaki görüntüleri sizi her an kusturabilecek Amerikan Başkanları’nı içlerine sindiremeyen insanlar.bir suikaste kurban gitmememin tek nedeni yeterince önemli olmamam, belli bir siyasi görüşüm yok. gözlemciyim, insanlık ruhundan başka hiçbir akımın yanlısı olmam kulağa yüzeysel geliyor biliyorum, ama bu aslında benim ruhum demek, yani sizin ruhunuz aynı zamanda, çünkü gerçek anlamda canlı değilsem sizi nasıl görebilirim ki?
sokaktaki her adamın ayağında sağlam bir çift kundura olsun, karnı doysun, arada sırada da iyi bir parça ile yatağa girsin isterim, tanrım, 2006’dan beri bir kadına dokunmadım, elime patlatıp duruyorum, hangi yöntemi denerseniz deneyin sihirli kutunun yerini tutmaz.hızlı hareket edersek, ölürüz, yeterince hızlı hareket etmezsek, ölürüz, onların destesi ile oynuyoruz.kıçında 2.000 yıllık Hıristiyan,müslüman,yahudi tıpası varken nasıl sıçacaksın?yazı biraz sonra,ateşini tam alır.Şu anda,çarşamba saat öğlen iki.Hala,hastayım.Ama artık,çaresini de biliyorum.İnsan,bu kadar çok şey yaşayıp,hala hayattaysa,acı çekmemek için,neler yapılacağını bilmeli.Bu dozlar benim için geçerlidir evde denemeyin!7 kutu’(7*20=140 tablet)lomotil,10 tabet geralgin K,15 adet a-ferin kapsül.Bunların kana karışması ortlama bir saat sürer,ondan sonra daha iyi hissedeceğim,sanırım(bunun karacigerimi mahvettiğinin farkındayım,ama zaten ben hepatit in en ölümcül türlerinden B ve C geçirdim).her yerde dünyanın duvarlarına tırmanmaya çalışırız ve akşamdan kalmalığımın en kötü saatlerinde bana değişik intihar yöntemleri öneren iki dostum geliyor aklıma, sevgi dolu bir dostluğun bundan iyi kanıtı olur mu? dostlarımdan birinin sol kolu baştan aşağı ji-let izleri ile kaplı, diğeri koca bir sakalla çevrelenmiş ağzına kovalar dolusu hap atıştırıyor, ikisi de şiir yazıyor, şiir yazmanın insanı uçurumun kenarına sürükleyen bir yanı var. üçümüz de doksanımızı görürüz yine de muhtemelen. M.S 2050 yılında düşünebiliyor musunuz dünyayı? bomba ile ne yapacaklarına bağlı her şey tabii ki. insanlar muhtemelen sabah kahvaltısında yumurta yemeyi sürdürecekler, cinsel sorunları yine olacak, şiir yazacaklar, intihar edecekler.bu garip bir akşamdan kalmalık olmaya başladı, ama intihar etmekten söz etmek intihara kalkışmaktan çok daha iyidir, ya da öyle midirdurun bakiyim,” dedim, “Mart ın ortasındayız ve bu yıl siftahım yok henüz.”
güldüler, gülünç olduğunu sanıyorlardı, bol bol düzüşen insanlar başkaları düzüşemediğinde bunu gülünç bulurlar.
sonra üç piliçle birlikte yaşayan sarışın genç ilahtan sözettiler. onlara o ilahın 33 yaşına geldiğinde iş bulmak zorunda kalacağını söyledim, hayli düz ve intikam kokan bir laf etmişim gibi oldu. biraları içip bombayı atmalarını beklemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu.
bir kağıt parçası alıp çaktırmadan şöyle yazdım:
aşk biraz anlam içeren bir yoldur; seks yeterince anlamlıdır.Midem bulanıyor.Ama ilaçlardan değil,gerçekten kötü üşütmüşüm bu sefer.Artık 31 yaşındayım ve herşey daha zor.Pasaj içinde bir dükkanda yatıyorum12 saatte çılışıyorum(çoğunda yazıyorum)ama şanslı sayılırım,seneler önce ölmüş olam gerekirdi,belkide şanssızım.Bilmiyorum.gerçekten eminim,” bir kadın gördüm. sonra döndü ve yürümeye başladı, o pembe parlaklığın altında çalkalanan kıçına baktım, benden uzakla-şıyordu ve bir allahın kulu yoktu etrafta, ne polis, ne insan, ne de bir kuş. benden uzaklaşan pembe ve genç kalçalar sadece, inleyemeye-cek kadar sarhoştum: yitirilen bir başka güzelliğin hüznü kemirdi içimi, doğru sözcükleri söyleyememiştim, doğru sözcükleri yanya-na getirememiştim, denememiştim bile. ütü masasına müstahaktım. adam sen de, sabahın altısında pembe külotu ile dolaşan bir kaçık işte.yanıma geldi, hâlâ kimsecikler yoktu etrafta, bazen delilik o denli gerçektir ki delilik olmaktan çıkar.yürü, bana gidiyoruz, evim hemen köşede, içecek bir şeyler alıp sokaktan çıkalım.”
o darmadağın yüzü ile baktı bana.Tayland,pattaya, yüzünü vücudunun üstüne oturtmakta zorlanıyordum hâlâ. tek bir şey vardı aklımda, canavardan farkım yoktu, sonra, “pekala, gidelim,” dedi.Tayland insanı yiyip bitirbilirdi. orospu çocuğunun teki. ama burda olduğum için mutlu değil misin?”
ütü masası düzmeye beş çekerdi, içkimi bitirip uzandım, yaşlı yüzünü kavradım ve vücudunu düşünerek öptüm onu, dilimi ağzına soktum, dili sonunda dilimi kavradı ve emmeye başladı, ben o genç naylon bacakları ve sihirli göğüsleri ellerken dilimi emdi. iyi biriydi kocası, hele horlarken.
biraz soluklanıp birer içki daha içtik, “n’aparsın?” diye sordu.
“iç dekorasyon,” dedim.
“terbiyesizleşme,” dedi.
“hey, çok zekisin.”
“üniversiteye gittim.”
hangi üniversiteye gittiğini sormadım, erbabı bu işleri bilir.
“sen üniversiteye gittin mi?”
“gittim sayılmaz.”
“ellerin çok güzel, kadın eli gibi.”
“çok fazla duydum bunu. bir kere daha söylersen dişlerini dökebilirim.”
“nesin sen, ressam filan mı? kafan biraz karışık gibi. insanın gözlerine bakmadığını fark ettim. GÖZLERİME BAKAMA YAN insanlardan hoşlanmam, korkak mısın?EVET,öyleydim,ama bunu o na söyleyemezdim.
evet. gözler farklıdır ama. insanların gözlerinden hoşlanmam.”
“ben senden hoşlandım ama.”
uzanıp elini bacaklarımın arasına yerleştirdi, beklemiyordum; onu arabasına götürmeye hazırdım, ya da tek başına yollamaya.
iyiydi, elini bacaklarımın arasına koymasından söz ediyorum.
birer içki daha içtikten sonra onu yatak odasına götürdüm, ya da o beni yatak odasına götürdü, önemi yoktu, ilk posta gibisi yoktur, kim ne derse desin, çoraplarını ve topuklu ayakkabılarını çıkarma-masını söyledim, sapığın tekiyim, insana olduğu gibi katlanamam, aldatılmalıyım. psikiyatrların bu konuda söyleyecekleri vardır mutlaka, benim de onların hakkında söyleyeceklerim var.düzüşmek bisiklete binmek gibidir: seleye oturduğun anda denge ve sihir oradadır yine
Oh sincaplar evime geldiler.”
“öyle mi?”
“evet.”
“sincaplar?”
“sincaplar!”
“çok muydular?”
“çoktular.”
“peki, ne oldu?”
“konuştular benimle.”
“öyle mi?”
“evet, konuştular.”
“ne dediler?”
“isteyip istemediğimi sordular...”
“neyi isteyip istemediğimi?”
“eroin çakmak isteyip istemediğimi.”
“ne? ne dedin sen?”
“eroin çakmak isteyip istemediğimi sordular dedim.”
“peki, sen onlara ne dedin?”
“hayır,” dedim.
“sincaplar ne dediler?”
“’KEYFİN BİLİR!’dediler.”
ŞİMDİ BİRAZ DAHA İYİYİYM.ama hala,biraz boğazım ağırıyor.Dedim ya bu sefer kötü üşütmüşüm,ama daha da kötüsü olabilirdi;karaciğerim nihayet teslim bayrağını çekebilirdi.Herseferin de,haklı çıkmaktan nefret ediyorum,ama haklıyım!ŞİMDİDEN FARK ETMEMEM gerekirdi,hayatın yavanlığını,ve saçmalığını.Daha 31 yaşındayım.Hep haklı çıkıyorum.Bu kız sana göre değil,EVET,ama iyi sevişiyor.Bu iş sana göre değil,evet,ama paraya ihtiyecim var.Başarının,parayla ölçüldüğü bir dünyada yaşıyorum,ve başarısızım.Kendime göre başarılıyım aslında.Ama siktir et önemli olan senin ne hissetiğin!Ya tamam da,herşey için para gerek,içki için,kadın için,yemek içmek vesaire,ve hiçbir zaman,kazandığım para yetmiyor,yani yetiyor ama,birikim yapamıyorum,yada yapmıyorum.Ve işler ters gittiğin de,bir çuval bok gibi ortada kalıyorum ve bu çok kötü hissettiriyor.Yani o kadar da kötü değil,bir çıkış olduğunu bilmek,beni rahatlatıyor,kendi seçtiğim bir sefaleti yaşıyorum,İNTİHAR,evet,bu hakkımı saklı tutuyorum ki,rahatça sefalet çekebileyim.Yani karımın,karılarımın,oğlumun bu sefalete ortak olmasına gerek yok.Bu benim sefaletim.Sevgililerim,bazen arkadaşlarım,bana ortak olmak istiyorlar.Ama olmaz,O zaman motive olurum,onların durumuna üzülürüm,ve para kazanırım,benim için zor değil para kazanmak,iki dil biliyorum,eğitimim fena sayılmaz,bir sürü ülkede,şehirde çalıştım,bedenen de zayıf sayılmam,ama arada bir bu sefaleti yaşamam lazım.Anlamıyorlar,anlamıyorsunuz,anlamanızıda beklemiyorum,ama saygı duyun.Yada siktirip gidin,hayatım dan.Bazen size ihtiyaç duyuyorum,ama genelde yanlizlğimdan memnunum.Anlıyormusun?Zannetmiyorum,ama,umuyorum.Aslında,anlamaya çalışmık bile yeterli böyle bir durumda.yani anlayamayabilirsiniz,herkes aynı zeka kapasitesinde ve aynı karakterde olsaydı,dünya çekilmez bir yer olurudu ve şimdi bile çekilmez bir halde.YEMEK doluydu içerisi, ne sanat umurlarındaydı, ne öykü, ne de Plato.Saçma sapan dizileri seviyorlardı,müzisyenleri,seviyorlardı, ölüydüler ama bir şekilde benden daha sağduyuluydular, böceklerin ve vahşi köpeklerin duyarsız duyarlılığı, bir bok değildim, ben yapamıyordum.
odama döndüm, ertesi sabah gazete kenarlarını kullanarak ablama bir mektup yazdım, zarf ve pul satın alıp postaladım, açlıktan ölmek üzere olduğumu yazmış,Türkiyeye dönebilmem için para göndermesini istemiştim, öykünün canı cehenneme,dalışında,dünyayı dolaşmanında, demiştim, De-mass’a bak, frengi kaptı, kürek çekerken fıttırdı,Bukowski parayı ellisinden sonra buldu,dünya dalış rekorteni(ki 300metreye dalmıştı)kırk metrede kayboldu,cesedini bile bulamadılar.karısı ve iki çocuğu parasız kaldı. para gönder.
beklerken sıçıp sıçmadığımı hatırlamıyorum, cevap geldi ama. email inzarfını açtım, sayfaları salladım,iyice okudum bi-iki sayfalık bir mektuptu, arkalı önlü. ama para çıkmadı içinden ve üstünden, ilk sözcükler: BENDEN BU KADAR!
...bana hâlâ iki yüz DOLAR borçlusun! benim canım burnumdan çıkıyor para kazanmak için. sen saçma sapan öykülerini yazarken,dünyanın öbür ucuna gidip,saçma sapan işler yaparken(rahmetli annemde aynı şeyi söylerdi,bir bar işletmiş,bir dalış okulunun ,ki bir milyon dolar yıllık cirosu vardı,müdürlüğünü yapmıştım,şimdide Taylandtaydım,ve genelde,hep kendi paramı kazanmış,biletlerimi kendim almış,pasaport ve vizelerimi kendim halletmiştim,ama onlara göre;hiç gerçek bir işte çalışmamıştım.Gerçek iş;asgari ücretle,bir bankada yada ofiste takım elbisa giyip çalışmaktı.) senin geçimini temin edecek değilim, ömründe bir kez olsun bir öykü SATMIŞ olsaydın, ya da EĞİTİM’inibitirmiş olsaydın, farklı olabilirdi,kaç yaşına geldin? ama yazdığın öyküleri okudum, ÇİRKİNLER, insanlar senin ÇİRKİNLİKLERİNİ okumak istemiyorlar. Mark Twain gibi,Orhan Pamuk gibi,yaşar Kemal gibi, yazmalısın, büyük adamdı, insanları güldürürdü, senin öykülerinde kahramanlar ya kendilerini öldürüyorlar ya deliriyorlar ya da başkalarını öldürüyorlar,yada uyuşturucu bağımlısı,yada alkolikler, hayatın büyük kısmı sandığın gibi değil,(BEN KENDİMİ YAZIYORUM AMA) kendi-ne iyi bir iş bul, ADAM ol.
bu düzlemde sürüp gidiyordu mektup yada e mail,yada telefon konuşması,abimlede aynı dialoglar yaşanıyordu,sevgilimlede, bitiremedim. benim istediğim paraydı, bir daha salladım sayfaları,telefonları, soğuğu hissedemeyecek kadar hastaydım, o gün daha geç bir saatte yürürken bir ilan gördüm -eleman aranıyor. Pattayanın’nun batısında bir yerde dalış okulunda, çalışacak eleman arıyorlardı, formu imzaladım, diğer işçiler,eğitmenler, biraz canımı sıktılar, benden hoşlanmamışlardı. tekne yüz yaşında ve toz içindeydi, uyumaya çalışırken işçilerden biri koltuğumun altına girdi, diğerleri kıkırdarken yüzüme toz üfledi. BOK HERİFLER! Türkiye’de olmaktan iyiydi yine de. sonunda tepem attı, doğruldum, herif arkadaşlarının yanına gitti.
bu adam normal değil, dedi. yanıma gelirse bana yardım etmenizi istiyorum.
yanına gitmedim. Mark Twain müthiş kahkahalar çıkarırdı herhalde böyle bir öyküden, o bok heriflerle şişeyi paylaşıp şarkılar söylerdi, gerçek erkek. orhan pamuk,alişan,aynalı tahir yada herne boksa!. ben bir bok değildim, ama Türkiye’den çıkmıştım,birşekilde, hâlâ hayattaydım, harikulade ellerim ve gidecek uzun bir yolum vardı.
uçak bekliyordu!.Ameliyat yaralarım iyileşmemişti,bir beyin ameliyatı geçirmiştim.Omuzum çıkıktı,yanlış kaynamıştı,ve askıdaydı,dahada önemlisi;hala beynim yerine gelmiyordu.Odama girdim,pekte büyük sayılmazdı odam.Bir çift kişilik yatak(sevgilimle üstünde tepinirken kırmştık),ufk,boş bir dolap,ve içinde duşu olan bir tuvalet vardı.Hepsi bu.Ama bende,sevgilimde,ve kırım türkü,ukrayna vatandaşı tercümanımda çok sevmştik odayı,Pattaya nın mermezindeydi,ucuzdu da.Önce tercüman pes etti ve onu yolladık,sonra daha rahat tepiştiğimiz sevgilimi yolladım.Baya bir süre ayak diretti.Beni bu halde evimden(uzun zamandır evim yok)uzakta,beş parasız,ölmek üzere bırakamazdı(ölmek evet buydu esas istediğim)Ama daha öncede söyledim;sefaletimi kimseyle paylaşmam ben,hele ölümümü;ASLA.Ona iyilik mi ettim,kötülük mü bilmiyorum?Tekne de benim yerime yönetici olduğu halda,hala ablasının yanında bir sığınmacı olarak yaşıyor.Rahat,sıcak ve güvenlide olsa,zordur mültecilik.İstediğn gibi konuşamaz,susmak zorunda kalırsın,istediğin gibi davranamazsın.Taktığın maskelerin sayısı,sürekli artar.Ve bağımlılığın,her geçen an dahada arttığı için,kurtulman dahada zorlaşır,tıpkı bataklığa düşmüş biri gibi,yada örümcek ağındaki bir sinek.Benim durumumun daha iyi olduğunu iddaa etmiyorum,hatta daha da sefil olabilirim.Ama hiç değilse kendi seçtiğim bir sefalette yaşıyorum,kendi yarattığım cehennem de yanıyorum.bilemiyorum, kıç delikleri belki nedeni, belki de diğerleri, ya da onunla haftada yedi-sekiz veya on bir kez sevişmek zorunda kalmam ya da başka bir şey, ama bir zamanlar bir milyon doların varisi olan bir kadınla, bir kızla evliydim, birilerinin ölmesi gerekiyordu sadece, ama Almanya’ını,yada Polonya’nın o yöresinde hava kirliliği yok, iyi beslenir, kaliteli içki içerler ve bir yerleri çizilse ya da aksırsalar doktora giderler, hatun nemfomandı, boynuyla ilgili bir sorunu vardı, özetlemek gerekirse,parlak düşlerime,çılgın hayllerime,ve sanırım mesleğime,. çarpılmıştı, şiirlerimin ,düşlerimin,ama tarzım hayır ,sadece iyi olduğunu düşünüyordu, bazıları öyledir de. ya da başka bir şey. sürekli mektup yazıyordu. Kuzey pattaya Drive’da
bir odada oturuyordum,beyin ameliyatı,omuz çıkması ve elmacık kemiği kırılması ile yattığım hastaneden yeni çıkmıştım, hastanenin her yerine akıtmıştım kanımı, dokuz şişe,tayland da aids yada sifilis kapma olasılığım,piyangodan amorti çıkmasından on kat fazladır, kan ve glikoz verdikten sonra, “bir kadeh daha iç,yada eroin kullan, öldün,” demişlerdi, intiharcı! birine böyle şey söylenmez, her gece boş ve dolu bira kutularının arasında şiir yazıyor, ucuz puro içiyordum,bukowski okuyordum,Rammstein ve megadeth ve eminem dinliyordum, solgun ve güçsüz, son duvarın çökmesini bekleyerek.bu arada yazıyordum, yanıtlıyordum, şiirlerimi ve güçlü bulduğunu belirttikten sonra planlarımı, kendi planlarının birkaçını yolluyordu (pek de kötü değillerdi) ve hep aynı şey: “kimse benimle evlenmez, boynum, boynumu çeviremiyorum.” sürekli aynı şey. “kimse evlenmez benimle, kimse evlenmez, kimse evlenmez.” sarhoş bir gecemde bir halt yedim: “tanrı aşkına, ferahla, ben evlenirim seninle!” diye yazdım ve mektubu postalayıp unuttum, ama o unutmadı, daha önce de fotoğraflarını yollamıştı, hiç de fena görünmüyordu, ama evlilik teklifimden sonra korkunç fotoğraflar gelmeye başladı, o fotoğraflara bakıp GERÇEKTEN sarhoş oluyordum, dehşet içinde halının ortasına diz çöküp konuşmaya başlıyordum, “bundan böyle kendimi feda ediyorum, bir insanı mutlu etmek bile yaşamın hakkını vermeye yeter.” bir şekilde kendimi teselli etmek zorundaydım, fotoğraflara baktıkça ruhum haykırıp titremeye başlıyor, bir kutu birayı yada bir avuç hapı daha mideme indiriyordum.Hayalllerime ara vermek zorundaydım.Dalgıçlığada,ama üzerimdeki baskı çok artmıştı,askere gitmiş,onbeş aylık mecburi görevi,elli günde bitirmiştim(bunu başka bir yazıda anlatırım)Beni askere yollayan,sürekli içen,sağlam içen,”izmir’in,havasına ve kızına güvenmeyecksin”(o nu dinlemeliydim) izmirli sevgilim,ben askere gider gitmez,hiç beklemeksizin,Amerikalı bir NATO askeriyle nişanlanmıştı.Kahpe,hiç vakit kaybetmemişti!Ama onun üzerindede baskı vardı.Amerikalıyla evlenecek,parasızlık çekmeyecek,dünyayı gezecek,Amerikan vatandaşı olacak,dünya onun olacaktı.Ben ona sadece güzel hayller,iyi bir yatak performansı ve ucuz şarap,sağlayabilirdim.Ama her nasılsa!Sonunda;evlenen,parasızlık çekmeyen(uzun bir süre),düyayı(tamamını değil tabiki)gezen,ben olmuştum.O ise,hala İzmirde,hala içiyor,yurt dışına hiç çıkamadı.İronik bir hapishaneye hapis oldu.Bu beni sevindiriyor zannetmeyin,hatta buruklaşıyor içim,ama daha sonra da birlikte olduk.O nu affetmemiştim,asla afetmezler.Hatta o nu Tayland a bile götürecektim.Ama O,bana yaptıklarından hep pişman oldu,ve kırılan gururuyla ve boşa çıkan düşleriyle,yaşadığı şehre hapsoldu,en son üç ay kadar önce gördüm.Hala içiyor,kendini öldürmeye çalışıyor,ama çoğu zaman,başaramazsın!Benden sonra kimseyi sevemediğini söylüyor,seks tabi ki var.Veriyordur birilerine bir şekilde.Sürekli bir ilişkiden bahsediyorum,bağlılıktan.Ne demekse?Ama en son İzmir e gittiğimde,beş gece beraber yattık,aynı yatakta,ama içimden gelmedi,birlikte omadık.Annesinin,kokain içen bir sevgilisi var;o nun getirdiği,kokaini ve esrarı içtik,rakı içtik,ve ben,Alzheimer parkinson ve demans nastası anneannesinin,ilaçlarını içtim.sürekli kafam iyi,dört gün sonra,geri döndüm.Bir zamanlar o na verdiğim,müzik CD lerini ve kitaplarımı geri aldığım için,hırsız olduğumu söylemiş herkesi arayıp.Çokta zikimde!Ama onu hiç dövmedim daha önce,yakalarsam döveceğimi biliyor olmalı.Aslında şiddete karşıyım.Ama genelde,bir hatunla fazla yakınlaşırsanız,yada arkadaş olmaya kalkarsanız,bir tokatla biter sonu.Böyledir maalesef,kötü yanlış,biliyorum.Ama helede iki tarafta alkol,uyuşturucu alıyorsa,bu böyledir.Doğru demiyoru,iyi de değil tabiiki,ama böyledir.Neyse,şimdilik bu kadar.Yazdıklarımı,editlemem,yani düzeltmem,kendi sansürümü yapmam gerek.13/03/07 saat 18,00Şunu,kesinlikle söyleyebilirimki;şu anda hayattaysam,Eroin.kokain,alkol,aşk,sek,spara ve benzeri şeylerih bağımlısı olup,kurtulabildiysem,ve hala hayattaysam,bunun en büyük sebebi;2000 yılında,dalgıçlığa başlamam,ve bunu bir iş haline getirebilmemdir!Tabi ki,pankreas kanserinden ölen annemin,çok sevdiğim ilk karım,Reyhan’ın,oğlumun annesi;AGNİESZKA’nın,sevgili sevgilim DİLEK’in,AİLEMİN,gerçek arkadaşlarımın,Doktorlarımın,patronlarımın,ve adını burada sayamayacağım daha pek çok kişinin,başta Megadeth,Rammstein,Eminem olmak üzere,dinlediğim müziğin,başta KUR’AN olmak üzere kitapların,başta;Bukowski olmak üzere yazarların ve yayınların da çok yardımı olmuştur,bunların arasında,uyuşturucuya başlamamın sebebleri de vardır,hatta HEPSİNİN,ama,hayattaysam;yine onların sayesindedir.Bunun,bir paradoks olduğunu,düşünenlerde olabilir.Ama hayat,zaten,çelişkilerin ve zıtlıkyarın paradoksun da bir düzlem,değilmidir?SİYAH olmasaydı,BEYAZ,olabilirmiydi?Yada kötülük olmasaydı,iyiliğin,”İYİ”olduğunu,nasıl anlayabilirdik?şu anda,yazıma ara vereceğim,fakat,Manchester United’ın,Roma antlaşmasının 50, yılı nedeniyle Avrupa karmasıyla yapacağı,bence mükemmel,bir spor olayını,seyredeceğim.Ama,meraklı patronum,paranoyak olduğu için.zaten ortalıkta yayınladığım,gizli olmayan,bu yazıları,sanki gizlibirşey yaptığımı sanıp,o’nun için kötü şeyler yazdığımı düşünmesinin,çalışmak yerine,bunları yazmamı,istemdiği için şimdi kapatacığım,belkide yarın devam ederim.O’nun için üzülüyorum,patronum için,herkesin,bende dahil,onun karşısında olduğunu,zarar vermeye çalıştığını,zannediyor,sanrılar görüyor.Ve ne yazık ki,parası olduğu için ve onun yanında çalıştığım için,bunları yüzüne söyleyemiyorum,ama gerçekten üzülüyorum,tedaviye ihtiyacı var.Hangimizin yok ki?Bunu bir kabul ekse,etsek,hepimiz mutlu olacağız,ama bu çok zor,çünkü,bizim gibi düşünmeyenleri sevmiyoru.Duymak istedikleri söyleyen,dalkavukları istiyoruz,etrafımız da,ne yazık,neyse,maç başladı!Ama hayır,futbol da olmuyor,basketbol daki gibi show olayı,futbolun yapısına ters,o yüzden,devam edelim.Beş aydır dalış yapıyorum,zengin züppeler,yada torpili,tanıdığı ve parası olanlar,bu sürede hoca bile olurken,ben daha bir yıldız(yani başlangıç sartifikası)dalgıç bile olamadım.Ama,böylesi daha iyi.2007/Şu anda yedi yıl oldu dalışa başladığım,ve eğer Agnieszka(Polonya’lı,oğlumun annesi)olmasaydı,yada ikinci evliliğim devam etse,ve Almanyada kasaydım,hoca bile olamayacaktım.Ama dedim ya;hayat,çelişkilerin çatıştığı,paradokssal bir düzlemden ibarettir.Yani hiç birşey,tesadüf deildir.Neyse 2000yılı ekim ayı.Ve,insanları daldırıyorum,ve hatta onlara,dalmayı öğretiyorum.Ama,benden çok daha tecrübesiz dalgıçların daldığı,kemer/ANTALYA’daki batığa,ilk defa dalacağım.AMA BU,HERŞEYİN BİR KİLİDİ ve her kilidin,bir sahibi olduğunu ilk defa anlamıyorum.Daha öncede,paranın.torpilin ve hayatın,haksızlıklarını şahit oldum.İlaçların etkisi geçti,ağrım tekrar başladı,yazamayacağım,yarın devam ederim.
Kötümserlik,içinde acı bir gerçekliği barındırmaktadır.maalesef.İşte böyle bir ortamda,iğne otomatını gördüm.Almanya’da pek çok şey beni şaşırtmıştı.Ama sanırım,iğne otomatı ençok şaşırtan şey olmuştu,beni.Şimdi şöyle açıklayabilirim,sigara otomatı,prezervatif otomatı gödmüşsnüzdr,yada park otomatı.Bu konuya nereden geldim?Sanırım 2001 yılıydı.Biz;eroini bırakmışlar arasında,bayram tabir edilen,bir seferlik,kullanımlar olur.Bayram,bir seferliktir.Eğer daha fazlası olursa bu,uyuşturucuya tekrar başlamak demektir,ve inanın bana hiçte zevkli değildir.Çünkü biri,morfin,eroin tipi bir ilaç bağımlılığına bulaşmışsa,sadece bir kullanım bile o’nu tekrar krize sokabilir.Bu bütün çabaların boşa gittiği,bırakmak için aynı acıların çekilmesi gerektiği anlamına gelir.Neyse,bayram yapmak üzere,İstanbul,küçükçekmece’deki torbacıdan yarım gram a yakın peynir(eroin)almıştık,Ayı’yla beraber.Ayı’nın ismi;Murat dı.Ama ben onu tanıdığımdan beri,ayı derdim.Sadece,yakın adkadaşları ona ayı diyebilr,çünkü;kendisi gerçekten ayıdır.Sizi öldürmez,ama sizinle işi bittiğinde,ölmeği yerlersiniz.Neyse,ben peynir’i iğne le kullanmaya karar verdim,bir yıl sonra,sağlam,tek seferlik bir vuruş.Genelde uyuşturucu bağımlıları,berduş gibi görünür,ki bir aralar bende öyle gözüküyordum.hatta hala öyle gözüküyor olabilrim.Ama bir senedir,temizdim.Eczaneye girdim ve,iki tane insülin şırıngası dedim.Eczacı yada kalfa,yada ikisi birden olan şahıs,hayır,dedi.Bu,genelde olur.Kendini üst tabakaya ait zanneden eczacılar,junky’lerle muhattap olmayı sevmez.Fakat ben,eroinman gibi gözükmüyordum.Daha sı eroinman değildim,yani iki senedir.Neyse bunu sorun yapmadım.Beş-altı tane eczane vardı,yanyana.Ama en sonuncusuna geldiğimde,çıldırmıştım.Hatta bir tanesi açıklama bile yapmıştı;”bu semtte(k.çekmece)çok eroinman olduğu için,dükkanlarımızda insülin iğnesi,dahası hiçbir tür,şırınga bulundurmuyoruz!Ulan,orası eczane.Yani;kasab’a giriyorsun,cevap;”et blundurmuyoruz!burada çok obez varda!?Çıldırmamla beraber,bak dostm dedim;eroinmanlara iğne satmazsan,onlarda buldukları eski yada kullanılmış şırıngaları kullanırlar.ve aids(HIV),Sifilis(frengi)hepatit-B,C(sarılık)bulaştırlar,kendilerine,hatta sizin değerli toplumunuz’a bile(benim başıma geldi;temiz diye,bana kendi kullandığı iğneyi vermişti,birisi,AİDS’LİYDİ,Neyseki,başka bir eroinman beni uyarmış,hayatımı kurtarmıştı!?)bulaştırabilir.Yani anlıyormusun dedim?İğne satmayarak,uyuşturucu kullanmasını engelleyemezsin birinin,bu obez birine kaşık vermemek gibi!Yok,dedi!Satmıyoruz!Küfürler edrek dükkandan çıktım.Nasılsa,herhangibir semtten alabilirdim,dahası;içebilir,burundan çekebilirdim,kolayca.Ayı beni sakinleştirdi.Bir araba kiralamıştık,ve sanırm Bakırköy’dü,BAŞKA BİR SEMTTEN İĞNEYİ ALIP YAPTIK.İşte buradan aklıma geldi,iğne otomatı.Almanya’da,bağımlılar etrafa ve kendilerine,virüs bulaştırmaması için,önce sabah sekizden,akşam yediye kadar açık,krise cafe,yada beratungs zentrum(danışma merkezidedikleri)isimli yerlerde,eski iğnelerinizi yenileriyle,ücretsiz,değiştirir.Bağımlının hayatı,hep sınırlardadır.O yüzden,maddeyi yada parayı nezaman bulacağı belli dğildir.İşte gavurlar,bunu da hasaplayarak,şehrin belli bölgelrine,İĞNE OTOMATI yerleştirirler.Otomat,demir,bir yada iki mark’la(şimdi euro’dur herhalde) çalışır.Parayı atıp,düğmeye bastığınızda,bir paket düşer.Paketin içinde,sadece şırınga yoktur,eroini çözmeye yarayan askorbik asit ve ıslak kolonyalı mendilde düşer.Ben genelde,otomatı kullanmazdım.Bir kaç çeşidi olmakla beraber,hiç insülin şırıngası olmazdı,otomatlarda.Ama,eski nesil hariç,bütün iğneciler insülin şırıngası kullanır.Bu şırınganın özelliği,iğnesinin çok daha küçük olmasıdır.Aslında,2’lik yada 5’lik denilen,büyük iğneler,damar açısından çok daha sağlklıdr.Fakat,küçük iğneli şırıngalarla damar bulmak,malzemeyi saklamak ve kasık,boyun,el gibi bölgeleri kullanmak daha kolaydır.Ben ilk iğnemi 1995 yılında yapmıştım.Ama aktif olarak iğne kullanmam,kokain’le başladı.Eroinden bir günde en fazla,dört yada beş iğne yaparsırınız.Kokainde ise,üst sınır yok gibidir.Paranız ve hayatta kalma şansınız ile ilgilidir,herşey.Bazen bir yada iki günde,hiç uyumadan,”yirmi ile otuz”arası,iğne yaparıdık,ilk karım,Reyhan’la beraber.Buna,söylediğim pekçok kişi inanmıyor,salladığımı düşünüyor.Ama bütün iğneciler,özellkle,”Almanya’dakiler biliyordur,atmadığımı.İlk defa,bize eroin bulan çocuk yapmıştı,gözümün önünde,kokain iğnesini.Daha sonrada,Düsseldorff’da benimle çalışan,Deniz.Deniz,ufak tefek bir çocuktu.En fazla”onbeş,onaltı”yaşındaydı!Ben eroin içiyordum.O ise kokaini iğnesini çakıyor,üstüne de,eroin içerdi.Eroin’i “çakmazdı”!Nedenini sorduğumda;eroin iğnesinin hastalığı(bağımlılık,kriz)çok daha kötüdür!Dostum,derdi.Ben daha önce eroin iğnesi yapmıştım.Reyhan da.Ama,üniversiteye gidiyorduk,ayrıca,bir süre sonra,iğne izlerini saklayamazsınız.Kaynanamlar,her haftasonu bize gelirlerdi,biz onlara giderdik.Burundan çekiyorsan,yada içiyorsan çok daha zordur,etrafındakilerin bunu anlaması.Ve bizim,sosyal bir hayatımız vardı.Üniversiteye gdiyorduk,araba kullanıyorduk.Sanırım,Reyhan’nın ailesinin cehalitide buna yardımcı oluyordu.Kimse,kendi çocuğuna uyuşturucu bağımlılığını yakıştıramaz!Bu şekilde,üç sene,çoğu insan anlamadan,uyuşturucu kullanmayı sürdürdük.Deniz,Wuppertal’da bir doktordan bahsediyordu,ismini bilmiyordu ama,o bir kodein arzt idi,yani kodein tedavisi uygulayan bir doktor.Ama her gün kullanmaya başlamamıza rağmen,bırakmak istemiyorduk,henüz vakti gelmemişti!Zaten,daha öncede başarmıştık.İstediğikiz zaman bırakırdık!Hem iyide para kaldırıyordum.Her gün,Düsseldorf’a gidiyor,hem kendi kullandımız uyuşturucuya para vermiyor,hemde üstüne bir sürü para kazanıyordum.Bu böyle,birsüre daha devam etti.Bir gün,Essen-Düsseldorf treninden inmiş,adeta bir havaalanını andıran,Düsseldorf ana tren garında(hauptbahnhof-Hbf)yürüyordum.Denizin yanına gidecektim.Paktleri evde hazırlıyor,satacağım ve kullanacağım paketleri yanıma alıyordum.Reyhan’a da kullanıcağını veriyordum.Paketleri,yakalanmamak için,çoğunun yaptığı gibi,agzımda taşıyordum.Paketleri,ustaca ağızdaki tükürük’den ıslanmayacak şekilde paketlemek gerekiyordu.Ben üç kat ince çöp poşeti kullanıyordum.Aslında,buda başka bir sorun yaratıyordu,ortalıkta,çok sayıda Abzicher(dolandırıcı)vardı.Ve benim de ilk seferimde tutulduğum gibi,içine kahve,sütlü kahve ve hatta kum koyanlar bile vardı.Parasız kalan bir eroinman,herşeyi yapabilir,hatta”öldürebilir bile”Ama,bizim müşterilerin çoğu tanıdıktı,ve enfazla kaçkez dolandırabilirsiniz,aynı yerde insanları?Ve o,dolandırdığınız insanlar,ki ben beni dolandırana yaptım,sizi dövebilir,bıçaklayabilir ve hatta öldürebilir!Amaçsız insanlardır eroinmanlar.Ve kaybedecek birşeyi olmayan insanlar,gerçekten en tehlikeli insanlardır!Ama yinede,ağızda taşımak,polisten korunmanın en iyi yoludur,ağızda taşımak.Hatta bir süre sonra,o kadar ustalaşırsınız ki;ağzınızda yirmi paket varken yemek yer,bişeyler içebilirsiniz.Ama bu konuda,Almanyada kendilerine binbo denen,zenciler bir numaradır.Ağızlarında,yüzden fazla paket varken konuşabilir,döner yiyebilir,kola içebilirler.Ben en fazla yirmi paket taşıyabiliyordum.Zencilerin çoğu,kürtler,kaçaklar,Almanyaya sırf bu amaçla geliyordu.Bir kaç senede parayı bulup,ülkelerine geri dönebilmek.Ama çoğu,kendi sattıklara bağımlı olur,ya sınırdışı edilir yada hapse girerdi.Ben ise karımla kendimin masrafları için satıyordum,ufak satıyordum.Ve şanslıydım,hapse girmeden,sınırdışı edilmeden,dahası ölmeden,dönebildim geriye!Deniz,çoğunlukla,garın önündeki,parkı andıran yerde olurdu.Ama orada değildi.Tekrar içeri girdim ve arka bahçeye doğru yürümeye başladım.Arkada,çimenlik,oldukça büyük bir park vardı.Bağımlılar burada iğnelerini yapardı.Polis,iğne yapan bağımlılara dokunmaz.Onlar zaten bitmiştir.Kurtulmaları için hiç yol kalmamıştır.toplumun ve polisin gözünde.Hapse atmaya bile gerek duymazlar.Çoğu parklarda dilenerek yaşar.Ve yine çoğu,Aids,HepatitB-C yada dalak büyümesi gibi,onları bir iki senede öldürecek hastalıklardan muzdariptir.Polis,satıcılarla uğraşır,büyük satıcılarla.Ve çoğu kendileri kullanmaz büyük satıcıların.Ben küçük bir dealer’dım(torbacı),ama sanırım iyi göründüğüm için,iki resmi giyimli polis beni durdurdu.İlk defa polisle muhattap oluyordum,ve yanımda pasaportum da yoktu.”Ausweiss”dedi,kadın olan.Tam olarak,ödüm bokuma karışmıştı.Ağzımda yirmi paket vardı.Nüfus cüzdanımı uzatırken,paketleri teker teker,yutmaya başladım.İkisi telsizle konuşurken,bana nereli olduğumu sordular.Bense yutkunmamı bitirmiştim,ve Essen’dan geldiğimi söyledim.Türk olduğum,zaten kimlikte görünüyordu.Erkek olan,”bak”;dedi,burada uyuşturucu bağımlıları takılır!Bilmiyor musun?””Hayır”.Dedim.”Tamam”dedi,dikkat et,buralarda fazla dolaşma!Tamam dediğimde,benden uzaklaşıyorlardı.Lanet yirmi paketi,boşuna yutmuştum.Midemde yirmi tane eroin paketiyle kaldım.Tam üç gram.Ve ne yapacağımı bilmiyordum,Denizi bulmalıydım,paketler,bir saat içinde patlayabilirdi ki buda,ölmem demekti.Sktiminin polisleri,beni durdurmuş,kimliğime bakıp bırakmıştı.Yutmam gereksizdi yani,ama çaylaktım,ne yapacağı mı bilmiyordum,Denizi bulmalıydım,hemen!On on beş dakika sonra Deniz’i buldum.O’na heyecanlı ve çabuk bir şekilde olanları anlattım.Gülerek,sakin olmamı söyledi.Puşta bak,ben bir saat içinde öleceğim ve bana sakin ol!Diyor.Hemen,en yakındaki ucuz marketler zinciri,Aldi’ye girdik.Bir buçuk litrelik su ve bir paket tuz alıp çıktık.Sote bir yerde,çalıların arkasında(bu arada;sokakta,çalıların arasında ve portakal bahçelerinde sevişmeye bayılan bir sevgilim vardı,cinsel fantezi ufkumu çok açtığı bir gerçektir!)tuzu suyun içine döktü,iyice çalkalayıp,içmemi söyledi.Deniz benden ufaktı,bedenen ve yaş olarak.Ama sokaklarda yaşamak onu tecrübelendirmiş,güçlendirmiş ve sertleştirmişti.Beni sadece ortak olarak değil,bir abi olarak da görüyordu.Ama bir uyuşturucu bağımlısı ne kadar güvenilir olabilirdi?Tuzlu su,etkisini çabuk göstermişti.Aslında bunu daha önce de görmüştüm,halamın kızı intihara kalkıştığında.Ama onda,intihar edecek göt yoktu,o başka.Ya her neyse,tuzlu suyu içtim,ve dakikalar geçmedi ki,şiddetli bir şekilde püskürmeye başladım.Paketler,teker teker çıkıyordu.Bütün paketler çıktıktan sonra,hepsini bir güzel yıkadık ve sattık.Ölümle yarıştan birkez daha galip çıkmıştım.Ama bu artık fazla oluyordu,ki daha yeni başladığımı bilmiyordum!Deniz,heryerde çakıyordu.Telefon kulubesin de,tren tuvaletlerinde.Bir gün,Deniz’le beraber,alüminyum folyo dan age içiyorduk,metro asansöründeydik.Her tarafı cam kaplıydı asansörün,ve biz gayet sakin,eroinimzi içiyorduk.Asansör,yerin üstüne çıktığında son fırtlarımızı içiyorduk.İki genç asansörü bekliyordu,muhtemelen.Asansör tamamen yukarı çıktı,cam kapı açıldı.Biz dışarı çıkmak için adımımızı atmıştıkki,gençler asansöre binmek yerine bize,kimliklerini gösterdiler,Polis.Ben,eroinin yarattığı kabızlık olmasaydı,altıma sıçabilirdim.Deniz ise çok sakindi.Almanya’da doğduğu için,Almancası çok iyiydi.Polislerler yere attığımız alümünyum folyo yu alıp bize bu ne?diye sordular.Deniz yürütüyordu konuşmayı,ben anlıyordum muhabbeti,ama daha cevap verecek kadar almanca bilmiyordum.Üstümüzde hiç mal yoktu,o gün Denizin on beş yaşında olduğunu öğrendim!Bense daha on dokuz!Polisler,bir daha yapmayın falan filan bir şeyler söyleyip,bizi bıraktılar.İnanamıyordum,bu Türkiye’de olsaydı?!Hayal bile etmek istemezsiniz!Günler böyle gelip geçiyordu,Deniz’i her iğne yaptığında,içimde bir yerler inciniyor,kanıyordu sanki.Elimden gelse gerçekten onu kurtarmak isterdim.Ama önce kendimizi kurtarmalıydım,kurtarmalıydık.O zamanlar,kurtuluşun Deniz de olduğunu bilmiyordum.Deniz’in bahsettiği,Wuppertal’deki kodein doktorun bahsettim Reyhan’a.Fakat Reyhan,dşarıdan yardım almamıza sıcak bakmıyordu.Söylediğine göre;Doktor’a gidersek fişlenecektik.İkimiz de üniversiteye gidiyorduk,ve eğer fişlenirsek,iş bulamazdık,hatta sosyal yardım bile alamazdık.Ama denemelerimiz sürekli başarısız oluyordu.Önce kendi yaşadığımız olan şehirde,Essen de bir TÜRK kadın doktor a gittik.Benim Türkçem daha iyi olduğu için,konuşmayı ben üstlendim.Kadına kısaca durumumuzu anlattım.Ve kadın yapabileceği tek şeyin,bize Remidacin yazmak olduğunu söyledi.Remidacin her tablette 30mg kodein ihtiva ediyordu,bu hiç yoktan iyiydi.Başka bir doktordan Rhopynol,1mg,yazdırmıştı.Buda çok kuvvetli bir uyku ilacıydı,argo da tecavüz hapı olarak biliniyordu.Kara borsa da Fransız malı 2mg lık tabletleri de satılıyordu,tanesi bir mark,ama doktor a yazdırırsak bedava idi.
Plan şuydu;gündüzler iki tablet,60mg Remidacin,gece uyumak için 1mg Rhopynol.Plan fena görünmüyordu.Ama kodein fosfat’ın etkisi dört beş saatte geçiyordu.Kadın herbirimize iki paket,yani kırkar tablet yazmıştı.Oysa bizim günde on tablet kullanmamız gerekiyordu,yine çuvallamıştık.Buarada,Deniz hırsızlık’tan içeri girdi,çocuk hapishanesine.Ben de artık Düsseldorf’a gitmiyordum.Bir gün,Essen da Serhat’la tanıştım.Bu arada üniversiteye ya gitmiyor,yada kafam iyi gittiğim için,bi bok anlamıyordum.Reyhan devam ediyordu okula,hiç değilse birimiz kurtulmalıydı!Ben kendimi feda ettim.Serhat,Alten Essen denilen,daha çok Kürtlerin yaşadığı bir bölgede oturuyordu.Evi fena sayılmazdı.O da Kürtlerden yüz,ikiyüz gram alıyor,beş gramlık paketler yapıp satıyordu.Paketler hiçbir zaman beş gram olmaz,üç buçuk eğer iyi ise,dört gramdır.Serhat ile baya bi samimi olmuştuk.Genelde onun evinde takılıyorduk.Bir sevgilisi yoku,ve Reyhan la ben kalıyordum,yataka odasında.Fakat,Serhat biraz garipti.Sanırım akli dengesi bozuktu.Ama bunu sorun yapmıyorduk.Bize ucuz bazande veresiye mal veriyordu.İğne ve burundan çekmede,kullanım çok kısa sürer.Dakikalar içinde işiniz biter,ama eğer alümünyum folyodan içiyorsanız,ve mal dandikse,bazen saatler sürer içme işlemi.Serhatın mal’ı çok dandikti.Bize yüz Marka beş gram veriyordu.Ama herakşam saatlerce içiyorduk.Ama dedim ya,neredeyse beleşe geliyordu.Bir gün Serhat ile beraber oturmuş,eroin içiyorduk.Kapı çalındı,gelen,ismini tam hatırlamadağım bir İtalyan dı.Hastaydı,çok kötü görünüyordu.Serhat ona biraz mal verdi,ve geçen seferki borcunu hatırlattı,İtalyan cevap verdi.Tam olarak ne dediğini hatırlamıyorum ama,galiba falan filan deyip,işi unutturmaya çalışyordu,Serhat iyi bir çocuktu.Ama dedim ye,biraz garipti.İtalyan’a vurmaya başladı.Bu genelde olur,yani bu ortamlarda kavga sıkça olur,aldatmalar,sahtekarlıklar,iyi kafayla söylenen saçma sözler.KAVGA İÇİN YÜZLERCE NEDEN VARDIR.Ama ben kavgayı sevmem,ellerim de narindir.Serhat vurdukça vuruyordu.Onu banyo ya götürmüştü,benim yanımda kimseyi dövmesini istemiyordum.İtalyan içerden,”HILFE”yardım diye bağırıyor,O bağırdıkça,Serhat daha çok vuruyordu.Diğer komşular duyabilir di,buda hiç iyi olmazdı.Zaten bir satıcının evinde kalarak yeterince risk alıyordum.Kalkıp banyo ya gittiğmde,durum sandığımdan daha vahimdi.İtalyan’ın ağzı burnu kan içindeydi.Serhat vurdukça vuruyor,İtalyan karşılık bile veremeden,sadece elleriyle yüzünü kapatıyordu.İtalyan’ı elinden aldığımda,bırak!Dedi,sen karışma.”Oğlum dedim;bütün mahelleyi buraya toplayacaksın,tabii,polisleride”!Serhat durdu.Parandeler atan yeşil gözleri,devinimlerini yavaşlattılar.Sonra da,durdular.İtalyan’a;”git elini yüzünü yıka”dedim.Serhat’ı da kolundan tutup salona götürdüm.İtalyan,tuvaletten geldi,dedim ya Serhat gerçekten de garipti.Hiç birşey gibi,İtalyan’a biraz eroin verdi ve”git”dedi.İtalyan malı aldı,ve kanayan yüzüne,açılan kaşına aldırmadan,banyo ya gitti.Ben şaşırmış bir şekilde bakarken,”İğrenç”dedi,bu adamlar bitmiş!İğnecilerden bahsediyordu.”Biz sanki iyi bir bok yiyoruz”dedim.BİR SÜRE KONUŞMADIK. (Yakın da onlardan farkımız kalmayacak,hatta daha kötü olacaktık!)
Serhat’tan çekinmeye başladım.Tren garın da,şehrin orta yerinde,millete bıçak çekiyor,insanları yumrukluyordu.Bana hiç bulaşmadı,bir kere beni soyan”bir Afgan mülteciyi”nasıl dövdüğümü,görmüştü.Bana diş geçiremeyeceğini biliyordu!Ama ortalık yerde saçma sapan haraketler yapması,başımızı polisle derde sokabilirdi.Bunu onada söyledim,aynı zamanda da sabıkalıydı,içeride birkaç yıl geçirmişti.Anlayışla karşıladı,yavay yavaş arayı soğutmaya başladım.
Zordur,”normal”yada”iyi”birilerini bulmak,uyuşturucu dünyasında.Yani özünde,hrkesin,”iyilik”taşıdığına inanırım.Ama uyuşturucuyla yaşamak,çok zordur.O yüzden;zayıf,iradesiz insanların,bağımlı olduğu tezine katılmıyoru.Tamam,uyuşturucu,bu dünya’ya ve insanalar’ına,dayanma gücü veriyor,olayları,bir yere kadar kolaylaştırabilir,bunu kabul ediyorum.Ama,onunla yaşamak,ona para bulmak,sanıldığı kadar da kolay değildir.Şöyle de söylenebilir;intihar yada bırakmak,kolay olan yoldur.Bu ara açıklamayla sizi yormak istemiyorm,gerekli olduğunu düşünüyorum.Deniz,Serhat,ikiside bana hayalkırıklığı yaşatmıştı,bir ara kendi başıma çalışmaya karar verdim.Bu çok daha zordur.Deniz de,Serhat’da,bana oldukça yardım etmişlerdi,ama çok da zararları olmuşlardı.Yanlız çalıştığım dönemde,Almanya’ya kaçak yollarla gelmiş,bir mülteciyle tanıştım,Diyarbakır’lı Kürt bir mülteci.O zamanlarda,o’nun gibi onlarcasıyla tanışmıştım.Almanya’ya,kaçak yollarla gelmiş,uyuşturucu satıp,para biriktiren,”KÜRTLER”Bu insanlar,PKK’nın yardımyla Almanya’ya kaçak olarak gelirlerdi,iş bulmaları imkansızdır.Değişik eyaletlere,genellikle de,benim de yaşadaığım,North Rhein Westfalen’e,gelirlerdi.Ben,Almanya’nın 6ıncı en büyük şehri olan;Essen da oturuyordum,ama bu eyaletin başkenti,Düsseldor,en büyük şehri ise,Köln’dür.
bu eyalette de,Bochum,Gelsenkirschen,Duisburg,Krefeld,Wuppertal,Leverkusen,gibi diğer büyük ve Türk’lrin ve Kürt’lerin yoğun yaşadığı şehirlerdi.Ben nerdeyse,bütün bu şehirleri dolaşıyordum,ama ençok,Düsseldorf,Duisburg ve kendi yaşadığım,aynı zamanda üniversitesine gittiğim,Essen’da.Ve kodein saft (şurup,DHC) almak için gittiğim;Wuppertal.Almanya da,araba plakaları,şehrin büyüklüğüne göre;tek harf yada iki yada üç harf olurdu,yani ismi;”E”ile başlayan en büyük şehir olduğu için,”Essen’in plakası;E ile başlar,iki üç harf ve iki rakamla biter.Benim arabalarımdan,Mazda 626 model olanı,”E RS 655”idi,diğer arabmız,Citroen VİSA model olanı,Reyhanın annelerinin yaşadığı şehir olan;Wesel şehrine kayıtlıydı,Ve plakası,WES AZ 98’idi.Bir diğer kullandığım araç95 model bir Mercedes 500SEL olanı,Düssedorf’a kayıtlydı,ve plakası;”D GH 099’du.Biaralar da,güzel bir,BMW’im varıdı,plakası;HH EE 568,Honnover’e,kayıtlıydı.Aslında,Hannover oldukça büyktür.Ama,”Hamburg daha büyktür,bu yüzden,Hannover;HH’idi.Teork olarak;Hannover’in,”HA”,olması gerekir,fakat,”HH”;Hansastadt Hannover’in kısaltmasıdır.Benim de yaşadığım şehir olan,NRW’de’(kuzey Ren Westfalen)pekçok büyük şehir vardır,bunlar görece olarak,yüzölçümüyle değil,nüfuslarına göre büyüktür,yine bu eyalette,şehirler,neredeyse birbirine girmiştr.Pek çok zaman,tren’le yada otoban’da,arbayla ilerlerken,bir şehir biter,aynı yarden diğer şehir başlar.Yüzölçümü olarak,Konya şehri kadar bir alanda,Düsseldorf,Essen;Duisbrg,Bochum,Oberhausen;Krefeld;Botrop;Leverkusen,Gelsenkircen(Schalke),Rattingen,Wesel,Neuss gibi,şehirler birbirlerine geçmiştir.Herbiri,bir şehir büyüklüğündeki,devasa endüstriyel ve sanayi kuruluşları,bir şehirde başlar,diğerinde biter.Ve bu şehirlerin bulunduğu,”Rhein Rhur(Almanya’nın en büyük iki akarsuyu)Bölgesin de;dünyanın ve Almanya’nın en büyük kömür madenleri de bulunur.Aynı zaman da,yine;Almanya’nın ve dünyanın en büyük,demir çelik,İlaç ve benzeri sanayi firmalarının fabrikaları da bulunur.Bunlar arasında;”Bayer,neredeyse dünyanın bütün asansör ve yürüyen merdivenlerini üreten,”Babcock ile Thyssen’i sayabilirim.Bunlar gerçekten,daha önce Türkiye’de benzerini bile görmediğim,devasa fabrikalr da üretim yapıyorlardı.Bu şehirler,bazen”altı çift rayla”birbirine bağlanan tren yolları,ve isimleri;A-3,A-52,A-42,A-40 olan,binlerce kilometre asfalt,otobanla birbirine bağlıydı.Şu an bile,2007 yılında;Trkiye’nin,toplam tren ray’ı uzunluğunun,2000km’yi,otoban uzunluğu’nun ise,1000km’yi geçmediğini,anlattığım yıllar olan,”1994-1998 arasın da”sadece,Essen ile Köln arasındaki,toplam ray uzunluğunun;4000’den ve toplam otoban uzunluğunun;10.000(on bin)’den,fazla olduğunu söylersem,sanırım ne demek istediğimi anlarsınız!Bir başka olay ise,benim Almanya’ya gittiğim”1994 yılnda,Türkiye’nin toplam araç sayısı;beş milyon adet çivarındayken,Almanya’da,trafiğe kayıtlı araç sayısının;35(otuzbeş)milyon’dan fazla olduğudur,ki bu;iki Almanyanın birlşmesinden önceydi!
İşte,bu büyük sanayi toplumunun ve kapitalizminin doğal sonucu,”milyonlarca insanın,eroin,alkol,esrar,kokain,vallium(diazem,rhopynol),bağımlılığıdır.Maalesef,zenginleşme ve modernizm,sadece alım gücünün arması,refah toplumunu değil,apartman sakinlerinin birbirini tanımaması,komşuluk ilişkilerinin kaybolması,madde ve alkol bağımlılığının patlaması,depressyon ve stressten kaynaklanan;psikiatrik hastalıkların da,tavan yapmasına neden olmuştur.
Almanya,bir yandan beni büyülüyordu.Neredeyse herkesin,sağlık sigortası ve sosyal hakları vardı,ama sokakta yaşayan bir evsize araba çarptığın da kimse bakmaz.Oysaki,herhangi birisi”ambulans çağırsa beş dakikada gelirdi!Ama bir yanda,zenginlik ve işin adresiydi orası,ama aynı zamanda da;bağımlılar,çocuk parklarında yaşıyor,ama maddi olarak çok iyi durum da ve önemli görevlerdeki insanlar bile”asker,polis,doktor,savcı,avukat,politikacı,sanatçı”,uyuşturucu yada alkol’ün esiri oluyordu.İnsanlar sistemden ve düzenden sıkılyor,kendine ve diğerlerine yabancılaşan insan,alkol ve madde’ye tutuluyordu.Olayın birde”diğer”boyutu vardı!Sanayi devrimi ile beraber,”cinsel devrim”de olmuştu,insanlar sekse kolayca ulaşıyordu.Cinsellik br tabu olmaktan çıkmıştı,ulusal televizyonlar,porno-grafik sayılacak,şeyleri yayınlıyordu.Seks müzeleri vardı!porno filmler ve yayınlar,normal video’ların yanı da satılıyordu.Ama buna rağmen,cinsel suç ve sapkınlıklar artmış,Cinsellik,alınıp satılan bir sermaya’ye dönüşmüş,yollar ve parklar”uyşturucu kullanan hayat kadınları,onları pazarlayan ve uyuşturucu da satıp kullanan”insanlarla dolmuştu.Maalesef,daha önce şahit olduğum olaylar,Türkiye’nin de gelişmesiyle!Tam”on yıl önce şahit olduğum”gibi tekrar yaşanmaya başladı,günümüz de!İşte,kapitalizm’in,parayı;”tanrılaştırmanın sonucu!!!
Bu toplum ve ülke(Almanya)beni sıkmaya başlamıştı.Bir erkeğin isteyeceği herşeye,neredeys,sahiptim.İyi bir arasbam,bolca param ve çok güzel bir kadın!Ama,birşeyler tersti!Neden sürekli uyuşturucuya yada alkole ihtiyaç duyuyordum?Eğer bu maddi olgular,bir erkeğin isteyebileceği”herşey”idiyse,neden,sürekli uyuşturucu,alkol ve nikotin’e ihtiyaç duyuyordum?
***1997 Mart ayıydı.Semra,Reyhan’ın iyi arkadaşlarından birisi,neşeli ve hoş bir hatun’du,kısacası;beni rahatsız etmiyordu!O’nu da,Klaudia ve Aykut’u uyurdığım gibi uyarmış,bizden,uyuşturucudan,uzak durmasını söylemiştim!Fakat,Semra da cahil cesareti vardı,sanırım.Her şeye rağmen,sürekli bize geliyor,sürekli para getirip,uyuşturucu almak istiyordu.Yani yaptığı,bir çeşit “ötenazi”yada intihardı!
“Benim için hava hoş”dedim,kendini öldürmek istiyorsan,tamam!Semra,bizim ilk zamanlarımza benziyordu;cahil,cesaretli,kendine çok güvenen!Beni asıl rahtsız eden,Reyhan’ın kardeşi”Canan’dı”henüz onaltı yaşındaydı,ve bizimle beraber,eroin kullanmak istiyor,o’na izin vermezsek,bizi anne babasına şkayet etmek’le tehdit ediyordu,benim için hava hoş,dedim,ama Reyhan korkuyordu ve”ver,ne hali varsa görsün”dedi.Reyhan’la sürekli olarak,Canan yüzünden tartışyorduk.ARTIK NERDEYSE,SÜREKLİ BİZDE KALIYORDU.Zaten,bizim yanımız da içki ve sigara içiyor,bazen de,takıldığı”Punk”lardan aldığı kubarı getiriyor,yanımızda esrar içiyordu.Ben,uzunca bir süre izin vermedim,eroin ve kokain kullanmasına!
Bir sabah,Reyhan’ın üniversite’ye gittiği bir sabah,odama geldi.Ben kesinlikle odama kapım çalınmadan girilmesine çok sinirlenirim.Ama,Reyhan gittikten sonra,kapıyı kilitlememem den yararlanan Canan,yatak odama geldi!Orası,benim hem çalışma,hem de yatak odamdı.Resim,heykel yapıyor,resm çiziyor,uyuşturucu paketlerini.düzeniklerini,kullanımını,aynı odada yapıyorduk.Orası,bizim gizli yerimiz,kirli çamaşırlarımızla doluydu!Yatak’da doğruldum,altımda sadece bokser külotum vardı.Afyonum patlamamış,tam uyanamamış bir şekilde,sakarca sordum”ne istiyorun”?Aslın da,nu severdim,o da beni.Cevap vermeden yanıma uzandı.O’nun da altında bir şort,üzerinde de,sütyensiz göğüslerini ortaya çıkaran,askılı bir penye vardı!Görüntü,çok tahrik ediciydi,ama ben de zokayı yutmak için fazla ayık,fazla akıllıydım.Reyhan’ı,beş sene süren birlikteliğimiz de.sadece birkez,o’nun bilgisi,dahilin de aldatmıştm.Canan,ateş gibi yanan diri vücudunu,benimkine değdirdiğin de”eyvah”dedim,kendi kendime.Ne istediğini tabiki anlamıştım,benimle beraber eroin ve kokain kullanmak istiyor,karşılığın da ise bakir ve yanan vücudunu,
bana sunuyordu!”Bak”dedim,eğer gerçekten benden hoşlansaydın,bunu sorun yapmazdım,ama,”kendini uyuşturucu için bana sunman”adil ve doru değil!Yani,etik,ahlak,kork falan değil,”seni seviyorum”bu yüzden de san bunları vermiyorum”
çok genç ve güzelsin,kendini mahvetmek mi istiyorn?”Eğer”dedi,bu kadar kötü birşeyse,neden sen ve ablam kullanıyorunz?Bak dedim,”yavrucuğum,bırakmaya çalışyoruz!Görmüyormusun?Bu kadar çabuk olayı anlamam,o’nu reddetmem,sanırım,o’nu etkilemişti.”Bırk deneyeyim”dedi,bunun kötü olduğunu kendim yaşayarak öğrenmeliyim!O’nu anlayabiliyordum,ama sevdiğim birinin,hemde”on altı”yaşında birinin,bu acılar çekmsin istmiyordum.Fakat nladım ki,kararlıydı,başka biryerden de bulabilir,gerçekten zarar görebilir,para için vücudunu pazarlayabilr,dah da kötüsü;”ölebilirdi””tamam”dedim.yatağın altına zulaladığım paketi çıkardım,şerit halinde kestiğim,alümnüyum folyoları da!O’na ufak bir çizgi kokteyl(eroin-kokain,karışımı)yaptım,bende iri bir çzgi çektim ve sigaramı yakarak,yatağa gömüldüm.
Sigara bitene kadar konuşmadık bir daha,o da bir sigara yaktı.Yanıma uzandığın da,hayatlar film şeritleri’ydi artık,kendi yok oluşuma üzülmek ile,Reyhan ve Canan’ın yok oluşna üzülmek arasın da kararsız,”film kareleri”.Canan,elini kamışıma attığın da,”Reflekssel olarak;doğruldum”.Ne...
Sonra da gazete küpürleri gördüm;”on dokuz yaşındaki karısının,on altı yaşındaki kız kardeşiyle yatan,Yirmi yaşında ki,uyuşturucu bağımlısı ve satıcısı genç,intihar etti”
Kulağa pekte hoş gelmyiordu,enterasan?Belki!!Yatak’dan çıkıp,duş almaya gittim.Ev’den çıktığım da saat;14;30’u gösteriyordu,Tekrar bir koşuşturmacanın içine girmek için,Altenessen’a doğru giden,metroda’ydım.Suçluluk?Olabilir,ama kesinlikle,Canan’la yattığım için değil di!Başka birşey vardı,ben tam olarak adlandıramadım.birşey vardı!
İsmini hatırlamadığım,insan isimleriyle sorunlarım var,hatırlayamıyorum,”kaçak KÜRT”satıcıyla bulştum.Yürümeye başladık,iyi bir olduğu kanaatinde olduğum şahıs,sürekli olarak,o’nun Almany’da yasal olarak kalmasına yarayacak bir Alman ile evlenmek istiyordu!Fakat,yüzne söyleyemesem de pet yakışıklı değildi,Almanca bilmyordu,kimse nunla sahip olduğu”bir kaç kilo eroin”için evlenmezdi!Bun o’na söylemiştim,ısrarla hergün soruyordu;!benim’le evlenecek birni bulabilirmisin?”hayır”dedim,bu günde yok!Bir saat kadar sonra,beraber şehir merkezine geldik.Yarın satacağı malları,beşer gram halinde(tplam 200gram)bir çocuk parknın içine,çiçeklerin dibine,zulalamıştı,bana çok güveniyordu.Günlerdir beraberdik,ben,bana yanlış yapılmadığı sürece,”güvenilir”biriyim!Merkez tren garındaki gazeteciden,bir”Hürriyet”gazetesi alıp eve döndüm,iki tanede”beş gramlık”eroin paketi almıştım.Fakat,yolda konuştuğumuz bir konu,aklımı karıştırmıştı,eve dönerken de,Almanya’daki Kürtler’in,büyük bir demostrasyon(gösteri)
Yaptığını görmüştüm.Satıcıya sormuştum,”nasıl geldin Almanya’ya?”PKK”dedi,onlar ayarladı,kamyon kasasın da,krayolu ile üç günde geldik,aç!Sadece kuru ekmek ve su vermişlerdi,üç gün!Aynı zamanda’da,ya”4000 Alman markı ödersin yada bizim için eroin satarsın”Şeklinde”bir antlaşma”yapılmıştı!gazeteyi açtım,lk haber,büyük puntolarla,”PKK güneydoğuda,OTUZ ASKERİ ÖLDÜRDÜ”,devamın da haberin ayrıntıları varıdı.Terör örgütü PKK,Güneydoğudan izne gelen içinde otuz askerin bulunduğu otobüsü durdurdu,kısa saçlarından ve kimliklerinden,”Asker olduğu anlaşılan”otuz genci,kurşuna dizerek ketlitti.Geçen hafta da,batıdan gelen ikisi kadın,ikisi erkek”dört öğretmeni”katleden PKK,devletin yolladığı işmakinaları ve dozerleri de kundaklamıştı!Büyük bir hışımla yerimden kalktım,Reyhan’la anlaşmadığımız”birkaç”konudan birisi de;Kürtlerin durumu,Güneydoğu daki sosyal durumdu.Reyhan’ın,Almanya da hukuk okumuş,Avukat olmuş bir arkadaşı vardı.Ben”sosyalızm’e”sempati duymakla beraber,”Apolitik”birisiyimdir.Fakat,bu son olaylar,beni bile çileden çıkarmıştı,Bunu Reyhan’a göstermeliydim,O’o.rspu çocuğu avukata da!O kadar sinirlenmiştim ki;Reyhan’ın gelmesini bekleyemezdim,birşeyler yapılmalıydı,hemen!
Öfkeden deliye döndüğüm zamanlar,gözüm hiç birşey’i görmez,kontrolümü kaybetmiştim,ama hastaydım,gönüllü olarak Türk ordusu’na katılmak istemiş,geri çevrilmiştim.Yaptığım saçmalıktı,her zaman savaşa karşıydım,Anarşizm’e inanırdım,”birey olarak kurtulmalısın”yoksa,toplumsal devrim,Komünizm hikayeleri,aç karnımı ve boş damarlarımı doyurmuyordu!Romantik devrimcilerden sıkılmış,karımın”Reşit olmayan kızkardşini becermiştim!”Taksi’ye atlamış,Altenessen’a doğru demiştim,bireysel birşeyler yapılmalı!Aklıma,kendime göre bir çözüm bulmuştum,bu satıcı belki suçsuzdu,belki olaylardan bile habersizdi,ama”o bir KÜRT’tü ve PKK için çalışıyordu!Bunu kendisi itiraf etmişti,belki yaşamak için,mecburdu,belki hayatta kalmak için”ÖLDÜRÜYORDU”ne olursa olsun,çok öfkelenmiştim.Taksici’yi,torbacının zulasına elli metre kala durdurdum,kalan yolu yürüdüm,çalıların arasına,acemice zulalanmış,200 gramlık paketi aldım,çevrede kimse yoktu!İlk geçen taksiyi durdurdum,”Essen Zenturum,LAZERETT strasse”dedim.İkiyüz gram,
Tam kırk paket(8000Deutsche Merk)benimdi artık,bir şekil de,PKK’yı da cezalandırmıştım.
Ertesi gün,hiç birşey olmamış gibi,satıcının yanına gittim,aksi,şüphelenmelerine,hatta ben cezalandırmak için”Öldürmelerine”neden olurdu.Torbacı,bana da on gram vereceği zulasıne eğildi,Doğrulduğun da yüzünde,”Dördüz doğrmuş”bir kadının ifades vardı”Bittim ben”dedi.Mallar,”ne olmuş?Dedim,mallara!”Gitmiş”dedi,”hepsi gitmiş”ekledi;”beni bitirecekler”.Sakin br ifadeyle”bak dostum”dedim,”anlıyorum ama,fena halde mala ihtiyacım var”.Suratının rengi,kırmızıdan sarıya,maviden yeşile dönüşyordu!Ve bu o kadar çabuk oluyordu ki;neredeyse O’na acımıştım.”gel”dedim,”Bn şahitim!Bizi takip edn bir junky yürütmüştür,bu bazen olur,patronuna,kısaca PKK,açıklayabiliriz.Bir daha,”O’nu”görmedim,hayatıma girip çıkan yüzlerce yüz gibi,yavaşça silinip gitti!
26 Mart pazartezxsi saat 11:35
Günlerdir yazamıyorum!Ne yapayım,ölmem mi gerek?Gündem çok yoğun!üç kıtada,her türlü din’le yönetilen bir sürü ülke gördüm.Fakat Türkiye bana dumur üzerine dumur yaşatıyor,ne diyeceğimi,ne lazacağımı şaşırmış bir haldeliyim.Ölsem bile bu da bir kaç gün için de gündeme meze olup,unutulur!Yani çıkar yol yok,dostlarım!
Bütün köşeleri tuttum,ama lanet olasıca bir çembermiş!Anlıyorsun değilmi?Benim yaşadıklarımın şaşırtıcılığı bile,Türkiye’nin,hava durumundan daha sık değişen ağır gündeminin yanın da fos kalır.Neyse,tekrar klavyenin başında olmak güzel,hayat’ın sonun da olmak is garip!Yani bazı durumlar vardır;çok şey bildiğinizi zannedip,hayatın ve insanların,siz artık pek şaşırtamayacağını düşünürsünüz,ama yanılırsınız!Daha çok öğrendikçe,tecrübelendikçe,aslın da ne kadar az şey bildiğinizi anlıyorsunuz!Aslında bu,eğer yetrince akıllıysanız,sizi takdir edilecek bir alçakgönüllülük sağlar!
Bu gün erken geldim.Bu bana ekstradan bir ik saat kazandırır,yazmak içn.Uyuşturucunun,anlık(semptomik)yan etkilerinin yanın da,bir de aylar hatta yıllar sonra,ortaya çıkan ve çoğu ölümcül olan yan etkileri vardır.Bir kısmı da dişle alakalı olanlarıdır,zaten,diş fırçalama alışkanlığı olmadığı için,sorun katlnarak büyür.Tıpkı,dahdan aşığıya yuvarlanan bir kartopu gibi,bir süre sonra önün de duramazsınz.Aslında hala bir şansım var.Tıp ilerliyor,ama kapitalizm de öyle!Ben de ise hiçbir zaman,kendime ayıracak para olmamıştır!Yani,aslında,bütün paramı kendime ayırırım,ama,zevk-ü sefa için de yaşamak,yada kızlarla alem yapmak için!
Bu arada şu 4-1’lik atine zaferi de hiç fena olmadı.Uzun süredir(istiklal savaşından beri)Savaş yaşamayan bir toplum,zamanla birbirine yabancılaşır,böyle durumlar,nispeten o toplumu,bütün etnik ve sosyal sınıflarıyla birbirine bağalar,fakat bunun,kısı vadeli olduğunu,unutmamamız gerekli!Çözülmeyi bekleyen,milyonlarsa,sosyal,ekonomik ve siyasi sorun bizi bekliyor.
Uyuşturucu bağımlılığı,bana şunu öğretti;çözülmeyen ve”yarına”bırakılan her sorun,bırakın kaybolmayı,tepeden yuvarlanan bir çığ misali,ertesi günlerde artarak büyüyerek karşınıza çıkar!Bir olayı(tedavi,görüşme,ödeme olabir)ertelemek,onu çözmediği gibi,bir süre sonra”çözülmesi imkansız bir şekilde”karşınıza çıkar!Neyse,şuraya bakın,ayakkabımı bağlamaktan bile acizim ama size fetva veriyoru(allah’tan büyük basın da yazar falan değilimi!)Evet asıl konumuza dönelim!
Evet,biraz şans faktörü de olsada,kollarımız kesilmekten kurtulmuş, fakat yeni ve daha büyük sorunlar,bahar’ın kışa dönmesiyle beraber,su üstüne çıkmaya başlamışlarıdı!Bakın dedi doktor;”genel ve belirsiz zamanlar da,kan ve idrar tahlilleri yapacağım”.”Eğer bu tetkikler sırasın da,kanınız da yada idrarınız da,eroin çıkarsa!Programdan atılacaksınız!Bu,ilk başlar da bizi rahatsız etmemişti,tıpkı,Hepatit C gibi,kokain gibi,diğerleri gibi!Tetkikler devam etti.Bense,”Hey dostum”dedim doktor’a,bize”Temiz” gelmemizi söyledin!Biz de,geldik!Ve şu anda acı çekiyoruz,”Ne zaman vereceksin şu lanet olasıca Methadon’u?””merak etme”dedi,az birşey kaldı,sonra Metadon’unuzu alacaksınız!Sıkılsak ve ağrımız başlasa da,şu lanet muayenenin,bitmesini beklemek zorundaydık.Bizimle beraber,yada bizden önce,yada sonra yada aynı zaman da,bekleyen”yüzler vardı”.Kadınlı erkekli,yüzler!Ama genelde,Doktor’u bekleyen insanlar arasında,”Sizin neyiniz var?ben de aynı hastılığı geçirmiştim,kolay bir operasyon,kızınız için mi gelmiştinizi?Gibi,kanıksanmış geyikler,burada dönmüyordu!Yüzler,bakan ve bakılan”Yüzler”Sadece bu.Bilmiyorum,belki başka sebeplerden-baş ağrısı,soğuk alınlıı gibi-burada olanlar da vardı.Ama çoğunluğun,uyuşturucu kullanan tipler olduğunu,daha ilk bakışta anlıyordunuz.Benim hayatım da gördüğüm,ilk metadon doktoruydu!Ama o yaptığı işi kanıksamıştı,sürekli bağımlılarla uğraşıyordu.Pek kibar olduğu söylenemezdi,pek iyi bir Doktor olduğunu da zannettmiyordum,yapacak birşey yoktu,günlük uyuşuturucu masrafımız,300 Alman mark’ını geçmiş ve fazla risk almaya başlamıştık.Kodein artık”kesmiyor”ve çevrede sadece bu herif”Metadon”veriyordu.Bir başka avantajımız daha verdi;300 yerine günde on’ar mark’dan,sadece20 mark ödeyecektik.Ve de ödemeleri peşin yaptığımız için,”Fişlenmeyecektik!”Metadon,metil dietil morfin’dir,yani;devlet eliyle ve kontrol altında,uyuşturucu kullanacak,iğne yapmak zorunda kalmayacak,yasadışı işlerden(torbacılık,kapkaç.aracılık gibi)uzak duracak aynı zamanda da,vergi ödeyerek,kayıtdışı milyarlarca Alman markının,kayıt altına alınmasını ve vergilendirilmesini,sağlayacaktık!Ve eğer yapabilirsek,zamanla metadon’u azaltacak,bir süre sonra da”NORMELLEŞECEKTİK”Yani hem acı çekmeden,hemde illagalite’den uzaklaşarak,sisteme adepte olacak,”iyileşecektik!”.
Yüzler,bize bakıyordu!Yüzlerine bakmak istemiyordum.Ama arada sırada,insanlığın”tedavisi imkansız”hastalığı,MERAK’a yenik düşüyor,diğer yüzlere,kaçamak bakışlar atıyordum.Yüzlerin de,aşağılama ile karışık bir,kıskançlık ifadesi vardı,yüzlerin.Böyle bir sorunum var,çoğu insanın neler düşündüğünü,birkaç saniye bakarak anlıyabiliyorum!(gerçi bu dalgıçlık mesleğimin zirvesine tırmanmamda çok etkili oldu)Yüzler’deki ifade basit ve netti!”Sefalete hoş geldiniz!Oysa,orası benim için kurtuluş demekti.”Daha sonraları,bu”yüz”lerin,ne demek istediğini anlamış,ve düşündüklereden,Yüz de yüz,haklı olduğumu anlamıştım!genellikle,Metadon terapisine gelenler,maddi ve manevi olarak!Tamammen bitmiş”insanlardı.Ya parasız kalıyor yada damarları bitip,kangren olduklarında gelyiorlardı.Bu bizi aşağılamalarını açıklıyordu,peki neden bizden”Nefret”ediyorlardı?Bunu da daha sonra anladım.Biz son noktaya gelmemiştik,gelmek üzereydik ama,bu işlerde bazen bir saat”HaYATINIZ”demektir.Biz,biraz-belki şans,belki akıl,belki inanç!-farklıydık.Bir arabamız vardı,bir evimiz vardı,ve paramız...Daha bitmemiştik!
Bir doktor’a,enfazla “20”kişiye metadon verme yetkisi verilmişti.Bizim dışımız daki,diğer onsekiz’i,o on mark’ı bile ödeyemeyecek yada ödemek istemeyecek,durumdaydı!Onlar için metadon(yada Polimedon)sadece,eroin’i beleşe getirmek için di!Kimisi yıllardır,kimisi aylardır terapideydi,ve daha 10 miligram bile azaltamamışlardı.Biz hepsinden iyi durumdaydık ve daha iyi görünüyorduk.Doktor”ne kadar kullanıyorsunuz?”diye sordu.”Beş”diye cevap verdi,Reyhan.”ikiniz toplam mı?”diye revam etti doktor.”Hayır”dedim,herbirimiz!Doktor,şaşırmış görünüyordu”diğer Junnky’ler ortalama,günde bir ile iki gram,arasın da kullanıyorlar!”dedi,doktor.”Nasıl,bu kadar iyi görünüyorsunuz?”Diye devam etti,doktor bize bakan diğer Junky’lerin düşündüklürini,açıkça-soruyordu-!.Kan ve idrar tahlillerimzin,ultrason ve röntgenlerimizin sonuçlarına bakıyor,kafasını anlamsızca bir sağa,bir sola çevirip duruyordu.Sonuçlara göre biz;”TOKSİMAN’dık,yani,hertürlü maddeyi kullanan kimse!Metadon terapisi.sadece eroinmanlara yöneliktir,ama bağımlıların çoğu,birden fazla maddeye bağımlıdır(kokain,esrar,hap,alkol vb.)”Ne zamandır Eroin kullanıyorsunuz?””beş sene”Dedi,Reyhan.”Ne zamandır iğne yapıyorsunuz”?Diye devam ettietti.Sanırım,olduğumuzdan daha iyi görünüyorduk!Yada olmamız gerektiğinden!
“Size”dedi.”maksimum teraphy dozuyla başlayacağız,ama zor olacak”Ve”diye ekledi,”Unutmayın,dikkatli olun ve”TEMİZ”kalın!
İlk test’lere göre,karaciğer de siroz yada kanser’e rastlanmamıştı,ama Dalak’ta,normal olmayan”ÜÇ”santimlik bir büyüme var!Ve buna kokain sebep oluyordu,eğer devam edersek,karaciğere baskı artacak,sonuçta da siroz yada karaciğer kanseri kaçınılmaz olacaktı!Sonra da bize,hemşirenin getirdiği,100miligramlık,iki tane tüp getirdi.Ufak sayılırlardı.İçmemizi söyledi.Metadon terapisi başlamıştı.Ve ekledi,”unutmayın!kanınız da yada ürenizde(idrar tahlili)Eroin çıkarsa!”uyarılmadan,ATILACAKSINIZ” terapiden ve bir daha en az bir sene Metadon alamzsınız!Bu,ölüm demekti,yada daha fenası,yaşayan ölü olmak!
Hemşire’nin getirdiği tüplerdeki matadon,bir içimlik,portakal renk’li bir sıvıydı,daha acı şeyler de içmiştim.İçine,iğne yapılmasını engellemek için,bol miktarda şeker ve su konulmuştu.Bir şırıngaya sığmyacak kadar çok!Ve şekerli!
Dışarı çıktığımız da,ne hissettiğimi,tam olarak bilemeyecek bir haldeydim,Reyhan da öyle.Birbirimizle konuşmadan on dakika kadar yürüdük.Saat öğlene geliyor,Almanya kışının son ikramları olan güneş,titrek ve soğuk bir şekil de parıldıyordu,en büyük nehirlerden biri olan,”RUHR’un”üzerinde.İlk konuşan,ben oldum;”Baksana,şurada bir İtalyan lokantası var,ben biraz acıktım,hem bişeyler içer hemde laflarız biraz”Camlarından,Ruhr’un üzerinden geçen,ufak gemilerin göründüğü,”LA VİTTA’ya”girdik,sessiz bir mutabakatla!İçerisi boş sayılırdı,en dipteki ufak,yuvarlak masaya oturduk.Ufak tefek İtalyan garson kız,o kendine has İtalyan aksanlı Almanca’sıyla,sordu.Ne ikram edebilirim?Reyhan’ın da birkaç parça yiyeceğini düşünerek,ortaboy bir deniz ürünlü pizza,bana bir Konig bira,Reyan’ada bir sprita sipariş ettim.”Ne düşünüyorsun?”Diye sordum,Reyhan’a.Uzunca bir süre çalıştıktan sonra,Reyhan’ı profesyonel yardım alma konusun da ikna etmiştim.Fakat,bu gün yaşadıklarımız,geç bile kaldığımızı gösteriyordu,”zarar’ın neresinden dönersen kardır”dedi Reyhan!Peşin ödeme yaptığımız için,kayıt altına da alınmayacak,fişlenmeyecektik.Bu,Reyhan’ı ikna etmeme yardım etmişti,ama bütün diğer”O”şeyler!Endişeli bir ses tonuyla,”sanırım”dedi,”doğru olanı yaptık”.Sesin deki kırgınlıkta ve endişede,Metadon’un henüz etkisini göstermemiş olmasının da payı vardı.Uzunca bir süredir,sabah kalkar kalkmaz,eroin kullanmaya alışmıştık.Fakat o gün,Doktor’un talimatı doğrultusun da,”Temiz”gelmiştik,çoktan ağrı ve krizlerimiz başlamıştı!Miğdem kaynıyor,tüylerim diken diken oluyordu.Bir üşüyor,bir yanıyordum,kramplar giriyordu heryerime,miğdem bulanıyordu.Bütün eklem ve kaslarım şiddetli bir şekil de ağırıyordu.Sabah kalktığımız ‘dan beri,”üç”saat geçmişti ve yoksunluk belirtileri gittikçe artıyordu.Reyhan’a sordum”nasılsın,bir gelişme varmı?”
Kafasını,hayır anlamında iki yana salladı!İlacı içtiğimiz,kırk dakika civarın da olmuştu,korkmaya başladım.Aslında,mide bağırsak yoluyla,ağızdan alınan ilaçlar,normalde,yirmi dakika ile,bir buçuk saat üzerin de etki etmeye başlar ve etkisi giderek artarak,üç ile altı-sekiz saat arasın da maksimum plazma pik seviyesine ulaşırlar,daha sonra bir çan eğrisi şeklin de,etkileri zayıflamaya başlar.Fakat Metadon,Gün de tek kullanımlık dozuyla,geç etki edip,etkisi geç biten bir ilaçtır,bunu biliyordum.Bu yüzden de,aslında panik yapılacak bir durum yoktu.Ama yıllardır ilaçların,saniyeler için de etki eden burundan,akciğer yada damardan direkt olarak kana karışmasına alıştığımız için,süre bize uzun gelmiş,dakikalar,saatler gibi geçmeye başlamıştı.
Siparişler geldiğinde,aşağı yukarı,eş zamanlı olarak,Metadon kana karışmış ve etkisini göstermeye başlamıştı.Bunu,Reyhan’ın yüzündeki,acı çektiğini belli eden mimiklerin azalmasıyla fark ettim.Benim de içime bir sıcaklık yayılıyor,ağrılarım,burun akıntım ve üşümelerim(içerisi zaten sıcaktı)kayboluyordu.Hatta,morfin(eroin=metil morfin)tipi ilaç bağımlılığının en büyük sebebi olan,bırakmaya kalktığınız da aylarca sizi depresyon’a sokan,öfori(euphoria=sebesiz mutluluk durumu)bile geri geliyordu.Bu,inanılmaz’dı!Metadon,tahmin ettiğimden çok daha etkili ve kodein+benzodiazepin karışımından,pozitif olarak çok daha farklıydı.”İnanılmaz”dedi,Reyhan.”bu gerçekten inanılmaz”diye devam etti.Biz,sadece ağrılarımızı keseceğini ama sürekli tekrar başlamamıza sebep olan öfori yapacağını(kafa yapmakta denilebilir) tahmin etmemiştik!Doktor’dan,metadon’un yanında diazepam istediğim zaman,”bak evladım,bunu içtiğinde,başka birşeye ihtiyacın kalmayacak”Deyişini hatırladım.O zaman ona içimden”hepsi aynı bok,sahtekar,paragöz herif”deyişimi hatırladım.Gerçi gözüm de hala paragöz bir bok!O ayrı konu,aslında ben genel olarak doktor’lardan ve hastanelerden nefret ederim,özellikle;Cerrahlaradan,kendilerin bir bok zannederler ve gerçekten de,bokturlar!Pizzayı reyhan’la paylaştık.İçeceklerimizi bitirip,otopark’a ğittik.O gün iyi geçti...
Bir süre sonra,ikmizin içninde de var olar,sıkntı hissi had safhaya ulaşmıştı!Yani,hasta olmuyorduk.Maddi olarak çok iy durumdaydık.Ama birşeyler eksikti,ne?Şimdi,o zamanlar tam olarak göremediğim gerçekleri,daha iyi görebiliyorum.Olay sadece uyuşturuc bağımlılığı değildi ve hiç olmamıştı!Eroin,morfin tipi ilaç bağımlılığın da,yokzunluk semptomları(belirtileri)en fazla içnde yok oluyor.Sorun bu olsaydı,milyonlarca Metadon kullanıcısı,yada her türlü,uyuşturucu’yu bırakabilen insanlar,tekrar tekrar uyşturucu kullanmaya başlamazlardı.Doktorlar ve Psikiyatristler,bunu bir sürü karmaşık terimle,yıllardır açıklamaya çalışıyor,ortalık hipotez ve teoriden geçilmiyordu!Gerçekten de,neden bu insanlar,onca acıyı çektikten sonra,tekrar uyuşturucu kullanmaya başlıyordu?Cevap yalın ve basitti!Birinci sebep çevresel;Bizim gibi,özellikle yıllar süren bir bağımlılık söz konusuysa,mesele sadece kafayı bulmak yada maddenin fiziksel bağımlılığı değildir.Bunun tabiki,yadsınmayacak,küçümsenmeyecek bir etkisi var.Fakat esas sorun,bunun bir hayat tarzı olmasıydı.Metadon kullanımıyla beraber,age yada kokain bulmak için,bunlara para yetiştirmek için,polise yakalanmamak için koşturmanıza gerek kalmıyordu.Ne o eski alışkanlıklar(tren garında diğer junky’lerle kakılmak,şehir şehir dolaşmak)nede o eski insanları istemiyorsunuz çevrenizde.O zaman dinlediğiniz müzik,yemek bile tad vermiyor artık.İlk başlarda,kendimiz için zaman ayırmak,daha çok konuşmak,daha çok sevişmek,hoşumuza gitmişti.Kollarımız,damarlarımız iyileeşmeye başlamıştı.
Fakat,ortada bir sorun vardı!Eroin ve kokain’in,sadece verdiği zevk değil,bütün o süreç bağımlılığı oluşturur.Yani maddeyi vücuda enjekte etmek,ağız yoluyla almak yada içmek,başlıbaşına bir süreçti.Bazen saatlerimizi alıyordu.Maddeyi almak için gerekli parayı bulmak,daha sonra satıcıyı bulmak ve nihai noktada,malı kaynatmak,şırıngaları hazırlamak,gittikçe kıkırdaklaşan damarlardan,yeni bir kan yolu bulmak ve maddeyi,damarı patlatmadan,damardan dışarı çıkarmadan vücuda enjekte etmek!Sanırım,en stressli ve zorlu olan’ı,bu son noktaydı.İki sebepten dolayı;birincisi,her damar enjeksiyonu bir rus ruletidir.Malın kalitesini(saflık derecesini)içine konan katkı maddelerini,herhangi bir opioid diğer ilaçlarla(kodein,mtadon,etorpin ki,eronden 100 ila 2000 kez daha güçlüdür)karışmadığını bilemezsiniz ve doz fazlaysa,ölüm kaçınılmazdır!(Hakeza,fentanil)sonuçta,maddenin karıştırılıp karıştırılmadığını anlmak,neredeyse imkansızdı.Her şırınga,ölümle dans demek’di,ve eğer günde”yirmi-yirmibeş iğne yapıyorsanız”söylecek laf bulamıyorum,anlatılamaz bir heyecan ve korku seliy’di.İkincisi,Reyhan şırınga enjeksiyonunu bilmiyordu!O’na da benim iğne yapmam gerekiyordu,buda,sevdiğiniz kişinin de her an eliniz de can vermesi demek’di!Ve inanın bana tabiki ölmek istemiyorduk!Ama beni asıl korkutan şey,o’nun başına birşey gelmesiydi ve geldi de!
Sonuç olarak.Metadon gerçekten de,beklediğimden iyi çıkmıştı.Neredeyse,eroine ve kokaine hiç bir fiziksel istek duymuyorduk,tek doz,şurup halinde,24 saat yetiyordu.Para ve mal bulma derdine son!Sorun da böyle bir zaman da başladı.Çünkü metadon kullanmak,yolu hesap etmezsek,beş dakikalık bir işlem’di.Artı,uyuşturucudan iyice uzaklaşmak,bir daha adını bile anmamak için,torba koymayı da bırakmış,bütün çevremizi değiştrmiştik.Semra dışın da!Sürekli bize eroin ve kokaini hatırlatıyor,diazepam,Rhopynol gibi ilaçlar getiriyordu.O’nunla da ilişkimizi yavaş yavaş kestik.İlk birkaç ay inanılmaz pozitifti.100miligram’la başladığımız metadonu,50 miligram’a indirmiştik.Doktor bile şaşkın’dı!Giyimimiz,konuşmamız iyileşmiş,topluma hızla entegre olmuştuk.Fakat,lanet olasıca biryer de oturuyorduk.Evimiz,bütün işlerin döndüğü”Hauptbahnhof’a(ana tren garı)yürüyerek beş dakika mesafedeydi ve lanet olasıca metro’yu ve tramvayı kullanmak zorundaydık.Ayrıca,iyi havalar da evin önündeki çocuk parkı,kötü havalarda ise hemen önümüz deki”Hirschland platz”metro çukuru junky’lerle doluyordu.Dile kolay,tam”üç yıl”bu ortamlar da bu insanlarla tkılmıştık,aksine ısrarla söylememize rağmen,bütün bu insansılar,bizi tekrar batağa çekmk için inanılmaz bir hırsla çalışyordu!Eski dönemler de,paramız olmadığın da,bize bir doz bile uyuşturucu vermeyen torbacılar(en iyi müşterilerini kaybetme korkusuyla olsa gerek)bize sürekli,”kıyak yapmak”istediklerin söylüyordu,fakat gerçekten iyileşiyorduk,hatta bunu doktor şöyle itiraf etti”on beş senedir metadon veriyorum,ilk defa iki hastamın bu kadar çabuk ve önemli derece de düzeldiğini gördüm!”Yani herşey dört dörtlüktü!Ama güzel kadınlar ve güzen anlar,çok uzun sürmez”idi!
Dozu 40 miligram’a kadar düşürdük.Tekrar üniversiteye başlamıştık.Derslere devam ediyorduk.Ben de çalışmaya başladım-normal bir işte-,çok sevdiğim,sürekli müşteri olarak takıldığımız bir Rock bar da,DJ ve barmen olarak çalışıyordum.Almancam da baya bi gelişmişti.Artık rahat ve akıcı bir şekilde komünikasyon kurabiliyordum,”normal yada yarı normal,Alman gençleriyle”İşimi seviyordum,her zaman,obsessiyon derecesin de sevdiğim,iki şey olmuştu;Müzik ve deniz,okyanus,değişik kültürler tanımak ve ülkeler görmek.Müziğin,bir şekil de içinde olmak,beni inanılmaz tatmin ediyordu.Gitar da çalmıştım,ama sabırlı biri değildim,maymun iştahlıydım,o fazla yürümedi.Reyhan da hala aynı piyasa araştırma şirketin de-gfk markt forschung-çalışmaya devam ediyordu,o da memnun du,birçeşit terfi almıştı,artık sokaklarda anketörlük yapmıyor,dfiste çalışıyordu.Bu o’nun için iyiydi,yüzlerce tüketen yüz görmüyor,işini telfonda hallediyordu.Bu arada uyuşuturucu masrafımız da ortadan kalktığı için,parasal olarak da sıkıntı çekmiyorduk.Hatta bir Mısır tatilinin planlarını yapmaya başlamıştık.Taki”O”sabaha dek!Psikolojik yoksunluk semptomları da yavaş yavaş kayboluyordu.Ama hala garanti de sayılmazdık.En ufak bir hata bile,bizi başladığımız noktaya,hatta daha kötüsüne getirmeye neden olabilrdi!
“İşte O sabah,kapının tekmelenmesiyle uyandık!Zil çalıyor,çelik kapı ayakla ve yumrukla dövülüyordu.Yatağımdan şiddetle fırladım!Ortada bir polisiye olay yoktu,zaten polisler bu şekil de gelmez!Ama mutfaktan,kasap bıçağını alıp dış kapıya gelmem saniyeler sürmştü.Reyhan beni,belki de benden iyi tanıyordu.Çok enderde olsa,böyle büyük öfke ataklarına kapıldığım zaman,ne Reyhan,nede”pankreas kanserinden 2005’te ölen”canım annem beni durduramaz’dı.Saniyelerden daha az bir zaman dilimin de,elimde boğaları boğazlmaya yarayan kasap bıcağıyla kapının önündeydim.Reyhan’ın beni çok sevdiğne hala eminim,son bir yalvarışla yanıma geldi ve”Lütfen”dedi,”bıçağı sakla,neredeyse bitmek üzere””Bir kaç aptal için hapise girmeye ve BENDEN uzak kalmaya değermi?”Sihirl szcüğü söylemişti,mantığım devreye girdi,hiçbirşey “Ondan bir saniye bile ayrı kalmaya değmezdi!O’nun için,gözümü kırpmadan ölür,öldürürdüm.Reyhan benim”VATANIMDI”Kim o?diye sordum.”ben dedi,”SALİH”.”Allahım”dedim,bu gerizekalının bu saate burada ne işi var?Delikten baktım,Serhat’dı,yanında tanımadığım birkişi daha,ve havlamasını duyduğum bir Pittbull vardı!Kasap bıçağını belime soktum,kapıyı açtım.Amacım,apartmana deşifre olmak değil di,zaten yeternce adımız çıkmıştı,ne olacaksa olsun içeride halledebilirdim,haneye tecav olduğu için,ve onlar sabıkalı olduğu için,polisle hiç işi olmayan ben yırtardım,bütün apartman da şahitti!Kapıyı açtım,içeri buyur ettim,salon’a geçtik.”Ne içersiniz?”Dedim.Alman olan yanında bira getirmişti,ben de aldım bir kutu,Reyhan toparlanmış,kahve yapıyordu,Serhat ve kendisi için.Salon daki koltutklara oturduk,evimiz son bir yılın aksine tertemizdi.Serhet deliydi ama iyi bir gözlemciydi,ve aslın da fena biri sayılmazdı,bu davranışı beni şok etti.
Evet dedim,bu”NE DEMEK OLUYOR?”Alman olan,pittbull köpeği olan,”tahsilata çıktık”dedi!”NE”dedim,n tahsilatı?Diyalog Almanca gerçeklşiyordu.Salih lafa girdi,o deliydi ama ben de pek normal sayılmam!Yanın’daki,yandan yemiş çek senet mafyası bozması,şaşırdı!”Bunların sana borcu yok mu?”diye sordu.”Hayır”dedi Serhat,”onlar beim dostlarım!”Olayı kısa bir sürede kavradım.Serhat’ın gerçekten de,piyasadan yüklü miktar alacağı vardı.Ve bu çam yarmasıyla ve Pttbull’larıyla,gerçekten korkutucu gözüküyorlardı,geldikleri ilk ev benim ki değildi.”neyse dedim,devam et”
Serhat önce özür diledi,iyidir özür dilemek.Sonra başladı anlatmaya;Soner dedi,görüyorum ki haliniz baya iyileşmiş.”Evet”dedim,Metadon terapsine başladık,ÜÇ ay oyuyor”o yüzden de,piyasa da dolaşmıyorum””Helal olsun”dedi Salih,ben de terapideyim,çok faydasını gördüm””oğlum”dedim,”niye kapıyı adam gibi çalmadınız,seni hiç kapıda mı bıraktık”?”Ya kanka” dedi,Türkçe olarak;bu yanımdaki deyyus’u,bodyguard olarak kullanıyorum,ama genç ve heyecanlı,daha dur!bi dakka demeden kapıyı tekmelemyee başladı”.”Biliyorsun değil mi?”dedim,canınızı almak beni üzerdi!Ama yapılan her hareket karşılığını bulur,oldukça keskin kasap bıçağını masanın üstüne attım,Alman panik yaptı,salih o’na sakin olmasını işaret etti.Bana bi sürü banknot gösterdi,on bin alman markından fazla vardı.Eee dedim,”baya bi işe yaramış””sorma”dedi,”hiç yoktan iyidir,ama hala 45000 mark alacağım var!Neyse,dediğim gib;hiç yoktan iyidir.Salih büyük oynuyordu,onun da hesap vermesi gereken büyük abiler vardı!Son derece”İYİ” ve”GÜVENİLİR”biriydi,belki aktörlükte çok daha başarılı olurdu.Ama,parçalanmış aile,genç yaşta kodes tecrübeleri onu iyice fıttırtmıştı.Bu arada Pittbul terrier bize alışmış,evin için de bir kedi gibi dolanıyordu.O’na sadece biraz yemek vermiş ve oynamıştım.Bütün canlılar sevgi ve ilgiye muhtaçtır,bir kaç istisna dışın da,insanlar’da özünde iyidir!kod kelimeler lütfen,rica ederim ve sebebsiz gülümseme,selamlaşma,en kötü insanları bile,yumuşatır.Hırs’ın,açgözlülüğün,kibrin,merhametsizliğin sınırı yoktur!Bunlar, insanı için için kemiren kanser hücreleridir.bu hücreler hepimiz de”maalesef”doğal olarak bulunmaktadır.Önemli olan,insan’ın bunları erken yaşta fark edip,nefsini,arzu ve şehvetlerini kontrol altına almak,nefisi terbiye etmek’dir!Biliyorum,inanması zor.Daha 31 yaşındayım,ama kendimi 50-60 gibi hissediyorum.Para ikişekileride sorun’dur,ya çok az yada çok fazla olduğun da.Ben de ikis de yok,hiçsib zaman şan,şöhret,zenginlik peşinde koşmadım!Tek istediğim;kimseye muhtaç olmadan,zaten az kalan süremi doldurmak!Kitap alabilecek,karnımı doyuracak,rahatça yazabilecek bir ortam,belki basit bir araba,,,yani gerçekten,Cadillac’lara,Mercedeslere,ultra büyük havuzlu evlere istek duymuyorum.Yaratılışımın bir parçası olarak,cinselliğe ihtiyaç duyuyorum,ama bir şeftali için,kendim olmaktan vazgeçmeyeceğim.İstesem bi sürü insandan çok daha fazla para kazanabilirim.Ama para,araba,ev bunlar’ı kaybedbilirsiniz,ama kendi kişiliğinizi sattığınız zaman.bir daha asla geri dönüşü yoktur!Anlamadıkları;ben kendi seçtiğim bir sefaleti yaşıyorum,ölüm kaçınılmaz!Biliyorum.Tek bir derdim var,kendim olma arzusu,bu herşeyin üstünde,anlayamadıkları da bu!Bu!Onlar benden de,klasik,olması gereken şeyleri bekliyorlar!İyi eğitim gördüm,iki yabancı dil biliyorum,dünya da su brikntisi olan heryer de,tüplü dalış kursu ve ilk yardım kursu verebilirim.Ama benim istediğim tekşey,bir kütüphane,hızlı br internet(bilgiye ulaşmanın en kolay yolu)ve bir labaratuvar,çalışmak,öğrenmek,insanlığa küçük de olsa yardım etmet,onların faydasına birşeyler bulabilmek!Şaşırtıcı olabilir,ahmakça olabilir,ama istediğim şey bu!Vücudum da oluşan spermleri,dışarı akıtmam lazım.Bu insan bedenin de,insan toplumun da yaşamaya uygun bir vücudum var.Ama beni”çapkın”zannediyorlar,
Aslın da tek eşlilik bana yeter,zaten.ilişkilerimn en kısası bir yıl sürüyor.Yani gözüm dışarlarda falan değil!Ama bu toplum için normal olmayan,hatta biraz kaçık fikirlerimi dillendirdim mi,bana delicesine aşık olan kadınlar,beni çok sevdiğini söyleyen hatunlar.beni terk ediyor.Sanırım,toplumun dayattığı ideal eş kavramına uymadığım için,”çalış,delicesine,para biriktir,delicesine ev araba al!Bunlar bana uygun değil dediğim zaman,kendim olmaya çalıştığım zaman”sen asla büyümeyeceksin,hala çocuk gibi davranıyorsun diyerek benden uzaklaşıyorlar!Ama çocuk kalarak da iyi bir eş,iyibir baba olabilirim.Çocuğumu benden uzak tutmaya çalışıyorlar.Bu bir insana yapılabilecek en ağır işkencelerden biri,tamam,sen beni artık istemeyebilirsin,saygı duyarım.Ama oğlumu yada zaten ömüş olan annemin bababım ve bir daha asla yaşanamayacak anların fotoğraflarını almak da ne oluyor.Şirlirimi almak ‘te ne oluyor?Tamam ben size zaralı olabilirim,ama sizi aldatmadım ki!Ne olduğumu daha ilişki başlamadan önce,kadınlı erkekli,tanıştığım herkese anlatıyorum(yada anlatmaya).ne olduğmu ve ne olacağımı açık açık söylüyorum.Bence dişilerin sorunu”bu çocuk iyi.ama sen O’nu eğitebilirim”Ben,kimseden beni eğitmesini.korumasını,düzeltmesini istemedim,istemyorum,istemeyeceğim!Halimden mennunum.Bunu anlamak neden bukadar zor,anlakıyorum?
Salih’in yanın’daki,Alman,yanın da getirdiği şırıngayı çıkardı.Olayı çözmüştüm,Salıh yanın’daki denyo’ya bir miktar kokain verdi.Tabii bana da!aslında,bir çeşit teşekkür olarak verdiği bu kokain,bizim sonumuz olmuştu.
Evet,sonumuz olmuştu,Salih’in bize,özür yada kıyak amacıyla bıraktığı 2 gram civarın da kokain!Herşey son derece iyi gidiyordu,nerdeyse bitmet üzereydu.Bi ara,Salihin braktığı beyazı tuvalet dökmeyi düşündüm,ama değeri 200 mark olan bu tozu,satabilirdim de!Ama biliyorsunuz,kırılma noktaları vardır hayatta!Bu da onlardan birisiydi.”O”tadı biliyorduk,önümüz de duruyordu.Salıh ve adamı,gitmişlerdi.Şimdi içinde beyaz,kristalize bir toz olan paket,önümz de duruyordu.Birdn,O son zamanlarmızı düşündüm,ne sefaletti!Tabii ki tekrar yaşamak istemiyorduk,aynı şeyleri!Ama o paket,tuvalete atılamaycak kadar değerliydi.İkimiz de pakete bakıyorduk,seneler geçmiş,acılar neredeyse untulmuştu ama birşey de vardı,bu durum da;Gücümüzü test etmek,”Hayır”diyebilmek,sanıldığı kadar kolay değildir!”ne düşünüyorsun?”diye sordum Reyhan’a.Güçlüydüm,ama onun yardımına ihtiyaç duyuyordum,”dök”demesini bekliyordum.Ama beni şaşırttı,”bence birer tane sağlam çakalım”dedi!Bu,beklediğim cevap değildi,ama bende inanılmaz bir istek duyuyordum,demekki sandığım kadar güçlü değildik,ve bu”bir kereden birşey olmaz”tribinden sıkılmıştım,bilyordum,sağlam yada değil,biliyordum,lanet olsun biliyordum,kötü birşeyler olacağını.Ama o’da ok verince,iğne almak için eczaneye gittim.Geri geldiğim de,Reyhan heycanlı bir şekildi mala bakıyordu.
Ve tabii ki,herzaman olduğu gibi,benim hazırlamam gerekecekti!Kokain’in dört’te birini,yaklaşık yarım gram kadar,kaşığın içine boşalttım,üserine az bir miktar su ekledim,karıştırdım ve filtreden enjektöre çektim.”Tanrım”diye düşündüm,”ne kadar aptalız!”İki iğneye de eşit miktarda çektim,on beş cc kadar.Damarlarımız iyileşmek üzereydi ve biz onları tekrar delecektik,”bu ne bitmez bir işkence”diye düşündüm.Megadeth çalıyordu,”I tought i knew at all”.Önce Reyhan’a yapacaktım iğneyi,sonra da kendime.Kolları iyileşmişte olsa,Reyhan hala çok zayıftı,kolları çok inceydi.Fazla zorlanmadan buldum bir tane uygun damar!Uzun,kestane saçlarını geriye attı,gzlerini kapayıp arkaya yaslandı,mal iyiydi anlaşılan!Daha sonra da,kendime,sol bileğimin üstünde.daha önce yüzlerce kez kullandığım,sadık bir damara.kendi payımı enjekte ettim.Mal iyiydi,ama içimi de bir pişmanlık duygusu kaplamıştı.Sadec bir kaç dakika süren”Kick”i yaşamak için,ben de gözlerimi kapadım ve arkama yaslandım.Kendime geldiğim de,ikinci şırıngaları hazırlıyordum.Ve üç ve dört,mal bittiğinde akşam olmşutu,Reyhan biraz daha alalım dedi.İşte böyle bir boktur kokain,içmeye başladın mı,uyuyana kadara bitmez!Tanıdığım bir torbacı vardı,Lübnan’lı,O’nu aradım,arabaya atladım,sürdüm...Önce tren garına uğrayıp,diazepam ve Rhopynol alrım,çünkü bilyordum,bu alacağım da yetmeyecek,asla yetmez!Bir saat sonra evdeydim.500 mark’lık kokain(yaklaşık yedi gram iyi kalite),ve sakinleştirici haplar.Bir büyükşişe gorbatchov votka ve zencefili gazoz.Ben,kokain kullandığımız dönemde de,hep içki yada sakinleştirci hap alırdım.Çünkü,kokain bitince,paranoya,şizofreni,yerlerde olmayan mal’ı arama,halüsünasyonlar görme gibi iğrenç yan etkiler başlıyordu.Reyhan içki içemiyordu,ve eğer hapta yoksa,çok fena etkilere maruz kalıyordu.Mesela,Bir keresin de kavga ederken o’nu ortada bulunan cam masanın üzerine atmıştım,yada düşmüştü(yada biraz attım,biraz düştü!)...Ama bu aylar önce olmuş,8mm kalınlığındaki cam dakikalarca için için,çBayanlar ve Baylar,




ıtır çıtır kırılmaya devam etmişti.Ve hiç bir yeri kesilmemesine rağmen,Reyhan her kokain kullandığımız da,derisine camlar girdiğini ve kokain’in onları dışarı çıkardığını iddia ediyor,cımbız yada tırnak makasıyla saatlerce kendini deşiyor,bazen kanatıyordu!Bir ara ben de bu tribe girdim ve kendimi deştim,fakat içki içince yada sakinleştirici kullanınca,halüsünasyon gördüğümü fark ediyor,kendimi deşmeyi bırakıyordum.Fakat Reyhan içki içmediği için,deli gibi kendini deşiyor,inanılmaz bir dehşet sahneliyordu.Bazen bırak,kes artık dediğim de”görmüyormusun?gel bak burada cam parçaları”diyordu,tabiiki cam parçası falan yoktu,çok üzüyordu beni ama O’nu engelleyemiyordum...Vücudu’nun heryerini deşiyor,kanatıyordu.Kokainden nefret ediyordum.Bazen O’nu durdurmak için,tokatlıyordum,cımbızı elnden alıyordum ama buda O’nu durdurmuyor,kesici bir alet alıp,kendini yatak odasına kilitliyordu.O yüzden önce Hbf’ye gidip,güçlü sakinleştiriciler aldım.Hapları,kokain iğnelerinden önce içmeliydik ki,tam zamanın da patlasın!Tahminen,On’ar tane daha iğne yaptık ve ikişer tane Rhopynol,On’ar tane de diazepam içtik,ben votka içiyordum,Reyhan içmiyordu ama,sakinleştiricilerin etkisiyle gözleri kapanıyordu.Ertesi gün hafta sonuydu.Hafta sonları,Doktor’un muayenehanesi kapalı olduğu için,hem iğnelerimizi değiştirdiğimiz,hem de sokak’ta yaşayan bağımlılara ucuz ve bol kahve ve çörek veren”Krise Cafe”de metadon dağıtılıyordu.Ama sadece sabah,08:00 dan10:00’a kadar!Eğer geç kalırsanız,hafta sonunu hasta geçireceksiniz demekti bu.Eroin’de alamazdık çünkü eğer kanımız da eroin çıkarsa,terapiden atılacaktık!Perşembe günü başladığımız kokain’e,yaklaşık beş bin mark verdikten sonra,cuma sabaha karşı uyuduk!Uyandığımızda kiliselerin çanları çalıyordu,hava aydınlıktı ve bu hiç’te iyi bir şey değildi,sadece pazar günleri bu kadar çalar!Daha sonraları iki küçük paket için verdiğim,iki bin marklık,Swatch saatime baktım,”lanet olsun”dedim!Reyhan da uyanmıştı.Yerimden fırlayıp,kotumu üzerime çekiştirmeye başladım,o sırada Reyhan da saat’i görmüştü;09:50!O’da bir ok gib yerinden fırladı...Daha önceleri de,hafta sonları geç kaldığımız olmuştu,ama her seferin’de son dakikalar da yetişirdik.Bu kez işimiz zordu,Cuma ve cumartesi’yi zaten kaçırmıştık,bu gün,yani Pazar gününü’de kaçırırsak,yarın sabah 09:00’a kadar hasta kalacaktık,hemde üç günün hastalığı!Evden bir-iki dakika içinde çıktık,koşuyorduk,ben önde,Reyhan arkamda,hasta hasta.Krise cafe şehrin öbür tarafınday’dı,ve pekte yakın sayılmazdı!
Cafe’nin önüne vardığımız da,saat 10:05’idi,lanet Alman dakikliği!Doktorlar gitmiş,dağıtım bitmişti!Kan ter için de,nefes nefese,çevredeki birkaç junky’ye ümitsizce sorduk,”dağıtım bitti mi”?”Ooo”dedi,”çoktan bitti”.”Ama sugar(eroin)lazımsa,ayarlayabilirim”.”Sağol”dedim,istemez.G.tümüze baka baka eve döndük.Hastaydık,çok hastaydık.Metadon bulmamız gerekiyordu,ama nasıl?Birçok kez hastalığa ve krise dayanmıştık.fakat bu sefer üç günlük,yani en kötü,krizleri çekecektik.uzun zamandır,hastalığı unutmuştuk.Bir kaç saat sonra Reyhan,”dayanamıyorum”dedi.Ben de çok kötü durumdaydım.İşin kötüsü,bütün parayı harcadığımız için,ne uyku hapı,ne de kokain alabilirdik.Saat öğlen 14:45 de,”artık yeter”dedi,Reyhan!Ben de çıldırmak üzerydim.Salih’e gidersem,yarına kadar tedavilik bulabilirdim.Bunu O’da biliyordu.”Git al lütfen” dedi,”bunu Doktora açıklayabiliriz”.”Ne’yi açıklayacaksın?”dedim.”Bütün hafta sonu,hatta perşembeden beri,Kokain içiyoruz ve uyuya kaldığımız için,metadon alamadık,biz de eroin aldık mı?diyeceksin” Yüzüme anlamsızca baktı.O da biliyordu,böyle bir nedenden gidersek,doktor anın da bizi terapiden çıkarırdı.
O sırada,aklıma bir fikir geldi.Üst katımız da,eroin ve kokain satan,ama kullanmayan bir Afgan vardı...Yukarı çıktım.Daha önce de birkaç kez alışveriş yapmıştık.Kapıyı çaldım,açtığın da,üzerin de pijaması vardı.”Hey”dedi,”birşey mi lazım”.”Evet”dedim,”biraz sidik ve biraz kokain ve biraz da eroin”.Yüzü,şurup içmiş bir çocuğun ki gibi,renk değiştirdi.Birkaç dakika konuşamadı ve sordu”NE,sidik mi?”...”Evet”dedim,içeri girmemi söyledi.Koltuğa oturmuş,hastalık’tan titriyordum.
“Bak”dedim,”biliyorsun,metadon Terapisindeyiz”.Devam ettim,”yarın idrar testi var”,eğer idrar testlerimiz pozitif çıkarsa...””Tamam”,dedi,”anlıyorum galiba”.”Benim idrarımı vereceksiniz,kendinizinkinin yerine”.”Evet”,dedim.”Bu arada bir miktarda eroin ve kokain alıcağım,ama veresiye”.”bankalar açılınca öderim”.”Sorun değil”dedi.”Komşuyuz,birbirimize yardım etmeliyiz değil mi?”,sırıttı.Ondan nefret ediyordum.Ama bu uyuşturucu’nun,bana ilk kazığı değil’di.Ondan almıyordum,çünkü çok pahalı satardı.Ama şimdi o’na mecburdum!Az sonra döndü.Elin de,yarısı sidikle dolu bir şişe vardı,ve birer gram’lık iki paket.O’na iki yüz mark borçlandım.Normalde,bunları yüz marka alabilirdim!Arkamdan bağır’dı,”bu kıyağımı unutma”.Siktir git pis o...pu çocuğu diye geçirirken içimden,”tamam”,dedim,”unutmam”.Aşağı indiğim de,Reyhan yerde kıvranıyordu.”Hey”,dedim,”hallettim”.Önce,eroin ile kokain’i karıştırıp,kokteyl iğnesi yaptık.Sonra da,eroini çaktık,uyuyabilmek için!Sabah,saat 09:00’da,doktor da idik.”Ne oldu?”diye sordu,cuma gelmediniz!Reyhan konuşuyordu genellikle,”Denedik”.dedi,”acaba dayanabiliyor muyuz diye”.”Evet”,dedi doktor,”dayanabildiniz mi?””Şey”dedi,Reyhan.”Zor oluyor tabii,ama sanırım oluyor.””İyi” dedi doktor,hemşireye işaret etti.Hemşire az sonra,elinde iki adet idrar test kabıyla geri geldi.Tuvalete girdik,ayrı ayrı.Gerçeği gibi ılık olması için,apışaram’da sakladığım,meyvesuyu şişesin den bir mikter idrar’ı,test kabının içine koydum.kapları,hemşireye verdik.Metadon’umuzu içtik ve eve dönmek üzere çıktık
1. Bu arada,tekrar kokain’e dönmüştük.İki gün sonra doktora gittiğimiz de,”kokain kullanmışsınz”dedi,”ama benim için önemli olan eroinri,idrarıanız temiz”’dedi.Eoini bırakmalısınız”.Lanet”Afgan”komşumuz da kokain kullanıyordu,anlaşılan.Uzunca bir sür daha devam ettik,Metadon terapisine.20 miligrama kadar düşürmüştük ama kokain kullanmaya devam ediyorduk.Eroin bitmişti,fakat kokain daha sinsi daha güçlü bir düşman’dı.Ve ben kararımı verdim.Reyhan’a da söyledim bunu;”En az bir altı ay,ortam dan uzaklaşmamız lazım”dedim.”Nasıl?”dedi Reyhan.”İki yolu var”dedim,”ya başka bir şehre taşınacağız,yada!”Yada ne?”dedi.”Yada dedim,Türkiye’ya gideceğiz”.Reyhan,Türkiye’ye gitmek istemidiğini söyledi.Şimdilik,bu konu bitmişti.Reyhan,başka bir şehre taşınmayı uygun buluyordu,Ama Türkiye’ye dönmeyi düşünmüyordu.Bende ondan ayrılmak istemiyordum,Düsseldorf yada Köln olabilir di yeni taşınacağımız yer.Fakat,ünivesiteyi bırakmak istemiyorduk,ayrıca orada iş bulmamız da zor olacaktı.Bu arada bir kaç ay daha geçti.Kokain tama gaz devam ediyordu.Kollarımızı,mümkün olduğunca kullanmıyor,kasığımızdan yada boynumuzdan iğne yapıyorduk,bu çok daha etkilydi,bir o kadar da ölümcül!Ölüm bize ince ince mesajlar yolluyordu.
Artık yorulmuştum,uzunca bir süredir,inanılmaz riskler alıyor,ölümle dans ediyorduk.
Reyhan benim,ben de Reyhan’ın ruhunu taşıyordum.İkimiz de çok yorulmuştuk,uyuşturucu artık bir alışkanlık olmuştu.Zevk aldığımız falan da yoktu.Zaten patlamak üzereydim.Bunun üstüne birde vize sorunu eklenmişti.Almanlar vize konusun da sorun çıkarmıyordu,ama Türk konsolosluğu,pasaportumun süresini uzatmıyor,sürekli ayak diryordu.En son eğitim ateşesine gittim.Üniversiteden aldığım,Almanca belgeleri,Türkçe’ye tercüme ettirmişitm.Yeminli tercümanın imzaladığı belgeler de,Essen üniversitesin de,Bilgisayar mühendisliği ve İktisat okuduğum,açıkça yazıyordu.Başka bir kırılma noktası daha.Fakat,Askeri ateşe,Yoklama kaçağı olduğumu,bu belgeleri Türkiye ye dönüp,bağlı bulunduğum askerilik şubesine imzalatmam gerektiğini söylemişti.İşte bu,zaten pekte sağlam olmayan sinirlerimi hoplatmıştı.Türkiye’ye gitmye karar verdim.Reyhan ağlayıp bağırarak,Türkiye’ye gitmemem gerektiğini söylüyordu.Abimi askerlik şubesine yolladım,ama malesef her zamanki gibt başarısız olmuştu.Eğer Almanya’da,bu sorunu hallatmeden,kalırsam.kaçak duruma düşecek,beltide sınırdışı edilecektim.Türkiye’ye dönmeye kesin olarak karar verdim.Reyhan buna çok üzülmüş ve tepki göstermişti.Sensin başaramam,beni burada yanlız bırakamazsın diyordu.O zaman sen de gel dediğim de,”ben orada yaşayamam”diyordu.O’na anlatmaya çalıştım.Sürekli değil,birkaç ay kalacağız dediğim de hayır olmaz,yapamam diyordu.Bense,kesin kararımı vermiştim.Türkiye’ye gidecektim.Ama metadon doktromuz sadece günlük veriyordu.Tekrar,Wuppertal’e gittim. braz kodein ve vallium işimi görür dü.Ve birkaç günlükte Methadone.
^3.Bölüm;Türkiye ye dönüş.
Havaalanına annemle beraber yengem ve ablam da gelmişti.Ama ben çıkış kapısına çıkamadan havaalanı polisi tarafından gözaltına alındım,tabiiki askerlik yüzünden.Annem ve diğerleri buna çok üzülmüştü,daha nasıl bir boka saplandığımdan haberleri bile yoktu.Geceyi karakolda,uçak korsanları ve kaçakçılarla geçirecektim.Polisin sıvı Metnadonun ne olduğundan bile haberi yoktu.büyükçe bir yudum alıp son bir sigara yaktım ve uyuya kaldım.Üç gün daha burada geçirecek sonrada askere yollanacaktım ama beklemediğim bir gelişme oldu.Sabah beni uyandıran memur üst kata çıkardı ve kendi isteğimle askerlik şubesine kayıt olacağıma dair bir kağıt imzalatıp beni salıverdiler arkama bile bakmadan uzaklaştım.Bir telefon bulup ablamı arayıp beni gelip almalarını söyledim.Onlarda şaşırmış olmalıydılar.Eve gidince herşeyi anlatma vakti gelmişti ve hatta geçmişti!Onlara;Reyhan’la beraber dört senedir Eroin ve İki senedir de Kokain kullandığımızı ama kurtulmak için buraya döndüğümü söyledim,yüzlerindeki ifade inanılmazdı.Papayı ben vurdum desem bu kadar şok olmazlardı.ablam Hacettepe üniversitesi Eczacılak fakültesini derece ile bitirmişti.O’ndan daha iyi yardım alacak kimi bulabilir dim ki?Ama O zamanlarda şimdiden farklı değildi.Kimse bunun kendi ailesinden birine olabileceğine inanmıyordu,konduramıyordu.Uyuşturucu bağımlılığı bir hastalık değil bir kişilik zayıflığıydı.halada pek çok kişi böyle zanneder!Neyse ertesi gün ben ve ablam yakındakı Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları hastanesine giitik.Orada Amatem diye bir bölüm vardı;Alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezi şimdi birde UMATEM var galiba.Orada bir Psikiyatr ile görüştüm bayana tedavi şekillerini,Kodein mi,Methadone mu,Benzodiazepin mi kullanıyorsunuz gibt sorular sorinca bayan ablama benim içerde yatmama gerek olmadığını,zaten üç günü atlattığımı ve bilinçli bir kişi olduğum için bana reçete yazacağını (Diazem,Xanax,Laroxil) ve bunları evde kullanmamın yeterli olacağını söyledi.Tabiiki yeterli olmayacaktı inanılmaz ağrılarım ve ölümcül Depressyonum vardı acil tıbbi müdahaleye ihtiyacım vardı.Fakat bulabildiğim tek teselli Alkol idi.O’nu içemiyordum çünkü bütün vücudum gibi midemde acayip hassaslaşmıştı,ictiğimi kusuyor sonra yeniden içiyordum.Ama birazcık uyuyabilmem ve inanılmaz ağrılara katlanabilmem için bundan başka çarem yoktu.O gün Reyhanı arayarak çok kötü olduğumu bana acil postayla Methadone yollaması gerektiğini söyledim.Bunu da boşalttığı parfüm şişelerinin içine koyarak yapacaktı.İki gün daha inanılmas acılar çektikten sonra,paket geldi içinda üç şişe vardı tahminen 6000 miligram idare edersem on gün yeterdi rahat bir nefes aldım.Annemle beraber Adapazarına döndük.Alkole devam ediyordum,haplara ve Methadonada!Mehadone bitti,acı tekrar başlamıştı ama eskisi kadar fazla değil ama unuttuğum bur nokta vardı;Metnadone bir kimyasaldı ve,Eroininin normalde 7-10 ğün süren yoksunluğunu bir aya kadar uzatıyordu.Tamam Eroinin ki kadar acı çekmiyordum ama hiç bitmiyecek gibi geliyordu çektiğim ağrı ve bunalımlar.Yaşadığım zevkin bedelini yüzlerce kat geri ödüyordum.Ve bir sabah uyandığımda bir mucize oldu!Hiç bitmeyeceğine emin olduğum ağrılarım yok olmuştu annemi kaldırdım,ve o’na sarılarak ağlamaya başladım işte bitmişti.O da beni çok seviyordu.Beraber kahvaltı ettik,bir hafta sonra Reyhan gelecekti ve ben temizdim,en sonunda lanet olasıca şeyden kurtulmuştum(muydum?).O hafta mükemmel geçti,Reyhanı deliler gibi özlemiştim,çektiğimiz her şeye değerdi bu;sadece o nu kaybetmemek için bütün bu acılara katlanmıştım!Reyhanı karşılamaya ağabeyimle beraber bir Mazda 626 ile gittik,yananda abisinin karısı ve kaynanam da vardı.Reyhan da iyi gözüküyordu ama hala methadonu bırakamamıştı,bende alkolü.Sabahın körü olmasına rağmen yanıma aldığım litrelik Jack Danielsın yarısını bitirmiştim,ama eroin kokain ve onca haptan sonra bir şişe Jackten ne çıkardı o nuda yakında bırakırdım nasıl olsa!(Aralıklarla da olsa tam 7 sene sürdü!).Tabiki kaynanam da her şeyi öğrenmiş ve büyük ihtimalle bunlardan beni sorumlu tutuyordu.Reyhan da üzerindeki baskıyı biraz olsun hafifletmek için suçu bana atmıştı anlaşılan ve bunun için O’ na kızmıyordum.Ailesenin ne kadar yobaz olduğunu bildiğim için ve O’nu her şeyimi verecek kadar çok sevdiğim için bu sorun değildi.,geri dönüşlük iki saatlik yolda da kalan Jack i bitirdim.Eve geldik.Reyhanı ve görümcesini Adapazarının Söğütlü köyüne bırakıp bize döndük.Deliler gibi seviştikten sonra yaşadıklarımızı birbirimize anlattık.Ailesi benden ayrılması için inanılmaz baskı yapıyordu ama bunu kabul etmiyecekti çünkü birbirimize hala deliler gibi aşıktık.Bana Methadonu çok azalttığını ve burada bitireceğini söyledi.Ben içmeye devam ediyordum.Aynı gün bir saatlik mesafedeki yazlık evimize gittik bir ay burada kalacaktık ama maalesef asla yalnız kalamadık,bizimkiler ve O’nun ailesi hep yanımızdaydı.Methadonu birkaç gün içinde bitti ve inanılmaz ağrılar çekmeye başladı.Bu beni kahrediyordu ama elimdende bir şey gelmiyordu.Eroin bulmamı istedi ama bunu O’na yapamazdım.Ben içiyordum uyumak için ama o alkole dayanamıyordu çoğu zaman kusuyordu.Ben her sabah sahile inerken 2.5 litrelik bir fanta alıyor,yarısını döküp içine Votka karıştırıyordum.Beraber öğlene kadar bitirip eve çıkıyor bir saat kadar uyuyup akşam yemeğini hazırlamaya başlıyorduk ben mangalı yakıyordum,O’da salatayı hazırlıyordu.Bol bol müzik dinliyorduk.Akşam ile beraber Rakı içmeye başlıyorduk,genelde çevremizde,Yusuf,Hakan ve Birant oluyordu.İnsanlar bizimle konuşmaktan ölesiye kaçıyordu biz de onlara bayılmıyorduk ama biza Cüzamlı muamelesi yapmaları bizi uyuşturucudan uzak tutmak şöyle dursun daha da itiyordu.Bir ay çabuk geçti her güzel şey gibi.Reyhan Almanya’ya döndü bana para yollamaya devam ediyordu.Bu para için iğrenç şişko Alman erkeklerinin altına yatması midemi bulandırıyor ama O’na olan sevgim ve saygım gözümü kör ediyordu.Reyhan birkez daha geldi ve bir hafta kaldı bensizliğe dayanamadığını,para için yatmayı bırakacağını söylüyordu.Bu çok hoşuma gidiyor,O’na olan sevgimi katlıyordu.Lakin bir gün çantasında çakmak ararken bulduğum Kokain paketi beni çok derinden yaraladı.Birşeyler ters gidiyordu,o gece O’Nu uçağa götürmek için İstanbul’a giderken,O’nu bir daha göremeyeceğim hissine kapıldım.Ama O’na hiç bir şey belli etmeden yolcu ettim.Uçağa binerken ağlamaya başladı beni çok özlediğini artık temiz oldiğini,en kısa zaman da ;Almanya ya dönmem gerektiğini söyledi.Artık neredeyse emindim bu O’nu son görüşümdü!Ben de ağlamaya başladım nedenini bilmeden ,Atatürk havalimanı park yerinde hıçkıra hıçkıra ağlıyordum,Bir süre daha telefonla görüşmeye devam ettik.Ne zaman geleceğimi sorup duruyordu,ama ben artık gitmiyeceğimi biliyordum,O’da biliyordu.Büyük ihtimalle Kokaine ve fahişeliğe devam ediyordu.Daha sonra Hepatit C den de kurtulamadığını itiraf etti,ben çok düşük bir ihtimali değerlendirmiş,hastalığı Akut olarak geçirmiştim,O ise benim kadar şanslı değildi,hastalığı kronikleşmişti.Kardeşi Canan da Hastanede Hepatit C VE B tedavisi görüyordu ve durumu çok kötüydü.Hepimiz mahvolmuştuk.Tanrım:biz kendimize neler yaptık.Ben 22,Reyhan 24,Canan ise sadece 19 yaşındaydı ve hayatımızı zikip atmıştık.Bir süre sonra telefon etmemeye ve para yollamamaya başladı.Bunu bekliyordum.Herşeyimi orada bırakmam ki;(Buna 70.000 marklık arabamda dahil)askere gitme pahasına Türkiye ye dönmeme ve burada tam anlamıyla sefalet çekmeme rağmen bana esas koyan ailesinin ve çevresinin gazına gelip bizi bitirmesi olmuştu).Bir gün telefon açtığımda cep telefonunu bir erkek açtı.Kimsiniiz diye sorduğumda;”Erkek arkadaşıyım”dedi,O bana “siz misiniz?” diye sorunca “kocasıyım” diye cevap verdim ve telefonu kapattım.VE bir daha ne o’ndan nede Canan dan haber alamadım.Ama adamın benim evimde oturup pijama terliklerimi giyip benim televizyonumda saçma Talk Showlar seyredip,Kendimden bile daha çok sevdiğim karımı düzdüğünü biliyorum.Belki arabamı kullanıp baldızımıda beceriyordur.Ama her şeyin bir bedeli olduğunu O’da öğrenecek,Hepatit C ve B ile tanişip benim kadar şanslı olmayabilir!O zaman dan beri hiçbirinden cevap alamadığım,merakta etmediğim için yaşayıp yaşamadıklarını bile bilmiyorum.Ama emin olun;ölmelerini istemem (eğer hala yaşıyorlarsa) ve yine eminim ve isterim ki mutlu ve sağlıklıdırlar.Ben hiçbir zaman başkalarının üzüntülerinden beslenmedim ama önümde bakmam gereken bir yol vardı.Tüm mantığıma rağmen ve psikolojik dayanıklılığıma rağmen inanacak sarılacak bir şeylere ihtiyacım varıd.Bir iş vesaire uzunca bir süre belki bir daha asla kimseyi O’nun kadar sevemiyeceğimden de emindim,beş vakit namaz kılmaya ailemle annemle ve yiğenlerimle ilgilenmeye başladım.Ayrıca evde Feyyaz ile Binnaz adında kanaryalarımız varıd ve yeni yumurtlamışlardı.Bir gün Feyyazı yıkadım ama olağandışı haraketleri sanki gelen bir felaketin habercisiydi.o Hafta sonu yazlığa gittik annemle beraber,pazartesi dönmemiz gerekiyordu ama tatili bir iki gün daha uzatmaya karar verdek.O gece
Ben ağabeymin eşinin kardeşi Levent (Kendisini çok severim),Hakan sancaklı,veYusuf (onlarıda yaşça küçük olmalarına rağmen çok severim),sahilde sabaha karşı iki buçuğa kadar içki içtik.Eve döndüm.Ablamın kayınvalidesinde kalıyorduk,rahmetli annemde uyumamıştı.Bana yiyecek bir şeyler hazırlamaya başladılar,saat 03;05’i gösterirken ev,hayatımda gördüğüm en şiddetli sallantıyla titremeye başladı!Sarsıntının şiddeti gittikçe artıyor,duracak gibi görünmüyordu.Annemi ve ablamın kaynanasını tutarak kapının eşiğinde sakin olmalarını söyledim,bu arada Levent bizden bir üst katta olmasına rağmen aşağı inmeyi başarmış,Devrilen kiremitlerin arasından slalom yaparak kaçıyordu.Halatımızın en uzun 45 saniyesi bittiğinde,elektrikler kesilmiş,dolunayın aydınlattığı çevrede binalardan devrilen tuğla ve bacalar ile gecenin o saatin de,üzerlerine geçirebildikleriyle kaçışan ve feryat eden insanlar görünüyordu.Bağıran anneme ve Besime teyzeyi bağırarak sakin olmalarını ve yavaş yavaş aşağı ineceğimizi söyledim.Sitenin ortasında,Valeybol ve oyun parkı olarak kullanılan boş bir alan vardı.Sitede yaşayan onlarca kişi,Dolunayın ışığın da ve 17 Ağustos gecesinin sıcak akşamında,çoğu anadan üryan bir şeklide sağa sola koşuyor,birbirine anlamsız sorular soruyordu!Aklımdan geçen tek şey;”Mahşer böyle bir şey olmalı ve Reyhan bana bunu da yaşattın ya!)Oldu.Ortalık biraz yatışınca ve herkes can’ın güvende olduğunu anlayınca,cananının derdine düştü.Buradaki binaların en yükseği iki katlıydı,yıkım yoktu.Ama burada yazlarını geçirenlerin tamamı;İzmit,Adapazarı,Gölcük ve İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşıyorlardı.Malları mülkleri ve akrabaları oradaydı!Panik havası biraz dağılınca,Oradaki tük insanlar,telefonlarına sarıldı ama bunu yapan milyonlarca insan olduğu için,telefon hatları kitlenmişti.Bu panik havasının bir salgın gibi yayılmasına ve büyümesine sebep olmuştu.Çünkü elektriklerde deprem sırasında kesilmiş,tüm enformasyon bir anda yok olmuştu.Bu bir “DEPREM” idi,bu kesindi.ama merkez üssü neresiydi,hangi şehirler etkilenmişti,ölü ve yaralı var mıydı?Bu sorular tam bir muaammaydı.Ben Leventi,O’nun ailesini ve kendi ailemi bir araya toplamış,ve mümkün olduğu kadar sakin bir şekilde,(bu pekte mümkün değildi!) olaya mantıklı açıklamalar getirmeye ve yapılacakları anlatmaya başladım.(Olayın üzerinden on sene geçmesine rağmen yazarken bile “O” anı yaşıyorum,büyük bir travmaydı!)Öncelikle Adapazarı ve çevresinin,Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde olduğunu ve daha öncede büyük sarsıntılar yaşadığını biliyorduk,elektrik kesintisi ve telefonların kilitlenmeside olayın gerçekten ciddi olduğu ve merkez üssünün çok yakınlarda olduğunu gösteriyordu.Artçı sarsıntılar olacağı için binalara kesinlikle girmemek gerekiyordu.Ve içimizden bir gurup oluşturarak45 km yakındaki,Yaşadığımız yer olan Adapazarına bir heyet göndermeliydikYolların durumunu bilmiyorduk ve nelerle karşılaşacağımızıda!O yüzden toplu halde yola çıkmak,trafiği de iyice kilitliyeceği için anlamsız olurdu.Bu arada insanlar telefonu denemeye devam edecek ilk haber alan diğerine ulaştıracakti ki,korktuğum oldu;Telefonla Adapazarı’ndaki bir yakınıyla görüşen kişi,Korkunç bir yıkım olduğunu şehirde binlerce yıkılmış bina,kolu bacağı kopuk insan olduğunu,bağırarak herkese duyurdu!Ve panik ve merak havası yerini ağıt ve bağrış çağrışlara bıraktı.BU arad ben Levent,Yusuf ve hakan çoktan yola çıkmıştık.Hepimiz hala sarhoştuk sabahtan beri içiyorduk,ama bu şokla beraber,kalbine Adrenalin iğnesi yapılmış biri gibi ayıldık!25 kilometre mesafedeki Kaynarca ilçesine kadar bir yıkım yada yoğunluk yoktu.Ta ki Kaynarca girişine kadar.Orada tek tük yıkılmış binalar göreye başladık.Az ötede duran bir polis aracına yanaştık.Polis;”Depremin merkezinin olduğunu.ama oraya gitmemizi tavsiye etti!”Büyük ihtimalle yıkım devasa boyutlardaydı ve yollar kapalıydı.Bu arada oldukça şiddetli artçı sarsıntılar neredeyse aracı yoldan çıkaracak gibiydi!İnanılmaz bir süratle Yarım saat içinde çok virajlı yolu aştık ve Adapazarı’nın gidişine ulaştık,şehrin dört kilometre dışarısındaki çevre yolu,devrilen bir minare yüzünden kapanmıştık,Etrafından dolaşarak ve kaldırımları aşarak,Adapazarı merkeze geldik.Saat 04:00 civarıydı.Ve insanlar deprem sanki yeni olmuşçasına yarı çıplak bağırarak kaçışıyor,yardım dileniyordu.Ama gerçekten kimse kimseye yardım edecek halde değildi.Önce leventlere ait olan büyük binaya gittik,Bina sağlamdı,Levent rahmetli dedesine destanlar düzerken oradan ve ayrıldık,ve yaklaşık ikiyüz metre ileride ağabeylerimin oturduğu binaya gitmeye çalıştık.Çalıştık diyorum çünkü,ara ve ana yollar enkaz ve insan seli nedeniyle kapalıydı.Yusuf ve Hakan ile ibr saat sonra “olmayan”belediye binası önünde buluşmak üzere ayrıldık.Yalan olarak,çok daha hızlı olurduk.Ayrıca yaralısı olanlar,yardım etmemiz için önümüzü kesmeye çalışıyorlardı fakat o kadar fazla idiler ve yollar kapalıydıki,onlara yardım etmemiz imkansızdı.Yayan olarak bana ait olan ama ağabeyimin oturduğu binaya geldik.Arabaları orada yoktu ve bina elli santim çökmesine rağmen tek parça halindeydi.Bu da en azından hayatta oldukları anlamına geliyordu.Daha sonra telefonla Levent in akrabalarının da hayatta oyduklarını,Sapanca daki yazlık eve sığındıklarını öğrendik.Bizimkilerde Adapazarı’na beş kilometre mesafedeki Hanlıköy’e sığınmışlardı.Görünürde,birinici ve ikinci derece maddi veya manevi hasar yoktu.Fakat şehirdeki manzara tam bir felaketti!Böyle bir şeyi ne yazıyla ne sözle nede sinemayla anlatmanın herhangi bir yolu yoktur.İnsan ırkının,sefaletinin,korkaklığının,cesaretinin,gücünün,güçsüzlüğünün,iyilk ve kötülüğünün bu kadar açık ve ironik,mecazi, anlatılması imkansızdır.Zaten yüzlerce kitap,dergi,gazete ve yazı okuduğunuz için fazla ayrıntıya girmiyeceğim.Ama şöyle anlatabilirim;kendisi yaralıyken ve artçı şoklar devak ederken enkaza girip insanlara yardımcı olanını da gördüm,marketleri yağmayanı da(bunu da bir noktaya kadar anlayabilirim;Eğer yağmalanan,Rakı ,ütü gibi şeyler olmasaydı).Bir kaç saat sonra sadece aksar oradaydı (Cübbeli,sarıklılara sesleniyorum).Polis ve diğer devlet görevlileri günler sonra ortaya çıkarken,özel sektör,birkaç saat içinde) oradaydı.Ve esas felaket,Bizi aydınlatan,ısıtan,yaşatan güneş ışıklarıyla su üstüne çıktı!Neredyse,her iki binadan biri ya tamamen yıkılmış yada oturulamaz derecede hasara uğramıştı.Arabayı alıp sığdığı kadar yaralıyı,hastanelere götürmeye çalıştık.Fakat zaten az olan hastanelerin tamamına yakını yıkıldığı için,durumu ağır olan orta yaşlı bir bayanı,ToyotaSA hastanesine götürdük.Bayan şoktan dolayı ağrı hissedemiyordu,Ama O’nu hastaneye götürünce vahşi bir manzarayla karşılaştık;Bina yıkılmamış olmasına rağmen,Bütün hastalar,Ameliyat olanlar ve yürüyemeyecek durumdu olanlar hariç!hastane bahçesine,yere serilen yataklarda yatıyordu,şokun etkisi geçen bayan inlemeye başladı.Vücudu mosmor idi,büyük ihtimalle iç kanaması vardı ve ölecekti.İmkansızlıklar yüzünden Ameliyata alınması imkansızdı.Bütün çabalarıyla insan üstü çalışan Doktorlardan birine,”Yapılacak bir şey olmadığını biliyorum ama hiç olmazsa,acısız ölmesi için bir morfin yapalım”dedim,Doktor bana,Elindeki bir kutu morfin ampülüyle bir paket şırınga verdi!”buyur eğer yapabiliyorsan sen yap”dedi ve gitti.Yıllarca kendi kendine iğne çakmış ve tıbbı eğitim almış biri olarak kadının yanına gidip,yüksek doz sir Morfin,yaptım.Daha sonrada eldeki imkanlarla,dieğr hastalara saatlerce pansuman ve ağrı keseci morfin iğnesi yaptım.Hepsi bir süreliğine olsada rahatlıyorlardı.Ama çok iyi biliyordum ki,pek çoğu bir daha asla saçlarını tarayamayacak!İlaç ve malzeme bitince diğer hastanelere doğru yolu çıktık.Fakat gelenlerin ardı arkası kesilmiyordu.Dönüşte,TEM otoyolundan geçmekte olan bir yolcu otobüsünün üstüne otoban köprüsünün çöktüğünü gördük,sonradan öğrndiğime göre 38 ölü.Depremde trafik kazası allahım sen büyüksün!Arabadan her inip yere bastığımızda bir artçı şok oluyorduki normal ölçeklere göre 5 ile 6,5 şiddetinde depremlerdi bunlar,Birkaç gün sonra İstanbul da,Marlboro da çalışan eniştem ve Leventin abisi,Nevzat oldukça yüklü yardımlarla,yaralarımıza merhem olmaya geldi.Tıpkı,Türkiye’nin dört bir yanından kendi imkanlarıyla gelen diğer vatandaşlarımız gibi.Ama maalesef devletimizin ve bürokrasinin hantallığı ve işlemezliği,insanlığını kaybetmiş din tüccarları gibi çok sayıda menfi sebepten dolayı,çok sayıda yardım ya yanlış ellere ulaştırıldı,yada depolama ve organizasyon eksikliği yüzünden yardımlar heba oldu.Daha sonra öğrendik ki;deprem sadece Sakarya’yı değil,Bütün Marmara bölgesini vurmuştu.Büyüklüğü Richter scalasına göre 7.4 süresi ise 45 saniye idi.Ülkemizin mali başkentleri;İstanbul,İzmit;Yalova;Sakarya’yı vuran deprem milyarlarca Amerikan Dolarına,Resmi rakamlara göre (Kİ gerçek bunun iki katından fazlaydı)45,000 insanımıza mal olan yüzyılın en büyük felaketiydi.İlerleyen günlerde de,kişisel ve organize maddi ve mali yardım akmaya devam etti.Fakat ne yazık ki,kanundan olmadığı gibi yaratandan da korkmaz vicdansızlar;Kızılhaç kamyonlarını,üzerinde haç var diye yaktırmaktan,kurdukları içme suyu arıtma tesislerini yağmalamaya,günahtır alınmazzzz, dedikleri Kızılhaç yardımlarıyla dükkan açmaya,kara para aklamaktan,ölenlerin mal ve mülklerine sahte belgeyle el koymaya kadar pek çok vicdansız eylem gerçekleştirdi.Ölen pek çok kişi,salgın hastalık ve tazminattan kurtulmak uğruna,kepçelerle kazılan devasa çukurlara,üzerlerine kireç dökülüp toprakla kapatılarak gömüldü.Morglar yetmeyince et,dondurma gibi maddelerin taşındığı,Frigo frig denilen TIR kasalarına doldurulan yüzlerce ceset,bilinmeyen yerlere götürüldü.VE yine acıdır,Almanların,Japonların ve diğerlerinin bir yıl boyunca dağıttığı erzak yardımlarını almaya,Mercedes’li BMW’li,Toyotalı depremzedeler geldi.Yine bu zavallı yardıma muhtaç insanlar,yazlık konaklama yerine sahip devlet misafirhanelerin de uzunca bir süre”zor şartlar altında’ konaklamak zorunda kaldılar.Depremden sonra,resmi rakamlara göre;17,000 kişinin vefat ettiği Sakarya ilinin nüfusu arttı.Hemde çoğu,”TÜRKİYELİ”vatandaşlarımız tarafından olmak üzere,yıllarını,bütün birikimlerini,menkul ve gayrimenkul olarak,bu bölgeye harcayan,Gerçek “buralı”insanlar kırkbeş saniyede beşparasız göçmen durumuna düşerken,”TC”vatandaşı ve genel olarak ülkemizin.Doğu ve Güney”bölgelerinden göçmüş birtakım yeni zengin “Vatandaşlarımız” oldu.Bu vesileyle;Tüm vefat edenlere Allahtan rahmet,Tüm maddi ve manevi hasara uğrayanlara da,geçmiş ve başınız sağolsun diyorum.Bu badireyi de atlatmıştım.Ama gerçek enlemde üzgündüm,keşke kendi hayatımı,enkaz altında kalan harhangi bir vatandaşımızla takas etme imkanım olsaydı.Ama her şeyin en iyisini bilen Rabbim böyle takdir ettiği için isyan edecek değilim!Zavallı Mağdurlar “Mecburi istihgaratlarını” Bodrum,Antalya ve Marmaris gibi yerlerde bitirirken,Ben iki yabancı dilim,yurtdışı tahsilime rağmen,Çenemi tutamadığım ve “Özü sözü bir” olmayı,bir fazilet zannettiğim ve o zamanki-
Fazilet-rüzgarını yanlış anladığım için,ekmeğimin peşine İstanbul yollarına düştüm.Geçirdiğim ve karaciğerimde ölmemi gerektirecek kadar hasar bırakan rahatsızlıklarımdan ötürü,Gölcük Askeri Deniz hastanesi,askerden önce bir yıl erteleme vermişti.Nihai askere elverişli değildir-“Çürük”-belgesi almak için tekrar gölcüğe gittiğimde,donanmanın yarısı ile beraber hastaneninde yok olduğunu gördüm.(O dcnem iktidardaki partiler;İşte türbanla uğraşanın sonu böyle olur,şeklindeki muhabbetlerini,Cüppeli Ahmetin dergahı da olan Mekke mescidinde yapamıyorlardı.Maalesef ,il müftülük binası da dahil bütün camiler yıkıldığı için,öğretmen evinde yapıyorlardı).Hastanenin yerinde inşaat dolayısı ile yel esmesi caiz olmadığından beni tekrar kan vermek üzere,GATA Haydarpaşa hastanesine yolladılar.Fakat orada da gerekli olan HCV-RNA ve HbsAG testleri bulunmadığı için,GATA Ankara’ya yollanmak üzere 15 gün sonrasına randevu aldım.İlk teşhis 1996 yılında konduğu ve altı ay sonra hala pozitif olması durumunda,iyileşme ihtimali olmaması sebebiyle,iki hafta daha Adapazarı’nın,depremden sonra kiralık bir evde annemle beraber ikamet ettiğim,Dövme,Piercing ve küpelerimi,Beş vakit devam ettiğim camisinden aforoz edildiğim,cebeci köyünde geçirmek üzere geri döndüm.Bu arada çenemi de tutamadığım için Pankreas kanserinden vefat eden Annem dışındaki aile fertleri ve arkadaş zannetiğim kişilercede aforoz edilmiş,hiçbiryerde tabak çanak kullanamaz hale gelmiştim.Tavla ve Satranç oynarken bile cerrahi eldiven,uyumak için yatağa her girdiğimde ise ölüm korkusu yaşadığımı hatırlatmak isterim.Kendisini kim beşyüz milyar ister yarışmasının potansiyel kazananı olarak gören yengem,100 km hızla giden bir otobüsün 100 km hızla giden bir binek otoyu geçmesi gerektiğini,çünkü daha büyük tekerleri olduğunu iddia eden abim beni kendilerinden ve çok sevdiğim yiyenim Batu’dan da soyutlamıştı.Çünkü şu an bile cinsel yolla bulaşıp bulaşmadığı bilinmeyen HCV Taşıyordum,ve kullandığım çatal bıçak plastik olmalı ve sonra yakılmalıydı.Onların sıkı ağızlılığı ve genel kültür zenginliği sayesinde,parasız,işsiz ve arkadaşsaz kalmıştım.Kendi çabamla bulduğum ve Abim ile Eniştemin çalıştığı PHİLLSA’nın En büyük rakibi olan RJ Reynolds Tabacco şirketinin Supervisör’ü (Bu arada bu işi yapanlara ve bu işi yapanların yanlarında çalışanlara kelime anlamını sorarsanız %90’ının bilmiyceğine dair kalıbımı basarım).Depremde Teyzemin kızının da oturduğu,fakat binanın çöküp enkaz altında kalmaları ve Allahtan kurtulup )başka bir ile göç edince,son iş umudumu du kaybetmiştim.Açıkçası çürük alamayıp hayatta kalmayı ve kalan günlerimde insanlarla beraber yemek yemeyi tercih ederdim!15 gün sonra tekrar GATA Haydarpaşa İntaniye servisindeydim!önümde baş örtülü bir hanım teyze için için ağlıyordu.Hayırdır teyzeciğim dedim,demez olaydım!”21 yaşında,daha önce köyü terk etmemiş,kan almamış,kan vermemiş hatta dişçiye bile ğitmemiş kızanına HIV (AİDS) teşhisi konmuş,toplu kan alımı sırasında.Teyzeciğim dedim;”Bu testlerin az da olsa hata payı var,testler karışmış olabilir,yok Rus’tu,yok acaba oğlan!mıydı?Falan derken testin temiz çıktığı,genconun askere döneceği bu sefer sevinç gözyaşları).Paso travmalar yaşatıyorlar bana.Bende şu gün heyet,durumun bu,bu kadar ömrün kalmış vesaire!Gerçi geldik 2000 yılına benim iki sene önce mefta olmam gerekiyordu,Doktorlara bakılırsa,hatta 2000 milenyumunu bi göreyim başka ihsan eylemez falan diyordum!Eeee “2001”A Space ODYessey” from Stanley Kurbick seyretmiş adamız da bi mok olmadı aaarbiden 2999 de,(YAA nee olacağıdı,Alience falan mı? Gelecekti).Onu buhu bırakta çoktan ölmüş olması gereken bini için “Sense of Humuor”umu (Espri nlayşımı) kaybetmemişim ya helal olsun be yav!Hakkatende,Dört yıl Eroin,İki yıl Kokain,Kovalanca hap,damar içi,Üstüne üç bejjj tanker Alkol iç iyi dayandom hahahaha….;=),Neyse sıra bana geldi.içeri girdim,hüzün dolu bakışlarla,daha önce kimbilir kaç kişiye;”İki ay ömrün kaldı!”demiş olan,Tabip Yüzbaşıya bakıyorum”-“Ben yemek molasına gidiyorum,sen bakıver ,buna”demez mi?yanındaki,bayan üst teğmene!Tam Eeehhhh yeter zaten bir ayağımız çukurda.oyun mu oynuyorsunuz?Siz benimle dedim!Bayan Tabip Üst Teğmen;”Otur bakalım şöyle,Soner TÜTER”demez mi?Şaşırdım da bi kaldım,tamam;”Doktorlar,hele ki Askeri doktorlar,Ölümü kanıksamış olabilir?Ama biraz saygı ya postu deldiren benim burada”.Ama takdir edersiniz ki (Ya da etmezsiniz,sizin bileceğiniz iş)Emir,demiri keser!Oturdum,”Hayırlı olsun”dedi!Nasıl?Anlamında kelleyi salladım,bendeniz.”Hayırlı olsun”diye nüksetti Bayan,Tabip,Üsteğmen!Testlerin temiz çıktı,Askere gidiyorsun!!!Yüzümün şeklinin,Kokain ile Eroini damardan çakıp,Sevgilisini başka bir horozla basan horoz şeklinde olduğunu zannediyorum ki,Bu askeri diplomasi de;”kahkahalar atıp osurarak gülmeye”,Benzer!(Teşbihte hata olmaz).ama bu bayanın şaka yapar bir hali yoktu!O’na önce durumumu anlatıp,Tam iki senedir yatağa ölümle girdiğimi,cinsel,hayatı bitmiş bir sosyopat olduğumu,Anti HCV’si + (pozitif) çıkan bir insanın 6 ay için de virüsü atamaması halinde sonsuza kadar Anti HCV+(pozitif) olacağını bildiğimi bendeyse sürenin 4 (dört,Four,Vier,chhitiri) yıl olduğunu,evraklarımın depremde yıkılan Gölcük Deniz hastanesinde kaybolmuş hatta değişmiş olabileceğini,Yani bildiği tıbbi ve bilimsel gerçekleri söyledim!”Evet dedi haklısın,ama bu yeni bir test;Anti HCV testi,vücuduna Hepatit C virüsü girdiğini söyler ki;neredeyse bütün insanların vücuduna Hepatit C;B virüsleri girer,Anti HCV miktarına bakılarak,ne miktarda virüs girdiğini bluluruz,Diğer Virüslerden farklı olarak Heqatit C,DNA (Dinamo nükleik asit)sarmalına değil,RNA (Ribonükleik asid) sarmalına yapışır ve bu test
Sonucu + (pozitif) çıkarsa hastalık vardır deriz ve çürük alırsın!Yada Low + deriz az ama yinede mevcuttur ve çürük alırsın,HCV RNA – (negatif) çıkarsa;vücuduna virüs girmiş ama yeterli sayıya ulaşamadığı için yada İnterferon benzeri tedavilerle yok olur.Sen HCV RNA – (NEGATİFSİN) yani askerlik yapmaya engel bir durumun yok!İşin daha da ilginci;Reyhan İstediği sürede Almanya ya dönmediğim için bana kızmış,büyük ihtimalle çevresinin de etkisiyle aklı sıra benden intikam almak için,belgelerimi ve paramı yollamayıp,beni bir nevi,”Ölüme terk etmişti”!Bende bu sebeple,Çok pahalı olan,İterferon,İmnuferon,Benzeri tedavileri,Ablamla ağabeymin arabalarının modellerini yükseltme,Beş yıldızlı otellerde tatıl yapma, ihtiyaçları nedeniylede,yaptıramamış,hatta üstüne üstlük,hergün içki ve ağrı keseci “karaciğer yok edici”terapisi uygulamış.Manevi ve maddi olarak ta dışlanarak,nasılsa yakın da öleceksin boşuna uzatma,türü ailevi destekte almıştım.İkisene boyunca bırakın “kız’ı erkek arkadaşım bile olmamış,Deprem ve işsizlikle beraber,Ölmem gereken her şeyi yapmışken,parasızlık yüzünden!C vitamini bile alamamıştım!VE şimdi bir “BayanTabib Üsteğmen;hiçbirşeyin yok!Birliğine teslim olabilirsin” diyordu.Ve ekliyordu;”Emin olmak için 4 kez daha test yaptık,Ama tekrar kan alacağız,Ultrason,x-Ray,MR de yapacağız bunlarla beraber bir de Biopsi (karaciğer ve dalaktan parça alıp analiz edeceğiz),bunların sonu da (3ay kadar sürer) Negatif çıkarsa askere gidebilirsin!”Tanrım,Loto’da büyük ikramiyemi yomsa hayatını geri alabilmek mi,Ferrari’ye binmek mi yoksa tekrar aşık olabilip çocuk sahibi olabilmek mi?”Ne derseniz deyin!Büyük ikramiye bana çıktı dostlarım (Eğer hala varsa) !Hastaneden çıktım Üsteğmene sarılıp öpmemek için kendimi zor tuttum!Hatta inceden aşık bile oldum (Üniforma kadınlarda çok seksi bence)Hastaneye yalnız gelmiştim,hayatımın genelinde oyduğu gibi!Kartallar yalnız uçar ben de koyu bir Beşiktaşlıyım.Kadıköye indim,arayacak kimsem yoktu.Benim ölüm haberimi bekleyen bir sürü Akbaba dan başka.Onları arayıp hayal kırıklığına uğratmak istemem.(Sene 2008 2 Şubat,Hala bekliyorlar-hayatta kalanlar).Kefenin cebi olmadığı gibi (Benimkinin bir sürüde yırtık yeri olmalıydı!),onlarda beklemeye devam ediyorlar,Ama boşuna beklerler!Ben bir kere kafamda öldüm,Ölümle aramdaki sorunları hallettim,bu saten sonra gelen ölüm hoş gelir,sefa gelir!Ölümle sorunu olanlar o’ndan korkanlar düşünsün!Nasılsa çürük alıcam diye;bir sene geç gitmiştim muayeneye ama yine de,hazırlık yapmam gerekti,Bir sezon sultanahmette çalışmak biraz bar hayatı yaşamak bana iyi gelecekti.Önce annemi aradım;müjdeyi verdim.Sonra da,ağabeymle yengemden kurtulmak için yaptığı ikinci evliliği dolayısıyla yaşadığı Pendik’teki evine gittim.Vapur da bir gazete aldım.Gazete de üniversitelilere af haberi vardı.Beni de kapsıyordu!!993’te giriş yapmış,sonrada Almanya’ya gitmek için kendi isteğimle ayrılmıştım.Pendik’te annem bana mükemmel bir sofra kurmuştu.Rakı’da vardı!Anneme diğer müjdeyi de verdim,ertesi gün Eskişehir’e giden mavi Tren’in barın da biramı yudumluyordum.Öğrenci işlerinden kaydımı yaptırıp İşletme fakültesine birinci sınıftan yaniden başladım,2002’ye kadar tecilim vardı.Sonra da gerekli testleri,EKG;Ultrason,x-Ray,MR.Biopsı,,,Tertemizdim.Eski bir Arkadaşım olar Onurun Sultaahmette yeni devir aldığı Bar da çalışmaya başladım.Barmenlik ve DJ’lik yapıyordum.Ben başladığım da 5 cd’leri vardı.Ben ayrılırker 660 den fazla,Cheers,hayatımın en güzel zamanlarını geçerdim bu barda,O beni Ben xd7nu hayata döndürdüm.Eskişehir’e dönmekte güzeldi tam 5 yıl sonra çok şey değişmişti,Güzelleşmişti,ama amacım işletme fakütesini bitirmek değildi.Yapacağım çok şeyler vardı,ama iki sene tecil işime yarardı doğrusu,
Cheers’ta yaşam….
Hastalıktan kurtulduğuma göre,cinsel perhizden de kurtuldum demekti bu!Yaşasın tam bir buçuk sene neredeyse hiçbir kadına “Dokunmamıştım!”,Aman tanrım,seksi çok seviyorum;Kapılar açılsın çatışmalar başlasın!İngilizcem çok zayıftı.Bütün öğrendiğim Metallica ve Megadeth’in şarkı sözlerini sözlükten çevirmekten ibaretti.Gramerim sıfırdı,pratiğim de öyle.Ama dil dile değmeden dil öğrenilmez,o halda,başlayalım! O kadar uzun zamandan ve elimle olan aşkımdan sonra,ayrım yapacak durumum yoktu.Barın üst katındaki odalardan birinde kalıyordum.Toplam dört oda vardı.Birinde,Romanyalı elemanımız Maria kalıyordu.Hayatın yıprattığı bir yüzü,yemek yapmaktan soğan kokan elleri ve harika kalçaları vardı!Diğer oda da Vanlı bir Kürt olan Apo,bir odada da ben kalıyordum.Diğer odayı geceliği 20$’dan fuhuş için kiralıyorduk.Patronum ve eski arkadaşım onuru ikna edip,üst katı da bar’a eklem için yıktırana kadar bu böyle kaldı gerisi uzun hikaye.Evet İngilizcem zayıftı,Almancam iyiydi ama hiç Alman müşterimiz olmuyordu,olanlar da erkekti ama durumum daha o kadar kötü değildi!Bir gece Mariayla kendimizi yatakta bulduk.Dediğim gibi,yorgun yüzü,soğan kokan elleri ama harika yetenekleri vardı.Sabaha kadar üç posta gittim.ama sabah yaptığımız konuşma beni tedirgin etmişti;aramızdaki yaş farkının (22) sevgili olmamıza engel olabileceğini söylüyordu,”Sevgili olmak mı?”neyse bozuntuya vermedim.Ama o verdi.Onur dahil herkes benimle dalga geçiyordu.Ama sonradan Onurun da O’na tıkladığını öğrendim!Ama esas sorun bu değildi:Maria’ya,Onur’un barı devir aldığı terörle mücadele şube şefi Yılmaz abi tıklıyordu ve bu O’nun kulağına giderse ben ölü bir adamdım.Ölüme öyle bir çalımlar atmıştım ki bu offside bana yakışmazdı!Maria’ya bir daha tıkladım,Bu sefer bir gece de dört ve O’nun üzerine oynadım,yani O’da skor yapmıştı ve bu beni bir süne kurtarırdı.Fakat İngiliz cem ilerledikçe ve kendime güvenim geldikçe,kısmetim açılıyordu.Bir gece,oldukça hoş bir Yeni Zelandalıya tıkladım.Fakat İnanılmaz bir trip geldi maria dan.O gece sağlam bir bafi ve güzel sözlerle kurtuldum ama bunun bir sonu gelmesi gerekiyordu.Maria,barda beni kesen,benimle muhabbet eden hatunların yanına gidiyor bir şeyler söylüyor,hatunlar bir daha selamımı bile almıyordu.Bir gece kavga ettik,O’na bu işin bittiğini söyledim ağladı falan ama Allahtan o gece Yılmaz abi gelip Maria ya terörle mücadele yöntemlerinin en yenilerini gösterdi de olay kapandı.Ondan sonra Maria ile sağlam kanka olduk ta ki…. O geceye kadar!Ama o başka bir konu.Onur baştan içki içmeme çok sorun çıkarıyordu.Ama çok iyi çalışıyordum,kendimi bozmuyordum vesaire.Aramızda içki içmeyen Apoydu,hesabı da D tutuyordu ama ne tutmak,altı yaşındaki yiğenim gelse kasadan har gece 100 $ dan fazlasının buharlaştığını anlardı.Alp,aramızda en pasif olanıydı.İstanbul üniversitesi işletme mezunuydu,İngilizcesi iyiydi.Ama pasif esrarkeşin tekiydi,doğru düzgün çalışmaz Mariayla beraber güya ajanlık yapardı.Ama esrarı itçimi ziksen haberi olmazdı ki,olmuyordu da!Onur da çok zekiydi,Apo’ nun götürdüklerini farkındaydı,ama ben içerdim,o da Alp e verdi kasa tutma işini.Ama o gece Alp in kafasi çok iyiydi.Onur hesapları sordu,Alp topu topu altı masayı bilye aklın da tutamıyordu,Alp’İ çocuk gibi aşağılayarak yukarı yatmaya yolladı,Hesabı ben tutmaya başladı.Ertesi günlerde de Apo Van’A gitti iki hafta boyunca hesabı ben tuttum.Satılan içki aynıydı ama hargece iki yüz dolar ayakın para fazla çıkıyordu.Apo döndükten sonra da hesap bana kaldı Ap bu işe çok bozuldu.Barmenlik ,O’nun için bir meslek değildi.İki üç sene de kendi mekanı için parayı indirecek sonra da uzayıp gidecekti,bana cephe aldı,Maria de yanındaydı.Ama para için değil,kadın kıskançlığı bense bir hata yaptım!Alp inde eski bir eroinman olduğunu öğrenmiştim,bir gün Alp in eski bir arkadaşı geldi Datça dan O’da eski bir junky idi.O gece bayram yapacaktık.Alp beni Taksim de,Metin isimli bir torbacıyla tanıştırdı.tam iki seneden fazladır temizdim,esrar bile içmiyordum.Ama o gece den sonra ada sıra gidip Age almaya başladım.Onurun hoşuna gidiyordu,çünkü içkiyi bırakmıştım,hesabı tutuyordum,alışverişi yapıyordum,eşek gibi çalışıyordum ama Onur Age e kesinlikle karşıydı.O’da esrar içiyordu,hatta Alp ile beraber ama Age e kesinlikle karşıydı,Bense iğne yapmıyor,peyniri alüminyum folyodan içiyordum.Kimse farkında değildi,ben ve Maria dışında.Maria ile odalarımızın tuvalet havalandırma yerlerı aynı yere açılıyordu.Bende zulamı orası yapmıştım.sabah kalkıpmalı almak için uzardım mal orada değildi.Maria’nın kapısını çaldık ve O’na neden malımı aldığını ve geri vermesini söyledim.Bana seni çok seviyorum neden bunu yapıyorsun dedi.Bir dana yapmıyacağımı söyleyip olayı kapattım.taki yılbaşı gecesine kadar,Yan tarafta çalışan best model Turkey ikincisi hoşbir hutun vardı,Onur O’na deli gibi aşıktı ama hatun bana yazıyordu ve illaki eroin denemek istiyordu,Yapma etme dedim dinletemedim.Ayrıca yılbaşı gecesi planlarına ;Onur,Alp,Okan ve arkadaşları beni katmamışlardı.Kendileri;Esrar,ekstasy ve alkolden oluşan bir kombinasyonla kutlama yaparken,hesabı tutan ve paraları tutması gerek,”ben” ayık olmalıydım,ama ben hiçte öyle düşünmüyordum.Gece hayvan gibi çalışıp,uyuyamadan,güzelimiz geldi.Üzerinde seksi sayılabilecek bir kıyafet vardı.Gerçi toplumun bize dayattığı ölçülerde ki bu boş kafaya çuval giydirseniz bile seksi olurdu.Neredeyse seks yapmaya sözleşmiştik ve bu bana iğrenç geliyordu.Ama toplumun benden beklediği şeklide,”O’nunla cinsel münasebette bulunmam gerekiyordu.Ama Uyumadan,neredeyse tek başına çalışmak ve Taksim deki torbacı Metin den aldığım malın kalitesi yüzünden ufak bir ereksiyon sorunu yaşadım!Biraz oral seksle idare edip O’nu yolladım.İkimizde bir şeklide istediğimizi almış(mıy)dık!Ertesi gün Onurla tartıştık,Maria’nın da katkılarıyla işimi kaybetmiştim.Kadınların gücünü küçümsemeyin ve patronunuzun aşık olduğu kadına takılmayın!Eğer arkadaş olarak bunu benden isteseydi sorun yoktu.Ama patron olarak bana ambargo koymaya çalışması Marksist ve anarşist yapımı tetiklemişti.Ordan ayrılır ayrılmaz yan bar dan teklif aldım.Cheers’a kıyasla bar bile sayılmazdı!Yer altında ki bir bölmeden fıçı biralar sokakta ki masalara sipariş ediliyordu.Cheers’ın dörtte biri kadar iş yaptığını söyleyebilirim ama ben başladıktan sonra,kokteyl ve yabancı içki satışları da başlamıştı.Cheers’ın müşterisini yavaş yavaş emiyorduk ve bu Onur ile Maria’nın benden nefret etme katsayılarını arttırıyordu.Orada bir süre daha çalışkım,Nazan da yanıma gelmişti.Ahmet oranın müdürü gibi bir şeydi ve onda kalıyorduk.Eski ve güzel bir Rum eviydi.Eroinle bağlarımsa yine kopmuştu.Seks alkol,iyi bir iş ve gece yarısı içilen işkembe çorbası,O’na duyduğum arzuyu engelliyordu.Sezon bitti.Başka bir iş bulmam falan gerekiyordu.Nazan ile beraber,Pendik’e annemi ziyarete gittik.Yağmurlu ve soğuk bir amkşamda,Rüştü Saraçoğlunda,Fener,Beşiktaş maçına gittik.VE tabii ki Beşiktaşlıların arasına oturduk.Nazan Galatasaraylıydı ve elli bin Fenerlinin arasın da ki bir avuç Beşiktaşlının arasında,hemde yağmur altında ve polis kordonunda küfür dinleyerek oturmak hoşuna gitmemişti.İlk gölü Fener attı.Stad yıkılıyordu,bende öyle,Ama daha sonra,Ahmet ve Ronaldo’nun iki adet ceviziyle,her zamanki gibi,Fener’i yendik.Ama aslında,ben kaybetmiştim!O gece ve ertesi günkü konsültasyonlar sonucunda;annem ve Nazan benim askere gidip gelme mi,Ve gelir gelmez evleneceğimizi karara bağladılar!Bilenler bilir “kadınlar kara vardı mı,sizin söyleyecek şeyiniz “ yoktur.Gidip gelme dedikleri süre 15 al kadardı.Ve benim hala tecilim vardı.Bırakın tecili,teorik olarak ölmek üzere olduğum için zaten askere alınmayacaktım,hadi kozmik bir terslik sonucu hayatta kaldım,ama ben yıllarımı yurt dışında geçiren biri olarak,10,000 euro gibi bir para yüzünden,diğer embesillerden bir yıl daha fazla askerlik yapmamalıydım!Artı hala tecilim vardı ve hayatımın kalanını,Okyanusya ülkelerinden birinde,yada Küba da geçirmeyi düşünüyordum.Ama dedim ya kara dulların sözünü dinlediğiniz an bittiğiniz andır.”Eroini de kolayca bırakacaktıt,O kadar zayıfmıydık,Reyhan?”.gerçekten o naapıyordur ölmüştür sanırım keşke ölmese.Ama benim arabama binip,terliklerimi giyen yeni erkek arkadaşı ölebilir!Bu arada çok üzgünüm ama;Canan da,”aklı apış arasında ki erkeklere”,Hepatit C,B ve Sifilis bulaştırarak aramızdan ayrıldı.Acaba:”Herkes hak ettiğini yaşar”,demek çok mu acımasızlık olur?Bu arada aklıma;Hülya Avşar’ın bir TV programı için,hayat kadını kılığına girip:Ama bende aidis var demesi ve bir sürü erkeğin O’na;olsun gülüm,biz Türküüz bize bişey olmaz deyişi geldi.Birde bir gün Adapazarın da arkadaşın dükkanında otururken,bir eleman gelmişti,”Abi ben bin o…pu ile yattım birkaç gün önce,ayıptır söylemesi;aletin ucundan bir sıvı geliyor”dediydi de,arkadaş,O’na takılarak;Üstüne yoğurt sür geçer”,;demişti.Daha da vahimi;eleman iki gece sonra geldi ve;”Abi haklıymışsın,yoğurt sürdüm,akıntı azaldı”.Demişti!Yine aynı arkadaşın dükkanına bir gece biri gelmişti ve sek model tartıya bakıp,”Abi bu saat bozuk galiba,hep 12’yi gösteriyor”.Demişti.Anlatmadan geçemiycem;bizim kasap dükkanımız vardı.Bir gün birisi gelip,elindeki kahve çekirdeklerini göstererek;”ağabeycim şunları bi zahmet çekebilirmisin?”,diyerek,kıyma çekme makinesını göstermişti.Hey gidi günler hey!Annemin bilinçsizce ortak olduğu,Nazan’ın sinsice yürürlüğe koyduğu;Beni askere yollama ve hayatımı,”Düzen”e!koyma planı,daha doğrusu komplosu yürürlüğe girmişti.Kendi arzumla,tecilimi bozdurmuş,Millet kaçmam için amuda kalkerken,ben birden;askere gider olmuştum!Daha,Uyuşturucu sorunuma tam bir çözüm bulamamış,Alkolle ise tam gaz sevişirken,Cuma günü,Balıkesir de ki;Ordanat er eğitim bölüğüne,teslim olacaktım!Üç günüm vardı.İdam mahkumları gibi,son isteklerim yerine getirildi!Adapazarında,Nazanla bereber,alkol ve seksten oluşan,çılgın kutlama menüsü bitmiş,Balıkesir otobüsünde ayılmıştım!Yanım da Nazan da vardı.O,İzmir’e devam edecekti.Bense “gidip-gelecek,ve,Nazan ile evlenecektim!”Soğuktu,doğum günüme az bir zaman kalmıştı.Balıkesir di indim,Nazan devam etti.Akşam üzeri birliğe teslim oldum.Hafta sonu olduğu ve sülüsüm (Teslim belgesi) bozuk olduğu için,kimse benimle ilgilenmedi!Dört beş saat süren işlemlerden sonra yatacağım yere yollanmak üzere iki inzibatla yola çıktım.Askeriyenin içi,Bilecik,Burdur,Bayburt gibi illerden büyüktü.Sülüsüm bozuk olduğu için,hakketmeme rağmen,ne çavuş ne onbaşı olabilecektim.Bunun yanında dalgıçlığım ve bilgisayar,yabancı dil bilgimin de bir anlamı yoktu.Her şey baştan karaydı.Geri dönülmez noktaya çoktan gelmiştim!Saatlerdir,ben ne yaptım ben ne yaptım?Sorusunu soruyordum.Cevap;ben sıçtım,yan bastım,bittim şeklindeydi.Yo kötü olan askerlik değil,benim durumumdu.Zaten daha askerlikle ilgili hiçbirşey görmemiştim.Hafta sonu olduğu için askeri giysi bile vermemişleridi.İki gece boyunca,erbaşlarla beraber,çay içtim,televizyon seyrettim ve yanımda getirdiğim,”Xanax’ları”yuttum.Xanaxlar bitip,askeri kamuflajı giyince,üstüne bir de botlarıma yanlış bağlayınca;”İşte dedim şimdi s…çtık!”,hayatımda iki gün üst üste traş olmamış ben,yıllarca damar içi uyuşturucu kullanıp,kovalar dolusu hap,tankerler dolusu içki içen ben,
Uyuşturucu satıp,seks shop işleten ben,iki tane araba parçalamış,hapsi girmekten ve sınırdışı edilmekten,son anda kurtulan ben.Kendi isteği hariç,seks yapmadan bir hafta geçiremeyen ben,ailem dahil,üçten fazla erkekle aynı odada yatmayan ben,Liseyi bitirdiğimden beri,sadece evlenirken ve cenazelerde takım elbise giyen ben.Vücudu dövme dolu,beş küpeli,piercingli ben,asker olmuştum.Ama ilk ve esaslı uyanış;Pazartesi günü,60 erkekle aynı koğuşu paylaştığım ve Xanax’larıma rağmen,sadece iki saat uyudukten sonra.Sabah osuruk ve ter kokusuyla merkezi ısıtılmış koğuşumdan çıkıp,hala yanlış bağladığım postallarımı giyip,Buz gibi suyla traş olmak için sıraya girmem,ve sabahın altısında karlı kaplı içtima alanına çıkmam değil di.Hala şoktaydım.Uykusuzluk,harmanlık,uyuşturucu yoksunluğu,karlı kaplı,insanın osuruğunu donduran soğukta değildi!Hep beraber bütün bölüğün (yaklaşık 600 kişi),toplantı alanın da dolaşan görevli çavuşun;”Psikoloji den viziteye çıkacak olanlara son çağrı,bir daha yemin törenine kadar (iki buçuk ay) ,psikolojiden vizite yok!”.demesiydi.Bir den kendime geldim.Alkol almadan yada herhangi uyuşturucu hap veya madde almadan uyuyamıyordum!Yaşadıklarım,beni ruhen ve bedenen bitirmişti.VE bu benim,en azından bir diazem yada xanax.alabilmek için son şansımrı.Hemen fırladım.Askere gidenler bilir,Çök,denilen zor bir pozisyondaydım.600 den fazla kişi,(Erbaş ve subaylar hariç),aynı pozisyondaydı.Dün akşam tanıştığım,İstanbullu çavuş dışında kimse şaşırmamıştı!Senin neyin var ki?diyen gözlerle bana bakıyordu.Ben de O’na,sonra anlatırım!,tarzında bakıyordum.Önde görevli sağlıkçı,arkasında da yaklaşık yirmi kişi olarak,Bölük komutanı,Yüzbaşının ofisine doğru yürüyorduk.Önümdekilerin çoğu,doğru düzgün yürümeyi bile beceremeyen,burayı nasıl gelebildiklerini,bir türlü anlayamadığım,gerçek anlam da Psikiyatrik ve hatta fiziksel sorunları olan kişilerdi.Onları görünce,bırakın istirahat yada Antidepresan almayı,geriye ağır darbe almadan dönersem şanslı olacağımı düşünmeye başladım.(daha sonra anladım ki bu kişiler köy baskısı yüzünden,yada gerçek zihinsel özürleri yüzünden,kontrol olmadan gelen benim gibi sülüsü bozuk kişilerdi.Askeriyenin bunlarla hiçbir alakası yoktu,burokratik işlemlerin ardından geri yollanacaklardı!).Bir ara kaçıp geri dönmeyi düşündüm,askerlikle ilgili anlatılan bir sürü şehir efsanesi vardı,korkudan altıma sıçmak üzereydim.(Daha sonra bu efsanelerin uydurma olduğunu,anlatılanların tam tersine askerlerin,özellikle,subayların,çok eğitimli ve pozitif kişiler olduğunu görecektim)!En son da ben vardım.İnanılmaz derecede pozitif enerji yayan,bölük komutanımız,yüzbaşı,birazda gülümseyerek;”Söyle bakalım senin neyin var,hiçte hasta gözükmüyorsun.!Dedi.Diğerlerine bakınca yüzüm kızardı.”Otur”.dedi,”Postallarını bile bağlamayı bilmiyorsun”.Ne zaman geldin sen”?Komutanım,diyerek,anlatmaya başlıyordum ki,”Otur!”,diye emretti!Bende Emredersiniz komutanım,diyerek,anlatmaya başladım!Her şeyi ama her şeyi,anlattım!Beni birkaç soru sorarak ama inanılmaz bir sabırla dinledi!Sonra da özel yaverini çağırarak,”Bu askeri hemen alıp revire götür!”,Kağıtlarını hazırlasınlar,Akşam İzmir hava hastanesine sevki hazırlanmış olarak,Tren garında olsun,dedi!Şaşırmıştım,şok olmuştum,ben birkaç şişe diazem ile Xanax’a razıyken,İzmir’e sevk olunmuştum,Ordudaki üçüncü günümdü,İzmir’in Nazan’ın yanına gidiyordum ve hatta çürük bile alabilirdim.Ama kimseyi arayıp yaygara koparmadım,Boynum kalındır.Babam öldüğünden beri,kendi dışkımı kendim yerim!Bölük doktoru,Astek,Ankara Üniversitesi mezunu yedek subaydı.Hepatit C’yi duyunca,kan testini asistanı sağlıkçıya yaptırdı.O zamanlar,Doktorlar bile bu hastalığı,bulaşma yollarını,tam olarak biliyorlar ve çok korkuyorlardı.(hatta AİDS’ten bile fazla).Bu doğruydu!Gerçekten Hepatit C Reaktif,Akut(geçici),yada,(kronik),olarak aktif halindeyse,çok bulaşıcı,(HIV’den 100 kat fazla) ve çok ta ölümcüldür.%90 kronikleşir,şimdi pek çok gnotipi vardır.Ama o zamanlarda,Hasta’nın 6 & ay ile iki sene içinde karaciğer sirozu,Kanser,Hepatik nekrosi (Hücre yıkımı) yada immun (bağşıklık sistemi) collapsı gibi karaciğere bağlı koplikasyonlardan dolayı,öldüğü bilinirdi.Belki O yüzden,bana oldukça iyi davranmışlardı.Gece askari bir jeep bizi tren garına götürdü!”Bizi” diyorum çünkü,akli olarak normal sayıldığım için!Yanıma iki tana de zihinsel engelli asker vermişlerdi,(zimmetlemiş ler di demek doğru olur).Tren saat 03;00 da kalkacaktı.Acemi asker olduğumuz için,askeri sivil kıyafet ile ve tren yoluyla gitmek zorundaydık.Sağlık çavuşu,gerekli belgeleri bana,(Akli olarak en sağlam olduğum gerekçesiyle),vermişti!?45 dakika bekledikten sonra gişe açıldı ve biletlerimizi aldım.Diğerleri gerek duymamıştı ama,ben sevk belgelerimizi okumayı akıl ettim!(Bu arada,otobüs çok daha hızlı olmasına rağmen,parasını cebimizden de ödesek binmemiz yasaktı!)Belgelerde;Tem 72 saat süremiz olduğu yazılıydı ki bu da,üç günümüz olduğu anlamına geliyordu!Fakat diğer ikisi,şehir efsanelerine okadar inanmış ve korkmuştu ki,sabah hastaneye gitmek istediler.Onların bu vatan severlikleri gözü yaşartmış olmasına rağmen ben,bana verilen üç günü kullanmak niyetindeydim.Belgeler de Otelde kalmak yasaktır yazıyor ama,akraba yada eş dost yanında kalınamaz demiyordu!Tren,otobüsle üç saat süren yolu yaklaşık yedi! Saate aldı.Sabah,Alsancak garındaydık.Kuzuları,kurda teslim etmişlerdi.Onlara;”Benim nerede olduğumu bilmedikleri söylemelerinin yeterli olduğunu” söyleyerek iki gün sonra buluşmak üzere,yolu da tarif ederek veda ettim.Dolmuşa atlayarak,daha beş gün önce,ağlayarak ve yemin töreninde görüşmek üzere sözleşerek ayrıldığımız,nişanlım sayılan Nazan’ın,Güzelyalı da ki evinin önüne geldim.Asker olduğumuz için,cep teflonu taşımamız yasaktı.Nazan’ın evinin önüdeki,kontürlü telefonundan,Nazan’ın ev telefonunu aradım!Saat sabah’ın sekiziydi.VE büyük ihtimalle akşamdan kalma olan alkolik sevgilim telefonu açtı.Sanırım afyonu patlamdığı için,Telefonun dijital ekranın da ki numaraya bakmamıştı!Eğer baksaydı;kod numarasından,O’nu İzmir den aradığımı anlamış olmalıydı!Çok zeki ve uyanık olduğunu iddia ederdi!O’na günaydın sevgilim nasılsın?Diyince ayıldı.Beni orduya teslim ettiğim den beri,ilk defa konuşuyorduk.Telefon kartı almaya ve aramaya fırsatım bile olmamıştı.O’na;”kapının önüne cıksana,”,dedim.”Niye,neoldu ki”,diye cevap verdi hadi,”pabucu yarım,çık dışarıya oynayalım!”dedim.Dijital ekrana bakmayı akıl etmiş olacak ki;çığlık atarak kapıyı açtı.Yüzündeki ifade,Azrail ile pazarlık yapan bir günahkarın ifadesine benziyordu.Elimin işaret parmağını burnuma götürerek,sus,işareti yaptım.Apartman boşluğunda sessizce,anneannesinin uyuduğunu,Benden-Güya-haberi olmayan dedesinin,(Allah rahmet eylesin),her an gelebileceğini söyledi ve bekle,dedi.Bu kız bir boklar karıştırıyordu.Tamam hiç tanışmamıştık,dedesiyle.Ama anneannesi bene tanır hatta sevdiği bile söylenebilirdi!O’nun birinden nefret etmemesi çok büyük bir lütuftu.Nazan’ın arkadaşlarının,neredeyse tamamından,nefret ederdi!O zamanlar bunun sebebini anlayamıyordum ama şimdi anlıyorum.Gizli kaldığım zamanlarda,Dedesi erzak bırakmam için genelde Pazar ve Cuma günleri eve gelir,bende dolaba yada yatağın kenarın da ki boşluğu saklanırdım.O zamanlar bunu yapanın tek ben olduğumu sanırdım….!Üzerine bir mont geçirip dışarı çıktı,paramız olduğun da ki genelde,bütün paramızı alkole yatırdığımız için,paramız olmazdı.gittiğimiz bir Cafe’ye gittik.İlk sorusu;”kaçtın mı?”,oldu!Bunu yapacak kadar dengesiz olduğumu bilirdi.”Hayır”dedim.”Kaçsam niye hala üzerimde askeri kıyafet olsun?”.Eee,dedi.”ne işin var,burada”?”seni çok özlediğimi söyledim,izin verdiler”!Ayılmak için,her sabah ihtiyaç duyduğu,Nescafe reçelini,içmemişti,(yada yememişti,genelde 7-8 şekerli içerdi kahvesini).Bir an inanır gibi olduktan sonra,saçmalama dedi!O’na olanları anlatıp,65 saatimiz kaldığını söyledim.Zannettiğimin aksine pekte iyi sevinmiş taklidi yapamamıştı,bu kız ne çeviriyordu?O’na şiddetle alkole ihtiyacım olduğunu söyledim.Henüz içmeyi bıraktığı birkaç saat olmasına rağmen O’nun benden daha çok ihtiyacı vardı!Eee hadi içecek bir şeyler alıp eve gidelim dediğim de,”Olmaz bu gün dedem gelecek.”dedi ama yalan söylediği,dünyanın elips olduğu kadar belliydi!Yada,Nazan Katolik olmuştu!”Bak” dedim güzelim,”ne boklar karıştırıyorsun bilmiyorum ama içkiye ihtiyacım var”.Benim de dedi,benim de”.Bakkaldan bir2,5 litrelik Fanta alıp,İçine bir yetmişlik Votka kırıp,Konak sahiline gidip içmeye başladık.Güneş ortaya çıkmış,bok kokulu İzmir körfezinin üzerinde parlamaya çalışıyordu.”Bak”,dedi.”Seni çok seviyorum,bunu biliyorsun değil mi bebeğim”?Ziktirtme bebeğini de ne boklar çeviriyorsun o nu anlat dedim.Suratın,on tane “Roş”,(Rivotril,Roche)üzerine,bir büyük içmiş,parası yetmediği için,göğüslerini yaptırtmış fakat,aleti kestirememiş bir;”Transvetiseksüel’in suratına benziyor”Yüzü daha da allak bullak olmuş,bana;”Ulan bu bok suratlı için mi askere gittim”,diye düşündürtmeye başlamıştı.Saçma sapan bir şeyler geveledi!Sanırım;geleceğimi düşünmek zorundaydım,benimle evlenmek isteyen,uzun zamandır peşimde olan,NATO’nun İzmir üssün de görevli,iyi kazanan ve beni Amerikaya,”Los Angeles’a”götürecek birisiyle,önümüzde ki ay,”Nişanlanıyorum”.Gibi bişeylerdi!Ha galiba birde ekledi;”BiliyormusunÂlsancakta evi var,ailesi de nişan için buraya gelecek!Herşeyi biliyor,”Aslında seni sevdiğimi…..falan filan”.”Siktir be”.Dedim.Şimdi,seni öldürmem yada en azından sakat bırakmam lazım,ama iki sebepten dolayı bunu yapamam.”Birincisi;Askeri elbise içinde parasız ve çaresiz olmam.İkincisi;Senin gibi bir fahişe için aileni cenaze masrafına sokamam,ha bir de sen zaten sakatsın;Kafadan sakat olmasan,bunu yapar mısın,hadi yaptın diyelim;Böyle fütursuzca ve dangalakça söyleyebilir misin”?!Ve sana keşeekkür ediyorum sana;”Çünkü senin gibi geri zekalı bir fahişe (demiyorum çünkü bir tanesiyle evliydim,bu onlara hakaret olur) adayından beni kurtardın.Artı senin için 14 ay 20 gün daha askerlik yapmaktan azad eyledin!”Ne”?Dedi,kızmadın mı!Aslında,diye cevap verdim.Arkadaşım ve Can dostum Ece sayesinde aslında senin zaten,Fahişe olmaya çalışan,Hafta sonu,Kybele gibi barlarda,Kendini,siyah beyaz Amerikalılara bir iki duble karşılığı düzdüren,bu arada ya tutarsa hesabı,hepsine;”Oh beni ne güzel becerdin,Oh sünnetsizde bi fena oluyomuş canım,Oh ben şimdi bunsuz ne yapacağım?”Hastası oldum ben bu organın,deyip.Bu erkeklerden,Zaten kendi ülkelerinde,eli kolu tutan yada haritada Nebraska nın yerini yardım almadan 3 saat,yardım alarak br saatin altında gösterebilen,bir kadınla evlenme şanslarının,Benim;”Marsın atmosferin de özel kıyafet olmadan yaşama şansıma eşit olduklarının,farkında oldukları için.”Ulan kafa da saç kalmadı,Alette 0,9 kalem ucu kalınlığın da”(Afro-zenciler hariç)”,hazır birini bulmuşken kaçırmayayım,bununla toplam nikah ve vize masrafı,ortalama bir Amerikalı kadına ısmarlayacağım,akşam yemeği ile bowling salonu parasını geçmez zaten”.”Hem bu evde ütü ve yemek yıkama işlerini yaparken,bende striptiz bardaki dansçı kızlara bakıp,900’lü hatlardan,o da olmadı “Private” porno filmlerinden,mastürbasyon donesi toplarım.Gecede ışıkları yakmadan.buna bir güzel yaslarım”,oy anam oy,suyundan da koy!”Hatta bu,hiçbir zaman kafamı zitecek kadar İngilizce öğrenemeyeceği için,hatta konuşurken yapacağı,gramer hatalarına gülüp sinirimi nötralize edeceğim için”,Psikiyatrist seansından da tasarruf ederim.Bu yetmezmiş gibi,bir de “devletten yurt dışı görev tazminatının yanın da,sırtından sopayı,karnıdan sıpayı tazminatı alırım”,ondan sonra,kırkıma gelmeden göbeğimi platform olarak kullandığım,”Instant fisherman marka oltamla,Missisipi Missouri deki sazanların dibine darı”,”bulamazsam şerbetçiotu dikerim”,diyen.IQ’su < (küçüktür işareti!)80,olan bir “Asker”.tavlamaya çalıştığını zaten öğrenmiştim.!!”Dedim”.O’nun söylediklerimi anlamaya çalışması yaklaşık bir ayı bulacağı için,(sizinde yazdıklarımı), elimde,1,5 litrelik su şişesinin içine boşaltılmış Votka ,olduğu halde,Yakın da ki İzmir Askeri Hava Hastanesinin yolunu tuttum.Kapıda,şişenin ağzı açılıp koklanmadığı için,Hava hastanesinin,deniz manzaralı,genişçe ve sıcak odasinda,diğer dört askere de ikram ederek,kantinden aldığımız,kolaların içerisine karıştırdığımız “Votka”larımızı içerek muhabbete başladık.Eminim!,diğer çocukların,benden daha ilginç öyküleri vardı!
Sabah görevli “Askeri hemşire”,bizi uyandırmakta pek başarılı olamadı.Buna birde odanın içersine sinen,alkol,sigara,osuruk ve ter,kokusundan oluşan karışım eklenince.(Ben Kimyasal silah alarmı verilmesini beklerken),Daha üst düzey subaylar,bizden kan almak,sözlü tetkiklerde bulunmak üzere tekrar geldiler.Bu arada saat,öğleni bulmuştu ki,bu başlı başına,”Emre itaatsizlikti”.Normal şartlarda,askeri mahkeme de yargılanmamız,(Organizatör olar da özellikle ben),gerekirken.Karaciğer hastalıkları ve İntaniye bölümünden,önce HCV-RNA ,testi için,Dokuz Eylül Tıp Fakültesine,Daha sonra da,Birliğime,Balıkesir Ordonat Er eğitim bölüğüne gönderildim.İki hafta daha,(Evet test sonuçları için 15 gün).Balıkesir’de kaldım.Fakat enteresan bir gelişme oldu!Önce,Anti HCV + (Pozitif),HCV-RNA – (Negatif),sonuçları geldi.Bunu Bekliyordum zaten,fakat,HbsAG (Hepatit B)+ (pozitif) sonucu çıktı.Oysa daha önce yaptırdığım,17 bin 750 bin (Yanlış yazdığımın farkındayım) testte bu da negatif ‘ti bunun üzerine,Kafası çok karışan,Balıkesir Asker hastanesi,beni GATA Haydarpaşa’ya sevk etmeye karar verdi!yine trenle,(otobüsle 6 saat süren yol),Tam 22 saate İstanbul’a Ulaştık.Yine aynı belgeler,bu sefer yanım da başka iki er!Biraz daha az olmak ile beraber yine iki güne yakın bir zamanım vardı.Bu arada Tren önce,tamamen ters yöne,Eskişehir’e gitti,Buradan “Van Gölü” Ekspresine bindik.Çünkü bedava askeri biletlerimiz,Boğaziçi,Fatih,Mavi ekspress gibi,Biraz daha pahalı olan trenlerde geçmiyordu!Bizim tren,Eskişehir den İstanbul’a 9 saate gidiyordu,diğerleri ise beş baate.Ama İlk kez,”Oh ne güzel”.Olduk.Önümüz de ki hızlı tren kaza yaptı ve o trenin yolcuları tam 16 saate gitti çoğu da trenden inip otobüsle devam etti.Bir de,”altımdan hiç çıkartmadığım eşofman takımımı çekip,askeri elbiseleri çıkartınca”;doğru trenin loakantasına!Treninin diğer bölümleri,(Tren Van dan geliyor,yolculuk inanılmaz uzun sürüyor ve yolcular yanlarında,yiyecek,peynir,tavuk,vesaire getiriyordu) bizim koğuşlardan kötü kokmak konusun da,Nazi’lerin Meşhur,”Auschwitz”,kampıyla yarışıyordu.*Bu arada yanlış anlaşılmasın bu insanlara bir şey demeye hakkımız yoktur.Çoğu mevsimlik işçi olan,sigortasız,üç kuruşa,geçici,çalışan bu insanlar.Biraz daha tasarruf edebilmek için ufak hayvanları dahil,bütün yiyeceklerini,otobüsün iki katından fazla süren bu tren de taşıyorlardı.bu tamamen ülkemizin,sosyapatik,İceberg’in görünmeyen yüzü kısmını yansıtıyordu.Ayrıca bunu,Almanya da görmüştüm!Özellikle,şarbon,deli dana zamanların da ,”AB dışından”,bütün gıda ithalatı yasaktı!Ama yasaksavar yurdum insanı insan ihlalleri,düşünce özgürlüğü,gibi”,yasakları savmak yerine,Almanya ya gıda sokma yasağını savmak için,cansiperhane tavırlar sergiliyordu.Bagajlara,Eroin gibi zulalanmış,”Otlu peynirler,Pastırmalar,Çemenler,Bomba ve uyuşturucu bulmak için eğitilmiş,Akıllı köpek,K-9 ların,”aklını bulandırıyor,yaptıkları görevden tiksindiriyorlardı!”Ama maalesef bu hayvanların istifa etme gibi lüksleri olmamakla beraber,Malzemeye el koyan Alman Gümrük görevlilerinin ise,Evlerine götürdükleri;Pastırma,peynir,çemen gibi malzemeleri,kendileri yemekle kalmıyor,amirlerine ve çevrelerine ikram ettikleri biliniyordu.Ama Türk düşmanı!Hükümet ve Stassi (Eski doğu Alman CİA’yi bir nevi MİT’i,MOSSADI,bilemediniz bir KGB ‘si iidi!)